23 Haziran 2018 Cumartesi

Emekli Olmayan Memurlar ile AKP Arasındaki Ortak Bağ

Erdal Koca

Erdal Koca

E-Posta : erdalkoca@hotmail.com

Merhaba sevgili okuyucular


Yazının başlığını okuduğunuz zaman emekli olmayan memurlar ile AKP arasında ne bağ

olabilir diye düşüne bilirsiniz ve böyle düşünmekle de haklısınız. Lakin bu yazının tamamını

okuduğunuz zaman eminim ki hak vereceksiniz.

Az gelişmiş ülkelerin karakteristik özelliklerindendir: Devlette bir işiniz var ve bu işiniz yasal bir

talep ve kişisel hakkınız. Diyelim ki emekli olmak istiyorsunuz ve emeklilik şartlarını süre, gün

ve yaş olarak hak ettiniz, emeklilik müracaatınızı da yaptınız ama bir türlü maaşınız bağlanmıyor.

SGK’ya haftada bir iki gidip geliyorsunuz, tamam biz işleminizi yapıyoruz neticeden siz bilgi

vereceğiz diyorlar ama bu durum aylarca devam edip gidiyor.

Yapacağınız ilk iş nedir? Bir adam bulmak değil mi? Soruyor soruşturuyorsunuz, bir

tanıdığınızın oğlunu buluyorsunuz ve ona rica ediyorsunuz değil mi?

O da kendini bir şey sanıyor, tamam hallederiz diyor, siz de inanıyorsunuz. Birkaç gün sonra

zaten işleriniz bitmiş ve maaşınız bağlanmış olacağından, o memur da iş yapmış sayılıyor değil

mi?

İşte çalışan memurlar, çalıştıkları sürece itibar gördükleri için ve de emekli oldukları zaman bu

itibarlarını kaybedecekleri için kolay kolay emekli olmazlar. İş hayatında şartlarını

tamamladıkları halde ve çalışmaya ihtiyaçları olmadıkları halde emekli olmayan memurlar

bunun için emekli olmaz.

Tabi ki, emekli oldukları zaman aldıkları maaşları da yarıya düşecek olup, bunun hesabını

yapanları ayrı tutmak lazım.

Gelelim iktidar neden koltuğunu kaybetmez konusuna. Buna bir örnekle başlamak istiyorum.

Hatırlarsınız şu Anayasanın halkoylamasına sunulması konusunu. Hani biraz mürekkep

yaladık. Bu nedenle de az çok siyasetten de anlıyoruz veya en azından kendimizi öyle görüyoruz.

Yakinen tanıdığım birisi. İlkokul mezunu, pazarcılık yaparak geçimini sağlıyor. Ben de

Anayasaya hayır diyen tarafım ya bana gelmiş bu Anayasa oylamasına evet diyeceğiz sizden de

rica ediyorum dedi. Ben de ona; hadi ben maaşlı çalışan birisiyim. Anayasa oylamasına hayır

dememde kendime göre yanlış bulduğum taraflar var, çıkarıma ters düşen taraflar var, Ülkemiz

açısından da sakıncalı gördüğüm taraflar var o nedenle hayır diyeceğim de velev ki evet çıktı

senin buradaki kârın ne olacak ya da hayır çıktı senin zararın ne olacak diye sordum.

Aldığım cevap: Şayet oylamada hayır çıkarsa hükümet yıkılabilir. Hükümet yıkılmasın. Bunlar

devam etsin.

Pekâlâ, bunların gitmesinde senin zararın ne olacak, kalmaları halinde kârın ne olacak diye

sordum.

Aldığım cevap: Bunlar giderse daha iyisi mi gelecek ya da kim gelecek?

Aslında niçin istediğini biliyorum. Zira bu iktidar kaldığı sürece her iki dini bayramda da birer

erzak kolisi gelecek. Kışın bir ton kömür gelecek. Bundan iyisi, Şam’da kayısı.

İşte yazının başlığındaki emekli olmayan memurlar ile AKP arasındaki bağ bu: AKP iktidarda

giderse bayramlarda gelen erzak kolileri gelmeyecek, kışa doğru kömür alamayacak. Onun için

AKP gitmemeli.

Evet, sevgili okuyucular

Sosyal devlette, bayramlardaki koliye, kışın bir ton kömüre ihtiyacı olan vatandaşın bu

ihtiyaçlarını gidermek devletin işidir. Ama onlar da haklı. Bu güne kadar iktidar olanlardan bu tür

şeyleri görmemişler ve onun için bunları lütuf olarak görüyorlar. Onları bu hale düşürenlere bir

şey demiyorlar da verdiklerine şükür ediyorlar.

Napolyon’a sormuşlar: Barışı nasıl sağlamalı?

Cevap: Milletin birbiriyle çatışması için gerekli ortamı hazırlayacaksın ve millet birbiriyle

çatışmaya başlayınca barışa giden tüm yolları kapatacaksın. Sulh için kendini hakem tayin

ettireceksin.

Ne kadar güzel bir teknik değil mi?

Önce milleti aç sefil bırakacaksın. Sonra onlara küçük küçük ihsanlarda bulunacaksın. Bak

bakalım onlar senden ayrılıyorlar mı?

İşte yukarıda sözünü ettiğim tanıdığımın örneği cuk diye oturdu.

Bizim muhalefet partileri bu sırrı bir türlü çözemedi. Bu milletin hassas noktalarını bir türlü

yakalayamadılar.  Demirel bu işi kırk yıl ne güzel götürdü. Adam otuz beş sene iktidarda kalmış,

yapacaklarını yapmamış. Millete diyor ki, bana beş yüz gün verin her şeyi halledeceğim. Millette

veriyor. Halledemedi mi, zaten geçti bir dört yıl daha. Ne kaybetti? Yeter ki sen istemesini bil.

Bazen içimde Aziz Nesin’e rahmet okuyasım geliyor da adam ben Allah’a inanmıyorum diyordu.

Yoksa rahmeti hak etmişti. Esen kalın E.K.

 

 

 

 

 


16 Ekim 2013 Çarşamba 23:25
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Botanik park olacaktı TOKİ’ye teslim edildi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bütçesinden 350 milyon lira harcandı. Hükümet ‘Vizyon projesi’

Erdoğan yeni sistemi anlattı!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Yeni Havalimanı'nda gerçekleştirilen A Haber - ATV ortak yayını

Avrupa'da yaşayan muhaliflere suikast timi

MHP'den iki kez milletvekili aday, bir kez de Genel Başkan adayı olan İsa İlyasoğlu, AKP'li Cumhurbaşkanı

Eniştenize kapıyı kapatma zamanı geldi

Partisinin Siirt mitinginde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan "16 yıl önce enişteye bir kapı

İYİ parti parlamenter sistemde kararlı

İYİ Parti'den öğlen saatlerinde Millet İttifakı tarafından yayınlanan ortak deklarasyona düzeltme geldi.

Türkiye'de yargının geldiği son durum bu

Türkiye 24 Haziran erken seçimlerine doğru giderken muhalefet adaylarının üzerinde buluştuğu neredeyse tek vaat

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL