TSK Mehmetçik Vakfı

22 Ekim 2018 Pazartesi

Dershaneler

Erdal Koca

Erdal Koca

E-Posta : erdalkoca@hotmail.com










Merhaba sevgili okuyucular

Malumunuz olduğu üzere, hükümetin ve dolaysıyla Ülkenin gündemini oldukça meşgul eden en

önemli konulardan birisi özel dershanelerin kapatılması, bir diğeri de Sayın Başbakanın meşhur

Diyarbakır gösterisi.

Dershanelerin kapatılması konusunda Sayın Başbakanın vermiş olduğu kararın arkasında

durması, cemaat ile hükümetin arasını açtığı gibi, aynı kesimdeki insanların da cemaat yanlısı ve

Başbakan yanlısı olarak ikiye bölünmesine neden oldu.

Bu konuya tam olarak girmeden önce bir hususu belirtmek isterim. Bildiğiniz gibi, askerin

üzerindeki vesayeti nedeniyle daha önceki hükümetlerin iş ve işlemlerinde, alacakları kararlarda

acaba asker buna ne der gibi bir sıkıntı gerçekten vardı ve hükümetlerin bu konuda dirayetli

oldukları Özal dönemi hariç pek görülmemiştir.

Tabi ki demokratik bir rejimlerde böyle bir durumun varlığı yani harici bir gücün Milletin hür i

iradesiyle seçilerek gelenler üzerindeki vesayeti kabul edilebilir bir durum değildir. Ne yazık ki bu

duruma herkes o zaman seyirci kalmıştır.

AKP iktidarının özellikle üçüncü döneminde bu durum tamamen yıkılmış, askerin seçilmişler

üzerinde hiçbir etkisi kalmamış ve hatta asker siyasi otoritenin emrine tabi olmuştur. Aslında

demokrasilerde doğru olan da budur.

Ancak, AKP iktidarı, askeri vesayetten kurtulmuş ama bu defa da cemaatin vesayeti kendisini baş

göstermiş, birçok konuda hükümetin ve hatta demokrasinin olmazsa olmaz kuralları arasında olan

güçler ayrılığı prensibi altüst olmuş, daha önceki iktidarlardan bir farkı kalmamıştır. Onlar asker

vesayeti altındaydı bunlar cemaatin vesayeti altında.


Cemaatin Yasama, Yürütme ve Yargı üzerindeki akıllara durgunluk veren etkisi, insanların bu

kurumlara olan güvenini sarsmıştır. Yani insanlar, artık yargının vereceği kararlarda tarafsız

olduğuna inanmıyor, polisin tarafsız olduğuna inanmıyor, kamu kurum ve kuruluşlarının da düzen

tarafında olduğunu hiç kimse inkâr etmiyor. Zira onlar da aynı düşüncede olmasalar da günü öyle

kurtarıyorlar.

Sayın başbakan da zaten ‘’Cemaatten ne geldi de biz geri çevirdik’’ diyerek bu durumu

kabullenmiş durumda.

İlginç olan şu: AKP’nin tabanını oluşturan ve daha önceki Sayın Erbakan’dan kalan seçmenlerin

hemen hemen tamamı şu parti zamanında şu olmadı mı, bu parti zamanında bu olmadı mı

diyerek adeta bu iktidarın teamüllere aykırı işlerine meşruiyet kazandırmaya çalışmaları. Sanki

daha önce bir haksızlığın yapılmış olması bunlara da haksızlık yapma hakkı veriyor.

Yazımızın başına dönecek olursak, dershanelerin kapatılması konusu açıkça görüldüğü üzere

Cemaat ile iktidarı karşı karşıya getirmiştir. Hatta öyle ki Hakan Şükür bile safını belli etti.

İktidarlar gelip geçici cemaat kalıcı!

Daha önceki Silivri olaylarından da bunu sanırım herkes fark etmişti: Sayın Başbakan da uzun

tutukluluk sürelerine karşı çıkmış olmasına rağmen çaresiz kalmışdı. Cemaatin bu tür baskıları

Sayın Başbakanı adeta dar bir çembere sokmuş, sürekli sıkıştırıyordu ve Sayın Başbakan

patlama noktasına gelmişti ve patladı.

Aslında Cemaat bu durumun farkındaydı. Ancak, AKP nin iktidar olmasındaki yegâne gücün

kendilerinin olduğunu düşünüyorlardı. Ama durum, Milleti de ikiye bölmüş hatta diğer kesime

oldukça büyük haksızlıklar yapıldığını bir türlü kabullenememişlerdir.

Sosyal bir devletteki ilkeler altüst olmuş, Devletin imkânlarında sadece AKP ye kaydı olan ve

cemaat tarafından bilinen kesim ve kişilere yapılması tüm dengeleri yine altüst etmiştir.

Sayın Başbakan bu durumun farkında ve bir taraftan paketler açarak AB Müktesebatına uyum

sağlamaya çalışırken diğer taraftan içeride yaşanan sosyal adaletsizliğin vebalini yüklenerek

Huzur-u Mahşerde bunun hesabının verilemeyeceğini biliyor.

Ama cemaat, kendinden olanları Müslüman, olmayanları da kafir sayıyorlar. Söylemlerinde her ne

kadar cihanşümul düşünüyormuş gibi görünseler de fiiliyatta böyle olmadığını kendiler dahil

herkes biliyor.

Cemaat, Allah yolunda mücadele veriyorsa bıraksın şu dünyalık işleri. BİR LOKMA BİR HIRKA

var mı böyle bir felsefeleri? O zaman herkes ama herkes onlarla bir olur. Ama nerde? Her şey

para.


Fakir bu Millet, çoluğunun çocuğunun rızkını özel dershanelere yatıracak, onlar para kazanacak

ve bu kafayla da cennete gidecekler.

Bırakın eşit bir eğitim sistemi gelsin de herkes eşit eğitim alsın. Parası olmayan fakir ne yapacak?

Bu kul hakkı değil midir, nasıl vereceksiniz bunun hesabını? Sizin kesim maşallah hepsi zengin.

Kadın, kız, çoluk çocuk kamyon gibi ciplerle geziyor.


Öte yandan, şimdi bir de gittiğin dershane önemli. Cemaatten olmayan bir dershaneye gittiğinizde

istikbaliniz de yok.

Sevgili okuyucular

Elhamdülillah biz de Müslümanız ve o yüce Peygamberin ümmeti olmakdan şeref duyuyoruz lakin

o yüce Peygamberin ve bu kutsal dinin adına yapılan işlerin artık suyu çıktı. Kıyamet gününün

hesabını yapanlar artık ellerini dünyalık işlerden çeksinler.

Bu konuda sonuna kadar Sayın Başbakanın arkasındayım.


25 Kasım 2013 Pazartesi 09:35
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Uzan AKP İzmir Belediye Başkan adayı mı?

Yurtdışındaki iş adamı Cem Uzan'ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a "hizmete hazırım" çağrısı yapması

Profesör olmak için Şırnak’a geliyorlar

Şırnak Üniversitesi İşletme Bölümü’nde görevlendirilmek üzere,‘Siyasal Bilimler alanında doçentliğini

Hükümet medyasından Akit'e FETÖ'cü suçlaması

Merkez Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Abdurrahim Karslı, dün akşam Akit TV'de Başka Açıdan isimli programa

MİT ve Emniyet’e UYAP yetkisi

Komisyonda, güvenlik soruşturmasıyla ilgili maddede değişiklik yapıldı.

Yükselme sınavında Süleymancı torpili

Şırnak Üniversitesi’nde yapılan Görevde Yükselme Sınavı mülakatlarında kimi adaylara tarikat bağı

Kadınlar nafaka almak için mi evleniyor?

Yazılı bir açıklama yapan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı "Son günlerde kamuoyunda mevcut nafaka

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL