23 Kasım 2017 Perşembe

Ayet ve siyaset

Bayram Alacatlı

Bayram Alacatlı

E-Posta : Bayramalacatli@hotmail.com

 Bazı insanlar, anlatılarının doğruluğunu vurgulamak için, yemin etmeyi, bazıları da işi abartıp anlatılarını ayetlerle bezemeyi marifet sanırlar. İmamların, yada din alimlerinin dini konulardaki anlatılarını ayetlerle desteklemesine ve ayetlerden örnekler vererek, topluma çeşitli konularda mesajlar iletmesine bir diyeceğim yok. Ama köşe yazarlarının, siyasi içerikli yazılar yazarken, yazdıklarını ayetlerle bütünleştirmesine ve siyaseti de ayetlerin içine sokmasına şiddetle karşıyım.

 
Bir köşe yazarının  "Ben doğruları yazıyorum, yazdıklarımın doğruluğunu falanca ayet onaylıyor" şeklindeki bir yaklaşım biçimiyle, başka bir köşe yazarının "Ben istediğim yalanı yazarım, okurlarımda bu yalanları yutar" şeklindeki yaklaşım biçimi arasında bir fark yoktur. Tehlikeli olansa kendi siyasi düşüncelerini okurlara empoze etmek için, yazılanları ayetlerle desteklemek.
 
Yazdıklarımı daha iyi anlayabilmeniz için, bu türde yazılmış bir köşe yazısını örnek olarak aldım
 
Türk milleti, ilk kıble değişikliğini 850 – 900’lerde İslam medeniyetine yönelmekle yaptı. Bu kıble değişikliği, Türk milletinin ruhundaki cevheri ateşlemiş, her biri büyük bir medeniyet havzası haline gelen üç büyük devlet kurmasına vesile olmuştur. Selçuklu, Harizmşah ve Osmanlı. Türklerdeki Cihan Hâkimiyeti mefkuresi o kıble değişikliği sayesinde gerçekleşmiştir. Ve millet 1900’lerin başına kadar o ‘kıble’ üzerinde sabit kadem olmuştur.

Osmanlı’nın çöküşü, aydınları, ‘yeni bir kıble’ arayışına sürükledi. Sonunda İttihat ve Terakki ile başlayan çabalar sonucu Cumhuriyet kurulur kurulmaz kıble değişti ve yeni ‘kabemiz’  Batı oldu. Hem de Cenabı Hakk’ın,“Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere (Hıristiyan Batıya) her türlü delili getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Gerçi sen de onların kıblesine uymazsın. Zaten kimse kimsenin kıblesine uymaz. Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun”(Bakara,145) ayetinin ikazına rağmen… "Ben Müslümanım Elhamdülilah diyen bütün Müslümanların dini konularda elbet ki kıblesi Kabe olacak. Ama iş siyasete, bilim ve tekniğe gelince durum değişiyor. Dünyada var olmanın, güçlü bir devlet olarak ayakta kalmanın yolu bilim ve teknikten geçiyor. Bilim ve tekniğin nerede olduğunu ise ilkokul çocukları dahi biliyor.

850-900 yıllarında yapılan kıble değişikliği ile hızla yükselen medeniyetin (Bu dönemlerde Türkler ile Araplar bilim ve teknikte dünyanın babaları konumundaydılar) neden 1700 lü yıllardan başlayarak çöküşe geçtiğini ve 1900 yılına gelindiği zamansa Osmanlı İmparatorluğu'nun sıfırı tükettiğini, bu nedenle de bilimde ve teknikte ileri olan ülkelerin saldırısına uğradığını yazan yüzlerce kitap var. Ama yazar efendi, bu doğruları yazmak yerine, kendi siyasi fikrinin doğruluğunu kanıtlamak için, bu doğruları saklama gereği duyuyor.

İslam medeniyetinin cevherinden bahsedenin, Arapların medeniyette neden geri kaldığını, Osmanlı İmparatorluğu' nun son dönemlerinde kaç tane bilim adamının " Şeytan işiyle uğraşıyor " denilerek boğdurulduğunu, yada zindanlarda çürütüldüğünü de açıklaması gerekiyor.

Hazerfen Ahmet Çelebi gibi ileri görüşlü bir mucidi takma kanatlarla uçtuğu için Cezayir' e sürgüne gönderenlerin ve İstanbul'a ilk defa getirilen otomobili " Şeytan işi" diyerek taş ve tükürük yağmuruna tutanların kıblesi Kabe değil miydi?

Yukarıda, yazısının bir bölümünü örnek olsun diye aldığım köşe yazarının gerçek niyeti, ne bilim, ne teknik, ne yüksek medeniyet seviyesi, nede Türk milletinin ruhundaki cevher. Onun niyeti siyaset yapmak.

Hazret bir süre demagoji yaptıktan sonra bombayı patlatıyor;

  "Şimdi yeni bir seçime doğru gidiyoruz. Bu seçim, ‘eksen kayması’(!) diye nitelenen çabalar sonucu yeniden yöneldiğimiz Kâbe merkezli kıblenin sabitlenmesi veya yeniden Batı merkezli kıbleye dönülmesi seçimi olacak! 

Bunu söylemek için, Ayetle yol göstermeye, 850 li yılların kalkınmışlığından bahsetmeye gerek var mı?

Çık ortaya, dobra dobra "Oyunuzu falanca partiye verin. Çünkü onun önü Kabe merkezli kıbleye dönük. Öteki partilerin kıblesi belli değil" de, Yada "Ben diğer partilerin Müslümanlığından şüpheliyim, onlara oy verirseniz günaha girersiniz. Oyunuzu benim önerdiğim partiye vererek günahkar olmaktan kurtulun" diyerek işin ciddiyetini ortaya koy ki, okurların senin tasvip ettiğin partinin dışındaki partilere oy vererek cehennemi boylamasınlar.

Türkiye'nin geleceğini tartışırken "Türkler mi Araplaşacak, Araplar mı Türkleşecek?" diyerek sizde sakın fikir yürütmeyin. Çünkü alıntı yaptığım köşe yazısı, Türkiye'nin geleceği konusunda az çok fikir veriyor.

Ve ayağınızı da denk alın, % 60' a yakını cehennemlik olan seçmenlerden birisi olmayın. 


08 Kasım 2012 Perşembe 22:25
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÜLKE GÜNDEMİ

Tek başına İETT damat turizm

AKP iktidarında oğulların ve damatların ‘ayrıcalıklı’ ticari faaliyetleri gündemden düşmüyor.

Akşener erken seçim ihtimalini düşünüyor

Henüz il ve ilçe teşkilatlanmaları devam eden İYİ Parti’nin olağan kurultay kararı almasının ardında

Hedefi sağ-sol kutuplaşması

AKP lideri Erdoğan’ın bir süredir klasik İslami muhafazakâr söyleminin yanına milliyetçiliği de eklemesi ve

Torbadan yine yandaş vakıflar çıktı

Yasada vakıfların yurtdışındaki tüzel kişilere bağış yapmasına, genellikle iktidara yakın vakıf ve

O küfürü midemiz bulanarak hepimiz izledik

CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, Boşnaklara yönelik açıklamalarından dolayı Rasim Ozan

28 Şubatçıların hesap verecekleri günü bekliyoruz

AKP Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakcı, Ankara Adliyesi önünde, bazı AK Partili milletvekilleri, sivil

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ANKET

Fenerbahçe - Bursaspor maçı ne olur ?

Fenerbahçe - Bursaspor maçı ne olur ?

Ankete Katıl Sonuçlar