TSK Mehmetçik Vakfı

16 Ağustos 2018 Perşembe

Kırım

Erdal Koca

Erdal Koca

E-Posta : erdalkoca@hotmail.com








Ülkemizde siyaset seçimlere odaklanmış, siyasilerimiz birbirini karalama yarışında ve seçimleri kazanma mücadelesi verirken, dünyada olup bitenleri görecek kadar zamanımızın olmadığını, zamanı olanların da sesinin duyulmadığını söylemek durumundayız. Zira Ülkemiz için de çok stratejik öneme haiz, dünya için de stratejik ve siyasi öneme sahip Kırım, bir oldubittiye getirilen referandumla resmen Rusya’ya bağlandı.

Hani bizdeki siyasilerle bizdeki beberuhiler büyük devletiz diyorlar ya görsünler büyüklük nasıl oluyormuş. Bir yandan Rusya bir yandan dünya, Rusya’ya geri adım attırabildiler mi? Eeee bir de kendimize bakalım:

1980 li yılların başında yani Anavatan Partisi’nin ve dolaysıyla Özal’ın ilk yıllarında kurulup, üç beş çapulcu denilen PKK, 2000 yılına gelindiğinde bitme noktasına gelmişken, bu gün özellikle de son 13/14 yıldır akıllara durgunluk verecek derecede gelişmiş, hayal dahi etmedikleri noktalara gelmişlerdir.

Geldikleri noktalardaki kastım: Bir terör örgütü olarak, Türkiye Cumhuriyeti gibi asil bir devleti, asil bir milleti hem de milletin kendi eliyle, kendi rızasıyla dize getirmiş olmalarıdır.

Açıklayalım: Bu Ülkede Doğu ve Güneydoğu kökenli olup, PKK nın da yardımı, ortak kararları ve birlikteki davranışlarının sonucu olarak, bir etnik Kürt Milliyetçiliğinin ilk adımları, dünyanın desteğiyle atılmış olmakla birlikte, buna kalkışanlar o zamanlarda hak ettikleri cezaları almış ve bedelini de ödemişlerdir. Leyla Zana, Hatip Dicle vs. olayın yaşayan tanıkları ve mevcut Türk Parlamentosunda şimdi kahraman olan siyasiler!...

Ama 2001 yılından itibaren yukarıda da izah edildiği üzere, hayal dahi etmedikleri noktalar gelmiş Doğu ve Güneydoğu da Kürt hâkimiyetini, KCK gibi yasama ve yürütme organını kurmuş, Türk Hükümetiyle bağlarını fiilen koparmış, Türkiye Cumhuriyetinin varlığını, yasalarını, polisini, hakim ve savcısını tanımayan, PKK militanlarının adeta polis ve asker görevi yaptığı, hal böyle olmakla birlikte Türk Milletinin vergileriyle alınan devlet malını yakıp ve yıktıkları, polisi tınlamadıkları ama bu milleti sömürdükleri bir noktaya gelmişlerdir.

Saygıdeğer Dostlar

Yazımızın başına dönersek Kırım, toprakları tarihi boyunca birçok kez fethedilmiş kontrol altına alınmıştır. İlk zamanlar Kırım'da

Kimmerler, Antik Yunanistan, İskitler, Gotlar, Hunlar, Bulgarlar, Hazarlar, Kiev Rus 'devleti, Bizans Yunanlıları, Kıpçaklar, Osmanlı Türkleri, Altınordu Tatarları ve Moğollar hakimiyet kurmuştur. 13. Yüzyılda Venedikliler ve Cenevizliler tarafından kısmen kontrol altına alındı​​; bunu izleyen dönemde sırasıyla 15. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar Kırım Hanlığı ve Osmanlı İmparatorluğu, 18. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Rus İmparatorluğu, İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya ve daha sonra 20. yüzyılın geri kalanında Sovyetler Birliği içinde Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti ve Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Kırım, şu an Ukrayna yasalarına göre Kırım Anayasası tarafından yönetilen özerk bir parlamenter cumhuriyettir. Yarımadanın merkezinde bulunan

Akmescit idari yönetim merkezinin bulunduğu başkenttir. Kırım'ın yüzölçümü 26.200 kilometrekaredir ve nüfusu 2007 yılı itibariyle 1,973,185'dir.

Bölgede orta çağın sonunda

Kırım Hanlığı'nı oluşturan Kırım Tatarları şimdi nüfusun yaklaşık %13'ünü oluşturarak etnik azınlığa dönüşmüştür. Kırım Tatarları Joseph Stalin hükümeti tarafından zorla Orta Asya'ya sürgün edildi. Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra bazı Kırım Tatarları bölgeye geri dönmeye başladılar.[7]

 

Adını

 

 

Altın Orda Devleti'nin Kırım eyaleti başkenti olarak orijinal haliyle Qırım şehrinden alır. Qırım Kırım Tatarcası ile "tepem" anlamına gelir (qır-tepe,ım-benim). Ancak, Qırım etimolojik olarak diğer sürümleri de bulunmaktadır.

Ama ne yazık ki, tarih tekerrürden ibarettir. Daha önceki birçok yazımızdan Glastnost politikasının ne anlama geldiğini ifade etmiş ve Sovyetler Birliği’nin Slavlaştırıldığını söylemiştik. Şimdi Putin kendi halkı adına bir kahraman ki, bence de Ruslar için elinden geleni yapan hain değil hem de Çarlık rolünü üstlenmiş gerçek bir kahraman. Değil bizdeki gibi üç beş çapulcu, haine boyun eğen biri, dünyaya dahi boyun eğmeyip adeta diz çöktüren bir lider. Lider böyle olur, devlet başkanı böyle olur.

Evet, Saygıdeğer Dostlar

İşte bu Kırım, 16.03.2014 tarihinde dünyanın tepkisine rağmen- Türkiye’de değil tepki ses soluk bile yoktu- daha önce Türk kökenliler Sibirya’ya sürgün edilip, yerine Rusların getirildiği ve halkının %70 i şimdilerde Rus olan Kırım’da referandum yapılarak resmen Rusya’ya bağlanmış olacak. Hiç şüpheniz olmasın, belki biz görmeyiz ama en geç bir veya iki nesil sonra Kırım’da Türk adı silinecek ve tamamen Ruslaşacak.

Peki gelelim asıl meseleye: Türkiye büyük devlet olarak (!!!) ne yapıyor? Büyüklüğünü nasıl gösteriyor? Vallahi biz bir büyüklük görmedik, göremiyoruz. Büyüklük deyince acaba ne anlaşılıyor?

Biz eskiden büyük devlettik. Şimdilerde biz büyüklük bir yana devletlik vasfından da çıktık. Zira bizde olanların hiç birisi devlet mefhumu içerisinde yok. İnanmıyorsanız hem Türk’e hem de dünyanın diğer dillerinde yazılmış lügatlara bakın var mı?

Saygıdeğer Dostlar

Tüm samimiyetimle ifade etmek isterim ki, siyasi görüşüm, hayat felsefem, inancım ve değerlerim bir yana, bu Ülke için, bu Millet için kim ki hayırlı bir iş yaparak, bu Milleti onurlu, kimlikli ve kişilikli bir dünya devleti yapmak istiyor ve bu uğurda içi dışıyla aynı, kendini bu Milletten sayan ve ona gönlünde yer veren her partiyi, her lideri kayıtsız şartsız savunurum.

Lakin şu şartlarda mevcut iktidarı savunmak hiçbir şekilde benim en azından vicdanımla bağdaşmıyor. Zira bu iktidar hakkında piyasada dolaşan kaset görüntüleri, mobese görüntüleri, resmi ya da gayri resmi belgeler ile yapıldığı açık olan bazı iş ve işlemlere karşı hâlâ savunma yapıyor olmaları, ayrıca da insanları düşünceleri doğrultusunda kanalize edebilmek için tüm değerlerini yerle bir etmeleri, düne kadar dizinin dibinde ayrılmadıkları koltuk değneklerini de fırlatıp atmaktan öte onları geçmiş birlikteliklerini, dayanışmalarını unutarak hain ilan etmeleri kabul edilebilir bir durum değil.

Avrupa da böyle bir şey olsa, o partide bir tek milletvekili kalmaz tamamı istifa ederdi. Çünkü onlar da utanma duygusu haddinden fazla. Ya bizde?

 

 

 

 


17 Mart 2014 Pazartesi 14:31
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

CHP'den Başköylü kadınlara destek

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, “Ölürüz de jeotermal kuyu

Türkiye kendini yiyen ülke haline getirildi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal düzenlediği basın toplantısında "Türkiye, kendi kendine yeten 7

MHP aşıya karşı çıkan ailelere hapis istedi

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, genişletilmiş

FETÖ gitti İskender Paşa cemaati geldi

Son dönemde FETÖ’nün tasfiye edilmesinin ardından yargıda yeni tarikat ve cemaatlerin yapılandığı

Hiçbirimiz trafik meselesinde efsunlu değiliz

Polis Amirleri Eğitimi Merkezi 2018 Yılı 3.Dönem Mezuniyet Töreninde konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu,

AKP seçmeni de imam hatip karşıtı

Nakil döneminin sonuçları, AKP’nin yüksek oy aldığı illerde de imam hatiplerin tercih edilmediğini ortaya

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL