TSK Mehmetçik Vakfı

22 Ekim 2018 Pazartesi

Saflar Netleşiyor

Erdal Koca

Erdal Koca

E-Posta : erdalkoca@hotmail.com

 





 
Merhaba sevgili okuyucular
 
Bazen düşünüyorum da şu hayat ne kadar nankör değil mi? Hani insan evladını büyütür,

besler, bir iş sahibi yapar ve eseri ile övünür. Lakin evlat vefasız çıkarsa yandı gülüm keten

helva.

Şimdi bakıyorsunuz şu cemaate yani Fettullah Gülen Cemaatine. Bütün organlarıyla AKP

hükümetine veryansın ediyor. Neymiş efendim: Dershaneler kapatılıyormuş. Kapatılsın ne var

bunda. Siz ahret için çalışmıyor musunuz ne işiniz var dünya malıyla? Yok efendim olmaz

ekmekleri kesiliyor. Zira bu pastadan en büyük pay onların nasıl feryat etmesinler değil mi? 

Hani diyecektim ki, belki Fettullah Gülen hoca efendi bu kadar değildir. Sadece etrafındakiler bu

kadar yaygara kopartıyor. Lakin Akit Gazetesinin yazdığına ve muhteremin herkül.org sitesindeki

beyanlarına bakılırsa etrafındakiler deveden kulak bile değil.

Ben de çocuğumu dershaneye verdim, vermek mecburiyetindeyim. Zira eğitim sistemimizin

kalitesi belli. Okulda almış olduğu derslerle iyi bir üniversiteye girmesi o kadar kolay değil.

Birçok şeyden fedakârlık yaparak gönderiyorum. Lakin hadi ben bir şekilde bunu hallettim

diyelim. Ama bu imkânı olmayan ne kadar aile var Türkiye de biliyor musunuz? Hal böyle olunca

nerde kaldı fırsat eşitliği? Zengin için değişen bir şey yok. Zaten onlar çocuklarını kolejlerde

okutuyorlar.

Öte yandan, bu dershaneler zaten ders verdikleri öğrenciler içerisinde birkaç tane zeki çocuğu

alır, onun üzerinde hassasiyetle durur ve yetiştirir. Diğer öğrenciler de ona sponsorluk yaparlar.

Gerçek bu. Herkes tarafından bilinmektedir ki, her dershaneye giden öğrenci istediği puanı

alarak, istediği okula giremiyor. Küçümsemek adına söylemiyorum ama kimisi Harran

Üniversitesini tutturur, okur, mezun olur ama KPSS de elli puanın üzerine çıkamaz. Öte yandan

belli başlı üniversitelerde mezun olanlar ise iş bulmaktan sıkıntı çekmedikleri gibi, yeter

miktarda alternatif taleplileri de vardır.

Tabi burada şu hususu belirtmeden geçmek de olmaz: Bu dershaneler kapatılmadan önce çok

iyi düşünülmeli, eğitimin kalitesi yükseltilmeli, öğrenci ihtiyaç duyduğu her bilgiyi

öğretmeninden alabilmeli ve daha da önemlisi okulda aldıkları eğitim şekli, dershanelerdeki

gibi üniversiteye yönelik olmalıdır.

Tabi burada en önemli hususlardan birisi de daha önceki bir yazımızda da değinildiği gibi,

dershanelerde öğretmenlik yapan bunca öğretmenin ve istihdam edilen çalışanların

durumlarıdır. Dershanelerin derhal kapatılması halinde bunca doğacak işsizsin durumları.

Malum, Ülkemizdeki resmi işsizlik oranları dahi ürkütücü boyutta.

Bu kadar öğretmenin bir anda devlet tarafından istihdam edilmesi hele hele şu ortamda asla

mümkün görünmüyor. Çünkü bir taraftan dünya henüz tam olarak global krizin etkisinden

kurtulmuş değil. Bunun yanında bizim bir de Suriyeliler sorunumuz var ki, ekonomiye

katlanamaz bir yük getirmektedir.

Bu noktaları birleştirdiğinizde, yaptığınız iş doğru bile olsa zamanlaması yanlış. Doğru yapılan

bir işte zaman ve zemin çok önemli. Zira yanlış zamanda ve yanlış zeminde yapacağınız iş

doğru da olsa yanlış algılanmaya mahkûm.

Tabi burada  yine en önemli hususlardan birisi de cemaatin hükümetten bitmez tükenmez

istekleri. Sayın Başbakan da ‘’ne verdiler de biz kabul etmedik’’ diyerek, bir nevi cemaatin her

isteğinin bila istisna karşılandığını zımnen de olsa itiraf etti. Lakin anlaşılan o ki cemaat, artık

hükümeti bunalım noktasına getirdi. Öyle olmasaydı Sayın Başbakan seçimler arifesinde

cemaati karşısına almazdı. Anlaşılan istiap haddi aşıldı. 

Şu gerçeği inkâr etmek kendimizi inkâr etmek demektir: herkes biliyor ki bu hükümet, en başda

memur alımları olmak üzere, çoğu konularda cemaate öncelik tanımıştır. Cemaat hep referans

olmuştur. Lakin bu günkü gazetelere baktığımızda eski istihbarat müdürlerinin ifadesiyle,

cemaat artık işi bakan atamalarına kadar müdahale edecek noktaya taşımıştır. Gayet tabidir ki,

siyaset üzerindeki askeri vesayetin kalkmasından sonra cemaatin vesayeti altına girmesi kabul

edilebilir bir durum değildir.

Burada anlaşılmayan husus, cemaat üyelerinin on bir yıldır AKP hükümetine kayıtsız şartsız

vermiş olduğu desteğin bir anda tersine çevrilerek, AKP nin en ağır bir şekilde hedef haline

getirilmiş olmasıdır.

Tabidir ki, bu durumda cemaat ve iktidar kanadında bölünmeler oluşmaktadır.  Daha da

önemlisi Sayın Başbakanın ifadesiyle ‘’Bir taraf olmayan bertaraf olur’’ sözleri, taraflar arasında

da etkili olmuş ve herkes bir noktadan sonra safını belli etmeye başlamıştır. Bunun en güzel

örneği Hakan Şükür’dür. Kendisi kibarca safını belli etmiş, ağırlığını cemaat tarafına koymuştur.

Sadece Hakan Şükür mü? Tabi ki hayır. Yeni seçimlerde aday olamayacağını anlayan herkesin

safı belli olmuştur.
 


02 Aralık 2013 Pazartesi 21:11
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Uzan AKP İzmir Belediye Başkan adayı mı?

Yurtdışındaki iş adamı Cem Uzan'ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a "hizmete hazırım" çağrısı yapması

Profesör olmak için Şırnak’a geliyorlar

Şırnak Üniversitesi İşletme Bölümü’nde görevlendirilmek üzere,‘Siyasal Bilimler alanında doçentliğini

Hükümet medyasından Akit'e FETÖ'cü suçlaması

Merkez Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Abdurrahim Karslı, dün akşam Akit TV'de Başka Açıdan isimli programa

MİT ve Emniyet’e UYAP yetkisi

Komisyonda, güvenlik soruşturmasıyla ilgili maddede değişiklik yapıldı.

Yükselme sınavında Süleymancı torpili

Şırnak Üniversitesi’nde yapılan Görevde Yükselme Sınavı mülakatlarında kimi adaylara tarikat bağı

Kadınlar nafaka almak için mi evleniyor?

Yazılı bir açıklama yapan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı "Son günlerde kamuoyunda mevcut nafaka

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL