23 Kasım 2017 Perşembe

Metris'te bir gece

Bayram Alacatlı

Bayram Alacatlı

E-Posta : Bayramalacatli@hotmail.com

 Siyasilerin nabza göre şerbet verdiklerini ve içinde bulundukları topluma göre konuşma yaptıklarını bilmeyen yok. Topluma göre konuşma yapmanın amacı ise o toplumun oyunu almak.

 
İçinde bulundukları toplumlara göre konuşma yapan siyasilerin en büyük özelliği ise, başlarından geçen bazı nahoş olayları uluorta her yerde anlatmamaları. Bunun en güzel örneği de 12 Eylül darbesinden sonra Çanakkale'deki Zincirbozan'da mecburi ikamete tabi tutulan siyasiler. Siz Zincirbozan'da mecburi ikamete tabi tutulan bu siyesilerin burayla ilgili anılarını anlattıklarını duydunuz mu? Orayla ilgili onların hiç mi kötü anısı olmadı?  Ben Demirel'inde, Ecevit'inde, Erbakan'ında burayla ilgili yüzlerce acı anısı olduğuna eminim. Ama onlar sustular. Neden sustuklarını anlayabilmek için onların seviyesinde ve onların bulunduğu görevde bulunmamız gerekiyor.
 
Başbakanımız Erdoğan bey ise eski siyasilerin aksine, başından geçen nahoş olayları anlatmakta bir çekince görmüyor. Bu nahoş olaylar içinde en önemlisi ise, 1 gün süre ile 1979 yılında Metris Askeri Cezaevi'nde yatması. (Terör olayları nedeniyle 1979 yılında sıkıyönetim var)
 
Başbakanımız Erdoğan 1979 yılında Metris Askeri Cezaevi'nde bir günde olsa yattı veya yatmadı diyemeyiz. Ortada kalmamak için "1979 yılında Metris Askeri Cezaevi'nde bir gün yattım" sözünü mecburen doğru kabul etmek zorundayız.
 
Başbakanımız Erdoğan'ın bir gün süre ile hapiste yatıp yatmaması pek önemli değil, ama yattığı günle ilgili anlattıkları fazlasıyla önemli. Hele bu anlatılanlar arasında derin uyumsuzluklar varsa.
 
İşte size aynı yaşam ve aynı yaşamın iki anlatımı
 
1. Anlatım:  08.11.2010/ 31 yıldır süren bir tas çorba dostluğu/adlı açıklama
 
1979’ da Milli Selamet Partisi Gençlik Kolları üyesi bir grup gençle, Küçükçekmece’de öldürülen iki arkadaşının cenaze törenine katıldı. Kalabalık grup, cenazeye trenle gitti. Dönüşte, Yenikapı İstasyonu’nda inip Fatih’e doğru yürüyüşe geçtiklerinde, gençler, slogan atmaya başladı. Grup genişleyince, önce polis, ardından da jandarma olay yerine geldi. Slogan atanlar, Erdoğan’la birlikte kendilerini Metris’ de buldular. Erdoğan, onbaşı gardiyan Fehmi Kanlı’ yla dostluğunu başlatacak olayı şöyle anlattı:
“Metris’ de ki ilk gecemizin büyük bir kısmını, koridorda ve ayakta geçirdik. Zaten istesek de oturamazdık, çünkü yerler su içindeydi. Vakit gece yarısına yaklaştığı halde hiçbir şey yememiştik. El ayak çekilip ortalık sakinleştiğinde bir onbaşı geldi yanımıza. Asker tayınından arta kalan bayat ekmekleri toplamış, bir kazan da çorba kaynatmış, bizi yemeğe çağırıyordu. Nasıl makbule geçti anlatamam. Bir süre sonra yatacak yer gösterdiler. Herkes bir köşeye kıvrılıp yatmıştı. Tam uykuya dalmak üzereyken acı bir feryatla irkildik. Anlaşılan birilerini işkenceye almışlardı. Önce içimizden birini aldılar sandık. Sayımızı kontrol ettik, eksiğimiz yoktu. Sonradan öğrendik ki, ‘Anarşistlere acımak sana mı kaldı?’ diyerek çorba yapıp getiren onbaşıyı falakaya yatırmışlar. Cezaevinden çıktıktan sonra o onbaşı ile irtibat kurmaya çalıştım. Bizim yüzümüzden canı yanmış, yok yere işkenceye maruz kalmıştı. Neyse ki bulmam zor olmadı. Adana taraflarından Alevi bir kardeşimizdi. Tanıştıktan sonra da irtibatı hiç kesmedik. Halen zaman zaman görüşürüz.”
 
2. Anlatım: 07. 02.2011 tarihinde Cumartesi annelerine yaptığı açıklama
 
Kayıp annelerinin öykülerini dinleyen Erdoğan, görüşmede kendi öykülerini de anlattı. 2004' te oğlunu kaybeden ve kendisinden bir daha haber alamayan Tolga Ceylan'ın annesi Kadriye Ceylan, Başbakan'ın o sözlerini Vatan'a açıkladı. "Başbakan 1979 yılında, öldürülen iki arkadaşının cenazesine katıldığı için gözaltına alındığını ve bir gece Metris' te kaldığını söyleyip orada gördüğü işkenceyi anlattı. Başbakanın ayaklarını, dizlerine kadar buzlu su olan bir kovada saatlerce tutmuşlar. Hücreleri de çok soğukmuş. Çıkarıldıktan sonra onlar eroin bağımlılarının odasına alıyorlarmış ve onların odası çok sıcakmış."
 
Şimdi esas konuya dönelim;
 
1979 - 1980 ve 1981 yıllarında Sıkıyönetim komutanlığı tarafından kullanılan İstanbul'un Avrupa yakasında iki önemli cezaevi vardı. Biri Davutpaşa diğeri ise Hasdal. Metris ise, 1979 yılında değil, 1981 yılında açıldı. Yukarda belirttiğim yıllar arasında Avrupa yakasında gözaltına alınanlar, Önce Gayrettepe'ye, burada gerekli fişleme işlemi yapıldıktan sonrada, ya Davutpaşa' ya yada Hasdal'a gönderildiler. Bende 1981 yılının Şubat ayında Hasdal'a gönderilen sorgusuz sualsiz içeride tutulan birisiyim. İçeride tutulduğum sürede, bir gün içerisinde serbest bırakılanı ne gördüm nede duydum.
 
Başbakanımızın 1 gün süreyle Metris Askeri Cezaevi'nde kaldığını varsayalım. Ama onu varsayarken iki anlatı arasındaki derin çelişkileri de yok saymamız mümkün değil. 1. anlatının içinde Başbakan Erdoğan'a yapılmış işkencenin "İ" si yok. Her şey normal akışı içinde geçiyor. Ama iş 2. anlatıya gelince aniden durum değişiyor. Anılara, işkenceler ve Eroinmanlar ekleniyor. Neden? Nedeni oldukça basit.  Başbakanımız 1. anlatıda, kendilerine çorba getiren alevi erin işkence gördüğünden bahsederken 2. anlatıda kendisinin işkence gördüğünden bahsediyor. çünkü karşısında oturan ve 2. anlatıyı dinleyenler evlat acısı çeken Cumartesi anneleri.
 
Başbakana ait bu iki anlatının iki ortak özelliği var. 1. ortak özellik: 2 anlatıda da su var. Birinde yerde, diğerinde kovada, 2. ortak özellik: 2 anladı da işkence var. Birinde Erdoğan ve arkadaşlarına çorba getiren alevi ere, diğerinde ise Erdoğan'ın bizzat kendisine. Hadi şimdi çıkın işin içinden. Sizce bu anlatılardan hangisi doğru?


08 Kasım 2012 Perşembe 22:21
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Tek başına İETT damat turizm

AKP iktidarında oğulların ve damatların ‘ayrıcalıklı’ ticari faaliyetleri gündemden düşmüyor.

Akşener erken seçim ihtimalini düşünüyor

Henüz il ve ilçe teşkilatlanmaları devam eden İYİ Parti’nin olağan kurultay kararı almasının ardında

Hedefi sağ-sol kutuplaşması

AKP lideri Erdoğan’ın bir süredir klasik İslami muhafazakâr söyleminin yanına milliyetçiliği de eklemesi ve

Torbadan yine yandaş vakıflar çıktı

Yasada vakıfların yurtdışındaki tüzel kişilere bağış yapmasına, genellikle iktidara yakın vakıf ve

O küfürü midemiz bulanarak hepimiz izledik

CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, Boşnaklara yönelik açıklamalarından dolayı Rasim Ozan

28 Şubatçıların hesap verecekleri günü bekliyoruz

AKP Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakcı, Ankara Adliyesi önünde, bazı AK Partili milletvekilleri, sivil

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ANKET

Fenerbahçe - Bursaspor maçı ne olur ?

Fenerbahçe - Bursaspor maçı ne olur ?

Ankete Katıl Sonuçlar