TSK Mehmetçik Vakfı

21 Ekim 2018 Pazar

İnsan ve Nefis

Erdal Koca

Erdal Koca

E-Posta : erdalkoca@hotmail.com












Merhaba sevgili okuyucular


Herkesçe malum olan ve Kur’an-ı Kerimde açık bir şekilde ifade edilen, insanın yaradılışındaki

gaye, ne yazık ki günümüz insanı tarafından göz ardı edilerek, dünya malına tamah edilmektedir.


Bu yapılırken de maalesef hak, hukuk ve özellikle de kul hakkına kimse riayet etmemektedir.

İnsan, kendini saran benliği ile yani nefsi ile sürekli mücadele halinde. Her şey, her mücadele

nefsin isteklerine yönelik. İbadet ediliyor olabilir lakin burada da nefis denilen dünyevi istekler ile

uhrevi istekler arasındaki mücadelede üzülerek ifade etmek gerekir ki, her zaman galip gelen

nefis olmaktadır.


İnsan, yaradılış gayesini unutmadan hem dünyevi ve hem de uhrevi isteklerini yeri geldiğinde

frenleyebilmeli, yeri geldiğinde frenden ayağını çekebilmelidir. Daha da önemlisi insan, varlık

nedeninin idrakiyle hem yaptığı işin kendisine ve hem de çevresine ne gibi fayda ya da

zararlarının dokunduğunu hesap edebilmelidir.


Kişinin lehine olup da yapmış olduğu amelleri bir başkasına zarar veriyor ise bilinmeli ki o amelin

vebali sevabından daha büyük olur. Zira Allah kutsal kitabında ve Resulü de bu konuda bir çok

sahih hadislerinde hak kavramının üzerinde bilhassa durmuştur. Hatta öyle ki, Cenabı Allah,

Benim yanıma kul hakkıyla gelmeyin demiştir.


Kısaca yapılan işten herkesin faydası olmalıdır. Bu konuda güzel bir Bektaşi fıkrası var. Fıkra

şöyle:

Hoca ile Bektaşi içki içerken yakalanırlar ve Kadı’nın huzuruna çıkarılırlar.

-Şeytana uyduk kadı efendi. Diye af dileyen hocayı, kadı affetmez ve idam cezası verir.

Sıra Bektaşi’ye geldiğinde savunmasını yapar:

-Kadı efendi ben gayri-Müslüm’üm, bana oruç farz değildir.

Kadı Bektaşi’yi serbest bırakır. Bektaşi Kadı’nın huzurundan ayrılırken sorar:

-Kadı efendi, ben de şahadet getirip Müslüman olsam, arkadaşımı da bağışlar mısın?

Kadı efendi düşünür, bir kişiyi Müslüman yapmanın sevabını hesap eder ve Bektaşi’nin teklifini

kabul eder, Hocayı da affeder.

Kadının huzurundan ayrıldıktan sonra hoca Bektaşi’ye kızgınlıkla sorar:

-Sen ne biçim adamsın be, bir Hıristiyan bir Müslüman oluyorsun! Sen de hiç iman yok mu?

Bektaşi gülerek cevaplar:

-Gavur oldum kendimi, Müslüman oldum seni kurtardım. Peki, sen ne işe yaradın?


Evet, sevgili okuyucular

Gerçekten de öyle. Bir işe yaramak çok önemli. Bir işe yaramıyorsak dahi kimseye zararımız

dokunmamalı.

Toplumumuzda öyle insanlar var ki, kendileri bir işe yaramadıkları gibi, devlete, millete, birlikte

yaşadığı topluma illallah dedirtiyorlar. Öte yandan da kendilerini öyle güzel pazarlıyorlar ki

dinlediğinizde devletin tüm yükü onlarda sanırsınız. İşin ilginç tarafı pazarlamanın tüm teknikleri

eksiksiz kullanıldığında dışarıdan gören biri de gerçek sanıyor.


Bu türlerin mevcudiyeti bulundukları topluma, gruba, cemaate veya kuruluşa uzun vadede asla

fayda getirmediği gibi hasarları da çoğu zaman tespit etmek mümkün olmuyor. Zira herkes yer

değiştirmiş, gelen sahip çıkmamış ve herkesin yaptığı yanına kâr kalmış oluyor. Kim, kimin

hakkını gasp etmiş, kim yersiz fayda sağlamış ve kim haksızlığa uğramış kimsenin umurunda

değil. Herkes günü kurtarmaya çalışıyor.


Evet, herkes günü kurtarmaya çalışıyor dedik. Bu anlayış insanlara, toplumlara, kurumlara ve de

devletlere maddi ve manevi anlamda çok şeyler kaybettiriyor. ‘’Günü Kurtarmak’’

Hadi günü kurtardık da daha sonra yüce divanda kendimizi nasıl kurtaracağız onun hesabını

yapıyor muyuz? Buyurunuz:


Tek başına bir ordu... Ebussuud Efendi

O gün Süleymaniye Camii cemaate dar gelir. Muazzam kalabalığın bir ucu Mercan yokuşundadır,

bir ucu Vefa sokaklarında. Kolay değil bir devre mührünü vuran sultan, Muhteşem Süleyman

yoktur artık. Ebussuud Efendi “Allah için namaza” diye bağırır, Mübelliğler haykırırlar “Er kişi

niyetine” Ses dalga dalga yayılır uzaklara.

Kanuni, Zembilli Ali Efendi, İbn-i Kemâlpaşa, İmam-ı Birgivî gibi zirvelerin sohbetinde yetişir.

Yahya Efendi gibi bir derya ile süt kardeştir. Eh böylesi biri ölümü çok düşünse gerektir. Nitekim

kabrini sağlığında kazdırır. Ölmeden toprağını avuçlar, Fatihalar okur kendi mezarına.

Sultanın naaşı tam mezarına bırakılacaktır ki, elindeki çekmeceyi tabutun yanına sıkıştırmaya

çalışan bir saray ağası Ebussuud Efendi’nin dikkatini çeker, mübârek derhal müdahale eder “Dur

bakayım!” der, “Neler oluyor orada?”

-Bu emaneti mezara bırakmam gerek.

-Olmaz! Böyle bir şey caiz değil.

-Sultanımız vasiyet ettiler ama.

-Vasiyeti mi? İçinde ne var acaba?

-Bilmiyorum efendim.

-Ver bakayım şu çekmeceyi.

Adamcağız uzatır, Şeyhülislâm uzanır. Lâkin tam o sıra kalabalık dalgalanır, çekmece yere düşer.

Ortalığa yüzlerce kâğıt yayılır. Ebussuud Efendi bunlardan birini eline alır. Altında kendi mührünü

görmez mi? Gözü kararır, rengi uçar. Benzinde tek damla kan kalmaz, bildiğiniz kül kesilir.

Hemen oracığa çöker, yumruklarını şakaklarına dayar. Zor duyulan bir sesle “Ah Süleyman ah!”

der, “Sen kendini kurtardın. Bakalım Ebussuud Efendi kendini nasıl kurtaracak?”


Evet, Değerli dostlar: Kendimizi burada kurtarabiliriz de öbür tarafta kendimizi nasıl

kurtaracağımızı düşünelim.

 


22 Ocak 2014 Çarşamba 08:39
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

MİT ve Emniyet’e UYAP yetkisi

Komisyonda, güvenlik soruşturmasıyla ilgili maddede değişiklik yapıldı.

Yükselme sınavında Süleymancı torpili

Şırnak Üniversitesi’nde yapılan Görevde Yükselme Sınavı mülakatlarında kimi adaylara tarikat bağı

Kadınlar nafaka almak için mi evleniyor?

Yazılı bir açıklama yapan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı "Son günlerde kamuoyunda mevcut nafaka

Papaz Brunson'ı bırak Hasan Mezarcı'ya bak

Medyanın kendisine yer vermediğini ileri süren Hasan Mezarcı, "Bu ilâhî medya yayınları kıyamete kadar artarak

Devlet krizin farkında değil

Hükümetin yaptığı ‘tasarruf’ açıklamaları bütçeye yansımadı. ‘Mal ve Hizmet Alımları’ için

Örtülü harcama 1.3 milyarı aştı

Örtülü ödenek harcamalarının büyük bölümünün 24 Haziran seçimlerinden önce yapılması dikkat çekti.

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL