TSK Mehmetçik Vakfı

19 Ekim 2018 Cuma

Bağımsızlığın Resmi İşaretleri

Erdal Koca

Erdal Koca

E-Posta : erdalkoca@hotmail.com












Saygıdeğer Dostlar


Herkes şunu iyi bilmektedir ki, millet olmanın üç temel kuralından birisi ve ilk kuralı, resmi bir dili

ve o dilde bütünlüğün olmasıdır. Dil de birlik olmazsa asla millet olunamaz. Bu nedenledir ki,

bağımsızlık dil ile başlar.

Sanırım hepiniz yayınlamaya veya yazmaya cesaret edebilen gazetelerden okumuş veya

televizyon kanallarından izlemişsinizdir: Bunu yazma cesareti gösteren gazetelerin birinde, 7 Mart

2014 tarihinde Cizre’de resmi Cuma Hutbesinin Kürtçe okunduğu yazıyordu ve çok normalmiş

gibi algılamışlardı.

Bu durum açıkça gösteriyor ki, BDP genel başkanı Selahattin Demirtaş ile öteki eşbaşkanlarının

her miting, gösteri veya toplantılarında açıkça ifade, hatta iddia ettikleri gibi, Kürtlerin bağımsızlığı

adına zaman, zemin ve şartların olgunlaştığı, sadece bunun seçimlerden sonra resmen ilan

edileceği ve dünya devletlerinden kendilerini tanımalarını isteyecekleri noktaya gelmişlerdir.


Görünen o ki, Milletimizin dilde ve gönüldeki birliği Milletimizin kendi eliyle bozulmuş, bunca yıl

uğruna nice körpe canların şühedalar arasına karışmasının da bir anlamı kalmamıştır. Resmi

ağızlardan ‘’Bizi bölmeye kimsenin gücü yetmez’’ türündeki saçmalıklarının da hiçbir değeri

kalmamış, Milletimiz ve Ülkemiz resmen bölünmüştür. Hiç şüpheniz olmasın ki, kurulacak

bağımsız bir Kürt devletini ilk tanıyan da Amerika Birleşik Devletleri olacaktır. Zira bunun hem

stratejik ve hem de siyasi yönü vardır ve bu durum her halükarda ABD nin menfaatlerine hizmet

etmektedir.


Saygıdeğer Dostlar


Üzülerek ve korkarak ifade ediyorum ki, bu gün Ortadoğu’nun başındaki musibet, yerel seçimler

ya da en geç Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra bizim başımıza da gelecek. Zira bunun

provaları her ne kadar gazeteler yazamazsa da, televizyon kanalları gösteremese de Doğu ve

Güneydoğu illerimizde yapılmaktadır.


Yine hiç şüpheniz olmasın ki, en başta Rusya ve ABD olmak üzere tüm Avrupa da destek

bulacaktır. Hele ki Rusya’nın Kırım işgali, Kırım Tatarlarının daha şimdiden ülkelerinde göçe

zorlanıyor olmaları başımıza geleceklerin ayak sesidir. Biz güçlü devlet falan da değiliz, Türklük

Ruhumuz da yok olmuş, olacaklara rıza göstermekten başka elimizden bir şey gelmeyeceğini de

şimdiden ifade ediyorum.

Peki, bu olanlar karşısında biz ne yapıyoruz? Görüntüleri internetten dolaşan, telefon

konuşmalarıyla mevcudiyeti sabit hırsızlıkların veya yolsuzlukların üstünü nasıl örtebiliriz, bunu

koltuk değnekleri, kendi ifadeleriyle Devlet içerisindeki paralel yapı olan cemaatin üzerine nasıl

yıkabiliriz türündeki arayışlarla ve bunu toplumun hafızasında nasıl silebiliriz düşüncesiyle kanun

çıkartmakla meşgulüz. Dolaysıyla etrafımızda ve hatta kendi içimizde olup bitenlerden, saman

altında yürütülen sulardan habersizce yaşıyoruz.

Hiç kimse ben hırsızlık yapmadım demiyor, diyemez de. Nedeni ise görüntüler, telefon

konuşmaları ve fiili durum. Hal böyle olmakla birlikte olayın ilginç tarafı hiç kimsenin bunları neden

yaptığı değil de kimin ne amaçla ortaya çıkardığıdır. Bir de olaylara ‘’Zamanlama Manidar’’ diye

bir cümle ekleyince esrarengiz bir hava veriliyor ki, cazibesine doyum olmaz.


Efendiler:

Şundan emin olunuz ki, bu Ülkede yaşayanların bin de biri bile bu ülkede şu parti iktidar olmuş,

bu parti iktidar olmuş derdinde değildir. Milletin derdi, hiç yoktan var edilen bir Türklük – Kürtlük

meselesi adı altında ülkenin bölünme noktasına gelmiş olması, bu güne kadar bebek katili ve

insan kasabı olarak anılan, otuz binden fazla insanımızın ve askerimizin canını almış bir katil, bir

caninin sanki bir devlet başkanı gibi muhatap alınarak Türklüğümüzün yerlerde sürünmesidir.


Buna iktidardan bayramlık koli alarak nemalanan cahil kesim, koltuk veya makam alarak

nemalanan okuryazar kesim, ihale alarak nemalanan zengin kesim, milletin A’sına koyan ukala ve

şerefsiz kesim de oy verip alkış tutmaktadırlar.

Bu nedenledir ki, nutuk atmakla, seçim zamanı milliyetçi gibi görünmekle, ulufe dağıtmakla, halkı

sindirmekle, facebooku, twetteri ve youtubeyi kapatma tehdidinde bulunmakla büyük devlet

olunmuyor, kral olunuyor kral.


Efendiler:


Türkiye Cumhuriyeti, bir Millet Ruhu, bir Türklük Ruhuyla kuruldu. Kurulurken ne badireler

atlatıldı, destanlar nasıl yazıldı, hangi şarlar altında kuruldu değil Türk Tarihinde dünya tarihinde

bile altın harflerle yazılı olup, ibretle okunmaktadır. Ama ne yazık ki, tarihimiz ve o tarihi

yazanlarımızın halkımızın gözünde nasıl düşürülmeye çalıştığını ibret ve esefle izliyoruz.

Okullarda Andımızın, dağ da taş ta kanla yazılmış ‘’Ne Mutlu Türküm Diyene’’ sözünün, her yerde

ama her yerde Türkiye Cumhuriyeti’ni simgeleyen ‘’T.C.’’ nin, İstiklal Marşımızın, kısaca

Türklüğümüzü hatırlatan, vurgulayan maddi manevi ne varsa o mefhumların hafızalarımızdan,

genç dimağlarımızdan nasıl ve kimler tarafından, hangi amaca hizmet ederek silinmeye

çalışıldığını hayret, ibret ve çaresizlik içerisinde hep birlikte izliyoruz.

Zamana dur demenin, gidene gel demenin, ölene eyvah demenin faydası olmaz. O halde bize

düşen: Başımızı ellerimizin arasına alarak, nereden, nasıl bir hata yaptığımızı ve nasıl telafi

edebileceğimizi düşünmektir. Başınız sağ olsun demek öleni geri getirmez. Geçmiş olsun demek

de şifa değildir. Bizden söylemesi…


 


08 Mart 2014 Cumartesi 21:48
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

MİT ve Emniyet’e UYAP yetkisi

Komisyonda, güvenlik soruşturmasıyla ilgili maddede değişiklik yapıldı.

Yükselme sınavında Süleymancı torpili

Şırnak Üniversitesi’nde yapılan Görevde Yükselme Sınavı mülakatlarında kimi adaylara tarikat bağı

Kadınlar nafaka almak için mi evleniyor?

Yazılı bir açıklama yapan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı "Son günlerde kamuoyunda mevcut nafaka

Papaz Brunson'ı bırak Hasan Mezarcı'ya bak

Medyanın kendisine yer vermediğini ileri süren Hasan Mezarcı, "Bu ilâhî medya yayınları kıyamete kadar artarak

Devlet krizin farkında değil

Hükümetin yaptığı ‘tasarruf’ açıklamaları bütçeye yansımadı. ‘Mal ve Hizmet Alımları’ için

Örtülü harcama 1.3 milyarı aştı

Örtülü ödenek harcamalarının büyük bölümünün 24 Haziran seçimlerinden önce yapılması dikkat çekti.

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL