23 Kasım 2017 Perşembe

21. Yüzyıl hesaplaşma zamanıdır

Aydın Çobanoğlu

Aydın Çobanoğlu

E-Posta : aydincobanoglu@hotmail.com

 Gazeteci yazar Sayın İbrahim Karagül tüm dediklerimi diyecek kadar güzel yazmış. Ben de bir kısmını kendi duygu ve düşüncelerime tercüme olarak naklediyorum değerli okurlarım..!

‘‘ 19. yüzyıldaki çöküşe, 20. yüzyıldaki vesayete karşı bağımsızlaşma ve meydan okuma yüzyılıdır.

Coğrafya ölçeğinde dirilişin, kendini bulmanın, yerli olmanın, özgür olmanın mücadelesinin verileceği yüzyıldır.

Birinci Dünya Savaşı'nın bitişinin ilan edileceği, güç haritalarının yeniden şekilleneceği, yeryüzünün siyasi istikrar haritasının yeniden biçimleneceği, 'kaos coğrafyası' adını verdikleri Atlantik'ten Pasifik kıyılarına uzanan yeryüzünün orta kuşağının belirleyici olacağı bir yüzyıldır.

Osmanlı siyasal otoritesinin dağıtılmasından sonraki en büyük kalkışma, yeni bir yükseliş dönemi bu yüzyılda yaşanacaktır.

Bu coğrafya son bin yılda üç büyük şok dalgasıyla yüzleşti: Haçlı Savaşları, Moğol istilası ve Osmanlı'yı dağıtan Birinci Dünya Savaşı..

Üç büyük sarsıntıda da büyük bir çöküş, umutsuzluk, savrulma yaşandı. Ama iki büyük şok dalgasının hemen sonrası bir öncekinden çok daha güçlü yükselişler yaşandı.

Her iki yükselişin de Anadolu topraklarından başladığını ve dalga dalga coğrafyaya yayıldığını, çöktü denilen bölgenin küresel çekim ve güç merkezi haline geldiğini hatırlatmaya gerek var mı?

Üçüncü büyük şok dalgasının bedelini ödüyoruz. Umutsuzluğun, güvensizliğin, tükenmişliğin ve ezilmişliğin acısını yaşıyoruz. Birinci Dünya Savaşı kadar da 20. yüzyıl boyunca devam eden vesayet yönetimi ve zihinsel köleliğin kişiliksizliğini yaşıyoruz.

Bize yüzyıllar kadar uzak sandığımız Kanal Savaşı'nın, Yemen'in, Gazze Savaşları'nın, Kut-ul Amare'nin üzerinden bir yüz yıl dahi geçmemişken, zihinlerimizin nasıl formatlandığını, hafızalarımızın nasıl silindiğini yeni yeni farkediyoruz.

Kendimizi, geçmişimizi, coğrafyamızı ve benliğimizi yeniden keşfediyoruz.

Öğrendikçe, farkettikçe, bilendikçe de kendimizi bir hesaplaşma içinde buluyoruz. Bu hesaplaşma yaşanmadan Anadolu'nun, coğrafyanın özgürleşmesi mümkün değil. Bu hesaplaşma sonrasının üçüncü büyük yükseliş dönemi olacağını sadece biz değil, bizimle hesaplaşma içine girenler de çok iyi biliyor.

Bu yüzden, verdiğimiz mücadele Birinci Dünya Savaşı kadar büyüktür. O zaman karşımızda tek cephe olan merkez güçler şu an da karşımızda tek cephedir. Bakmayın bazılarının müttefik, stratejik ortak olduğuna, Türkiye'nin, coğrafyanın uyanışına karşı hepsi tetiktedir.

Türkiye'nin içinde bulunduğu sıkıntılar, ardı ardına yüzleşmek zorunda kaldığı krizler işte bu hesaplaşmanın uzantılarıdır. Devamı da gelecektir.

Bütün bunları günübirlik iktidar çatışması olarak değerlendirenlerin bu gerçeği anlaması zordur. Bu yol bir kaderdir. Siz istemeseniz de tarih ve dünyanın içinde bulunduğu durum sizi o yola zorlayacaktır. Biz isteksiz olsak da, Türkiye'nin toplumsal hafızası, coğrafyanın acı dolu geçmişi, kişiliksizleştirmeye duyulan hınç, bizi buna zorlayacaktır.

