TSK Mehmetçik Vakfı

21 Ekim 2018 Pazar

Zamanlama Manidar

Erdal Koca

Erdal Koca

E-Posta : erdalkoca@hotmail.com

 








Saygıdeğer Dostlar

Hafızalarımızda tazeliği ve güncelliğini koruyan, mevcut iktidar tarafından literatüre yerleşmiş şu tümceyi hatırlayacaksınız: ‘’Zamanlama Manidar’’ aslında tuttu da. Bir yazı, şiir, şarkı vs. yazdığınızda başlık dikkat çekici olursa okunma oranı da o ölçüde artıyor. Zira bunu test ettik.

12.8.2014 tarihinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Encümenince alınan bir karar uyarında bundan böyle Şeyh Said ve 47 arkadaşının vatana ihanet suçundan suçlu bulunarak asıldığı Dağkapı Meydanı’nın adı bundan böyle ‘’Şeyh Said’’ meydanı olarak değiştirildi. Zamanlama manidar.

Önce Şeyh Said kimdir kısaca ona bakalım. ’

http://tr.wikipedia.org’’ adresinde adı geçen hakkındaki bilgiler şöyle: Şeyh Said (Şeyh Said Palevi, Şeyh Said Pirani, Şeyh Muhammed Said Nakşibendi, Şeyh Said Efendi), (1865 ya da 1866; Palu, Elazığ - 29 Haziran 1925, Diyarbakır), Seyyid bir aileye mensup Zazaların içinde ikamet eden Nakşibendi şeyhi Kürt lideridir. Müderris, Mutasavvıf, Müfessir ve Muhaddis olan Şeyh Said,1925 Kürt isyanı lideridir.

Babasının adı Şeyh Mahmud Fevzi, annesi ise Gulê Hanım’dır.

Palu, Elazığ, Diyarbakır, Muş’ta, eğitim gördükten sonra babasının vefatından sonra Nakşibendi Tarikatı postnişini olmuştur. Babası Şeyh Mahmud Fevzi’nin Palu’dan Hınıs'a göç etmesiyle oraya yerleşmiştir. Nakşibendi tarikatının liderlerinden olup Ermeni Kırımına karşı çıkan fetvalar vermiştir. 1. Dünya Savaşı sırasında Rusya İmparatorluğu'nun Doğu Anadolu'ya ilerlemesinden dolayı Piran'a taşınmak zorunda kalmış ve savaştan sonra Hınıs Kolhisar'a yerleşmiştir.1925 yılında yargılanmış ve idam edilmiştir. Denilmektedir.

Ayrıca, hakkında bilinen, tarih sayfalarında yerini almış bir diğer gerçekte şu: Kürt İsyanının Dini Lideri olup, Cumhuriyetin ilk yıllarında doğudaki en önemli dini liderlerden biriydi. O yıllarda Cumhuriyet Hükümetine karşı ayaklanma çağrısı yapan Şeyh Said, on bin kişilik bir kuvvetle Diyarbakır’ı kuşatmıştı. Yoğun çatışmalardan sonra çekilen Şeyh Said’ idam edilmeyeceğine dair güvencesiyle teslim oldu. İstiklal Mahkemesinden yargılandıktan sonra 47 arkadaşıyla Dağkapı Meydanında idam edildi ve aynı yere gömüldüğü iddia edilmektedir.

Evet, Saygıdeğer Dostlar

Diyarbakır’da adı Dağkapı Meydanı olan meydana Diyarbakır Büyükşehir Encümeni kararıyla bu hainin adı verildi ve işin üzücü tarafı, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Encümenindeki AKP’li üyelerin tamamı bu önergeye ‘’EVET’’ oyu verdi.

Bu karara İçişleri Bakanlığı’nın da onay vermesi gerekiyor. Bakalım bakanlık bu konuda nasıl bir karar verecek. Ama bizim şahsi kanaatimiz o ki, tereddütsüz onaylayacaktır. Zira bu karar, daha önceden mutabakata varılarak alınmış bir karar olarak gözükmektedir.

Dahası, şu hususu da bir tarafa özellikle lütfen not ediniz: Eğer ömrümüz vefa ederse çok kısa bir süre sonra, ölümü halinde belki de onu dahi beklemeden bebek katili Abdullah Öcalan’ın Nelson Mandela gibi ‘’Özgürlük Savaşçısı’’ olarak bu meydana heykelinin dikildiğini de göreceğiz.

Değerli okuyucular!

Bu günlere olsun, oldu da ne oldu, Türkiye büyük devlet, bir şey olmaz diye diye geldik ama ne yazık ki çok şey hatta hayallerimizin ötesinde şeyler adım adım gerçek oldu. Görünen köy kılavuz istemez. Kürdistan resmen kuruldu. Yasama ve Yürütme organları olan KCK üyelerinin tamamı hapishanelerden bırakıldı. İş sadece sınırların belirlenmesine ve Kürdistan’ın resmen tanınmasına kaldı.

Gene hiç şüpheniz olmasın ki, bu adım atıldığında ilk tanıyan ülke ABD, ikincisi AB ülkeleri ve üçüncüsü de Türkiye olacaktır. Şimdi bir şey olmaz diyenlere soruyorum: Daha ne olsun?

Malum 10 Ağustos günü (Sevr Antlaşmasının da yıldönümüydü 10 Ağustos 1920) Milletin oylarıyla Sayın Başbakan, yüzde 52 civarında oy ile ilk turda Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Seçilmekten de öte Türkiye Cumhuriyeti tarihinde emsali olmayan, olması da mümkün görünmeyen bir rekora imza attı.

Seçim sonuçlarına etki eden siyasal faktörleri ve sebeplerini bir yana bırakırsak, sonuçları itibariyle çok büyük bir başarıya imza atmıştır. Diğer köklü ve tabanı olan partilerimizden hiç birisi tek başına iktidar olamadığı gibi AKP ile birlikte girdikleri seçimlerde MHP: 2002 seçimlerinde yüzde 8 oy alarak meclise giremedi. 2004 de yüzde 10 oy aldı üçüncü, 2007 de yüzde 14 oy alarak üçüncü, 2009 da yüzde 16 oy alarak üçüncü, 2011 de yüzde 12 oy alarak üçüncü ve yine 2014 de yüzde 17 oy ile inişli çıkışlı üçüncü parti olabildi.

CHP: Kemal Kılıçdaroğlu ile 2009 da yüzde 23 oy alarak, 2011 de yüzde 25 oy alarak, 2014 de yüzde 27 oy alarak anamuhalefet partisi oldu.

Hani diyorum ki, Sayın Erdoğan’ın bu başarısında bu partilerimizin payı yok mu?

 

 


13 Ağustos 2014 Çarşamba 21:46
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

MİT ve Emniyet’e UYAP yetkisi

Komisyonda, güvenlik soruşturmasıyla ilgili maddede değişiklik yapıldı.

Yükselme sınavında Süleymancı torpili

Şırnak Üniversitesi’nde yapılan Görevde Yükselme Sınavı mülakatlarında kimi adaylara tarikat bağı

Kadınlar nafaka almak için mi evleniyor?

Yazılı bir açıklama yapan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı "Son günlerde kamuoyunda mevcut nafaka

Papaz Brunson'ı bırak Hasan Mezarcı'ya bak

Medyanın kendisine yer vermediğini ileri süren Hasan Mezarcı, "Bu ilâhî medya yayınları kıyamete kadar artarak

Devlet krizin farkında değil

Hükümetin yaptığı ‘tasarruf’ açıklamaları bütçeye yansımadı. ‘Mal ve Hizmet Alımları’ için

Örtülü harcama 1.3 milyarı aştı

Örtülü ödenek harcamalarının büyük bölümünün 24 Haziran seçimlerinden önce yapılması dikkat çekti.

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL