23 Haziran 2018 Cumartesi

Başlıksız Yazı

Erdal Koca

Erdal Koca

E-Posta : erdalkoca@hotmail.com

  









Merhaba Saygıdeğer Okuyucular


Bu gün doğrusu hangi konu üzerinde yazacağıma karar vermeden bilgisayarımın başına 

geçtim. Aklıma ne gelirse, dereden, tepeden, köyden, kasabadan hatırımızda ne kalmış ise 

yazacağım. Zira Ülkenin gündemi o kadar karmaşık bir halde ki konuları ve olayları birbirinden 

ayırmak o kadar zorlaşıyor. O nedenle Ülkenin gündeminden uzaklaşarak birlikte hemhal 

olalım istedim.


Aklıma ilk gelen konuda başlayayım: Malumunuz bir ülkenin en önemli gelir kaynağı vergilerdir. 

Vergiler ödenmezse, Devletin kasasına para girmezse hizmet etmesi de istenemez. Lakin 

burada en önemli husus, gelirin adil dağılımının yanında adil bir vergi sisteminin de olması 

gerekir ki mükellefler her seçim döneminde vergi ve sigorta primi affı beklemesin.

Ancak, Ülkemizde hem vergi oranları ve hem de sigorta primi oranları oldukça yüksek. Bunun 

yanında kayıt dışı istihdam da önemli bir gelir kaybı. Bir taraftan her çalıştırdığı işçisini, aldığı 

gerçek ücret üzerinden sigortaya bildirip, hem sigorta primini ve hem de stopajını ödeyenlerle 

işçiyi kayıt dışı çalıştırıp, sadece maaş hem de düşük maaş ödeyerek yüksek miktarda kazanç 

elde eden işveren veya mükellefleri de ayırt etmek lazım.

Gerçi SGK, (Sosyal Güvenlik Kurumu) bu manada çalıştırdığı işçilerin primini düzgün ödeyip, 

Kuruma borcu olmayan işverenlerine yüzde beş oranında indirim sağlasa da bunun yeterli 

olduğunu düşünmek işverenlere haksızlık olur. Öte yandan bahse konu yüzde beşlik indirim 

sadece işveren hissesinde olduğu için böyle algılanmamalı. İşçi hissesine düşen oranları da 

dahil ettiğimizde bu yüzdelik dilim yüzde onbeşlerin üzerine çıkmaktadır.

Ayrıca şu konuyu da bilgilerinize sunmak isterim: Yukarıda da bahsedildiği üzere, her seçim 

döneminde bir af çıkarılmış olması, prim ve vergilerini zamanında ödeyenlere haksızlık yapılmış

olmakla birlikte bir alışkanlık haline gelmektedir. Her seçim döneminde bir af beklentisi -ki 

bunu muhasebeciler ortaya atarak kamuoyu oluşturmaktadırlar- Devletin sürekli gelir kaybına 

neden olmaktadır.

Önerimiz: Devletimizin sigorta primi oranları ile stopaj oranlarını makul ve ödenebilir seviyeye 

indirip, şu af beklentisini ortadan kaldırmasıdır.


Bu konudan sonra gelelim havalara. Bu sene beklenilenin aksine kış oldukça sıcak geçmekte, 

mevsimi olmasına rağmen yağmur yağmamaktadır. Anadolu’muzda köylüler, ‘’Karlı sene varlı 

senedir’’ derler. Sanırım bunun gerekçesi de, yağmur sularının toprağın derinliklerine inmeden,

yüzeysel olarak akıp derelere, nehirlere ve dolaysıyla denize hızla ulaşmasındandır. Zira kar 

suyu yağmur gibi değildir. Kar mevsiminde erimeye başladığında, yavaş yavaş ve toprağın 

derinliklerine nüfuz ederek derinlere inmesinden mütevellit, hasadın bol olmasına vesile 

olmasından olsa gerek.

Şayet durum böyle devam ederse önümüzdeki yaz büyük bir susuzluk yaşanacağı kaçınılmaz 

olduğu gibi tarımda da rekoltenin oldukça düşük olacağı muhakkaktır. Bu durumun da bazı 

sorunları birlikte getireceği ve hatta enflasyonu etkileyeceği de vakıa. Yağmur duasına çıksak 

mı acaba?


Saygıdeğer Okuyucular

Bazen arkadaşlar arasından konuşuruz: Saçlarımın gençliğimizde kıvır kıvır olduğunu, bu 

saçların dökülmeyeceği gibi beyazlaşmayacağını da söyleyenler, son halimizi gördüklerinde 

takılmadan edemiyorlar. Hani yaşlandığımızı, merdivenden aşağıya doğru indimizi söylüyorlar 

ki güya bizi kızdırsınlar. Lakin kızmak da ne demek değil mi mademki kural böyle. Yaşımla, 

başımla hiç sorunum olmadı. Ölümse mukadderdir. Zira akşam doğup sabah güneşini 

görmeden ölenler olduğu gibi hayatının baharında kahpe kurşunlara hedef olmuş nice 

gençlerimiz, annesinin babasının tek çocuğu topraklara girmiş.  Biz ise yarım asrı devirmişiz. 

Burada önemli olan sağlıklı olmak, sağlıklı yaşamak ve ölmektir. Hastanelerde görüyoruz nice 

insanlar acılar içerisinde ve hatta Cenabı Allah’a bir ölüm ver de kurtarayım diye yalvaranlar var. 

Cenabı Hak, o günleri göstermesin.


Saygıdeğer okuyucular

Yazılarımızı takip edenler, serde biraz da şairlik olduğunu bilirler. Şiir yazmak, namaz kılmak 

ruhu dinlendiriyormuş. Bir psikolog dostumu ziyarete gittim. O da bana bir psikolojik terapi 

uyguladı ve bunu her gün tekrarlamamın ve mümkünse namaz kılmamın çok faydasını 

göreceğimi ifade etti. Gerçekten de haklıymış.

Namaz kılmanın hem bedenimize ve hem de ruhumuza faydasının olduğu, ayrıca üzerimize farz

olduğu, şiir yazmanın ise ruhu dinlendirdiği ki yazdıkça yazmak isteyeceğimi, yazdıkça kalitenin 

yükseleceğini ifade etti.  Ayrıca,  Türk Dili Profesörü çok değerli dostum Prof. Dr. Sayın Hacı 

Ömer Karpuz  Bey de aynı hususları belirtmekle birlikte, şiir yazdıkça yazdıklarımın kalitesinin 

yükseleceğini, kalitesi yükseldikçe edebi yönden değerleneceğini ve sonuç olarak belki de 

kalıcı bir eser bırakabileceğimi ifade etti ki, böyle bir hedefim olmayıp amatörce bu işle 

uğraşmama rağmen, kaliteli şiir yazdıkça ve yazdıklarım okuyucular tarafından beğenildikçe 

ben de zevk almaya başladım. Nasıl almayayım değil mi? Bu insan fıtratında olan bir şey değil 

mi?

Bazen yazmaya başlayınca birkaç güzel şiiri bir anda yazıyorum. Arkadaşlarım buna nasıl 

zaman bulduğumu merak ediyorlar. Gerçekten de ilham geldiği zaman birkaç şiir bir anda 

yazılabiliyor. Bunun için belirli zaman da yok. Hatta bazı geceler çok geç vakitlerde yataktan 

kalkarak aklıma gelenleri bir yere not ediyor, gerekirse günde birkaç saat uykuyla idare 

ediyorum. Hatta muhterem zevcem, bey senin yüzünde deliksiz bir uykuya hasretim diyerek 

serzenişte bulunur. Görüldüğü gibi şiir yazmanın özel bir zamanı yok.


Kısmet olursa 2014 yılı Şubat ayı başlarında ‘’www.erdalkoca.com’’ sayfam da hizmete girecek 

olup,  www.antoloji.com’’, ‘’www.ulkucuhaber.com’’ adreslerinde yayınlamadığım veya 

yayınlayamadığım diğer şiirlerimi de burada, kendi sitemde yayınlamış olacağım. Ama sakın 

sizlerden ayrılacağımı düşünmeyin. İnşallah daha uzun zaman birlikte olacağız. Esen kalın.  

 Not: Bu yazı hiçbir denetime tabi tutulmadan olduğu gibi yayınlanmıştır.
 


11 Ocak 2014 Cumartesi 21:46
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Botanik park olacaktı TOKİ’ye teslim edildi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bütçesinden 350 milyon lira harcandı. Hükümet ‘Vizyon projesi’

Erdoğan yeni sistemi anlattı!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Yeni Havalimanı'nda gerçekleştirilen A Haber - ATV ortak yayını

Avrupa'da yaşayan muhaliflere suikast timi

MHP'den iki kez milletvekili aday, bir kez de Genel Başkan adayı olan İsa İlyasoğlu, AKP'li Cumhurbaşkanı

Eniştenize kapıyı kapatma zamanı geldi

Partisinin Siirt mitinginde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan "16 yıl önce enişteye bir kapı

İYİ parti parlamenter sistemde kararlı

İYİ Parti'den öğlen saatlerinde Millet İttifakı tarafından yayınlanan ortak deklarasyona düzeltme geldi.

Türkiye'de yargının geldiği son durum bu

Türkiye 24 Haziran erken seçimlerine doğru giderken muhalefet adaylarının üzerinde buluştuğu neredeyse tek vaat

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL