TSK Mehmetçik Vakfı

16 Ağustos 2018 Perşembe

Zamanlama Manidar

Erdal Koca

Erdal Koca

E-Posta : erdalkoca@hotmail.com

 








Saygıdeğer Dostlar

Hafızalarımızda tazeliği ve güncelliğini koruyan, mevcut iktidar tarafından literatüre yerleşmiş şu tümceyi hatırlayacaksınız: ‘’Zamanlama Manidar’’ aslında tuttu da. Bir yazı, şiir, şarkı vs. yazdığınızda başlık dikkat çekici olursa okunma oranı da o ölçüde artıyor. Zira bunu test ettik.

12.8.2014 tarihinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Encümenince alınan bir karar uyarında bundan böyle Şeyh Said ve 47 arkadaşının vatana ihanet suçundan suçlu bulunarak asıldığı Dağkapı Meydanı’nın adı bundan böyle ‘’Şeyh Said’’ meydanı olarak değiştirildi. Zamanlama manidar.

Önce Şeyh Said kimdir kısaca ona bakalım. ’

http://tr.wikipedia.org’’ adresinde adı geçen hakkındaki bilgiler şöyle: Şeyh Said (Şeyh Said Palevi, Şeyh Said Pirani, Şeyh Muhammed Said Nakşibendi, Şeyh Said Efendi), (1865 ya da 1866; Palu, Elazığ - 29 Haziran 1925, Diyarbakır), Seyyid bir aileye mensup Zazaların içinde ikamet eden Nakşibendi şeyhi Kürt lideridir. Müderris, Mutasavvıf, Müfessir ve Muhaddis olan Şeyh Said,1925 Kürt isyanı lideridir.

Babasının adı Şeyh Mahmud Fevzi, annesi ise Gulê Hanım’dır.

Palu, Elazığ, Diyarbakır, Muş’ta, eğitim gördükten sonra babasının vefatından sonra Nakşibendi Tarikatı postnişini olmuştur. Babası Şeyh Mahmud Fevzi’nin Palu’dan Hınıs'a göç etmesiyle oraya yerleşmiştir. Nakşibendi tarikatının liderlerinden olup Ermeni Kırımına karşı çıkan fetvalar vermiştir. 1. Dünya Savaşı sırasında Rusya İmparatorluğu'nun Doğu Anadolu'ya ilerlemesinden dolayı Piran'a taşınmak zorunda kalmış ve savaştan sonra Hınıs Kolhisar'a yerleşmiştir.1925 yılında yargılanmış ve idam edilmiştir. Denilmektedir.

Ayrıca, hakkında bilinen, tarih sayfalarında yerini almış bir diğer gerçekte şu: Kürt İsyanının Dini Lideri olup, Cumhuriyetin ilk yıllarında doğudaki en önemli dini liderlerden biriydi. O yıllarda Cumhuriyet Hükümetine karşı ayaklanma çağrısı yapan Şeyh Said, on bin kişilik bir kuvvetle Diyarbakır’ı kuşatmıştı. Yoğun çatışmalardan sonra çekilen Şeyh Said’ idam edilmeyeceğine dair güvencesiyle teslim oldu. İstiklal Mahkemesinden yargılandıktan sonra 47 arkadaşıyla Dağkapı Meydanında idam edildi ve aynı yere gömüldüğü iddia edilmektedir.

Evet, Saygıdeğer Dostlar

Diyarbakır’da adı Dağkapı Meydanı olan meydana Diyarbakır Büyükşehir Encümeni kararıyla bu hainin adı verildi ve işin üzücü tarafı, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Encümenindeki AKP’li üyelerin tamamı bu önergeye ‘’EVET’’ oyu verdi.

Bu karara İçişleri Bakanlığı’nın da onay vermesi gerekiyor. Bakalım bakanlık bu konuda nasıl bir karar verecek. Ama bizim şahsi kanaatimiz o ki, tereddütsüz onaylayacaktır. Zira bu karar, daha önceden mutabakata varılarak alınmış bir karar olarak gözükmektedir.

Dahası, şu hususu da bir tarafa özellikle lütfen not ediniz: Eğer ömrümüz vefa ederse çok kısa bir süre sonra, ölümü halinde belki de onu dahi beklemeden bebek katili Abdullah Öcalan’ın Nelson Mandela gibi ‘’Özgürlük Savaşçısı’’ olarak bu meydana heykelinin dikildiğini de göreceğiz.

Değerli okuyucular!

Bu günlere olsun, oldu da ne oldu, Türkiye büyük devlet, bir şey olmaz diye diye geldik ama ne yazık ki çok şey hatta hayallerimizin ötesinde şeyler adım adım gerçek oldu. Görünen köy kılavuz istemez. Kürdistan resmen kuruldu. Yasama ve Yürütme organları olan KCK üyelerinin tamamı hapishanelerden bırakıldı. İş sadece sınırların belirlenmesine ve Kürdistan’ın resmen tanınmasına kaldı.

Gene hiç şüpheniz olmasın ki, bu adım atıldığında ilk tanıyan ülke ABD, ikincisi AB ülkeleri ve üçüncüsü de Türkiye olacaktır. Şimdi bir şey olmaz diyenlere soruyorum: Daha ne olsun?

Malum 10 Ağustos günü (Sevr Antlaşmasının da yıldönümüydü 10 Ağustos 1920) Milletin oylarıyla Sayın Başbakan, yüzde 52 civarında oy ile ilk turda Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Seçilmekten de öte Türkiye Cumhuriyeti tarihinde emsali olmayan, olması da mümkün görünmeyen bir rekora imza attı.

Seçim sonuçlarına etki eden siyasal faktörleri ve sebeplerini bir yana bırakırsak, sonuçları itibariyle çok büyük bir başarıya imza atmıştır. Diğer köklü ve tabanı olan partilerimizden hiç birisi tek başına iktidar olamadığı gibi AKP ile birlikte girdikleri seçimlerde MHP: 2002 seçimlerinde yüzde 8 oy alarak meclise giremedi. 2004 de yüzde 10 oy aldı üçüncü, 2007 de yüzde 14 oy alarak üçüncü, 2009 da yüzde 16 oy alarak üçüncü, 2011 de yüzde 12 oy alarak üçüncü ve yine 2014 de yüzde 17 oy ile inişli çıkışlı üçüncü parti olabildi.

CHP: Kemal Kılıçdaroğlu ile 2009 da yüzde 23 oy alarak, 2011 de yüzde 25 oy alarak, 2014 de yüzde 27 oy alarak anamuhalefet partisi oldu.

Hani diyorum ki, Sayın Erdoğan’ın bu başarısında bu partilerimizin payı yok mu?

 

 


13 Ağustos 2014 Çarşamba 21:46
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

CHP'den Başköylü kadınlara destek

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, “Ölürüz de jeotermal kuyu

Türkiye kendini yiyen ülke haline getirildi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal düzenlediği basın toplantısında "Türkiye, kendi kendine yeten 7

MHP aşıya karşı çıkan ailelere hapis istedi

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, genişletilmiş

FETÖ gitti İskender Paşa cemaati geldi

Son dönemde FETÖ’nün tasfiye edilmesinin ardından yargıda yeni tarikat ve cemaatlerin yapılandığı

Hiçbirimiz trafik meselesinde efsunlu değiliz

Polis Amirleri Eğitimi Merkezi 2018 Yılı 3.Dönem Mezuniyet Töreninde konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu,

AKP seçmeni de imam hatip karşıtı

Nakil döneminin sonuçları, AKP’nin yüksek oy aldığı illerde de imam hatiplerin tercih edilmediğini ortaya

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL