TSK Mehmetçik Vakfı

16 Ağustos 2018 Perşembe

Askeriyedeki Son Durum

Erdal Koca

Erdal Koca

E-Posta : erdalkoca@hotmail.com









Merhaba Sevgili okuyucular

Türk Silahlı Kuvvetlerinde son dönemde global bir görüş ayrılığı söz konusu. Bunun birçok nedeni

olmakla birlikte, en büyük nedenlerinden birisi; birkaç yıldır asker üzerinde çeşitli vesilelerle

gerçekleştirilen sivil operasyon ve kendi içerisindeki gelişmeler olarak değerlendirilmelidir.

Gazeteport’un haberine göre;

‘’TSK’dan ayrılan Subay ve Astsubaylardaki artış dikkat çekti. Son iki ay içinde, 710 Subay ile

1308 Astsubay, TSK’dan ayrıldı. Bu yılın Eylül ayında 522, Ekim ayında 158 olmak üzere 710

subay emekli oldu ya da istifa etti. Subay sayısı 39 bin 293′e düştü. Eylül ayında 739, Ekim

aynıda ise 566 Astsubay da TSK’dan ayrılınca Astsubay sayısı 95 bin 873′e geriledi.

TSK’daki sivil personel de, subay sayısını geçti. Silahlı Kuvvetlerde, 39 bin 293 subay bulunurken

sivil memur ve işçi sayısı 52 bin 139 oldu. TSK’da 1 Ekim 2013′de 347 General ve Amiral, 39 bin

451 subay, 379 bin 352 er vardı. Sayı sözleşmeli er- erbaş, yedek subay ve sivil memurlarla

birlikte toplam 647 bin 583′e ulaşmıştı. 1 Kasım’da ise General-Amiral sayısı 345′e, subay da 39

bin 293′e düştü. Toplam mevcut ise 355 kişi arttı ve 647 bin 938′e çıktı.


Askerlik süresinin 12 aya inmesi ve 1 Ocak 2014′den itibaren kademeli olarak 70 bin kişinin

terhisiyle birlikte, TSK’nın toplam mevcudu da, yıllar sonra ilk kez 600 bin kişinin altına inecek.

2014′de personel sayısı 577 bin kişi civarında olacak.’’

Öbür taraftan, Askerlerin AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte kendi içerisindeki başıboşluk ve

görüş ayrılıklarıdır. Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Sayın Aytaç Yalman’ın bir gazeteye vermiş

olduğu mülakatta bu durum açıkça görülmektedir.

Anlaşılan o ki, aynı rütbede olan, ancak bir diğer komutanın emrine tabi üst düzey subayların

emre itaatsizlik ettiği, iktidar hakkında görüş ayrılıklarının bulunduğu, sanılanın aksine bazılarının

hakikaten yetkilerini aştığı görülmektedir.

Bir kısmı AKP nin iktidar olmasını demokrasi gereği olarak kabul ederken, diğer kesimin bunu

hazmedemediği ve türlü entrikalara başvurduğu da açıkça görülmektedir.

Bir yazımızda daha AKP yanlısı olmadığımız, AKP iktidarında nemalanmadığımız açıkça

vurgulanmıştır. Lakin yönetim şeklimiz demokrasi ise, her iki vatandaşımızdan birisi AKP’yi

desteklemiş ve ona oy vermiş ise bunu hazmetmemiz gerekir.

Zira bunu hazmedemez isek, sizi de başkaları hazmedemez ve bu kısır döngü ilelebet devam

eder. Ama doğal olan da, iktidara oy verenler ile vermeyenlerin de iktidarı iş ve işlemlerinde övme

ve yerme haklarının bulunduğunu, bunu da iktidarın hazmetmesi gerektiğini, iktidarı yerenlerin

hain damgasıyla damgalanmaması gerektiğini de iktidarın hazmetmesi gerekir.

Söz konusu mülakatın bir bölümünde Sayın Yalman, o dönem yaşananlarla ilgili olarak, örtülü

biçimde dönemin 1. Ordu Komutanı ve Balyoz davası hükümlüsü Çetin Doğan'ı suçladı, eski

Genelkurmay Başkanı Özkök'ü eleştirdi. Yalman, Özkök'ü örtülü biçimde eleştirirken,

"Seminerdeki ses kayıtlarını Genelkurmay Başkanından öğrendiğimi, ses kayıtlarını görmediğimi

ve bu konuda hiç kimseden araştırma yapmam istenmediğini özellikle belirtmek isterim. Esasen

söz konusu ses kayıtları elime geçseydi karargâhım ile paylaşır, gerekli inceleme için hazırlıkları

yapardım" dedi.


Yukarıda da izah edildiği üzere, aynı durum buradan da açıkça görülmektedir.

Su gerçeği herkes kabul edecektir sanırım; bir zamanlar Kara Harp Okulunu her bitiren teğmen,

kendisini geleceğin Cumhurbaşkanı olarak görür, tabiri caiz ise burnundan kıl aldırmazdı. Özal ile

birlikte bu durum değişti. Olması gereken de oydu.


Sevgili okuyucular


Hiç şüphesizdir ki, Askerimiz en üst rütbeli subayından er’ine kadar hepsi göz bebeğimizdir.

Onlarsız vatan savunması hele ki şu coğrafyadan mümkün değildir. Ancak kuvvetler ayrılığı

prensibine bağlı kalarak, asker askerliğini, sivil de sivilliğini bilmek zorundadır.

Her kurumun içerisinde olduğu gibi TSK’dan da amacını ve yetkilerini aşan ve hatta kötüye

kullananlar olmuştur. Hükümete ve yargıya düşen bunları diğerlerinden ayrı tutmaktır. Sanırım

iktidar da halkımız arasında çeşitli eylemleri nedeniyle halkımız tarafından sevilmeyen bazı

subayları bahane ederek, çeşitli suçlamalarla askerin üzerine gitmesi, o kesimlerin yoğun

çabalarıyla TSK’yı karalama kampanyasının içine atmış ve bu durum, kendi oy tabanlarında

üzülerek ifade ediyorum kabul görmüştür.

Zaten Milletimizin fıtratında olan ‘’Vur deyince öldüren anlayışı’’ bir linç kampanyasına dönüşmüş,

bu durum da yazımızın başında belirtmiş olduğumuz durumun meydana gelmesine sebep

olmuştur.

Sevgili okuyucular

Irak’ta iç savaş olur kaçanlar Türkiye’ye, Türki Cumhuriyetlerde iç kargaşa olur kaçanlar

Türkiye’ye, Suriye’de, Libya’da, Mısır’da, Bulgaristan’da iç kargaşa olur kaçanlar Türkiye’ye. Allah

korusun Türkiye’de bir iç kargaşa olursa biz nereye sığınacağız. Aman ha dikkat.

 


04 Kasım 2013 Pazartesi 10:19
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

CHP'den Başköylü kadınlara destek

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, “Ölürüz de jeotermal kuyu

Türkiye kendini yiyen ülke haline getirildi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal düzenlediği basın toplantısında "Türkiye, kendi kendine yeten 7

MHP aşıya karşı çıkan ailelere hapis istedi

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, genişletilmiş

FETÖ gitti İskender Paşa cemaati geldi

Son dönemde FETÖ’nün tasfiye edilmesinin ardından yargıda yeni tarikat ve cemaatlerin yapılandığı

Hiçbirimiz trafik meselesinde efsunlu değiliz

Polis Amirleri Eğitimi Merkezi 2018 Yılı 3.Dönem Mezuniyet Töreninde konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu,

AKP seçmeni de imam hatip karşıtı

Nakil döneminin sonuçları, AKP’nin yüksek oy aldığı illerde de imam hatiplerin tercih edilmediğini ortaya

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL