23 Kasım 2017 Perşembe

Yatıyoz, kalkıyoz

Bayram Alacatlı

Bayram Alacatlı

E-Posta : Bayramalacatli@hotmail.com

 İnsanın diline yer eden bazı reklamlar var. Aradan yıllarda geçse beynimizde yer etmiş olan bu reklamları unutmaz,  yeri geldikçe bu reklamları günlük hayatımızın bir parçası gibi tekrarlar dururuz.

 
Mesela yıllarca önce dinlediğim bir banka reklamı vardı. "Yiyoz içiyoz adios" 
 
Milyonlarca insanın şarkı şeklinde dinlediği ve beynine yerleştirdiği bu banka reklamını ben unutmadım. Çoğunuzun hatırladığına ve reklamda geçen sözleri tekrarladığına da eminim. 

Uçuyoz, geziyoz, yiyoz, içiyoz, yatıyoz, kalkıyoz para vermiyoz. dizesi, reklamı hazırlatan bankanın kredi kartını popiler bir kredi kartı haline getirmiş, reklamın doğruluğunu araştırmayan yüzlerce kişide bankanın müşterileri arasına girmişti.

Bazı insanlar "Reklamın iyisi kötüsü olmaz. Reklam reklamdır" dese de, ben buna pek itibar etmem. Çünkü reklam vardır etkisi bir gün, reklam vardır etkisi bir yıl, reklam vardır etkisi 10 yıl, hatta 20 - 30 yıl sürer. Bütün mesele reklamı beyne sokacak ivmeyi yakalamaktır.
 
Günümüz siyaseti de reklamın başka bir türüdür. 
 
Siyasette başarının yolu da, seçmenin beynine yerleşecek ivmelerin doğru seçilmesinden ve seçmenin bu ivmeleri doğru olarak kabullenmesinden geçer. Bunu örneklemek için çok eskilere gitmeye gerek yok.
 
Yatıyoz, kalkıyoz Fethullah Gülen,
Yiyoz, içiyoz Gülen Cemaati,
Geziyoz, tozuyoz Paralel yapı
Aksırıyoz, tıksırıyoz darbe
Giriyoz, çıkıyoz Pensilvanya diyoz.
 
Biz demesine diyoz da, acaba millet bu söylediklerimize inaniyoz mu? İşte bunu bilemeyoz. Ama biz söylemeye devam edeyoz.

17 Aralıktan sonra Başbakan Erdoğan'ın bütün konuşmaları bu altı ana başlıktan oluştu. Fethullah Gülen, Gülen Cemaati, paralel yapı, darbe, Pensilvanya. Arada bir muhalefeti garnitür olarak bu başlıkların arasına katsa da, konuşmalarının ana temeli bu altı başlığa dayanıyor.

İçleri seçmenin hoşuna gidecek, duygularını okşayacak, birazda kızdıracak kelimelerle doldurulunca, keskin birer kılıç haline gelen bu ana başlıklar, temcit pilavı gibi her gün tekrarlanınca seçmenin beynine kazındı. Sonra seçmen başladı, sövüp saymaya. Vatan haini, AKP düşmanı, Amerikan ajanı, Müslüman düşmanı, Hoca müsveddesi, çıkarcı.

17 Aralık'tan sonra, Fethullah Gülen'in yada yandaşlarının "Bunları biz yayınladık. Bunlar bizim adamlarımız tarafından hazırlandı" şeklinde bir açıklamasını okuyan yada duyan oldu mu? 

Ortada fol yol yumurta yok. Ama sayın Başbakan iki gün içinde suçluyu bularak kamuoyuna ilan etti."Suçlu Fethullah Gülen ve Cemaati" 

Başbakan'ın, bu kadar kısa bir sürede suçluyu bulmasının üç olasılığı var Birinci olasılık Başbakan'ın bunlardan haberi vardı. Ama piyasaya sürüleceğine ihtimal vermiyordu. İkinci olasılık Başbakan bu kişiler tarafından tehdit ediliyordu ve Başbakan'da tehdit eden kişilerin kim olduğunu biliyordu. Üçüncü olasılık ise Başbakan'ın suçlamaları tamamen varsayımlara ve tahminlere dayanıyor.

Olay ortaya çıkar çıkmaz Başbakan cemaati kasdederek"Ne istediniz'de vermedik?"  dese de ve bir hükumet yetkilisi de  "Emniyeti cemaate teslim etmiştik" sözleriyle Başbakan'ın açıklamasına destek verse de, bu açıklamaların dışında, suçlunun Fethullah Gülen ve Cemaati olduğunu gösteren, elle tutulur, gözle görülür bir kanıt yok. Ama "Dershaneleri kapattığımız için bize saldırı başlattılar" türünden anlamı pek olmayan bir bahaneleri var.

Sizce; İktidardan istediği her şeyi alan, ülkenin bel kemiği pozisyonundaki emniyet teşkilatını ele geçiren ve kendisine sağlanan imkanlarla devlet içinde devlet konumuna gelen bir cemaat, sadece dershaneleri kapatıldı diye, kendisinden daha güçlü olan iktidarı devirmek gibi, stratejik bir hataya düşer mi? Yoksa darbeyi indirmek için iktidarın yıpranmasını, çöküşe geçmesini mi bekler? 

Bu olay konusunda mantıklı düşünmeye çalışanların aklına takılan yığınla soru olduğuna eminim. Çünkü benimde aklıma takılan sorular var.

" Türkiye'de bir sürü cemaat olmasına rağmen, akla ilk gelen, neden Gülen Cemaati?" ve " Türkiye'de karışıklık çıkması için ellerini ovuşturan, ABD, İsrail, İngiltere, Fransa, Almanya ve İran dururken, neden Gülen Cemaati?" sorularına hala cevap bulabilmiş değilim.

Doğrusunu söylemek gerekirse, İktidar partisinin "% 1 oyu yok" iddiasında bulunduğu Gülen cemaatini kendisine rakip görerek, hedef tahtasına oturtması ve yaklaşık 5 aydır meydanlarda ağır ifadelerle Fethullah Gülen'i ve Cemaatini eleştirmesi, bana biraz garip, garip olduğu kadarda, mantıksız geliyor.
 
Fethullah Gülen'i hedef tahtasına oturtacak güçlü kanıtlar olmamasına rağmen, bu işin suçlusu olarak onun gösterilmesini de ve ülkenin yığınla sorunu olmasına rağmen, yaklaşık beş aydır Gündemin sadece bu konuyla meşgul edilmesini de anlamak mümkün değil.


31 Mayıs 2014 Cumartesi 18:56
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Tek başına İETT damat turizm

AKP iktidarında oğulların ve damatların ‘ayrıcalıklı’ ticari faaliyetleri gündemden düşmüyor.

Akşener erken seçim ihtimalini düşünüyor

Henüz il ve ilçe teşkilatlanmaları devam eden İYİ Parti’nin olağan kurultay kararı almasının ardında

Hedefi sağ-sol kutuplaşması

AKP lideri Erdoğan’ın bir süredir klasik İslami muhafazakâr söyleminin yanına milliyetçiliği de eklemesi ve

Torbadan yine yandaş vakıflar çıktı

Yasada vakıfların yurtdışındaki tüzel kişilere bağış yapmasına, genellikle iktidara yakın vakıf ve

O küfürü midemiz bulanarak hepimiz izledik

CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, Boşnaklara yönelik açıklamalarından dolayı Rasim Ozan

28 Şubatçıların hesap verecekleri günü bekliyoruz

AKP Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakcı, Ankara Adliyesi önünde, bazı AK Partili milletvekilleri, sivil

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ANKET

Fenerbahçe - Bursaspor maçı ne olur ?

Fenerbahçe - Bursaspor maçı ne olur ?

Ankete Katıl Sonuçlar