21 Eylül 2019 Cumartesi

TRT’ye de kayyum atanacak mıdır?

trtye-de-kayyum-atanacak-midir

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehir belediye başkanlarının görevlerinden alınıp yerlerine kayyum atanması ile ilgili olarak "Millet iradesine ipotek koymak kimseye bir şey kazandırmaz. Demokraside temel esas, seçimle gelenin seçimle gitmesidir." dedi. Karamollaoğlu, TRT ekranlarına teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın kardeşi Osman Öcalan'ın çıkarıldığını hatırlatarak "TRT'ye de terör örgütü propagandası yapmaktan kayyım atanacak mıdır?" diye sordu.
21 Ağustos 2019 Çarşamba 23:32

 Saadat Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin eğitim merkezinde basın toplantısı düzenledi. Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyelerine kayyum atanmasını değerlendiren Karamollaoğlu, “İktidar bu konuda inisiyatif kullandı, biz bunun doğru olmadığını belirttik. Kayyum kararı hukuku dikkate almadığı gibi halkı da dikkate almamıştır. Biz her zaman terörle mücadelenin yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz. Lakin ülkemizde adli yetkiye sahip kurumlar bellidir, bu kurum mahkemelerdir. Bunu dikkate almadan idarenin kendisini hem savcı hem de hakim yerine koyarak uygulama yapması hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmaz. Kimse suç işleyenlerin görevde kalmasına destek vermiyor, suçların neden mahkemelerce tespit edilip karara bağlanmadan uygulama yapıldığına itiraz ediyor” dedi.

 

Karamollaoğlu yaptığı açıklamada şunları söyledi:

 

Biz birimize sarılmalıyız, kucaklaşmalıyız. Hatalar olsa bile birbirimizle sarılmak zorundayız.



Bu meseleye böyle girmemin sebebi bildiğiniz üzere Diyarbakır, Van ve Mardin Belediyelerine kayyum atandı.

 

Bu kararla alakalı hemen şunu belirteyim ki; İktidar bu konuda inisiyatif kullandı biz bunun doğru olmadığını belirttik.

Kayyum kararı hukuku dikkate almadığı gibi halkı da dikkate almamıştır.

Biz her zaman terörle mücadelenin yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz. 

Lakin ülkemizde adli yetkiye sahip kurumlar bellidir, bu kurum mahkemelerdir. 

Bu sebeple seçimler bile, adliye gözetiminde değil, doğrudan yetkili bir adli kurum olan YSK tarafından, yönetilmektedir.

 

Seçilenler de hukuk kurallarına göre vazifelerini yerine getirmek mecburiyetindedirler. 

Görevleri esnasında suç işledikleri takdirde bu suçları yine adli merciler tarafından tespit edilir. Cezai işlem ancak mahkemeler gerekli kararları aldıktan sora uygulanır. Hukuk devletinde İdari makamlar, mahkeme kararı olmadan, kendiliklerinden uygulamalarda bulunamazlar. 

 

Bunu dikkate almadan idarenin kendisini hem savcı hem de hakim yerine koyarak uygulama yapması hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmaz. Kimse suç işleyenlerin görevde kalmasına destek vermiyor, Suçların neden mahkemelerce tespit edilip karara bağlanmadan uygulama yapıldığına itiraz ediyor. 

 

Daha önce demiştik, Kanun hükmünde kararnameler giderek Karun hükmünde kararnamelere dönüşüyor diye.

Maalesef Son kararnameler bu konudaki endişemizi daha da arttırmıştır. Çünkü Karun’larda hak, hukuk tanımaz, halkın iradesini dikkate almazdı.

 

Burada şu soruyu da sormadan geçmek istemiyorum; Osman Öcalan’ı ekranlarına çıkaran, TRT’ye de terör örgütü propagandası yapmaktan kayyım atanacak mıdır?

 

HUKUKSUZLUĞUN NE DEMEK OLDUĞUNU SN ERDOĞAN BİLİR

 

Millet iradesine ipotek koymak kimseye bir şey kazandırmaz. Demokrasilerde temel esas; seçimle gelenin seçimle gitmesidir. İktidarın seçmen iradesini hiçe sayan tavrı sadece demokrasimize değil ülkemizin huzur ve geleceğine de zarar vermektedir. Geçmişte ortaya konan antidemokratik uygulamalardan en çok nasibini alanlardan birisi Sn. Erdoğan’dır.

 

Okuduğu bir şiir sebebiyle haksız yere hapis cezasına çarptırılmış ve belediye başkanlığı görevinden alınmıştır.

Lakin o gün dahi İstanbul belediye başkanlığına Kayyum atanmamıştır.

Sn. Erdoğan geçmişte hukuksuz uygulamaların ne demek olduğunu bilen bir isimdir.

 

O zaman kendisine muhtar bile olamaz denirken, muhalefetin yardımı ile başbakanlık koltuğuna oturmuştur.

Şimdi tek adam haline geldi, Kendisinin geçmişte yaşananlara bakarak yarın başımıza gelecekleri görmesi gerekir.

Belediye meclislerini işlevsiz hale getirmek yanlıştır.

