07 Nisan 2020 Salı

Hayat Güzeldir

Erdal Koca

Erdal Koca

E-Posta : erdalkoca@hotmail.com

 

 









Saygıdeğer dostlar

 

http://www.ulkucuhaber.com/makale/erdal-koca/huzunlu-veda/1190.html adresinde yayınlan ‘’Hüzünlü Veda’’ başlıklı yazımızın, siz değerli dostlarımız tarafından beğeniyle okunduğunu arkadaşlarımızdan gelen telefon ve siz değerli dostlarımızın mesajlarında öğrendik. Gayet tabidir ki kendi açımızdan sevindirici bir durum. Telefonla arayarak, mesaj göndererek beğenilerini bildiren siz değerli okuyucularıma teşekkür ve saygılarımı sunuyorum.

Saygıdeğer dostlar

Hayat güzel, yaşamak güzel, baba veya anne olmakta çok güzel velakin dede olmanın hazzını henüz tadamadık. Evlenip yuva kurma mutluluğuna erişenlerden kimisi baba veya anne olamadan, kimisi baba veya anne olarak ya da dede veya nine olarak terki cihan ederler. Bu durum, hayatın değişmez ve en katı kurallarından birisi.

Hayatın bir diğer katı kuralı da, henüz hayatının baharında, daha göreceği günler, yaşayacağı hazlar varken, hiç birisini tadamadan hayata veda edenler. Gerçi bunları inançlarımıza göre kader olarak değerlendirmek gerekir ise de, Kur’an da eceli ölüm ve kaza-i ölüm kavramları vardır. Bu kavramlara göre değerlendirdiğimizde, insanlığın kendisinde de büyük kusurlar olduğu görülür.

Ülkemizden bahsediyorum: Şu kırk yıla yakındır terör belasında kaybettiğimiz hayatının baharındaki fidanlarımız ile trafik kazalarında kaybettiğimiz insanlarımız. Her iki olayda da nice ocaklar sönmüş, nice yuvalar yıkılmış ve nice dul ve yetimler kalmıştır. Sanırım günümüz dünyasında bu konularda en şansız ülkelerin başındayız.

Ancak, bu necip Milletin en büyük hasletlerinin başında Vatan, Millet ve din gelir. Bunlar için yaşı ne olursa olsun gözünü kırpmadan feda eder ve bilirler ki ölümsüzdürler. Hem bu dünyada ve hem de öbür dünyada yüzleri ak, Hakk’ın razı olduğu kişilerdir. Allah onlara rahmet eylesin, mekânları inşallah cennet olsun. Allah ailelerine sabır ihsan eylesin. Evlat acısı, hayatın en büyük acısıdır. Allah kimsenin başına vermesin. Bu konuya tekrar dönmek üzere trafik kazalarından kısaca bahsetmek istiyorum.

Saygıdeğer Dostlar

İstanbul’un birkaç güzide semti hariç, nereye giderseniz gidin ve bakın ‘’Girilmez’’ tabelası olan sokaklarda birkaç dakika gözlemde bulunun. Kaç sürücü ters yön demeden giriyor, girmekle de kalmıyor, kendini ikaz edenlere efelik tasarlıyor. Uysanız ‘’Allah korusun’’ cinayet dahi çıkabilir.

Hız sınırı: Meşhur Bağdat Caddesini bilirsiniz… Bu caddede babasının parasıyla lüks araba almış, babasının zengin olması nedeniyle hayattan almadığı zevk kalmamış bazı genler, hız sınırı diye bir kural tanımadan birbirleriyle yarışıyor, bu yarış çoğu zaman feci ölümlerle bitebiliyor ki, bunu her zaman görebilmek, duyabilmek ya da gazetelerde okuyabilmek mümkün.

Ülkemizde hemen hemen bütün şehirlerarası yollar tek yönlü. Hal böyle olmakla birlikte gene de aşırı hız nedeniyle kaybettiğimiz can sayısı dünya sıralamasının en üstünde.

Bunun önüne geçilmesinin ilk kuralı eğitim… Milli Eğitimin açtığı kurslara hiç gitmeden, sürücü kurslarının ayrıcalık tanıdığı insanların ehliyetini alır almaz trafiğe çıkmaları işte bu vahim sonuca açık davetiye çıkarmaktadır.

Saygıdeğer Dostlar

Terör konusuna yeniden dönecek olursak, yukarıda da ifade edildiği üzere, kırk yıla yakın zamandır nice canlarımızı hayatlarının baharında kara toprağa gömdük. Niçin? Bin yıldan fazladır birlikte yaşadığımız, ekmeğimizi bölüştüğümüz, kardeş olduğumuz, kız alıp kız verdiğimiz, kanlarımızı birleştirdiğimiz, kaderde, kıvançta ve tasada birlikte olduğumuz insanlarla bu gün neden düşman olduk?

Bunu hak ve özgürlük bahaneleriyle açıklayamayız. Zira bu Ülkede yaşayan kim olursa olsun biri diğerinden asla farklı bir muamele görmemiştir. Bunu coğrafyamızın fakirliği ile de açıklayamayız. Sivas’ın, Yozgat’ın, Maraş’ın köylerindeki yaşayanların durumu ile Van’da, Muş’ta, Hakkâri veya Diyarbakır’da yaşayanların durumu arasında hiçbir fark yoktur. Hatta doğu ve güneydoğu da yaşayan insanlarımızın refah düzeyinin, Sivas’ın, Yozgat’ın, Maraş’ın köylerindeki yaşayanlardan daha iyi bir durumda olduğu her kesimin malumu. Özgürler ve demokrasi konusunda ise bu Ülkede yaşayan, etnik kökeni ne olursa olsun hiçbir kimse ayrımcılığa tabi tutulmamıştır. Zira Turgut Özal ve İsmet İnönü, doğu kökenli olmalarına rağmen Cumhurbaşkanı dahi olmuşlardır. Bundan daha üst bir makam da yok. O halde bu da bahane değil.

Geriye kalan tek ve en önemli sebep: Etnik milliyetçilik olmalı değil mi? Peki, bin yılı aşkın zamandır birlikte yaşayan -saf bir Kürt kanının dahi olmadığı ki, kız aldık kız verdik karıştık gitti- Kürt kökenli kardeşlerimizin derdi nedir?

Saygıdeğer Dostlar

Şunda en ufak bir tereddüttünüz dahi olmasın: Bu insanların hiç birisinin ama hiç birisinin, bizimle birlikte olmaktan yana şikâyetleri yok. Ülkemizin coğrafi konumu ve Avrupalıların ‘’Türkiye, Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir’’ sözünü hatırlarsak, kardeşine silah çeken ellerin, otobüslerde masum insanları yakanların, birlikte askerlik yaptığı kardeşine silah çekenlerin, masum insanları katledenlerin hangi emele hizmet ettiğini açıkça görürüz.

Bu insanların Türk olmadığı gibi, Kürt olmaları da mümkün değildir. Belki Ermeniler kızacak ama tarih boyunca Türk düşmanı olan Ermeni’dir. Ki, bu insanların etnik kökenleri araştırıldığında bu husus da açıkça görülmektedir. Buraya kadar anladık…

İstediğimiz şu: Kürt, Türk kısaca bu Ülkede yaşayan herkes bu terör nedeniyle akan kanın durdurulması… Ama kanı bozuklarla pazarlık yaparak değil, İspanya’da ETA, Almanya’da Baidermainoff modeliyle bu akan kana dur demeliyiz. Terörist, padişah olmuş poşaya benzer. Eline yetki geçerse işe babasından başlar.

Bu yazımızı tamamlamıştık ki, gazetelerin yeni baskısından ve haber kanallarında

Gaziosmanpaşa Karayolları Mahallesi’nde, kimliği belirsiz kişiler tarafından atılan molotof kokteylleri sonucu, bir İETT otobüsü ile itfaiye aracı yakıldığını, ayrıca PKK nın yurt genelinde eyleme geçtiğini gördük. Bir kere daha teröristlerle pazarlık yapılarak sonuç alınamayacağını görmüş olduk. Zira adamların istekleri bitmiyor: Üç beş isteğine tamam dersen seni beyaz bayrağı çekmiş olarak görüyor ve istekleri sıralanmaya başlıyor. Yani bir nevi şantaj… Taviz, tavizi getiriyor.


09 Haziran 2014 Pazartesi 09:59
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Saadet Partisi'nin İBAN TV'si çok ses getirecek

Saadet Partisi sosyal medya hesabından paylaştığı videoda, sosyal devletin ne olduğu anlattı ve yeni bir terim

TBMM Başkanı Şentop'tan 23 nisan çağrısı

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, TBMM'nin açılışının 100. Yıl dönümü kapsamında "Evde Kal"

Devlet refleksine geçmemiz gerekir

İYİ Parti Bursa Milletvekili İsmail Tatlıoğlu, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, yeni tip

Tüm sağlık çalışanlarına destek verin

Solunum Derneği TÜSAD, 7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nde bir dayanışma çağrısı yaparak, CoViD-19 salgını

Sağlık çalışanları için Koronavirüs kalkanı üretildi!

Tüm dünya ile birlikte Türkiye’yi de etkisi altına alan Koronavirüs (Covid-19) salgınında sağlık

Mansur Yavaş çağrı yaptı, hayırseverler harekete geçti!

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Twitter’dan bir video ile çağrı yaparak sosyal

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL