23 Haziran 2018 Cumartesi

Açmaz ve Çıkmazlarımız

Erdal Koca

Erdal Koca

E-Posta : erdalkoca@hotmail.com



 











Saygıdeğer Dostlar


Açmaz ve çıkmaz… Bu iki kelimenin karşılığı bila istisna herkesin yaşamında vardır, olmuştur, her

zaman olması da mümkündür. Zira zaman zaman hepimizin çaresiz kaldığı ya da çözümünden

zorlandığı olayları yaşamışızdır. Gayet tabidir ki, sonuç itibariyle iş olacağına varmaktadır.

Olaylara bu pencereden baktığımızda kendi mecrasında yoluna müdahale etmek, çoğu zaman

faydadan ziyade zarar getirdiğini gözlemlemişizdir.


Ancak bu durum, bizim gibi az gelişmiş ülkelerin tamamında mevcut. İnsanlarımızdaki okur-

yazarlığın en alt seviyede olması yönlendirilmeye çok müsait ortam oluşturuyor. Herkesin kendine

göre bir doğrusunun olması, bu doğrunun değişmez olması saplantı haline geliyor. Hâl böyle

olunca da özellikle ataerkil toplumlarda liderin sözü kanun hükmünde oluyor.


Bu duruma itiraz ettiğinizde ya da eleştirdiğinizde, bu sefer eleştiriler sizin kişiliğinize yöneliyor. Ya

kâfir, ya düşman ya da siz cahil ilan ediliyorsunuz ve hatta tabiri caiz ise ‘’kıl adam’’ olarak ilan

ediliyorsunuz. Yani kural, değer, kişilik mülga kanunlara dönüyor. Karşı taraf hayatında bir tek

kitap okumamış olsa bile âlim oluyor.


Denilebilir ki, bu anlattıklarınız veya yazdıklarınız tahsilli kesimde yok mu? Olmaz mı? Hele ki

onların arasındaki bu tipleri bir noktaya getirmek asla mümkün değil. Zira her şeyin doğrusunu

onlar bilir, her şeyin en güzelini onlar yapar. Mübarek sanki alleme cihana…


Saygıdeğer Dostlar


İşi siyasi boyutuyla inceleyecek olursak durum daha farklı boyutta olur. İnsanlar bir siyasi

ideolojiye mensup ise ve de belirli bir süre o uğurda mücadele vermiş ise onu değiştirmek elbette

ki daha zordur. Zordur çünkü değer yargılarında onun izi ve etkisi vardır. Kişiliğinin oluşmasında

da onun etkisi vardır. O nedenle doğal olarak değişmesi de zordur.


Bunlara örnekleriyle bakacak olursak, ‘’Eski devrimci’’, ‘’Eski Ülkücü’’ vs. sıralanarak gider. Neden

‘’Eski’’ sıfatıyla anılırlar? Çünkü onlar, başlangıçtaki ilkelerinde taviz vererek günün şartlarına

uyum sağlamışlardır. Katı kurallarla savundukları değerleri aşınmaya başlamış, değer yargıları ve

öncelikleri değişmiştir de ondan.


Yaşı ilerlemiş olanlar şu meşhur ‘’68 Kuşağını’’ hatırlarlar. Şimdi kimisi yazar, kimisi haber spikeri

ve kimisi iş adamı olmuş, en seçme yalılarda oturmaktadırlar. Hani nerde savundukları sosyalizm,

hani nerde savundukları eşitlik, neden bu ideolojilerinden vaz geçtiler?


Aynı durum, diğer cenahlar için de geçerlidir. Kanı, canı pahasına, ülkenin bölünmez bütünlüğüne

tehdit oluşturan o zamanki Sovyetler Birliğine karşı, komünizme karşı verdikleri mücadele ne

oldu? Ha komünizm mi kaldı denilebilir ama her alanda öncelikleri değişti. Kimi makam uğruna,

kimi maddiyat uğruna hepsi farklı kulvarlarda koşmaktadırlar ve artık hepsi ‘’Eski’’ sıfatıyla

anılmaktadırlar.


Öte yandan da, bu ‘’Eski’’ sıfatı onlara bir imtiyaz tanımaktadır. Şöyle ki, bu tür kişiler, hem eski

değerlerini terk etmiş ve adeta kendilerini yeni bir dünyaya entegre etmiş ama ayrıca da terk

etmiş olduğu eski değerleri ona bir ayrıcalık katmakta. Bunun için ‘’Eski’’ sıfatını

kullanmaktadırlar. Başka bir ifadeyle, hem yenidünyalarının ve hem de eski dünyalarının

kendilerine sağlamış olduğu değerlerden faydalanmak.


Buraya kadar ‘’Eski’’ sıfatıyla yenidünyalarına merhaba derken aslında yenidünyasında elde etmiş

olduğu prestijini eski dünyasının sağladığını biliyor fakat itiraf edemiyor. Çünkü yeri geldiğinde

bende eskiden (…) idim diyecek.


İşte bunlar açmazlarımızdır.


Çıkmazlarımıza gelince, yukarıda saydığımız açmazlarla yenidünyalarına adım atanlar, ne tam

yeni dünyalı ne de tam eski dünyalı olamıyor. Bu durum, köylerden şehirlere göç eden ailelerin ne

tam köylü ne de tam şehirli olamadıklarına benziyor.


Yazımızı bitirirken, ‘’temsilde hata olmaz’’ varsayımından hareket ederek bir fıkra ile bitirelim.


Fıkra bu ya…


Eşeğin biri tavşana özenmiş. Gidip, kulaklarını kısaltmış, kuyruğunu kestirmiş ve dönmüş

ağababalarının yanına…

Nasıl?

Tavşana benzedim mi? Diye sormuş.

Ağababaları:

Sen şimdi eşeğe bile benzemiyorsun demiş


Esen kalın.

 


 


18 Nisan 2014 Cuma 13:38
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Botanik park olacaktı TOKİ’ye teslim edildi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bütçesinden 350 milyon lira harcandı. Hükümet ‘Vizyon projesi’

Erdoğan yeni sistemi anlattı!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Yeni Havalimanı'nda gerçekleştirilen A Haber - ATV ortak yayını

Avrupa'da yaşayan muhaliflere suikast timi

MHP'den iki kez milletvekili aday, bir kez de Genel Başkan adayı olan İsa İlyasoğlu, AKP'li Cumhurbaşkanı

Eniştenize kapıyı kapatma zamanı geldi

Partisinin Siirt mitinginde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan "16 yıl önce enişteye bir kapı

İYİ parti parlamenter sistemde kararlı

İYİ Parti'den öğlen saatlerinde Millet İttifakı tarafından yayınlanan ortak deklarasyona düzeltme geldi.

Türkiye'de yargının geldiği son durum bu

Türkiye 24 Haziran erken seçimlerine doğru giderken muhalefet adaylarının üzerinde buluştuğu neredeyse tek vaat

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL