TSK Mehmetçik Vakfı

12 Kasım 2018 Pazartesi

SILA-İ RAHİM

Aydın Çobanoğlu

Aydın Çobanoğlu

E-Posta : aydincobanoglu@hotmail.com

Bir fırsat, bir zaman boşluğu bulmuştum Refahiye ve köyüme üç günlük ziyaret için... Zira geçen sene de gidememiştim. O topraklara uğramamanın bir eksikliğini hissediyordum.!


Ceddimin tüm izleri oralardaydı ve huzurlarına varıp, geçmişten gelecekteki biz nesillerine ettikleri hayır dualarından payımı almak içgüdüselliği yaşıyorum.

Nostalji yapmalı ve otobüs yolcusu olmalıydım. Öyle yaptım... O eski püskü otobüslerin yerini çok konforlu otobüsler almıştı ama radyo teyplerde yine yanık yanık türküler şarkılar vardı... Gurbet sıla arasındaki hüznün melodisi değişmemişti sadece...

Mola verilen dinlenme tesislerindeki o anlaşılmaz anonslar da aynıydı...yine genizden yine kelimeler arasında boşluklar yoktu, hoşgeldiniz güle güle anonslarının... 

Suşehri sınırlarından itibaren memleket kokusunu algılayabiliyor insan... Ormansız ağaçsız uçsuz bucaksız Suşehri topraklarının sonlarına doğru yaklaştıkça, sonbahar güz iklimine inat, yeşillik ve rengârenk olmuş ormanlıklar Refahiye demekti. Çobanlı sırtına gelip te Biçer, Aşut, Maksitmor köylerinin muhteşem görüntülerine mazhâr olmak, bambaşka bir aitlik duygusu veriyor insana... Alköy ve Çatalçam yol ayrımına gelince, artık kendinizi güven içinde buluyorsunuz.!

Köroğlu deresinin uhrevî, mistik ve akustik bir özelliği var bilinç altımızda taaa çacukluğumdan beridir. Yine aynı duygusal girdâbın esîri oldumdu... Köroğlu türküleri ve hikâyeleri geliyordu aklıma... için için mırıldanası.!

Refahiye'ye döndü otobüs ve bu duygusallığı bozdu. Hemen solumda Şehit Karaoğlanoğlu Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'na meyletti gözüm. Top sahamız, ağaçlıklarla dolu bahçelerimizin resmi canlandı bilinç altımda ama gerçek öyle değildi.

Okulumuzun onca geniş arazisi daha büyük fakülte ve lise binâları ile doldurulmuştu. Karşısına geçip resmini çizmeye çalıştığımız o şirin okulumuz kaybolmuştu gözden... Ama gönülden değildi, onu hissediyordum.

Meydanda indim otobüsten. Şöööyle üçyüzaltmış derece panoromik bir bakış attım Hökümet'e. Kasavetli resmî bina yoktu yerinde. Epeydir yok biliyorum ama dedim ya dimağımdaki ilk resimler adıydı nostalji...

Sabahın ilk saatleriydi. Güz havasının keskin hâli buralarda çok çok farklı işte, farkediyorsun, tertemiz... Caddeyi baştan sona gezmeye başladım. Dükkânlarını yeni yeni açan esnaflarımız ile selamlaştım. Hoşgeldin karşılamalarını selamladım hemşehrilerimin. Çay davetlerine sonra icabet etmek isteği ile şehrimi turladım.

Eski binaların Kültür Bakanlığı'nca dıştan giydirildiğini farkettim. Güzel de olmuş. Bu yenilemeye kaldırım genişletilmesi de dâhil edilmiş ve hummâlı çalışmalar sabahın ilk saatlerinden  başlamış. Pazar yerimizde bir inşaatlaşma gördüm. Oraya yöneldim. Ayaküstü bilgiler aldım. Orayı da Avukat Mehmet Yavuz Vakfı'nın gönderdiği fon ile Refahiye Belediyemiz yaptırıyormuş. Altı otopark, üstü de daimî halka pazarı olacak şekilde bölmeler hâlinde, çeşitli metrekarelerde, dükkânlar olacakmış. Olsundu tabii. Fakat otopark için kısıtlı ve yetersiz bir alan gibi geldi bana... Ehh deneyip göreceğiz... Hiç yoktan iyidir.!

Hızlı bir doğalgaz dönüşümü yaşanmakta ilçemizde. Her bina bu nîmeti edinme çabasında. Yoğun bir tadîlat çalışması görülüyor. Halkbank, Denizbank şubeleri yanısıra A101 ve BİM alışveriş merkezlerinin sağladığı şehir kimliği farkediliyordu...

Kahvaltı için Kuşoğlu Lokantası'na vardı ayaklarım. Bayram Bey'in içten karşılamasını teşekkürle yâdetmeliyim. Kellepaça çorbasının nâmını biliyordum. Gerçekten de enfesti. Hemen annemin babamın ve komşularımın kabristanlarını ziyaret etmek üzere köyüme yöneldim. Refahiyeyi çıkarken hemen soldaki okuluma nazar edip, hemen karşı çaprazında bulunan, güzel bir mimari ile inşa edilmiş, Devlet Hastanesi'ni inceledim.

Yoluma revân olurken sağımda Kalkancı Köyü, biraz ilerde sağda Akçiğden Köyü yol ayrımı, biraz ilerde sağda Olgunlar Köyü, çapraz karşısında Ulucak Köyü girişi ve işte ilçemiz sınırlarının en yüksek dağı Kutlu Tepe ve Teknecik Köyüm. Yol ayrımına gelince özlem dolu bir hüzünle, hemen solumda olan anneciğimin mezarlığına varmak için durdum.

Merhum Fikri Aksu anısına vakfedilmiş mescidin çeşmesinde abdest tazeleyerek annemin manevî huzuruna çıktım. Dualarımı O'nun etrafıbdaki daimî komşularına da sundum. Çok tatlı bir hüzün yaşıyordum. Doğrulup Bakacak Mezarlığımızdan bakınca, yeni yapılan çift mimâreli Bakacak Camii'nin ihtişâmını gördüm. 

Kutlu Tepe eteğinde konuçlanmış Alacaatlı Köyü bambaşka bir güzellik arz ediyordu. Erzincan istikametinde bulunan Melikşerif(Yurtbaşı) Köyü ve karşısındaki Kova Mezrası bakış açımdaki resme çok güzel bir derinlik katıyordu. Gerçek ve mükemmel bir kartpostal seyrindeydim o anlar...

Epeyce bir süre geçmiş olmalı ki hemen toparlanıp, iki kilometre içerde olan Teknecik Köyü Kabristanı'na, babamın mezarlığına yöneldim. Köy meydanındaki Camiimiz de yenilenmişti. Gelenleri hoş bir sadâ ile karşılıyordu âdeta. O kavşakta köylülerimiz beni karşıladılar. Ayaküstü birçok sorundan bahsettiler. Normaldi bütün bu sızlanımlar. Babamın huzuruna varmanın heyecânı ile fazla kalamadım bu sohbette...

Köy Kabristanı'nın etrafına fide olarak dikilen çeşitli türlerdeki ağaçlar çok büyümüş ve çevreye mükemmel bir âhenk katmışlardı. Yine garip bir hüzün ile huzurdaydım. Yakın mâzimizdeki gerçek insanlar, buralardaki hâneleri ile ebedîleşmişlerdi. Ve orada beni ve dualarımı duyuyor, mutlu oluyorlardı... Çok emindim.!

Köyümü ve arazileri buradan çok geniş açıdan görebiliyordum. Kutlu Tepe Ormanları bir uçtan bir uca karşımdaydı ve sonbaharın rengârenk hâlini seyrettiriyordu. Fotoğrafladım doya doya bu doyumsuz manzaraları. 

Araziyi gezmeye başladım. Çocukluğumun geçtiği ve büyükbaş küçükbaş hayvanlarımızı bir arada otardığım yerlere gittim. Hepsi yerliyerindeydi ama bir farkla...hayvan izi ve tezeği yoktu... Otlar oldukları yerde kurumuşlar. Âdeta küsmüşlerdi bize...

Arazi de öyle... Ekilmeye biçilmeye tumplarını kaybetmiş tüm tarlalar. Bu çok büyük kayıp tabii... Bu arazileri ekip biçecek, tarımsal ve hayvansal katmadeğere çevirecek bir güç lazımdı. Belli ki insanlar zahmete girmiyorlardı. Tüm civar köy arazileri de böyleydi...

İşlendiğinde çok verimli olacak bu topraklara devletimiz el atmalı. Tarım Hayvancılık İl Müdürlüğü, İlçe Müdürlüğü ve Binali Yıldırım Üniversitemiz inisiyatif almalı... Tüm tarlalar ekilip biçilmelidir. Tüm tarlalar sahiplik anlamında zaten sorunlu. Herbirinin çok sayıda vârisi var. Tapu kadastro çalışmaları birçok aksaklık oluşturmuş. Devletimiz bu arazileri sahiplenmeli ve ürünler ekip biçmelidir. Talep hâlinde de bir kooperatif pratikliği ile gelirden paylar dağıtmalıdır hak sahiplerine...

Böye düşünceler ile araziyi gezerken Aluç Ağaçları'nın dallarının meyvelerle dolu olduğunu gördüm. İstanbul'a dönüş hediyem olarak bol bol topladım. Kuşburnular da dallarında olmuş haldeydiler, bolca tattım her birinden...

Bu besin dolu meyveleri dahî toplatyacak nüfus potansiyeli de yoktu demekki.
Gitmesek te görmesek te o köy bizim köyümüzdür evet te bunca yoksunluk hayra alâmet değil gibi geldi bana..!

Belli ki tüm Erzincan köy arazilerimiz aynı âtıllıktaydı. Memleketimiz ve ülkemiz adına çok büyük bir kayıp kaçaktı bence... Çarşı pazarın enflasyonunu artıran sebepler işte buralardan başlıyordu...

Çare..!?

Aydın ÇOBANOĞLU
Erzincan Barış Gazetesi
 


25 Ekim 2018 Perşembe 10:28
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÜLKE GÜNDEMİ

Diyanet İşleri Başkanı'na zor soru

Milli Kurtuluş Savaşı için “Keşke Yunan gelip gelseydi” diyen Kadir Mısıroğlu’na bir tepki de İYİ

Böyle etik dışı, davranışları hayretle karşılıyorum

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, TBMM'de CHP İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan ile

Yakında göller kuruyacak

İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin yakın

Daha çok sömür ki AKP yaşasın

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, sağlık alanında düzenlemeler içeren kanun teklifine ilişkin, "Türkiye'de

AKP'li belediyeden 'adrese teslim' ihale

AKP’li Burhaniye Belediyesi’nin akaryakıt alımına dair ihalesindeki rekabeti engelleyen maddeler nedeniyle

Suriyelilere şehit çocuğu ayrıcalığı

Adana Valiliği, kentteki Suriyeli çocukların ikametgahına bakılmadan okul kayıtlarının yapılması için

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL