TSK Mehmetçik Vakfı

19 Ekim 2018 Cuma

Milliyetçilik Irkçılık mıdır?

Erdal Koca

Erdal Koca

E-Posta : erdalkoca@hotmail.com










Saygı değer okuyucular


Günümüzde milliyetçilik denildiğinde nedense bizim aklımıza hep faşistlik gelir. Oysa ki bizim

anladığımız tarda milliyetçilik, bu paragraftan sonraki ilk paragrafta tarifini bulmuş, daha da ötesi

bizim gönlümüzden geçen milliyetçilik ifadesi en kısa anlatımıyla, yasaklanan ANDIMIZ’da en

güzel anlamını bulmuş olmakla birlikte vatanını, milletini sevmek, vatan ve millet çıkarlarını kişisel

çıkarlarından daha üstün tutmak ve gerektiğinde vatan ve milleti için canını vermekdir.

Resmi kaynaklardaki ifadesi ise milliyetçilik, ulusçuluk ya da nasyonalizm, kendilerini birleştiren

dil, tarih veya kültür bağlarından bir üstyapı oluşturabilmiş sosyal birikimlerin adı olan millet veya

ulus olarak tanımlanan bir topluluğun yaşama ve ilerleme ülküsünün toplumların ve insanlığın

gelişmesini sağladığına inanan görüş olarak ifade edilmişdir.

19. yüzyıl başlarından itibaren Avrupa'da, 20. yüzyılda ise tüm dünyada egemen siyasi düşünce

tarzı olmuş, dünya siyasi haritası bu dönemde milliyetçilik ilkelerine göre biçimlendirilmiştir.

Günümüzde Anglosakson kültürüne bağlı toplumlarda ve Avrupa Birliği düşüncesini savunan

çevrelerde olumsuz bir anlam yüklenmiştir.

Milliyetçilik konusunda Benedict Anderson, Ernest Gellner, Eric Hobsbawm, Elie Kedourie gibi

karşıtların yanı sıra, Anthony Smith' Nev Nikolayeviç Gumilev gibi tarafsız yazarların teorik

çalışmaları olmakla birlikte konu henüz teorik bir dayanağa kavuşturulamamıştır. Bu çalışmalarda

vatanseverlik, militarizm, şovenizm, etnik aidiyet, dilsel aidiyet, ulusalcılık, irredantizm, faşizm,

militancılık, dinselcilik, otoriterlik, ırkçılık, anti-emperyalizm, asabiyet, hayali cemaatler, tarihsel

kimlik, tarih bilinci, kahramanlık, maneviyat, atalar kültürü, sadakat, egemenlik, ortak irade, vatan,

romantizm, kamusallık, kültürellik kavramları ile açıklanmaktadır.

Modern milliyetçi düşünce 1789-1799 Fransız Devrimi'nin fikirlerinden doğmuştur. Avrupa

tarihindeki ilk milliyetçi hareketlere, Napoleon istilası (1804-1815) altındaki Almanya'da rastlanır.

Aynı yıllarda, Rus işgalindeki Polonya'da güçlü bir milliyetçi akım doğdu. 1821'de Osmanlı

Devleti'ne karşı ayaklanan Yunanistan, Avrupa'nın milliyetçi çevrelerinde çok heyecanlı destek

buldu. 1848'de Avusturya İmparatorluğu'na karşı ayaklanan Macarlar, daha sonra Çekler ve

Sırplar, milliyetçilik akımını Orta Avrupa'ya taşıdılar. 1860-1870 yılları arasında gerçekleşen İtalya

birliği, devrimci milliyetçiliğin en büyük zaferlerinden biri olarak algılandı. 1870'lerde Rusya'da

doğan Pan-Slavizm akımı, yayılmacı milliyetçiliğin ilk örneklerinden biri idi.


Milliyetçiliğe yol açan en önemli etken, daha önce hükümdar ve sülale zemininde tanımlanan

siyasi aidiyet duygusunu, hükümdardan bağımsız olarak, "halk"a maletme gereğiydi. Siyasi

aidiyet ve itaat, "halk"ın ortak iradesine dayandırılmalıydı. Bu nedenle 19. yüzyılda milliyetçilik,

radikal, devrimci, anti-monarşist, yerleşik düzene zıt bir siyasi düşünce olarak değerlendirildi.

