17 Ocak 2020 Cuma

DERİN HUZURSUZLUK

Aydın Çobanoğlu

Aydın Çobanoğlu

E-Posta : aydincobanoglu@hotmail.com

Anadolu insanımızın kendi kaderi için çok kısıtlı imkânlarla mecburen girdiği iman dolu savaşlar sonucunda kurulan bu günkü Türküye Cumhuriyeti Devletimizin, kuruluş sonrası oluşum sürecindeki haksızlıklardan duyulan rahatsızlıklar günümüzde de sürmektedir.

Anadolu ve Osmanlı Tebâsı unsurlarının Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı veya daha evvelinden de başlayan bekâ mücadelesinin dönüm ve düğüm olaylarını hatırlamak hüzünlü olsa da gereklidir...

Malûm Sarıkamış Şehitlerimizi yâdediyoruz bu günlerde... Genel olarak huzursuzluğumuz, bunca şehidin aileleri ve çoluk çocuklarının âkıbetlerinin sorulmaması ve yardımlarına koşulmaması...

Şöyle bir bakalım ana başlıklara;

22 Aralık 1914 - 15 Ocak 1915 tarihleri arasında cereyan eden Sarıkamış Muharebeleri’nde Türk Ordusu'nun uyguladığı plan, bir kolorduyla düşmanın cepheden tespitini, iki kolorduyla kuzey kanadından kuşatılarak düşman cephesinin 30-35 km kadar gerisindeki Sarıkamış’ın ele geçirilmesiyle büyük düşman kuvvetlerinin imhasını öngörüyordu.

Enver Paşa, icra edilecek bir taarruzla 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda (93 Harbi) Doğu Anadolu’da kaybedilen toprakların (Kars, Batum, Artvin ve Ardahan) geri alınmasını ve müteakiben harekâtın Kafkasya’ya aktarılmasını mümkün görüyordu.

Enver Paşa, bu amaçla 14 Aralık 1914’te İstanbul’dan Köprüköy’e gelmiş, taarruzun bahara bırakılmasını öneren 3’üncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’yı görevinden alarak Ordu Komutanlığı'nı kendi üzerine almıştı.

Bu harekâtı icra edecek 3’üncü Ordu; 9, 10 ,11’inci Kolordular ve 2’nci Süvari Tümeninden oluşuyordu. Cephedeki Rus mevcudu 100.000, 3’üncü Ordunun mevcudu ise 120.000 idi. Türk ordusu sayıca fazla olmasına rağmen Ruslar ağır silah, topçu ve donatım bakımından kesin bir üstünlüğe sahiptiler.

Tamamen karlarla kaplı, çok yüksek dağlık ve yolsuz bir arazide o günün koşulları altında kış donatımından yoksun yaya ve atlı birliklerle yapılan bu harekât çok riskli idi. Özellikle 10’uncu Kolordu birlikleri, Allahuekber Dağları’nı aşarken çetin zorluklar ve kış şartları sebebiyle gerek miktar gerekse mevcut silahlar yönünden çok zayiat vermiştir. 80.000 askerimiz donarak şehit olmuştur.

Kop Dağı Savunması;

Bayburt ili sınırları içerisindeki 2 bin 980 rakımlı Bahıtlı Dağ ile 2 bin 425 rakımlı Kop Dağı bölgesinde, Şubat 1915 île Şubat 1918 döneminde üç yıl süreyle, bölgede olağan üstü hava ve arazi koşullarında devam eden muharebelerde, muharip sayısı ile silah ve teçhizat yönünden üstün durumdaki Rus Ordusu'na karşı, daha az sayıdaki muharip personel ve silahla olağanüstü cesaret ve kararlılıkla savunma yapan Türk Ordusu'nun kahraman direnişi, Türk tarihi'ne altın harflerle yazılmıştır.

Kop Dağı savunması, incelendiği zaman, bunun sıradan bir savunma harekâtı olmadığı, Kafkas Cephesi'nin ve dolayısıyla Osmanlı-Rus Harbi'nin seyrini değiştirecek kadar kritik muharebelerin yaşandığı önemli bir savunma harekâtı olduğu görülmüştür.

Erzurum'u ele geçiren Rusların, burada güven içerisinde kalabilmeleri için Tercan ve Bayburt'u mutlaka ele geçirmeleri gerektiği, bundan sonraki hedeflerine ulaşabilmenin, Gümüşhane- Kelkit- Erzincan hattını ele geçirmelerine bağlı olduğu, bu hattın en stratejik mevkinin Bayburt olduğunu bilen Rusların, bu bölgeyi süratle işgal etmek için büyük gayret harcadıkları, Bayburt'u da ele geçirdikleri takdirde Trabzon'a ulaşacakları, böylece Karadeniz sahil şeridine hâkim olarak, stratejik üstünlük sağlamayı hedefledikleri görülmüştür.

Rus Kafkas Ordu Komutanı General Yüdeniç, Rus Ordusu'nun 15 Şubat 1916 günü Erzurum'u işgali sonrası yaptığı konuşmada, "artık karşılarında Türk Ordusu diye bir kuvvetin kalmadığını, Çar'ın emri gereğince, Haziran ayında İstanbul önlerinde olacaklarını" ifade ettiğini, ancak Yüdeniç'in bu konuşmayı gerçekten bir zafer sarhoşluğu psikolojisi içerisinde yaptığını, öncelikle Türk'ü ve onun kahraman ordusunu gerçekten tanımadığını, tarihi hiç incelemediğini ve ders de almadığını, ancak doğru bir şey yaparak, konuşmasında Haziran ayını belirtirken sene olarak hangi yılın Haziran ayı olduğunu ifade etmediğini, aslında Yüdeniç'in hedefine ulaşmasında en büyük engelin; Kop Dağı Savunması olduğu yaşanan muharebelerle görülmüştür.

Çanakkale Savunması kadar önemli olan Kop Dağı Harbi, Anadolu insanının kaderini değiştirmiştir.

En son Büyük Taarruz ise çoğunluğu Giresun Havalisinden getirtilen düzenli ordu mensuplarından oluşmuştur ve Afyonkarahisar bu şehitlerimizin anıtları ile doludur.

Maraş, Urfa, Antep, Erzurum, Erzincan gibi kilit bölgeler de halk direnişinin ve savunmasının âbideleştiği bölgelerimiz olmuştur.

Nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş ve yepyeni bir yapılanma başlamıştır. Her nedense Anadolu insanının, Musul, Kerkük, Halep, Şam, Kudüs, Yemen'in bu topraklarda şehit düşen kahramanlarının aile âkıbetleri ile ilgilenilmemiştir.

Huzursuzluğun menşeî şuradan kaynaklıdır; MÜBADELE...

1923 Lozan Antlaşmasına ek olarak yapılan sözleşme uyarınca,Türkiye ve Yunanistan kendi ülkelerinde yaşayan insanları DİN esası üzerine zorunlu göçe yani nüfus mübadelesine tâbi tutmaları neticesinde Balkanlar'dan gelen yoğun nüfusun, ülkemizin en kıymetli bölgeleri olan Trakya ve Ege Bölgelerine yerleştirilmeleri ve onlara bu en verimli toprakların çeşitli miktarlarda paylaştırılması...

Oysa Devleti kanı canı ile kuran Anadolu insanının derin acıları ile ilgilenilmeli ve onlar bulundukları her yerde âbat edilmeliydi. Devletin en kritik bürokratik kademelerine de yine göçmen soydaşlarımızın yerleştirilmiş olması da HAKSIZLIK hislerini doruklaştırmıştır.

Anadolu insanı devletin her imkânından yetim bırakılmış, kısıtlı paylar aktarılmış ve devletimize olan saygı ve bağlılıkları kullanılmıştır. Osmanlı Coğrafyası ile ilgilenilmemiş, tek dişli canavarlara terk edilmiştir.

Bu anlamda kan ve can verenlerin torunları da kendilerine anlatılan bu kırgınlıkları şimdilerde birçok sohbet meclislerinde dillendirmekte ve bu haksızlığın giderilmesini beklemekteler...

KOP DAĞI, SARIKAMIŞ ve ÇANAKKALE bu beklentilerine kâfîdir... 

Aydın ÇOBANOĞLU - ERZİNCAN BARIŞ GAZETESİ


31 Aralık 2019 Salı 14:13
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÜLKE GÜNDEMİ

Par'ın Oğan'a soruları tepkilere neden oldu

Katıldığı Açık ve Net programında Suriyeli sorununa ilişkin açıklamalarda bulunan Sinan Oğan, "Ülkesi

ByLock kullanan siyasiler nasıl korundu?

İYİ Parti Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Aytun Çıray, CHP’nin TBMM’ye sunduğu FETÖ’nün siyasi

AKP Grup Başkanvekilinin ‘Balyoz’ günleri

FETÖ derneği üyeliğini özgeçmişine yazan AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan, kumpas davalar sürecinde aktif

MHP'li Cemal Enginyurt'tan 'Atatürk' ayıbı

MHP Milletvekili Cemal Enginyurt'un Atatürk fotoğrafının yer aldığı odada ortaya çıkan görüntüsü tepki

AKP'ye yakın sendikaya şok suçlama

Kayseri'de geçtiğimiz günlerde bazı okullarda İstiklal Marşı'nın okutulmadığının ortaya çıkması sonrası

Ali Koç'un ismini vermediği kadın milletvekili kim

Ali Koç'un ismini vermediği milletvekilin AKP Trabzon Milletvekili Bahar Ayvazoğlu olduğu iddia edildi

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL