19 Kasım 2017 Pazar

Sene-i Devriye

Aydın Çobanoğlu

Aydın Çobanoğlu

E-Posta : aydincobanoglu@hotmail.com

 Dünyaca, yeni bir miladi ve mali yıla başlarken; tüm hesap ve beklentileriniz, siz okurlarımı mutlu edecek durumda nihayetlensin diliyorum.

İnsanlık çok çetin bir süreç içine daha girerken, ülkece bu zorlukların kendimize göre olanını yaşayacağız. Umarım milletçe itidalli davranır, çevremizde, elimizde olmadan meydana gelebilecek olumlu yada olumsuz gelişmelerden kazançlarla ve itibarla çıkabiliriz.!

Bu yazımda da sizlerle bir analizi paylaşmak istiyorum. Gazeteci yazar Mehmet Barlas’ın ‘‘ Siyaseti ve dünyayı anlamaya çalışırken...’’  başlıklı yazısından alıntı yaparak…

 ‘‘ Takvimlerdeki rakamlar değişse de, değişmez gerçekler zamana karşı direnirler ve yıldan yıla aktarılırlar. Yeni bir genel seçimin yapılacağı 2015'te de, siyasete bu gerçeklerin ışığında yaklaşmakta sayılmayacak kadar çok yarar vardır.


Bilmeliyiz ki hiçbir siyasetçiyi toplumun yüzde 100'ü tutmaz. Siyasetçinin tutulma oranı, zamana ve olaylara göre iner ve çıkar... Bir siyasetçiyi sonuna kadar tutan "Çekirdek fanatikler"in sayısı genel içinde çok küçük kalır. Bu siyasetçi kim olursa olsun, ideolojisi ve çizgisi ne olursa olsun, toplumun belirli bölümü bu kişiye karşıdır. Neticede evrensel siyasette de başarının nihai ölçüsü, ne icraattır, ne de hizmet... Ülkenizin geleceğine katkıda bulunmak için ağzınızla kuş tutsanız, belirli süre sonra sizin icraatınızdan yarar gören kesimler de "Yazık oldu kuşa" diye söylenmeye başlayacaktır.

Herkes hain değildir


Bu gerçeği bildiğimiz zaman, iktidarda bulunanlara karşı seslendirilen aşırı söylemleri de, anlayışla değerlendirebiliriz. Her karşı ve aşırı söyleme "Bu vatan hainliğidir" diyerek tepki göstermeyiz. Çoğunluğun düşüncelerine ters düşen ve hatta bu çoğunluğu yadırgatan söylemlerin de seslendirilebilmesinin, çoğulcu ve özgürlükçü demokrasinin varlığının kanıtı olduğunu unutmayız.
Bir de dost ya da müttefik görünenlerin aslında böyle olmadıkları ve düşmanlıklarını sergilemek için uygun zamanı beklediklerine ilişkin kuşkular hep vardır derin siyasetin beyin hücrelerinde... Bu duruma ilişkin olarak "Takiye" veya "Kripto" benzeri kavramları bilmekte fayda vardır.

Takiye ve kitman

 
"Takiye" Şiilerin inançlarını Sünni egemenler olan Emeviler ve Abbasiler'den gizlemek için başvurdukları yöntemmiş... İmam Cafer Sadık Şiilik oluşumunu gizleyerek, Abbasi yönetimiyle iyi geçinme yolunu seçmiş.. Bunu da babası İmam Bakır'dan öğrendiği "Takiye öğretisi"ni geliştirerek başarmış. Örneğin Nizamülmülk "Siyasetname"sinde "Onlar saman altında su yürütenlerdir.
Takiye yapmaktadırlar
" diyor.
Buna karşı dini ya da mezhepsel konumunu değil, siyasal eğilimini "Sabrederek" gizlemek, kimseye sır açmamak hâli karşılığında Arapça'nın "Kitman" kavramı kullanılırmış. "Kitman"ın temelinde bulunan "Sabır" ise, "Yüzünü ekşitmeden acıyı yudumlamak" şeklinde izah edilirmiş...
Batı terminolojisinde de, aslında komünist olan ama kendisini sosyalist olarak tanıtanlara "Kripto komünist" denilir ya. Bunun gibi bir hedefe ulaşmak için farklı ideoloji sahipleriyle yapılan işbirliğine "Yol arkadaşlığı" denilmez mi?

Ezber yerine bilinç


Siyaseti ve özellikle dış dünyayı anlamaya çalışırken gerçeğe ulaşmanın bir diğer şartı da "Ezberlerimiz" yerine "Bilincimiz"i kullanmamızdır. Neticede eğitim ve kamuoyu bilinçlendirme modelinde tartışmasız ezberciliği seçmemiş miyiz? Bu eğitim modelinde biz Türkler her konuda haklı ve mazlumuz. Dış güçler ise bizi hep yok etmeye çalışmış. Halil Berktay bu tarih anlayışımızı, Hz. Meryem'in simgelediği "Günahsız hamilelik" (Immaculate Conception) inancına benzetmişti yıllar önceki bir söyleşide. Kısacası "Kendi tarihimizle yüzleşmek" hem genel akıl sağlığımız hem de dış ilişkilerimizin sağlığı bakımından kaçınılmaz bir gerektir.


"Yeni Türkiye"nin inşa edildiği bu dönemde bu tür gerçekler bilinerek atılan adımlar, hedefe daha kolay ulaştıracaktır bizleri…’’

Şimdiki dünya artık çok öte ve farklı, bize ait bir zaman kısacası..! Kompleks ve takıntılardan, tarihimize saygısızlık etmeden arınma ve geleceğe, zamanımızın şartlarını yoğurarak yürüme vaktidir.

Unutulmamalı ki başlangıcı ve sonu belli olmayan, bir realitedir zaman… İnsanlar, zamanın götürdükleri ile meşgul olma seviyesini, getirdikleri ile meşgul olma seviyesinin altında tutmalı diye düşünüyor, tüm geçmişimizi saygıyla yadediyorum.

Tek temennim, yaşanmış zamanlarımızdan, inşallah, çok faydalı dersler almışızdır..!

 

Aydın ÇOBANOĞLU

www.erzincangazetesi.com.tr

www.teknecikkoyu.com

01.01.2015


08 Ocak 2015 Perşembe 09:14
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÜLKE GÜNDEMİ

Çocuğun hakkını ihlal eden 3T!

Modern çağın oyuncakları televizyon, tablet ve telefon çocuğun hayatı yaşayarak öğrenmesi önündeki en

Parsel parsel satışa devam

Türkiye’nin en borçlu belediyelerinden biri olan Ankara Büyükşehir Belediyesi, başkan değişikliğinin

Bir klasör var, Sarraf'ın itiraflarıyla oluşturuldu

Yeniçağ’ın Ankara kulislerine yakın yazarı Ahmet Takan, ABD'de görülen Rıza Sarraf davasının 27 Kasım'daki

Ayılana gazoz, bayılana vergi

Sorumsuz harcamalarla bütçeyi delen hükümet, acısını yurttaştan çıkarıyor. Şimdi de gazoz ve meyve

AKP dedikodu kazanına dönmüştür

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, 2009 yılında yaşamını yitiren

Yazıcı'dan seçim barajı ile ilgili açıklama

NTV canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmede bulunan AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ANKET

Fenerbahçe - Bursaspor maçı ne olur ?

Fenerbahçe - Bursaspor maçı ne olur ?

Ankete Katıl Sonuçlar