23 Kasım 2017 Perşembe

Benim sığınmacım iyidir

Bayram Alacatlı

Bayram Alacatlı

E-Posta : Bayramalacatli@hotmail.com

 Dört tarafı fokur fokur kaynayan ülkeler ile çevrili olunca, Türkiye'de, canlarını kurtarmak için ülkelerini terkeden sığınmacıların ilk durağı olmaktan kendisini bir türlü kurtaramıyor.

 
Türkiye ilk sığınmacı dalgasını 1950-1951 yılları arasında, kominizm yönetiminin baskılarından kaçan Bulgaristanlı Türkler ile yaşadı. 154.393 kişilik sığınmacı gurubunu 1968-1978 yılları arasında  gelen 130 bin kişi takip etti.
 
Sığınmacı Türklerin bu kadarla kalacağını düşünen Türkiye 1989 yılında büyük bir şok daha yaşadı.
 
89 göçü kırılgan Türkiye ekonomisinin kaldırabileceğinden çok daha fazla Bulgaristan Türkü'nü Türkiye'ye getirmişti.
 
1989 göçü 6 Haziran'da başladı. Pasaportunu alan herkes yollara düştü. Genci yaşlısı… Mahkûmu, çiftçisi… Hatta geleceğin olimpiyat şampiyonu haltercisi… 
 
21 Ağustos'ta Türkiye Bulgaristan sınırını kapattı. Artık yalnızca vizeli girişlere izin verilecekti. Bu önleme rağmen Haziran 1989- Temmuz 1990 döneminde Türkiye'ye giriş yapan göçmen sayısı 350 bini buldu.
 
Kominist Bulgaristan yönetimi tarafından işkenceye ve zulme tabi tutulan Türklerin Rahmetli Turgut Özal tarafından Türkiye'ye getirilmesi aylaca gündemi meşgul etmiş, Türkiye'de binlerce işsiz varken, onların göçmen olarak getirimesi ve çeşitli olanaklar sağlanarak hemen işe yerleştirilmesi büyük tepki görmüştü.
 
Türk soyundan gelmelerine rağmen bir türlü sevemediğimiz, hakir gördüğümüz "Defolup Bulgaristan'a dönün" dediğimiz bu insanlara bir bakmak gerekiyor.
 
Bulgaristan'dan gelen Türkler arasında daha sonra terör olaylarına karışan var mı? YOK
 
Çalışmayan, devletin sırtında kambur olan ve asalak yaşayan var mı? YOK
 
Türkiye'yi Avrupaya şikayet eden, "Bizi aç bıraktılar" diye bağıran var mı? YOK
 
Kaçak elektrik kullanan, suç örgütü kuran, yasadışı olaylara karışan, kan davası güden, töre cinayeti işleyen, güvenlik güçlerine saldıran, Türk Bayrağı yakan, Atatürk büstlerini tahrip eden, okulları yakan var mı? YOK
 
1990 yılında Saddam Hüseyin, Kuveyt’i işgali sonrası ABD liderliğindeki Müttefikler karşısında ağır bir yenilgiye uğramasını fırsat bilen, güneyde Şiiler, kuzeyde Kürtler ayaklandı. 
 
Saddam Hüseyin’in birlikleri ülkenin güneyinde yer alan Necef ve Kerbela’daki Şii topluluğun ayaklanmasını kısa sürede bastırıp Irak’ın kuzeyine yöneldi.
 
Irak birliklerinin kısa sürede Kuzey Irak şehirlerini ele geçirmeleri ile yaklaşık bir buçuk milyon Arap,  Türk  ve Kürt  kentleri terk edip Erbil’e  ve Duhok’a  doğru  kaçmaya  başladı ve oradan Türkiye ve İran sınırına doğru ilerledi.
 
 Türkiye’ye  giren sığınmacılar Işıkdere, Taşdelen, Kayadibi, Yıldız, Yemişli, Andaç ve Ortaköy’de toplanmaya başladı ve bu bölgelerde binlerce çadırdan oluşan çadırkentler kuruldu. Türk yoksullarına yapılmayan yardımlar onlara yapıldı. Ama ne hikmetse Iraklı sığınmacılara yaranmak mümkün olmadı.
 
Kendilerine kucak açan Türkiye'yi " Türkiye'de bize yeterli yiyecek vermiyorlar. Açlıktan öleceğiz" diyerek Avrupa'ya şikayet ettiler.
 
Bu şikayetler üzerine kampları denetlemeye gelen Avrupalı gözlemciler, çadırkentlerde yaptıkları denetimlerde, çöp bidonlarına doldurulmuş bütün ekmekleri ve kızarmış tavukları görünce olumsuz bir rapor tutmadan ülkelerine döndüler.
 
Koalisyon gücünün saddam'ı devirmesi, Türkiye'de bulunan sığınmacıların ülkelerine dönmesi anlamına geliyordu. Ama kazın ayağı öyle olmadı. Sığınmacıların bir bölümü Irak'a dönerken, bir bölümünün Türkiye'ye dağıldığı ortaya çıktı.
 
Türkiye'ye dağılan ve kontrol dışında kalanlar bir bölümü zaman içinde, PKK ile birlik olup hayatlarını kurtaran Türkiye cumhuriyetine silah sıkmayı, mafya vari çeteler kurmayı, yasa dışı her türlü işle uğraşmayı vazife edindi. Bir bölümü ise suya sabuna dokunmadan, Türkiye'nin sırtında asalak gibi yaşamaya başladı.
 
Şimdi gelelim bugüne
 
Fazla değil birkaç gün önce Türkiye'de bulunan 2 milyon 400 bin Suriyeli sığınmacıya yeni kimlikler verileceği ve kayıt altına alınacağı açıklandı. Yeni kimlikler verileceği açıklanan 2 milyon 400 bin Suriyeli resmi kayıtlı konumunda. Resmi kayda tabi olmayan yaklaşık 500 bin Suriyeli'nin ise Türkiye'nin çeşitli şehirleride yaşadıkları konusunda da iddialar var.
 
Suriye'de kan gövdeyi götürürken kendilerine yeni kimlikler verilecek Suriyeliler hakkında detaylı bir araştırılma yapılması ve yapılacak bu araştırma ile sağlıklı bilgiler elde edilmesi mümkün değil.
 
Suriye'deki iç savaş sırasında yüzlerce mahkumun yaşadığı cezaevlerinin tahrip edilerek kullanılmaz hale getirildiğini, yada kapıları açılarak mahkumların serbest bırakıldığını bilmeyen yok. 
 
Cezaevlerinden bırakılan yüzlerce mahkumun, Suriye'yi terk ederek mültecilerin arasına karıştığı ve bu mahkumların büyük bölümünün de Türkiye'de ki mültecilerin arasında bulunduğu iddia edilirken 2 milyon 400 bin Suriyeli'ye sırf "Türkiye'de yaşıyorlar" diye yeni kimliklerin verilmesi akla ve mantığa tamamen aykırı
 
Eğer Suriyeli mahkumlarla ilgili bu iddialar doğru ise, yeni kimlikler verileceği açıklanan 2 milyon 400 bin Suriyeli arasında,hırsızların, sapıkların, seri katillerin, canilerin bulunmaması için bir neden yok.
 
Büyük devletler "Eşeğimi saldım çayıra, mevlam benim eşeğimi kayıra" mantığı yerine "Eşeğini sağlam kazığa bağla sonra Allah'a emanet et" mantığı ile hareket ederler.
 
Ben yaklaşık 3 milyon Suriyeli'nin Türkiye'nin her tarafına dağılmasına göz yummakla, " Kürt açılımı yapıyoruz. Aman açılım tehlikeye girmesin" denilerek PKK'nın şehirlere yerleşmesine ve silah depolamasına göz yummak arasında bir fark olmadığı kaatindeyim.

Dün Bulgaristan'dan gelen Türkler'i sert şekilde eleştirenlerin, bugün Irak'tan ve Suriye'den gelen gelen sığınmacılar için sesini çıkarmaması, garip değil mi?
 
 


19 Aralık 2015 Cumartesi 22:34
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Tek başına İETT damat turizm

AKP iktidarında oğulların ve damatların ‘ayrıcalıklı’ ticari faaliyetleri gündemden düşmüyor.

Akşener erken seçim ihtimalini düşünüyor

Henüz il ve ilçe teşkilatlanmaları devam eden İYİ Parti’nin olağan kurultay kararı almasının ardında

Hedefi sağ-sol kutuplaşması

AKP lideri Erdoğan’ın bir süredir klasik İslami muhafazakâr söyleminin yanına milliyetçiliği de eklemesi ve

Torbadan yine yandaş vakıflar çıktı

Yasada vakıfların yurtdışındaki tüzel kişilere bağış yapmasına, genellikle iktidara yakın vakıf ve

O küfürü midemiz bulanarak hepimiz izledik

CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, Boşnaklara yönelik açıklamalarından dolayı Rasim Ozan

28 Şubatçıların hesap verecekleri günü bekliyoruz

AKP Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakcı, Ankara Adliyesi önünde, bazı AK Partili milletvekilleri, sivil

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ANKET

Fenerbahçe - Bursaspor maçı ne olur ?

Fenerbahçe - Bursaspor maçı ne olur ?

Ankete Katıl Sonuçlar