 

Halkın seçmediği insanları makama getirmek yanlıştır. Anlamak güç ama Türkiye parti devletine dönüşüyor. Bunu desteklemek mümkün değil. Bir gün bu gidişat patlayacak İstanbul seçimleri bunun göstergesidir. Ne oldu sandıkta vatandaş patladı tepkisini koydu. Halk hiçbir yerde kendisine dikta etmek isteyenlere geçit vermez.

 

O yüzden Harun gibi gelip Karun gibi gitmemek lazım. Karunlar hayırla hatırlanmaz ama Harunlar hayırla hatırlanır her zaman.

 

3Y İLE MÜCADELE EDECEKLERDİ

 

Hatırlarsanız bu iktidar göreve gelirken 3Y ile mücadele sözü vermişti. Neydi bunlar;

Yasaklar

Yolsuzluk

Yoksulluk

 

Bugün gelinen noktada bırakın bunlarla mücadeleyi, adeta 3Y’nin muhafızı oldular. Türkiye yasaklar, yolsuzluk ve yoksulluk ülkesi haline getirildi. Bugün içinde bulunduğumuz gerek ekonomik gerekse diğer konularda yaşadığımız krizi aşmanın tek yolu 3Y ile mücadele etmek bunları ortadan kaldırmaktır.

 

YOKSULLUK EN ÖNEMLİ PROBLEM

 

İktidar içinde bulunduğumuz krizden çıkmanın yollarını arayacağına,

yasaklar ve baskı ile koltukta oturduğu süreyi uzatma derdinde. Bakınız her hafta gündeme getiriyoruz ekonomimizin hali ortada. İktidar pembe tablolarla ekonomiyi iyi göstermeye çalışsa da gidişat iyi değil. İğneden ipliğe gelen zamlar ortada.

 

En son Pazartesi günü;

 

Motorinin litre fiyatına 17 kuruş, benzinin litre fiyatına ise 6 kuruş zam geldi. Dün de çaya %15 zam daha geldi.

Bunun yanında çarşı pazarda hissedilen enflasyon açıklanan rakamların çok üstünde.

 

Fakat bu açık gerçeğe rağmen iktidarın memura zam teklifi %4+4

İğneden ipliğe, sigaradan çaya/şekere ardı ardına gelen zamlarla, enflasyon ve yoksulluk sınırında ezilen memurumuza sunulan bu %4+4 zam teklifi değildir, 

olsa olsa zam tiyatrosudur. Kimsenin memurumuzu bu tiyatroda figüran olarak görme hakkı yoktur.

 

SİGARA ZAMMI

 

İktidar memura, işçiye, emekliye zam konusunda cimri davranmakta çekinmiyor.

 

Fakat iş vergi zamlarına gelince olabildiğince cömert davranıyor.

Sigaraya konulan maktu vergi zammı %37.

 

Biz elbette hiç kimsenin sigara içip sağlığına zarar vermesi istemeyiz.

Fakat şunu da hatırlatmak isteriz;

Merhum Neşet Ertaş; “Gençlerin cebindeki cigara parasına göz dikmem” demişti. Bu konuda durduğumuz yer tam olarak budur. Yerli tütünü bitiren bu iktidar şimdi sigaraya vergi zammı yaparak ekonomiyi toparlamaya çalışıyor.

Bir ülkede ekonomi zamlarla düzelmez.

Tarıma gerekli destek verilmeden Türkiye’nin ayağa kalkması mümkün değil.

 

Tarıma destek demek çiftçinin ürettiği mahsulden kar edip cebine para girmesini sağlamak demektir.

 

EGE YANGINI

 

Biliyorsunuz son zamanlarda yangınlar arttı. Ege’de yaşanan Osman yangını da hepimizin malumu, müdahale ne yazık ki yetersi kaldı. İddia o ki söndürme işi özel bir kuruluşa ihale edilmiş. Türk Hava Kurumu neden müdahale etmiyor sorusunu akla getirdi bu durum da.

 

Bakan beyin açıklaması şaşırtıcı; Siz hangi THK uçaklarından bahsediyorsunuz, 6 tane uçağın üçünün motoru arızalı diğer üçünün de farklı problemleri var çalışmıyor. Kabahati özründen büyük peki bu uçaklar neden tamir edilmiyor. Bir uçağın motorunu tamir etmekten aciz durumdasınız.

Bu acziyetle bu ülke yönetilemez.

 

GÜVENLİ BÖLGE

 

Son olarak dış politika gündemimize de değinmek istiyorum. İlk önce Fırat’ın Doğusunda kurulacak olan güvenli bölge konusunu ele almakta fayda görüyorum.

İktidar sürekli müdahale edeceğiz, kimseye bağlı değiliz gibi açıklamalarla mangalda kül bırakmıyor.

Ama iktidar herhangi bir icraat yapmıyor.

 

Hemen belirteyim ki konu ile ilgili iddialar bizi endişelendiriyor.

 

 

-5 km ABD ile ortak kontrol bölgesi 

-9 km ABD’nin kontrol bölgesi 

-4 km ise ABD’nin koz olarak tutacağı bir güvenli bölge.

 

Eğer bu iddialar doğruysa gerçekten durum endişe vericidir. Şu bilinmeli ki ABD dünyada yaşanan sıkıntı ve problemlerin ana kaynağıdır. Irak işgalinin Suriye iç savaşının müsebbibi bir devletten böyle bir konuda olumlu adımlar atacağı beklentisi son derece yanlıştır. Böyle bir güvenli bölge ancak çekiç gücü sınırımıza yığmak demektir. 

Bu sebeple ABD’nin değil ülkemizin menfaati esas alınmalıdır. Bugüne coğrafyamızda savaşın ve huzursuzluğun kaynağı olan ABD ile ilişkilerinizi gözden geçirin.

 

Bakınız Ortadoğu’dan dış güçler tamamen elini çekmedikçe bu coğrafyaya huzur gelmeyecektir. İşte Filistin’in durumu, Golan tepeleri ilhak ediliyor. Adeta Büyük Ortadoğu Projesi adım adım işleniyor.

Ne yazık ki bu projenin eşbaşkanlarından birisi Sn. Erdoğan.

 

Hem BOP eşbaşkanı olup hem de bu coğrafyada huzuru tesis edecek adımlar atmak mümkün değildir. Türkiye güçlü bir ülke ama bugün ki politikalar zaaf politikası. Kimin dost kimin hasım olduğunu belirlemekte acizler. Türkiye yolsuzluk ve israfla zayıflatıldı. Dışarısı bunun farkında, yollar ve köprüler bir ülkeyi güçlü kılmaz. Hele hele saraylar hiç güçlü kılmaz.

 

KEŞMİR KRİZİ

 

Gündemimizin bir başka dış politika meselesi ise Keşmir’de yaşanan insanlık dramıdır. Hindistan’ın birkaç hafta evvel Keşmir’in ayrıcalıklı eyalet statüsünü kaldırması üzerine ortaya çıkan hadiselerde birçok Müslüman Keşmirli hayatını kaybetti. Hindistan hükümetinin tutuklamaları ve iletişimi engelleme çabaları had safhaya ulaştı. Hindistan ordusu bölgeye yedi yüz bin asker sevk etti.

 

Keşmirliler haklarını talep etmekten aciz hale geldiler. Liderlerinin büyük kısmı hapiste, işkence ile ölüyorlar. Türkiye bu konuda çok cılız bir tepki veriyor. 

Bu tepki Hindistan’ın umrunda olmaz, Çin bile bizden daha net bir tavır ortaya koyuyor.

 

Malumunuz biz birinci dünya savaşındayken ve kurtuluş savaşını verirken Hint kıtasında yaşayan Müslümanlar topyekûn bize yardım etmişlerdi. Hatta bizzat gelip bizim cephemizde savaşanlar oldu.

 

Bugün orada yaşayan insanların dertleri ile dertlenmek en önemli vazifelerimizden birisidir. Bu sebeple Keşmir’de yaşanan krizin sona ermesi için İslam İşbirliği Teşkilatı’nın bir an önce harekete geçmesi gerekmektedir.

Bugün gerek Keşmir’de gerekse farklı Müslüman coğrafyalarda yaşanan insanlık dramının en büyük sebebi İslam Birliği’nin olmayışıdır.

 

Bu sebeple uzun vadede muhakkak D8’ler canlandırılmadı D60’ların kurulması için çaba gösterilmelidir.”



Haber okunma sayısı: 95

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

talimatli-yargi-talimatla-calisiyor

Talimatlı yargı talimatla çalışıyor

21 Eylül 2019 Cumartesi 16:59
demirtas-kararindan-sonra-konustu

Demirtaş kararından sonra konuştu

21 Eylül 2019 Cumartesi 13:24
turkkandan-bagisa-gonderme-

Türkkan'dan Bağış'a gönderme

20 Eylül 2019 Cuma 23:59
turkiyeyi-bu-kafa-yonetiyor-

'Türkiye’yi bu kafa yönetiyor'

20 Eylül 2019 Cuma 19:54

ÜLKE GÜNDEMİ

Cahil kimse sahte mutluluk içindedir

Üsküdar Üniversitesi bilimsel desteğiyle BİAKADEMİ tarafından “İnsanın Anlam Arayışı” temasıyla

İmamoğlu'ndan vakıflara yardım açıklaması

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, önceki dönemde belli vakıflara tahsis edilen, daha sonra kurumca

Ulu zatların gölgesi, şehirlerin en güvenli limanlarıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası’nda düzenlenen 2. Uluslararası

‘Erdoğan’ın diploması yok’ diyen yazara soruşturma!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasına ilişkin ‘Diplomasız’ adlı kitabı yazan Ergün Poyraz’a dava

Parti değil, çıkar şebekesi

AKP içinde sular durulmuyor. İstifalar ve hemen ardından gelen itiraflar AKP’nin bugüne kadar yaptığı hukuksuz

KIlıçdaroğlu ve İmamoğlu yaralı itfaiye erini ziyaret etti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İstanbul İl Başkanı Canan

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL