TSK Mehmetçik Vakfı

21 Ekim 2018 Pazar

Kıbrıs'taki Ruh

Erdal Koca

Erdal Koca

E-Posta : erdalkoca@hotmail.com




 









Saygıdeğer Dostlar

Milli hassasiyetlerimiz son on beş, yirmi yılda ne kadar değişti, değerlerimiz ne kadar aşındı bunu son olaylar açıkça ortaya koydu. Gerçi bu konuyu daha önceden de kaleme almış, çeşitli örnekleriyle açıklamıştık ama aşağıda vereceğimiz yeni örnek kadar aşınmış olabileceği aklımızın ucundan bile geçmemişti.

1- Tarih 14 Ağustos 1996 Magosa sınır kapısında protesto eden daha sonrasında ise Kıbrıs Cumhuriyeti'nin etkin olduğu topraklardan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) topraklarına geçerek sınırda asılı olan Türk Bayrağı'nı indirmeye çalışan Rum. Olayın devamında Türk askerinin "Dur" emrini ve göndere tırmanırken yanından geçen uyarı ateşini dinlemeyip eylemine devam etmesi ve akabinde bayrağı indirmek üzere iken boynundan vurularak öldürüldü.

 

2- Tarih 8 Haziran 2014 Diyarbakır'da 2. Hava Kuvveti Komutanlığı'nın arka kapısının olduğu bölgedeki duvardan atlayarak kışla içine giren, Türk Milletinin ekmeğiyle büyümüş, ödediği vergilerle, elektrik ve su parasıyla kendisine yol yapılmış, ev yapılmış, okutulmuş, söylemeye içim el vermiyor ama bir Türk! Tarafından direkteki Türk Bayrağı'nı indirilmiş, bu gence değil silah, el bile kaldırılamamıştır.

Genel Kurmay Başkanlığının kendi sitesindeki ‘’Çocuk olduğu için bir şey yapılmamıştır’’ şeklindeki açıklaması ise olayın en vahim tarafı.

Saygıdeğer Dostlar

Seksenli yıllarda yirmili yaşlarda bir genç olduğumuz için o zamanları çok net hatırlarız. Bölücülük olaylarının en hızlı olduğu, en ateşli olduğu dönemlerde bile böyle vahim bir olay yaşamadık. Ancak, o tarihlerde de slogan atmaktan başka bir şey yapılmadı, malum sona bu şekilde koşar adımlarla geldik. İşte sloganlarımızdan bazıları:

- Terörle hiçbir yere varılamaz

- Mehmetçiğin kanı yerde kalmayacak

- Akıttıkları kanda boğulacaklar

- Bunun hesabı sorulacak veya görülecek

- Bu Millet üç beş paçavraya pabuç bırakmaz vs.

Terörle bir yere varıldı… Mehmetçiğin kanı yerde kaldı… Bölücülerin akıttığı kanda kendileri değil Millet boğuldu... Hesabı soramadık, onlarla mücadele edenlerden hesap soruldu, soruluyor… Bu Millet, üç beş paçavraya, üç beş bölücüye teslim oldu…

 

Şimdi siyasileri görüyoruz. Yine aynı türden atıp tutuyorlar, kınıyorlar ama bir yandan da gidip ayaklarına kapanıyorlar. (.) kadar menfaat için (‘,’) eğiliyorlar. Buna bizde …………………………… Ayakları denir.

 

Sayın Cumhurbaşkanımız artık klişeleşmiş bir mesaj, Sayın Başbakanımız kendilerine has malum tavırlarıyla sözde sert bir açıklama, Sayın Başbakan yardımcımız akide şekeri türünde her zamanki açıklaması, Sayın Kılıçdaroğlu’nun ana muhalefet edasıyla yaptığı açıklama, BDP’lilerin idare-i maslahat türündeki açıklamaları (Bu yazımız yazıldığında Sayın Bahçeli’nin henüz açıklaması yoktu. Sanırım grup toplantısında bir açıklama yapacak) artık kabak tadı veriyor. Ya da bu Milleti aptal yerine koyuyorlar. Zira yukarıda da açıklandığı üzere olmazlarımız oldu, kırmızıçizgilerimiz aşıldı, milletin canı ile oynanıyordu şimdi haysiyet ve şerefi ayaklar altına alınıyor ve yine aynı şarkılar, aynı nakaratlarla tekrarlanıyor ve biz de TV lerin başında film seyreder gibi izliyoruz. Üç beş cılız protestonun dışında yapılan bir şey yok.

 

Şunu gerçekten merak ediyorum: Acaba Yunanistan Batı Trakya da bir Türk genci bir askeri birlikteki Yunan Bayrağını bu şekilde indirse sonuç ne olurdu? Bizim gibi hüzünlü beste mi yaparlardı yoksa o anda o genci, mensup olduğu etnik kökene sahip milletini bizim gibi bağrına basar, yemez yedirir, giymez giydirir miydi?

 

Ya da onların siyasi uzantıları ayıp ediyor der, sonrada gidip ayaklarına kapanarak pazarlık mı yaparlardı?

 

Ya da içeriğini hiç kimsenin bilmediği bir çözüm süreci başlatır da, süreç zarar görmesin diye tavşana kaç, tazıya tut mu derlerdi.

 

Saygıdeğer Dostlar

 

Bu durumumun hiçbir şekilde mazereti olmaz, kınaması olmaz hiçbir şeyi olmazdı, cezası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 14 Ağustos 1996 da olduğu gibi anında verilmeli, asker seyretmemeliydi.

 

Gerçi asker işlem yapsa hakkında dava açılır belki de müebbete mahkûm olurdu. Ama şimdi oranın komutanı görevden alınır, bir iki asker de hâkim karşısına çıkar mesele unutulur gider. Ha bayrağı indiren mi ne olacak? O ayrıcalıklı, onun hakkında işlem yapılırsa barış süreci zedelenebilir. O nedenle onu bir kalem geçin.

 

Saygıdeğer Dostlar

 

İşte böyle; görmeye görmeye, duymaya duymaya, umursamaya umursamaya, seçim dönemlerinde, bayramlarda gelen kolilere tenezzül ede ede değerlerimizi sattık, vatanı sattık. Son olarak elimizde namusumuz, şerefimiz dediğimiz bayrağımızı da sattık geçmişler ola.

 

Zaten kıymeti harbiyesi de yoktu! Zira Kıbrıs’taki o ruh, Çanakkale’deki o ruh yok artık.

 

Haaaa Türkiye Büyük Devlet, bir şey olmaz diyorsanız… Buna karşılık bizim söyleyecek bir sözümüz yok. Zaten olacak başka bir şey de kalmadı. Kalanlar, kağıt üzerindeki formaliteler. O da bir şekilde hallolur.

 

 

 

 


10 Haziran 2014 Salı 09:37
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

MİT ve Emniyet’e UYAP yetkisi

Komisyonda, güvenlik soruşturmasıyla ilgili maddede değişiklik yapıldı.

Yükselme sınavında Süleymancı torpili

Şırnak Üniversitesi’nde yapılan Görevde Yükselme Sınavı mülakatlarında kimi adaylara tarikat bağı

Kadınlar nafaka almak için mi evleniyor?

Yazılı bir açıklama yapan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı "Son günlerde kamuoyunda mevcut nafaka

Papaz Brunson'ı bırak Hasan Mezarcı'ya bak

Medyanın kendisine yer vermediğini ileri süren Hasan Mezarcı, "Bu ilâhî medya yayınları kıyamete kadar artarak

Devlet krizin farkında değil

Hükümetin yaptığı ‘tasarruf’ açıklamaları bütçeye yansımadı. ‘Mal ve Hizmet Alımları’ için

Örtülü harcama 1.3 milyarı aştı

Örtülü ödenek harcamalarının büyük bölümünün 24 Haziran seçimlerinden önce yapılması dikkat çekti.

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL