Aydın ÇOBANOĞLU
Gündem simsarları
Tarih : 2012.01.04  01:16:08

 

Simsarlar, aslında fırsatçılar ya da kendilerine gayri ahlaki çıkarlar güden insanlardır.

 

Nereden çıktı şimdi bu konu diye şaşırdığınızı hisseder gibiyim.

 

Yıllardır suistimal edilen Anadolu insanı, sadece medyatik gündem kalmadığı zaman kullanılmadı mı? Ülkemizin batısından iç anadolusuna dahi bir zahmet geçmiş çoğu medya mensubu, sanki Doğu Anadolu, Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizin yaşam standartlarını çok iyi biliyormuş gibi oturdukları konforlu odalardan gazetelerindeki köşelerine döşedikleri cümleleri ile ajitasyon yapmadılar mı hep… Amaçları kendi tirajlarını artırmak değil miydi?

 

İşte Van depremi esnasında bölgeye korka korka giden ama boy gösterme fırsatı yakalamışken de oralara gitmekten geri durmayan ve oluşan bu felaketten faydalanma çabasında olan nicelerini izlemedik mi?

 

Peki şimdilerde neredeler bu simsarlar ha? Niye hiçbir yazılarında yok Van ve Anadolu. Çünkü ekmeğini yediler olayın… Daha zahmet çekmeye, masraf etmeye gerek görmüyorlar. Yine kaderine terkedildi Van ve Anadolu... Olsun be, o topraklar vefalıdır, kendini terk etmeyeni bağrına basar!
Ey Anadolumun insanı artık uyanıyoruz. Bizim hakkımızda bir şeyler yazan ve bu yazıları ile gündem oluşturma peşinde koşan simsar insanlardan telif hakkı istiyoruz. Herkesi, yazma konusu ettiği konularda, Anadolu insanı lehine neticeler oluşuncaya kadar ilgilendiği alanda kalmaya davet ediyoruz. Artık kimselerin kalemine ve kamerasına meşguliyet konusu olmak istemiyoruz.

 

Soruyorum Van’da yaşayan dostlarıma "Oralarda gezen, dertlerinizi kamuoyuna taşıyan, yaşanan aksaklıklara çare arayan bir medya mensubu var mı ’’ diye. Maalesef, terk edildik, birkaç İstanbul ve Ankara Belediyeleri ilgilerini ve yardımlarını sürdürüyorlar, birkaç ta dernek var ellerindeki işi neticelendirmeye çalışan, Van terk edildi, kimseler yok buralarda diyorlar. Hani ne oldu?
Kameramanlar o acı dolu günlerde enteresan olaylar yakalamak için yarışıyorlardı. Bir hafta boyunca ne kadar olumsuzluk varsa göstermeye çalıştılar ekranlarından. O olumsuzluklar ne çabuk giderildi ki haber programlarınızda hiç konu etmiyorsunuz…

 

Aslında demeliydiler ki ekranlarından ve köşe yazılarından “Niye bu vatan parçaları kendi haline ve birkaç itibar sahibinin insafına bırakılmış? Bizler buraları vatan parçası olarak görmemişmiyiz ki yıkılan her bina sıradışı bir anlayışla yapılmış.’’…

 

Ey haberciler, herşey düzeldiyse bari düzelen şeyleri göstermek için oralarda nöbette kalın da haberimiz olsun ve moralimiz düzelsin güzel gelişmelerden…

 

Fakat her şey yerli yerinde olsa gerek ki yılbaşı programları şen şakraktı. Binlerce insanımız fransa’nın yaptığı terbiyesizliğe rağmen paris tatili biletini iptal etmedi. Yurt dışına noel kutlaması ya da kaçamağı için kaçan kaçana idi. Anlayacağınız sevgili okurlarım, bir takım tuzu kuru kalabalıklar sömürdükleri kaynakların kaymağını da ülkemizde yemiyorlar. Gözlerden uzaklaşarak ne haltlar ediyorlar acaba.?

 

Sahi fransa dedim de aklıma geldi. İnsan hak ve hukukuna bu kadar duyarlı olan ''aslında fransız olan '' o fransızlara soruyorum. '' Madem bu kadar adil insanlardınız da o her taraftan kuşatıldığımız zor günlerde Güneydoğumuzda ne amaçla işgal çabası içindeydiniz.? Asil bir milletin topraklarını ne için kirletiyordunuz.?

 

Osmanlı'nın  kalan kısmını muhafaza etmek miydi amacınız yoksa soykırım mı yapmaya hazırlanıyordunuz? Soykırımın ne ve nasıl olacağını çok iyi planlamışsınız ki hiç bir mesnediniz olmadan, tamamen haltederek geçenlerde meclisinizden bir karar çıkardınız. İnsanlığı sömürerek ayakta duran, aslında bir anlamda da soykırım yaparak hayat bulan medeniyetiniz aldığınız o karara çok yatkın... güle güle kullanın...

 

Dünya insanlığının Türkiye ve Türk Milleti'ne ne kadar ihtiyacı olduğunu bir kez daha tescillediniz, sağolun.! 

Ama dikkat ederseniz isminiz özel isim özelliğini yitirdi ve baş harfi küçüldü…

 

Şimdi biz içimizde hakkaniyet ölçülerini tutturalım kafi. Ülkemizin her köşe bucağına eşit derecede hizmet ve imkanlar götürelim. Türk ve İslam Coğrafyası  dahilindeki dengesizliklerin çözümüne yönelik politikalar geliştirelim. Tüm milletçe, hem bize hem de insanlığa karşı yapılan haksızlıklara tavır alalım. Dünyanın her yerindeki varlığımız meşru işler çerçevesinde olsun. Ülke kaynaklarımızı elin parisinde, londrasında, romasında vs. harcamayalım.

 

Damarlarımızda taşıdığımız kanın asil özelliği derecesinde sorumluluklarımız var. Sorumsuz yaşamayalım. Vatandaşı olduğumuz memleketimizin her rengini desen amacıyla hiç çekinmeden kullanalım.

 

Van'da yaşanan deprem sonucu ortaya çıkan eksikliklerimiz hepimizin sorumluluğu olsun.

Paylaşmadığımız ya da paylaşamadığımız sorunlarımız, sonradan, acı ve hüzünlerimiz olmasın!

 

Simsarlara gün doğmasın… 

www.erzincangazetesi.com.tr

 

acobanoglu@erzincangazetesi.com.tr 

 

aydincobanoglu@hotmail.com  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

203 kez okundu
Yazarın Diğer Yazıları