Önümüzde iki seçenek vardır. Ya 20. yüzyılın vesayeti devam edecek ya da bu zincirler kırılacak. Vesayete razıysak Türkiye küçülecek, etnik ve kimlik çatışmalarına boğulacaktır. Zincirleri kıracaksak, yeni bir özgürleşme bilinci oluşturacaksak bu krizlerin üstesinden gelmeyi bileceğiz.

Türkiye ve merkezinde bulunduğu coğrafya, kitleler ikinci tercihten yanadır. Tercih; büyüyerek, vesayet rejimlerinden kurtularak, onurlu bir geleceğe yönelmektir. Önümüzde bize yol gösterecek çok ciddi bir birikim, zenginlik mevcuttur. Bölgenin dört etnik unsuru arasındaki çatışma ve çözülmelere yönelik küresel stratejileri boşa çıkarmak, adeta bir Selçuklu kaynaşmasını başarmak zorundayız.

Yüz yıldır, çözülme stratejileriyle bizleri vesayet altında tutanlara karşı tersine bir rüzgar estirerek, çözülme yerine kaynaşma, kimlikleri sadece zenginlik ve birikim olarak görerek direnebiliriz.

İşte tam da bu hesaplaşma içinde kimlerin nerede durduğuna dikkat etme ferasetini gösterebilmeliyiz. Etnik sebeplerle, dini sebeplerle, siyasi sebeplerle, dar iktidar hesaplarıyla bu büyük mücadeleyi sekteye uğratma rolünü üslenenler, Türkiye'ye, coğrafyaya ve tarihe ihanet içindedirler.

Bu büyük yürüyüşü anlamayanlar, kavrayamayanlar bulundukları yerde debelenip dursun. Ancak bunun pekala farkında olup da dar çevre/örgüt/cemaat hesapları güderek kitlelerin önünde set olmaya çalışanlar bu büyük davanın, millet mücadelesinin düşmanlarıdır.

Onlar asla yerli değildir. Ruhlarını, benliklerini, zihinlerini rehin vermişlerdir.

Ama tarih bir kere döndü, rüzgar yön değiştirdi, kitleler ortak bir dil geliştirdi. Bu eğilimin önünde durmak mümkün olmayacaktır. O çevreler ise arkalarında sadece ihanetleri bırakıp yok olup gideceklerdir.

Birinci Dünya Savaşı, coğrafi sınırlar, zihinlerimize nakşedilen haritalar, ihanet, Lawrence gibi her biri tarihimizde ve benliğimizde derin izler bırakan nitelemeler anlayana çok şey ifade ediyor…’’

Çoooooooook şey..!

Bize içeriden ve dışarıdan savaş açanların tek korkusu, Yüz yıl sonra Türkiye !

Aydın ÇOBANOĞLU – 01 Kasım 2014

www.erzincangazetesi.com.tr

 

aydincobanoglu@hotmail.com


10 Kasım 2014 Pazartesi 09:34
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÜLKE GÜNDEMİ

Tek başına İETT damat turizm

AKP iktidarında oğulların ve damatların ‘ayrıcalıklı’ ticari faaliyetleri gündemden düşmüyor.

Akşener erken seçim ihtimalini düşünüyor

Henüz il ve ilçe teşkilatlanmaları devam eden İYİ Parti’nin olağan kurultay kararı almasının ardında

Hedefi sağ-sol kutuplaşması

AKP lideri Erdoğan’ın bir süredir klasik İslami muhafazakâr söyleminin yanına milliyetçiliği de eklemesi ve

Torbadan yine yandaş vakıflar çıktı

Yasada vakıfların yurtdışındaki tüzel kişilere bağış yapmasına, genellikle iktidara yakın vakıf ve

O küfürü midemiz bulanarak hepimiz izledik

CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, Boşnaklara yönelik açıklamalarından dolayı Rasim Ozan

28 Şubatçıların hesap verecekleri günü bekliyoruz

AKP Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakcı, Ankara Adliyesi önünde, bazı AK Partili milletvekilleri, sivil

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ANKET

Fenerbahçe - Bursaspor maçı ne olur ?

Fenerbahçe - Bursaspor maçı ne olur ?

Ankete Katıl Sonuçlar