"Halk"ı tanımlamanın güçlüğü, milliyetçi düşünürleri bazen olguları ve mantığı zorlama pahasına

olağanüstü duygusal anlamlar yüklemeye sevketti. Örneğin (ayrı lehçeler konuşan) Sicilyalılar

veya Venedikliler ayrı bir ulus mu, yoksa İtalyan ulusunun parçası mıydı? Avusturya ulusu var

mıydı? Makedonlar ayrı bir ulus mu, Bulgar mı, yoksa Güney Slavların bir boyu muydu? Bu

konularda farklı görüşleri savunanlar, benimsedikleri ulusa hayali bir tarih ve hayali kökenler

atfederek, onun ezelden beri "doğal olarak" varolduğunu kanıtlamaya çalıştılar. Farklı lehçeler

konuşan toplumlarda, ortak bir ulusal dil oluşturmaya büyük önem verildi


Evet, sevgili okuyucular,

Günümüz dünyasından da yukarıdaki son paragrafta bahsedilen türden olup, kendisine bir tarih

misyonu yükleyerek, kökleri tarihin derinliklerine dayanan bir millet olduklarını ispat etme

çabasında olan etnik grupların mevcudiyeti, çeşitli devletlerin kötü emellerine alet olarak birçok

ülkenin baş ağrısı olmaktadırlar.

Öte yandan, bu gibi taleplerin kabulünü sağlamak için illegal yollara başvurulması, bunların

muhatap alınması da bu tür düşüncelerin yaygınlaşmasına neden olmuştur ki, bunun en güzel

örneği PeKaKa dır.

Bu insanlıktan nasibini almamış canavar güruh, bir zamanlar tüm dünyada canavar hislere sahip

bir terör örgütü olarak tanımlanmışken, bu gün zafer kazanmış millet edasındalar. Anlaşılan odur

ki, kan akıtarak, insanları katlederek bir sonuç elde edilmez söylemi de anlamını yitirmiştir.

Türk Milleti’ne gelecek olursak: Bu Milletin milliyetçilik anlayışı içerisinde hiçbir zaman ırkçılık,

şovenizm, gibi bir tarzda asla olmamıştır. Her ne kadar bizim geçmişdeki sosyal demokrat ve

liberal solcularımız tarafından ırkçılık ve şovenizm gibi anlamlar da yüklenilmeye çalışılmış ise de

günümüz itibariyle geçersiz hale gelmiştir.

Zira Ülkemizde devrimciler CHP vasıtasıyla, akıncılar MSP vasıtasıyla hizaya getirilerek, bu

kavramların içerisi boşaltılmış ise de milliyetçilik, ülkücülük gibi kavramlara istemeyerek sarılmak

durumunda kalmışlardır.

Faşist, ırkçı ve şovenist dedikleri bu gençlerden, AKP nin açmış olduğu ve adeta Türk ve Millet

kelimelerinin yasaklandığı, Atatürk’ün hafızalarda silinmeye çalışıldığı şu dönemde kendilerinin bir

şey yapamayacaklarını anlamaları üzerine nerde bu milliyetçiler, neden duruma müdahale

etmiyorlar diye yakınmaya başlamışlardır.


Kısaca AKP gitsin de kim gelirse gelsin diyorlar.

Eeee ne diyelim. Ah şu şarkıların gözü kör olsun.


18 Kasım 2013 Pazartesi 09:22
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

MİT ve Emniyet’e UYAP yetkisi

Komisyonda, güvenlik soruşturmasıyla ilgili maddede değişiklik yapıldı.

Yükselme sınavında Süleymancı torpili

Şırnak Üniversitesi’nde yapılan Görevde Yükselme Sınavı mülakatlarında kimi adaylara tarikat bağı

Kadınlar nafaka almak için mi evleniyor?

Yazılı bir açıklama yapan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı "Son günlerde kamuoyunda mevcut nafaka

Papaz Brunson'ı bırak Hasan Mezarcı'ya bak

Medyanın kendisine yer vermediğini ileri süren Hasan Mezarcı, "Bu ilâhî medya yayınları kıyamete kadar artarak

Devlet krizin farkında değil

Hükümetin yaptığı ‘tasarruf’ açıklamaları bütçeye yansımadı. ‘Mal ve Hizmet Alımları’ için

Örtülü harcama 1.3 milyarı aştı

Örtülü ödenek harcamalarının büyük bölümünün 24 Haziran seçimlerinden önce yapılması dikkat çekti.

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL