22 Eylül 2019 Pazar

ORTADOĞU'DAKİ GELİŞMELER

Erdal Koca

Erdal Koca

E-Posta : erdalkoca@hotmail.com

 Merhaba Sevili Dostlar;


Aşağıdaki yazıyı birkaç gün önceden kaleme aldım ama ne yazık ki, tamamlama ve yayınlama fırsatım olmadı.

Belki çoğunuz beni yazmış olduğum sitelerdeki makalelerimden çok şiirlerimden tanıyorsunuzdur. Zira, zaten mesleğim de yazarlık değil, şairliktir ama her şairin de bir yazarlık tarafı vardır. Ben bu avantajı kullanıyorum.

1972 yılından beri yazdığım şiirleri, kısmet ve şartlar müsait olursa bir kitapta topla düşüncesindeyim. O nedenle, işten artan zamanımın çoğunu şiir yazmaya ve onları toplamaya, kitap basmaya hazır hale getirmeye çalışıyorum. Bunun içindir ki, yazmaya zaman zaman aralık veriyorum.

 Sevili Dostlar;

Milenyum çağının sıcak savaşların geride bırakıldığı, teknolojik, biyolojik ve siyasi boyutlarıyla öne çıkan bir savaş türü olduğunu artık herkes kabul ediyor.

Güçlü olup, dünyaya yön veren devletler, çeşitli uluslararası kuruşları, tabiri caiz ise parmaklarında oynatarak, güçsüz ülkeleri sömürebilmek için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar. Bunun en bariz örneklerini Ortadoğu’da hemen her devlette görebilirsiniz.

Umarım bu muhasebe herkes tarafından yapılıyordur ve Müslüman kanının akmasına alet olmuyor, alet olanlar hariç, diğerleri de bu durumu yakından takip ederek, olayın perde arkasını az çok tahmin ediyordur.

Bu durumları bildiğimiz ve yakından takip ettiğimiz için kendi kendime bir karar almış, uzun zamandır gazete okumuyor ve televizyon seyretmiyordum. Bu gün sabah işe gitmek üzere kalkıp kahvaltı masasına oturdum ve televizyonu açıp,  sabah haberlerini izlemek istedim. Daha ilk lokma, Mısır ve Suriye’deki katliamlarla boğazımda düğümlendi. Öyle ki, evimizin İçişleri Bakanı ’da, madem bir dilim ekmek yiyecektin de neden bunca ekmeğin ziyan olmasına sebep oluyorsun diye sitem etti.

Çağımızın en korkunç buluşlarından birisi olan kimyasal silahların, ne yazık ki İslam Dünyasında Müslümanlar üzerinde hunharca denenmesi, artık aklın, iz ’anın ve yüreklerin tahammül sınırını çoktan aştı. Bunları Müslümanların aksiyon filmi gibi seyretmesi, insan hakları savunucuları ile Birleşmiş Milletlerin sadece kınamanın ötesinde hiçbir şey yapmaması da kabul edilebilir bir durum değildir. Zaten bizlerin bir protesto dışında yapacağımız bir şey olmadığın da farkındayım. Zira, anamıza söven kadı!

Sevgili dostlar;

Burada hazin olan durum;  Suriye’de, Mısır’da, Libya’ya, Tunus’ta ve diğer İslam ülkelerinde akan bu kanın yine Müslümanlarca akıtılan, Müslüman kardeşinin kanı olması ve bunun faturasının da Türk Milleti tarafından ödenmesidir.

Biz bu durumu daha önceden de bir çok kez Irak ve Doğu Türkistan, Azerbaycan, Bulgaristan, Bosna ve bir çok Müslüman ülkesinde de yaşadık. Bu Millet, bu olayların faturasını ne yazık ki ödemek zorunda kalmıştır. Bazen isteyerek, bazen de istemeyerek.

İçinizde İsrail’in hiçbir Arap ülkesiyle savaştığını hatırlayan var mı? Daha da önemlisi şu ki, Müslümanların akan bu kanı, demokrasi adı altında İsrail’in güvenliği ve megalo ideasına hizmet ettiğini, bunun için ABD nin her konuda elinden geleni yaptığını da bilmekte fayda var.

Lakin bu durumun çok net olarak bilinmesine rağmen hiç kimse, hiçbir devlet, ABD nin adını ağzına alamaya cesaret edemiyor, üstü örtülü İsrail’i eleştiriyor. Yani bir bakıma hamaset yapıyor.

Sevgili dostlar;

Tarihte şu çok açık ve nettir; Sistem değişiklikleri hiç de kolay olmuyor. Yapılan her sistem değişikliği sonucunda, eski sistem kalıntılıları tamamen ortan kaldırılıyor.

Bu duruma yakın tarihimizden başlayarak örnekler vermek istiyorum. İlk olarak Libya’dan başlarsak, hepimizin çok yakında şahit olduğu gibi, Kaddafi hunharca katledildi. Bununla birlikte çocukları da aynı akıbeti paylaştı. Irak’ta Saddam Hüseyin’in idamından sonra çocukları da ne yazık ki yine aynı sonu paylaşmak zorunda kaldılar. İran’da Şah Rıza Pehlevi’nin akıbetini de sanırım bilmeyen yoktur.

Bu durum Osmanlı’da da aynı şekilde olmuştur. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte hanedan üyeleri çeşitli ülkelere sürgüne gönderilmiştir. Bu durum Avrupa ve dünya tarihi incelendiğinde farklı bir durumda olmadığı görülmektedir. Hatta Fransa da 72 yıl iktidarda kalan 14. Louis’in durumu da bunun açık örneğidir.

Belki, Türkiye Cumhuriyetin ilanıyla demokrasiye geçmemiş olsaydı, bu gün hiç tereddüdünüz olmasın ki, Libya’dan, İran’dan, Irak’tan, Lübnan’dan, Mısır’dan ve Suriye’den farkımız olmaz hatta daha da ağır bedeller ödemek zorunda kalabilirdik.

Allah, Atatürk ve onun silah arkadaşlarına rahmet etsin, mekânları cennet olsun ki bu günlere savaşlar hariç, kansız, bıçaksız ve bir bütün olarak gelmemizi sağladılar.



http://www.antoloji.com/erdal-koca/


29 Ağustos 2013 Perşembe 14:28
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Cahil kimse sahte mutluluk içindedir

Üsküdar Üniversitesi bilimsel desteğiyle BİAKADEMİ tarafından “İnsanın Anlam Arayışı” temasıyla

İmamoğlu'ndan vakıflara yardım açıklaması

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, önceki dönemde belli vakıflara tahsis edilen, daha sonra kurumca

Ulu zatların gölgesi, şehirlerin en güvenli limanlarıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası’nda düzenlenen 2. Uluslararası

‘Erdoğan’ın diploması yok’ diyen yazara soruşturma!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasına ilişkin ‘Diplomasız’ adlı kitabı yazan Ergün Poyraz’a dava

Parti değil, çıkar şebekesi

AKP içinde sular durulmuyor. İstifalar ve hemen ardından gelen itiraflar AKP’nin bugüne kadar yaptığı hukuksuz

KIlıçdaroğlu ve İmamoğlu yaralı itfaiye erini ziyaret etti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İstanbul İl Başkanı Canan

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL