27 Şubat 2020 Perşembe

Türkiye'nin en ucuz ihraç malı askerdir

turkiyenin-en-ucuz-ihrac-mali-askerdir

Libya tezkeresinin görüşülmesi sırasında Türkiye İşçi Partisi adına konuşan Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş " Emperyalist kuvvetlerin "Türkiye'nin en ucuz ihraç malı askerdir." anlayışının bir yansıması olan tüm savaş yanlısı politikaları reddediyoruz." dedi
02 Ocak 2020 Perşembe 19:45

 Meclis genel kurulunda görüşülen Libya tezkerisin görüşülmesi sırasında "Açık söylemek gerekirse hep sözde vatanseverlik ya da -yakın dönemki ifadesiyle- beka edebiyatıyla, ülkemiz sağ iktidarlarının karakteristik bir özelliğiyle, ta Kore'ye asker gönderen Adnan Menderes'e kadar uzatabileceğimiz bir sürecin son halkasıyla karşı karşıyayız." diyen Erkan Baş'ın konuşması şöyle: 

 

Maalesef, bir kez daha, ülkemiz çocuklarının, gencecik kardeşlerimizin iktidarın maceraları uğruna kilometrelerce ötedeki bir ülkeyle savaşmak için gönderilmesi üzerine konuşmak durumundayız.

 

Sözlerime başlarken Türkiye İşçi Partisinin, ilkesel olarak, herhangi bir ülkenin başka bir ülkeye dönük her tür askerî operasyonuna karşı olduğunu paylaşmak istiyorum. Emperyalist kuvvetlerin "Türkiye'nin en ucuz ihraç malı askerdir." anlayışının bir yansıması olan tüm savaş yanlısı politikaları reddediyoruz.



 

Açık söylemek gerekirse hep sözde vatanseverlik ya da -yakın dönemki ifadesiyle- beka edebiyatıyla, ülkemiz sağ iktidarlarının karakteristik bir özelliğiyle, ta Kore'ye asker gönderen Adnan Menderes'e kadar uzatabileceğimiz bir sürecin son halkasıyla karşı karşıyayız. Peki, Kore'ye askerlerimiz gittikten sonra sonuç ne oldu? Evet, o dönemki iktidarın istediği oldu; Türkiye, NATO'ya, Amerika Birleşik Devletleri'ne tam bağımlı hâle geldi ve altmış yetmiş senedir de ülkemiz bu beladan kurtulamıyor. Buradan bir ders çıkartmamız gerekmiyor muydu? Tarih bize Türk dış politikasının bir kuralını gösteriyor; Türkiye ne zaman emperyalist emellerle bir savaşa sürüklenmek istense, aslında iktidar ülkemizi emperyalizme daha bağımlı hâle getiriyor, bugün karşı karşıya olduğumuz da buna benzer bir şey. İşte, yakın tarihte Suriye: Hatırlayın, 2012'de "Şam'a gireceğiz, Emevi Camisi'nde namaz kılacağız." diyerek Suriye'deki parçalanma sürecine dâhil olmuştuk, bugün hem Amerika'ya hem Rusya'ya daha bağımlı bir ülke hâlindeyiz.

 

Şöyle bir soruyla devam edelim: Dünyanın herhangi bir yerinde, başka bir ülkenin askerlerinin girdiği herhangi bir ülkede, huzur, mutluluk, refah olmuş mudur? Bunun tek bir örneği var mıdır? Mesela, bakın, biz Adalet ve Kalkınma Partisi'nin dış politikasıyla ilk ne zaman tanışmıştık? 2002. Irak Amerika Birleşik Devletleri tarafından işgal edildiğinde, yüz binlerce masum Iraklı öldürüldüğünde, milyonlarca insanın yaşamı mahvolduğunda Tayyip Erdoğan ne yapıyordu değerli arkadaşlar? "Kahraman genç kadın ve erkek Amerikan askerlerinin olabilecek en az kayıpla evlerine dönmeleri için dua ediyorum." diye, o zaman New York'ta, The Wall Street Journal'da yazılar yazıyordu.

 

 ben söylemiyorum bu yazıyı, Sayın Tayyip Erdoğan söylüyor.

 

yeri gelmişken söyleyeyim, madem merak ediyorsunuz, bence on yedi yıllık iktidarınız özde Amerikancı, özde ABD'yle iş birliği içerisinde ama hamasette de sözde ABD karşıtlığını yapıyorsunuz. Ama açık konuşalım, Türkiye tarihinin gördüğü en Amerikancı hükûmetle karşı karşıyayız.

 

Değerli arkadaşlar, aynı milliyetçi hislerinin bir sonucu olarak ne deniyor? "Libya'ya asker göndermemiz bizim orada, Doğu Akdeniz'deki ekonomik bölgelerle ilgili yaptığımız anlaşmanın bir yansımasıdır." deniyor, böyle bir millî kamuoyu yaratılmaya çalışılıyor. Sanki asker oraya ekonomik bölgelerimizi korumak için gidecek, böyle bir hava yaratılıp toplumsal destek alınmaya çalışılıyor.

 

Oysa bakın, yine Tayyip Erdoğan'a atıf yapalım: "Bizim Libya'nın petrollerinde gözümüz yok, amacımız insani yardım." diyerek Libya'ya yaptığı ziyarette, yanında -çok ilginç- Dışişleri Bakanı var, anlarsınız başka bir ülkeye giderken ama Enerji Bakanı var, Sanayi Bakanı var, bir uçak dolusu iş adamı var. Acaba iş adamları hayır kuruluşları açmaya mı gittiler oraya ya da Enerji Bakanı kütüphane mi açmak istiyordu? Neden bu Bakanlar tercih ediliyor; bu, bir şeyi gösteriyor.

 

Hepimiz biliyoruz ki Adalet ve Kalkınma Partisinin Libya'ya ilgisi insani değil, Libya'nın petrolleriyle ve Libya'daki İslamcı güçlerin kaybetmek üzere olduğu hâkimiyeti yeniden kurma çabasıyla ilgilidir.

 

Erdoğan "Libya'da ne arıyorsunuz?" diye soranlara "Soruyorum: Mustafa Kemal Trablusgarp'ta ne arıyordu?" diyor. İnsan gerçekten bildiğinden şüphe etmeye başlıyor. Trablus o zaman Osmanlı toprağı değil miydi? Bir subay vatanını korumak için gitmeyecek mi? (CHP, HDP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Yani siz bu zihniyetle Viyana'ya kadar gidersiniz. Viyana'ya kadar yolunuz var böyle yaparsanız. Ama bir uyarıda bulunayım: Hani Mustafa Kemal'i taklit etmeye çalışırken sonunuz Enver Paşa'ya benzeyecek, o maceracı eğilimlerle ülkeyi bir yıkıma doğru sürükleyeceksiniz. 

 

Tabii, bu ilginç benzetmeler devam ediyor. Ben gözlerime inanamadım, dün Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı basına düştü -birkaç yerden de teyit etmeye çalıştım- şöyle diyor: "Sonunu düşünen kahraman olamaz." Efendiler, ciddi olun. Film mi çeviriyoruz burada ya, dizi mi oynuyoruz; insanların hayatlarından söz ediyoruz. Böyle film sahnelerine atıf yapılarak savaş politikaları olur mu? Merak ediyorum, hiç şu haritaya bakan oldu mu içinizden? Bu, Libya haritası, arkadaşlar, bugünkü Libya haritası. Anlaşma yaptığımız iddia edilen, bizi çağırdığı iddia edilenlerin bölgesi, şu yeşil bölge, şurası. Bu neye benziyor, biliyor musunuz? Çok açık söyleyeceğim; biz bu iç savaşta bir taraf değiliz, siz bizi taraf yapmaya çalıştığınız için karşı çıkıyoruz. Sadece benzetme olsun diye söyleyeceğim; 1920'de Anadolu'nun dört bir yanında Ankara Hükûmeti egemenliğini ilan ederken padişah bir güce "Gel, bana yardım et." dediğinde, oraya giden ne yapıyorsa siz de şimdi aynısını yapıyorsunuz. Böyle bir yaklaşım olamaz.

 

"Birleşmiş Milletlerin tanıdığı meşru Hükûmet" deniliyorsa, o zaman "Birleşmiş Milletlerin tanıdığı Suriye'de bizim ne işimiz var?" diye sormazlar mı size? Burada bir iç tutarlılık aramazlar mı? Lütfen, değerli arkadaşlar, biz biraz ciddi olmak durumundayız çünkü ülke yönetiyoruz. Söz konusu olan bu ülkenin gencecik insanlarının, çocuklarının hayatı olacak ve biliyorsunuz savaş, dünyanın her yerinde lanetlenen bir şeydir.

 

Eğer emperyalistler, sömürgeciler, ülkemize saldırırsa buna karşı bir savunma savaşı tabii ki verilir ve bu haklı bir savaş olur. Ama benzer yaklaşımlar, bugün Hükûmetin uyguladığı tezkereler, haklı savaşlar değildir ve açık söylüyorum: Değerli arkadaşlar, işgale karşı mücadeleyle kurulmuş bir ülkenin evlatları, işgalci pozisyona giremezler ve işgalciler her zaman kaybetmiştir.

 

Şimdi, bize sadece Libya tezkeresine "'Evet' mi diyorsunuz, 'hayır' mı diyorsunuz?" diye sormuyorlar aslında. Ben size bir şey daha sormak istiyorum: "Evet" mi diyeceğiz, "hayır" mı? Ankara'da Libya askeri görmek ister misiniz? Türkiye'deki Amerikan askerlerinden memnun musunuz? Ya "evet" deyin ya "hayır" deyin.



Haber okunma sayısı: 122

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

devlet-bahceliden-idlib-aciklamasi

Devlet Bahçeli'den İdlib açıklaması

27 Şubat 2020 Perşembe 20:44
yalova-belediye-baskani-gorevden-alindi

Yalova Belediye Başkanı görevden alındı

27 Şubat 2020 Perşembe 18:06
ulkenin-guvenlik-sorunu-akpdir

Ülkenin güvenlik sorunu AKP'dir

27 Şubat 2020 Perşembe 10:53

ÜLKE GÜNDEMİ

Türkiye eroin yakalayan ülkelerin başında geliyor

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) tarafından oluşturulan 2019 Raporu, dünya

Cumhurbaşkanı'yla aynı derede yüzdük

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Solculuğuyla meşhur” dediği Avukat Remzi Kazmaz’dan açıklama

Ülkenin güvenlik sorunu AKP'dir

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ağbaba, “Adam gibi devletin görevi depremden sonra cenaze kaldırmak, taziyeye

Yavaş'tan paylaşım rekoru kıran konuşma

Ankara Büyükşehir belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın, "Biz devlet memuruyuz. Bakmayın kocaman sıfatlar

65 yaşına giren siyasetçi emekli olsun

Dün 66. yaşına giren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın geçmişte kullandığı "65 yaşına gelen siyasetçi

Bankaların promosyon rekabeti başladı

Bankaların promosyon kampanyaları emekliler için ek gelir kapısı oldu. Bin 250 lirayı bulan promosyon teklifleri

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL