01 Ekim 2020 Perşembe

Kaybettiğimiz millî gelir 54,7 milyar dolar

kaybettigimiz-mill-gelir-547-milyar-dolar

TBMM Genel Kurulu'nda 2020 yılı Bütçe Kanunu teklifi üzerine konuşan İYİ Partili Durmuş Yılmaz " Vatandaşa "Dövize yaklaşma." dediniz ama vatandaş 7 liradan döviz aldı, 6 liradan döviz aldı, 5 liradan döviz aldı, pozisyon oluşturdu ve o aldığı dövizlerden şu anda zırnık vazgeçmiyor ve o dönemde yüzde 25'lik, yüzde 30'luk faizlerden vazgeçti. Vatandaş, zarar etmesine rağmen dövizinin üzerinde oturuyor." dedi
11 Aralık 2019 Çarşamba 16:38

 Meclis’te bütçe görüşmeleri teklifiyle ilgili konuşan İYİ Parti milletvekili Durmuş Yılmaz şunları söyledi:

 

Bugün geldiğimiz nokta itibarıyla Türkiye ekonomisine bir kuş bakışı göz attığımızda gördüğümüz şu: Bir yapısal tıkanmanın içerisindeyiz ve bir borç kriziyle karşı karşıyayız. Bu borç krizi önceki krizlerimizde yaşadığımız gibi kamunun krizi değil, özel sektörün krizi ve maalesef bu realiteyle yüzleşmeyi reddeden bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu yüzleşmenin bize elbette bir maliyeti var. Bu maliyeti ödedik, ödemeye devam edeceğiz, böyle devam ederse de ödemekten geri kalmayacağız.

 

Eğer ekonominin temel göstergelerinden olan örneğin enflasyon kontrol altına alınsaydı biz son bir-bir buçuk yıldır "Efendim, dövizini bozdur, yastık altındaki altınını getir. Bozdurmuyorsan, ben Türk lirasıyla tahvili ihraç etmiyorum, euro cinsinden, dolar cinsinden tahvil ihraç ediyorum, dolarını bana ver…" Yaş sebze meyveyle ilgili tanzim satışları düzenlemek vesaire vesaire. Bunlar gerçekten fantastik inovasyonlar ama bu inovasyonları yapmaya bence hiç gerek yoktu, o tek değişken olan enflasyonu kontrol etseydik bunların hiçbirisine gerek kalmayacaktı.



 

Bu geçen süreç içerisinde -daha önceki konuşmalarımda da bu kürsüden ifade ettiğim üzere- sıkıntının, krizin belli aşamaları var. Biz bu aşamaların şu anda 3'üncü aşamasını ve 1'inci aşamasını birlikte yaşıyoruz. Daha önce de söyledim, bir sorun ortaya çıktığında "İnşallah bu geçicidir, dolayısıyla toplumu rahatsız etmeye gerek yok. Şu, şu tedbirleri alalım, dolayısıyla toplum bunu fark etmeden biz işleri yoluna sokarız." deniliyor ama maalesef bu işler yoluna sokulamadı, dolayısıyla kriz inkâr edildi ve bugüne gelindi.

 

Tabii, işler düzelmeyince bu defa öfke ortaya çıktı "Niye düzelmiyor?" diye. Bu öfke safhasında da maalesef soğan depolarına, vesaireye baskın yapıldı, piyasa mantığının tersine.

Bunun üçüncü aşaması korku ve panik. Bunu da biz bu yıl yaz tatiline girmeden önce yaptığımız bir yasal düzenlemeyle gördük. Orada da 400 milyar TL'ye yakın, 70 milyar dolar karşılığında batık krediyi maalesef hiçbir kaynak bulmadan yeniden yapılandırdığımızı zannettik ve bu kanun hâlâ yürürlükte. Dört ay, beş ay önce yaptığımız bu yapılandırmanın sonucunun bugün ne noktada olduğu konusunda da hiçbir fikrimiz yok. Bildiğimiz tek şey, eylül ayında BDDK'nin 46 milyarlık batık krediyi tekrar yapılandırması, daha doğrusu batık olduğunu tanıması için bankalara verdiği talimat.

 

Dolayısıyla krizin son aşaması umut aşaması. Böyle bir umut var mı? Son, üçüncü çeyrek ekonomi büyümesiyle ilgili Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı rakamlara baktığımızda ve oradan yapılan bazı yorumlardan hareketle, umudun ortaya çıktığı gibi bir iddia ortaya atıldı ve son üç gündür, pazartesiden bu tarafa da Meclisteki bazı milletvekili arkadaşlarımız da bunu gündeme getirdiler ve taşıdılar. Nedir iddia? İddia şu: Sanayi Üretim Endeksi'nde, kapasite kullanım oranında, perakende satışlarda, Reel Kesim Güven Endeksi'nde, Tüketici Güven Endeksi'nde, ikinci el konut satışlarında ve otomobil satışlarında ortaya çıkan bazı rakamlardan hareketle Türkiye ekonomisinin üçüncü çeyrekten itibaren artık kuruyan kütüğe dönen ekonominin yeşil filizler vermeye başladığı ve dolayısıyla da "Yavaş yavaş bu işin içinden çıkıyoruz." gibi bir iddia ortaya atıldı. İnancım o ki inşallah bu doğrudur çünkü kimimiz güvertede, kaptan köşkünde sefa sürerken kimimiz kazan dairesinde kürek çekse de aynı gemideyiz. Dolayısıyla bu iddianın doğru çıkmasından hepimizin menfaati var. Fakat bu iddia gerçekten ne kadar doğru, ben ona bir bakmak istiyorum. Ekonomi 2019 yılının birinci çeyreğinde yüzde 2,3; ikinci çeyreğinde yüzde 1,6 küçüldükten sonra üçüncü çeyrekte yüzde 0,9 büyüdü. Şimdi, bu büyüme nereden geldi, bunu sormamız lazım.

 

Teknik olarak baktığımızda Türk ekonomisinin toplam millî gelirinin yüzde 60-65'ini oluşturan, 2/3'ünü oluşturan hane halkının tüketiminden gelen katkı yüzde 0,85. Devletin onca harcamasına ve üçüncü çeyrekte yüzde 7 harcama artışına rağmen büyümeye katkısı 0,92; yatırımların katkısı -3,56. Asıl değişim, bu büyüme nereden geliyor biliyor musunuz? Stok değişiminden geliyor yani Türkiye'deki sanayici, iş adamı, tüccar üretmiş ama ürettiği malı stoka koymuş ve stoktan da katkı yüzde 3,19. Eğer stok değişimi olmasa belki yüzde 2'lik, yüzde 3'lük bir ekonomik daralmayla karşı karşıya geleceğiz. Net ihracatın katkısı ise negatif. Peki, bu değişim, bu yeşil filiz dediğimiz şey gerçekten hangi ekonomik tedbirler, hangi politika değişiklikleri sonucu ortaya çıktı diye baktığımızda gördüğümüz şu: Bu ekonomi -dediğim gibi- iç taleple büyüyor, talebin iki önemli bileşeni var, bunlardan birisi çalışarak elde ettiğimiz maaşımız, ücretimiz, yevmiyemiz, gelirimiz. İkincisi de aldığımız kredilerle takviye ettiğimiz gelir. Peki, maaşlarda, ücretlerde vesairelerde bir artış var mı? Maalesef böyle bir şey söz konusu değil. Vatandaş şu anda elektrik faturasını, su faturasını nasıl ödeyeceğini, eve nasıl yemek, aş götüreceğini düşünüyor. Peki, nereden geliyor bu artış? Bu kredilerden geliyor. Peki "Kredilerin neresinden geliyor?" diye baktığımızda, maalesef, bu kredi büyümesi, bütün zorlamalara rağmen, yatırımı yönlendirecek olan, önümüzdeki dönemde ekonominin gücünü artıracak olan kaynaklardan gelmiyor; bu artış, tüketici kredilerinden geliyor. Tüketici kredilerinin de ana alt kalemi, maalesef, kredi kartı borçlarındaki artış. Son dönemdeki 50 milyar TL'lik kredi kartı borçlarındaki artış, sözünü ettiğimiz o "yeşil filiz" denilen kapasite kullanım oranındaki vesairedeki artışın nedeni. Vatandaş, borçlu olan vatandaş borçlanmaya yöneldi, 50 milyar TL harcadı ve bunun sonucunda da bir şeyler ortaya çıktı fakat bu sürdürülemez, sürdürülmesi de mümkün değil. Dolayısıyla burada sormamız gereken şey şu… Sayın Bakan diyor ki: "Ekonomide bir dengelenme var." Evet, Sayın Bakanın dediği doğru, bu ekonomi dengeleniyor fakat nerede dengeleniyor? Bu ekonomi çakılacak bir noktada dengelendi. Sayın Bakan diyor ki: "Cari açık azaldı, ithalat sıfırlandı, cari fazla vermeye başladık. Dolayısıyla ekonomi dengelendi." Hayır, Sayın Bakan. Evet, bu bir denge fakat siz şununla övünüyorsunuz: "Ekonomiyi büyütmedim, işsizliği artırdım, bu benim başarımdır." diyorsunuz. Son tahlilde yapılması gereken şey vatandaşa iş bulmak, aş bulmak, ekonomiyi büyütmek. "Ekonomiyi küçülterek ben faizi yüzde 500 yaparım, kimseye yedirmem, içirmem ve enflasyonu sıfırlarım." Bu, başarı değil. "Dengelenme" demek şu: Öyle bir noktaya geleceksiniz ki ekonominin bütün kaynakları etkin şekilde kullanılacak, öyle bir faiz seviyeniz olacak ki o faiz seviyesinde enflasyon yükselmeyecek ama işsizlik de yükselmeyecek, nötr bir faiz oranınız olacak, tam istihdam noktasına gelecek ve dolayısıyla da her iş arayan iş bulabilecek. Böyle bir dengelenme söz konusu değil. Sizin ortaya koyduğunuz dengelenme ekonomiyi bitiren bir dengelenme. Buna bir örnek olarak şunu vermek istiyorum: Siz… Ekonomi gerçekten çakıldı, bu sözüme kızıyorsunuz ama gerçekten çakıldı. Bunu da nasıl ispat edeceğim? Şöyle ispat ediyorum:

 

2018-2020 döneminde Orta Vadeli Program'da 2018 yılı için öngördüğünüz millî gelir 923 milyar dolar, 2019 yılı için öngördüğünüz millî gelir 988 milyar dolar. Yeni Ekonomi Programı'nda 2020-2022 dönemi için öngördüğünüz millî gelir ki bu dönemde 2018 gerçekleşmişti, gerçekleşen rakam 789 milyar dolar, 2019'da da şu an itibarıyla eldeki verilere bakarak beklenilen ve gerçekleşen 749 milyar dolar. Sizin tahmininiz ile gerçekleşen arasındaki fark 2018'de eksi 134 milyar dolar, 2019 yılında da eksi 239 milyar dolar olmaya doğru gidiyor. Bunun ikisinin toplamı eksi 379 milyar dolar. Yani siz iki yılda bu ekonomiyi bir yıllık millî gelirimizin altı aylığı kadar küçülttünüz. Bu, çakılma değil de nedir?  Çünkü siz bu rakamları verirken elinizde birtakım veriler vardı, doneler vardı, buna göre tahmin yaptınız, toplumla paylaştınız, bu tahmine göre insanlar tavır aldılar, yatırım yaptılar, ekonomik kararlar aldılar ama gelinen nokta maalesef bu. Bu, elbette tahmin ile gerçekleşme arasındaki zarar. Gerçekleşen zarara baktığımızda ilk dokuz ayda -bu TÜİK'in rakamı- kaybettiğimiz millî gelir 54,7 milyar dolar, buradan hareketle kişi başına kaybımız 817 dolar, kişi başı millî gelir de 8 bin 815 dolar oluyor, bu gerçekten bir çakılma.


Peki, önümüzdeki dönem ne olacak? 2019 yılında ne oldu? 2019 yılında Merkez Bankasından alınan kaynaklarla bugün geldiğimiz noktaya geldik. Merkez Bankasından ihtiyat akçesi kanunla kullanıma alınırken ben bu kürsüden şu konuşmayı yaptım, dedim ki: "Gelin bunu yapmayın, bu size üç aylık, beş aylık bir cennet vaat eder ama arkasından uzun müddet cehennemde kalırsınız." Evet, şu anda bir cennette yaşıyoruz fakat bu cennette ebediyen kalıp kalmayacağımız henüz belli değil.

 

Elbette Allah bilir ama şunu bilin ki eğer siz bu parayı almasaydınız -çünkü zorluklar, sıkıntılar çözüm ürettirir size- o çözüm sonucunda şunu yapmanız gerekirdi: Artık paketlerle bu iş yürümüyor. Yapılması gereken şey, büyük, kapsamlı bir program. O program yapılmadan bu içinde bulunduğumuz koşullardan dışarı çıkılması mümkün değil.

 

Daha önce bu programlar yapıldı ve bunun başarısını da gördük ve bunu da nerede gördük? 2002-2006-2007 döneminde gördük. Program ile paketin arasındaki fark şu: Programda tercihlerini değiştirirsin, milletten aldığın yetki çerçevesinde ona göre kurumlara görev verirsin; bugün neredeyim, üç ay sonra nerede olacağım, altı ay sonra nerede olacağım, dokuz ay sonra, bir yıl sonra nerede olacağım ve buralara gitmek için elimde hangi araçlar var, bu araçlardan hangisi kullanılır, hangisi kullanılmaz, bunlara birer performans kriteri koyarsınız ve buna göre de -o performans kriterlerine göre- yıl içerisinde ulaşılamayan hedefleri ilgili kuruma, kuruluşa, yöneticiye sorarsınız, niçin olduğuyla ilgili eksiklerinizi bulur ve ona göre yeniden yolunuza devam edersiniz. Fakat bu işler paketle olmuyor, olması da mümkün değil.

 

Bunu da söyledikten sonra -altı dakikam var- şunu sizlerle paylaşmak istiyorum: Eğer bu ekonominin tekrar büyüme patikasına girmesi isteniyorsa yapılması gereken şey, ne yapıp edip sabit sermaye yatırımını artırmaktır. 2018'in üçüncü çeyreğinde özel sektör yatırımı yüzde 4,4 küçüldükten sonra takip eden dört çeyrekte 11,6; 12,1; 22,4; 12,6 küçülmüştür; hâlâ da küçülmeye devam ediyor. Bu, ekonominin potansiyel büyümesini, gelecekteki büyümesini ipotek altına alıyor. Bu böyle olduğu sürece, efendim, kredi kartını borçlandırmakla, kamu bankalarını zorlayıp tüketici kredisi verdirmekle vesaireyle bu işin içinden çıkılmaz. Yapmanız gereken, üretken kapasiteyi artıracak olan yatırımları tekrar canlandırmaktır. Bunu yapmazsanız bugünkü durumdan bir adım daha ileriye gidemezsiniz.  Yapacağınız tek şey, olmayan gelirleri bulmaya çalışmaktır. Peki, bu olmayan, bulunmayan gelirler nelerdir? Bu olmayan ama bulunan gelir, maalesef, 2019 yılında Merkez Bankası kaynaklarının kullanılmasıdır. Bu kaynak, önümüzdeki dönemde acaba kullanılabilir mi kullanılamaz mı? Böyle bir kaynak var mı, ona bir bakmak lazım.

 

Şimdi şunu söylemek istiyorum: Buna geçmeden önce -benden önceki konuşmacılar da söyledi- bankalardaki döviz tevdiat hesabına bir bakmak istiyorum. Ben, söylemek istediklerimin hepsini söyleyemeyeceğim. Özellikle Merkez Bankası çok önemliydi ama belki bunu bütçenin kapanışında bir arkadaşımız ifade eder çünkü orada da çok önemli şeyler var. Bu 2018 yılı nasıl bu hâle getirildiyse orada da Hükûmetin birtakım niyetleri olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla, Bakandan bu konuda söz almak istiyordum.

 

Durum şu: Sayın Bakanım, ben size bir soru önergesi verdim, Plan ve Bütçe Komisyonunda da sordum, dedim ki: Döviz tevdiat hesaplarının geldiği bu seviye sizi korkutmuyor mu? Çünkü gelinen seviyede, 2016 Aralık ayında 137 milyar dolardır, bugün 195 milyar dolara çıktı. Bu, haftalık bazda iniyor çıkıyor milyon bazda. Şimdi, buna rağmen ne yaptınız? Stopaj vergisini artırdınız, BSMV getirdiniz, başka tedbirler aldınız ve vatandaşa "Dövize yaklaşma." dediniz ama vatandaş 7 liradan döviz aldı, 6 liradan döviz aldı, 5 liradan döviz aldı, pozisyon oluşturdu ve o aldığı dövizlerden şu anda zırnık vazgeçmiyor ve o dönemde yüzde 25'lik, yüzde 30'luk faizlerden vazgeçti. Vatandaş, zarar etmesine rağmen dövizinin üzerinde oturuyor. Bence bu son derece önemli bir risk. Bana verdiğiniz cevapta, benim size sorduğum soru önergesindeki yüzdeyi bana geri cevap diye yazmışsınız Sayın Bakanım, bu değil. Bu sizi korkutmuyor mu? Bununla ilgili ne tedbir alacaksınız? Günün birinde bu vatandaş dövizini çekmeye giderse ne yapacaksınız? Bu döviz nerede? Çünkü Türkiye'de bankalar döviz tevdiat hesabı yoluyla ve Merkez Bankasının şu anda kendi piyasasından çıkıp İstanbul'daki İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda swap piyasası aracılığıyla kontrol altında olmayan, denetimimiz altında olmayan yabancının parasını basıyor. Şu anda bankaların muhabir hesaplarında 190 milyar dolar yok, 195 milyar dolar yok. Eğer günün birinde birisi… Peki, işleri güzel yaptınız, enflasyonu kontrol altına aldınız, vatandaş o zaman bu dövizleri çözdürmeye başlarsa, satarsa, o zaman nasıl tedbir alacaksınız, ihracatı nasıl etkileyecek ve piyasadan parayı nasıl çekeceksiniz? Yani bütün bunların üzerinde hiç düşünmemişsiniz ve bana, benim sorduğum sorudaki yüzdeye "Yüzde 56'dan yüzde 51'e düştü." diye cevap göndermişsiniz. Bunlar olmamalı. Bunun üzerinde düşünmelisiniz. Bu, son derece önemli bir risktir.


Peki, Merkez Bankası işine gelince, Sayın Bakanım, sizden şunu öğrenmek istiyorum: Bir, Merkez Bankasının şu anda değerleme hesabı var. Kamuoyunda değerleme hesabının kullanılacağı konusunda bir algı var, bilgi var ve herkesin gözü orada. Merkez Bankası bilançosuna baktığımızda, değerleme hesabının bakiyesi 20 milyar dolar kadar azaldı. Fakat bunun nerede olduğunu biz bilmiyoruz. Benim şu anda size sorum şu, akşam lütfen bize bunun cevabını verin, sayın milletvekilleri siz de bunun takipçisi olun: Bugün itibarıyla Merkez Bankası değerleme hesabından herhangi bir kaynak kullandınız mı? Eğer kullanmadıysanız kullanmayı düşünüyor musunuz ve şu andaki bu değerleme hesabındaki azalma nedir? Ben eski bir bankacı olarak çözemedim. Onu da şöyle söyleyeyim: Merkez Bankası her yıl aralık ayında takip eden yıl için para ve kur politikası açıklar. Bu sene açıkladığı programda maalesef bir tablo vardı, o tabloyu yayınlamadı. Acaba o tablonun içinde "diğer" diye bir hesap var, bu da orada mı? Eğer bu konuda bize bilgi verirseniz son derece memnun olurum.

 

Haberin etiketleri:

İYİ Parti, durmuş yılmaz


Haber okunma sayısı: 191

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

cumhurbaskani-dunyaya-seslendi

Cumhurbaşkanı dünyaya seslendi

30 Eylül 2020 Çarşamba 23:59
yukari-karabag-azerbaycanin-kendi-topragi

Yukarı Karabağ Azerbaycan'ın kendi toprağı

30 Eylül 2020 Çarşamba 20:14
berat-albayraki-yerden-yere-vurdu

Berat Albayrak'ı yerden yere vurdu!

30 Eylül 2020 Çarşamba 20:07
bahceli-anayasa-mahkemesine-takti

Bahçeli Anayasa Mahkemesine taktı

30 Eylül 2020 Çarşamba 18:58
kanal-projesi-istanbulu-bitirir

Kanal projesi İstanbul'u bitirir

30 Eylül 2020 Çarşamba 18:27
kulucka-merkezlerine-destek

Kuluçka merkezlerine destek

30 Eylül 2020 Çarşamba 18:20

ÜLKE GÜNDEMİ

Yukarı Karabağ Azerbaycan'ın kendi toprağı

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, "Azerbaycan'ın, Yukarı Karabağ'daki operasyonda Türkiye dahil başka bir

Böceksavar mantarlar görev başında

Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ağaçlara ve doğal ekosisteme zarar veren canlılar ile biyolojik mücadelesine

İnterneti olmayan öğrencilere İBB'den destek

İBB, öğrencilerin derslerini online olarak takip ettiği uzaktan eğitim sistemine herkesin erişebilmesi için

Kuluçka merkezlerine destek

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol

Sayın Bahçeli ‘Hidroksiklorokin’ nedir?

Siyasi hafızanın konu edildiği “Kırmızı Sorular” programında konuşan Siyasi Hafıza Platformu Başkanı

Dağlık Karabağ Türkiye-Rusya çatışmasına döner mi?

Dağlık Karabağ'da Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki gerilim devam ederken krizin Rusya ve Türkiye'yi karşı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL