TSK Mehmetçik Vakfı

14 Ağustos 2018 Salı

Dostsuz Kalmak

Erdal Koca

Erdal Koca

E-Posta : erdalkoca@hotmail.com











Saygıdeğer Dostlar
 

Şayet ukalalık olarak kabul etmezseniz yazmış olduğumuz yazıları

yaklaşık otuz bin civarında okuyucumuzun takip etmekte olduğunu

belirtmek isterim. Yalnız bizim yazdıklarımızdan bahsetmiyorum. Yazmış

olduğumuz sitelerde tüm değerli yazarların da makalelerinden

bahsediyorum. Bu da sizin gibi dostların sayesinde oluyor.


Dost ne demektir? Dost: İnsanın iyi gününde, kötü gününde yanında

olmak, derdini, neşesini paylaşmak, gerektiğinde ekmeğini bölüşmektir

değil mi? Yoksa iyi gününde, kötü gününde yanında değilseniz, derdini

neşesini paylaşmıyorsanız, gerektiğinde ekmeğinizi bölüşmüyorsanız

sizin dost dediğiniz kişi için bir yabancıdan ne farkınız olabilir.

Tabi dostluklar öyle kolay kurulmuyor. Kurulursa da kolay kolay

yıkılmıyor. Arkadaşlık da öyledir. Kurulması çok zor yıkılması da çok

zordur. Bir âlim zat diyor ki ‘’ Bir arkadaşınıza haydi gidiyoruz dediğinizde

o arkadaşınız nereye diye soruyorsa o arkadaş değildir’’ diyor, haklı da.

Zira arkadaş, arkadaş dediği kimsenin sıhri bağı olmasa da kardeşidir,

yani dostudur. Cenabı Hak’tan niyazım bizleri dostsuz bırakmamasıdır.


Evet, Saygıdeğer Dostlar:


Ne yazık ki günümüzde dostluk bağları çok zayıfladı. Her kavramın

olduğu gibi dostluk kavramının da içi boşaltıldı. Her şey artık maddiyatla

ölçülüyor. Günümüzde çokça örneklerini hep birlikte görüyoruz. Ölen bir

zenginin terekesinin paylaşımında kardeşler dahi bir birine düşman

olabiliyor. Yıllarca mahkemelerin kapısını aşındırmış olmalarına karşılık

hiçbir bayramda, hiçbir kandilde hiç kimse kimsenin kapısını açmadığı

gibi biri diğerinin cenazesine dahi gitmeyebiliyor. Ne kadar acı. Adeta

sermaye şirketleri gibi.


Değerli Dostlar:


Zaman zaman hepimizin başına gelmiştir: Sıkışık zamanlarımız olabilir,

dara düştüğümüz anlar olabilir. İşte böylesi zamanlarda insanın

güvenecek bir yakının olması, o yakının veya dostunun onun derdine

ortak olarak, gücü nispetinde ona el uzatması kadar güzel bir şey olabilir

mi? İşte böyle bir zamanda insanın sevinci en üst noktaya ulaşıyor. Çok

zordasınız, evinizi arabanızı satacaksınız ama dostunuz gelip size diyor

ki hiç olacak şey mi, biz ne günler için varız, ne kadar paraya ihtiyacın

var, al sana o kadar para. Kendini de zora sokma, benim ihtiyacım

olmadığı sürece eline ne zaman geçerse o zaman ver. Unutulacak bir

şey midir?


Gelelim madalyonun öbür yüzüne. Hiç şüphesiz ki iyilikler yapılırken

menfaat ya da karşılık gözetilmemelidir. Zira iyilik yapılan kişi, yapılan bu

iyiliğin mutlak surette farkındadır ve hiç kimse iyiliklerin altında ezilmek

istemez. Lakin o iyiliğin altında kalkacak gücünün olması gerekir. Ama

burada aslolan nankör olmamaktır.


Daha da önemlisi fani olan bu dünyada Cenabı Hakkın bu fırsatı birisine

tanımış olması. Cenabı Hak bu fırsatı ne yazık ki herkese tanımamıştır.

Hal böyle olmakla birlikte, iyiliğin manası asla maddi değildir. Manevi

iyiliklerin derecesi maddi iyiliklerden daha üstündür. Mesela, yolda

arabanızla giderken diğer sürücülerin kaza yapmasına sebep olabilecek

bir engeli yolun ortasında kaldırmak, yaralı birine yardımda bulunmak, bir

yetimi sevip okşamak, birisine güzel bir söz söylemek vs. Bunların hepsi

birer iyiliktir. Hani derler ya ‘’Sen iyilik yap denize at, balık bilmese halık

bilir’’ İşte iyilik böyle bir şey. Bir çokları buna şahittir ‘’Allah’ım bana mal

mülk verme, bana para da verme ……e ver, ben ondan borç alayım

demişimdir’’ Cenabı Allah’ta bu duamı kabul etmiş ona para vermiş ve

ben hep ondan borç almışımdır. Ona da dua ederim.


Saygıdeğer dostlarım


Memuriyet hayatımdaki mesleğim, tabiri caiz ise avanta almaya yani

rüşvet almaya çok müsait bir meslekti. Ama hiçbir zaman hakkım

olmayanın peşinden koşmadım, hiçbir zaman olmayacak bir işi rüşvet

karşılığında yapmadım. Yapılacak bir işi de yine rüşvet karşılığında

yapmamazlık yapmadım. Hatta bir gün samimiyetimiz olmayan

komşularımdan biri eve girerken komşu diye seslendi ve dönüp

buyurunuz dedim. Komşum da merakımı bağışlayınız ama ne iş

yaptığınızı merak ediyorum diye sordu ve ben de mesleğimi söyleyince

bu ev kendinizin mi yoksa kiracı mısınız diye ikinci bir soruyu sordu,

kiracı olduğumu söylediğimde …………. Bu meslekle uğraşıyorsunuz da

bir kazmaya sap olamamışsınız dedi Tabi buna ancak gülünür.


Hayattaki felsefemiz, yaradılıştaki fıtratımız o tür bir memurluğa asla izin

vermedi ve ben bu durumdan şikâyetçi de olmadım. Gerçi meslek icabı

birkaç kez töhmet altında bırakılmak istenmiş isek de çok şükür alnımızın

akıyla yara almadan aklandık. Gerçi bizde bir mantık vardır: ‘’Çamur at izi

kalsın’’ yine çok şükür ki öyle bir çamurun da üstümüzde izi yoktur.


Evet, Saygıdeğer Dostlar


Hayat böyle ama mutlaka bir sonu var. Onun için

www.antoloji.com/erdal-koca/ adresindeki ‘’Bilin Artık’’ isimli şiirim

yazımızın konusuna da denk gelmiştir.


Esen kalın


17 Ocak 2014 Cuma 12:44
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Türkiye üreten bir ülke olmalı

Demokrat Parti Genel Başkanı ve Afyonkarahisar Milletvekili Gültekin Uysal, Mecliste düzenlediği basın

Merkez’den krize 3 başlıkta 14 önlem

Sıcak paraya bağımlı kırılgan mali payı yüzünden, dış basında ülkemiz aleyhine yapılan haber akışı

CHP kriz masasında kenetlendi

CHP MYK, geçen hafta yapılan değişimin ardından ilk kez toplandı.

İşte size aile boyu üniversite

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi için açılan kadro sınavını öğretim üyelerinin eş ve çocukları kazandı.

'Milliyetçi' partinin parası dövizde çıktı

İktidarın "yerli ve milli" söyleminin de ortağı olan MHP'nin, bugüne kadar Hazine'den aldığı yardımları

Kurdaki artış Ayşe Teyze’yi de vuruyor

Türk Lirası dolar karşısında sürekli değer kaybederken, her alanda artırılan ithal bağımlılığı, döviz

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL