17 Temmuz 2019 Çarşamba

İYİ Partili Yokuş'tan hükümete sert tepki!

iyi-partili-yokustan-hukumete-sert-tepki-

TBMM’de 2019 yılının bütçe görüşmeleri tartışmalarla devam ediyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bütçe görüşmeleri sırasında konuşan İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş, "Bu bütçede işçi yok, çiftçi yok, esnaf yok, memur yok, emekli de yok. Çünkü bu bütçede faiz var, vergi var, ceza var, israf var; daha da önemlisi, bu bütçede vergi adaletsizliği var, yatırım ise Hak getire." dedi
18 Aralık 2018 Salı 18:35

 TBMM Genel Kurulu'nda Hazine ve Maliye Bakanlığı ve bakanlığa bağlı kamu kurumlarının bütçelerinin görüşüldüğü 8. turda İYİ Parti milletvekilleri söz aldı.

 

Bütçenin yüzde 62'sinin hâlâ dolaylı vergilerden oluştuğuna değinen Yokuş, faiz giderlerinin 117 milyar liraya çıktığını belirten yokuş şunları söyledi:

 

Yedi yüz kırk beş yıl önce Hakk'a kavuşan Hazreti Mevlâna'dan, onun anısına bir söz söylemek istiyorum. Mevlâna diyor ki: "Dünyanın en güç işi, bir şeyin nasıl yapılacağını bilirken başka birinin nasıl yapamadığını, ses çıkarmadan, seyretmektedir." Evet, biz, Mevlâna'nın bu güzel sözü doğrultusunda, seyretmeyeceğiz ve söyleyeceğiz.



 

Yaklaşık bir haftadır süren bütçe görüşmelerinde onlarca konuşmacı 2019 yılı bütçesi için pek çok tanımda bulundu. Ben de bu bütçede olan ve olmayanları anlatmak istiyorum.

 

Bu bütçede işçi yok, çiftçi yok, esnaf yok, memur yok, emekli de yok. Çünkü bu bütçede faiz var, vergi var, ceza var, israf var; daha da önemlisi, bu bütçede vergi adaletsizliği var, yatırım ise Hak getire.

 

On altı yıldır ülkeyi yönetiyorsunuz, hâlâ bütçenin yüzde 67,2'si dolaylı vergilerden oluşuyor; bu süreçte, dolaylı-dolaysız vergiler arasındaki dengeyi bir türlü kuramadınız. Faiz ödemeleri bütçede 3'üncü büyük giderdir. Bir önceki yıla göre yüzde 37 artışla faiz giderleri 

 

117 milyar liraya çıktı.

2019 yılı, vatandaşlar için oldukça zor geçecek. 24 Haziran seçimleri sonrası Türkiye'yi getirdiğiniz nokta ortada. "Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi" dediğiniz, tek kişinin yönettiği Türkiye'de 81 milyon vatandaşımız 2019 yılına ümitsiz girmektedir.

 

Milletin tek umudu millî piyangodur. Millî piyango yılbaşı çekilişlerinde büyük ikramiye 70 milyon lira. İstanbul'da meşhur ablanın bilet gişesi önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Vatandaşlar Hükûmetten umudunu çoktan kesmiş; Ganyan, Spor Toto, millî piyango gibi şans oyunlarına koşuyor. Her geçen gün şans kuyrukları katlanarak artıyor. "Ülkede ekonomik kriz yok." deniliyor. Enflasyon yüzde 20'nin üzerine çıkmış, faizler yüzde 25'leri aşmış. Dövizdeki artış yüzde 40'larda, işsizlik çift haneli rakamlarda, halk borç batağında. "Kriz yok." denilen ülkede hele bir de kriz olsaydı vay vatandaşın hâline.

 

Ülkemiz göçmenler ülkesi olmuş. Suriyeliler birinci sınıf vatandaşlığa terfi ettirilmiş. Onların dokunulmazlığı var. Onlar yesin, biz seyredelim.

 

Benim vatandaşım hastanelerde muayene ve ilaç parası ödesin, onlar ödemesin.

 

 Ülkemizde 6 milyondan fazla işsiz varken çoğunluğu Suriyeli 12 ayrı ülke vatandaşı toplam 1 milyonu aşkın kişi kayıt dışı çalışırken bizim Hükûmet seyrediyor.

 

"Bu bütçede işçi yok." diyoruz, "Var." diyorsanız soruyorum: Asgari ücretli işçiye 2019 yılı Ocak ayında yüzde 26 orandı artış yapacak mısınız?

 

 "Bu bütçede emekli yok." diyoruz. Eğer siz "Var." diyorsanız, soruyorum: 2019 yılında emeklilerin maaşlarını yüzde 26 oranında artıracak mısınız? Ya da başka bir soru daha sorayım: Hani söz vermiştiniz ya "Bin TL'nin altında emekli maaşlarını düzelteceğiz." diye, hâlâ düzeltmiyorsunuz.

 

"Bu bütçede memur yok." diyoruz, "Var." diyorsunuz, soruyorum: 2019 yılı Ocak ayında memurların maaşlarına yüzde 26 oranında zam yapacak mısınız?

 

"Bu bütçede esnaf yok." diyoruz. Esnaflar için bütçeye vergi yükünden başka koyduğunuz bir değer var mı? "Bu bütçede çiftçi yok." diyoruz. "Var" diyorsanız, çiftçilerimizin hibe alacağı olan 41 milyar lirayı çiftçilerimize verecek misiniz?

 

Bakın, bir şair diyor ki: "Yanında çalışana yediklerinden yedir. Sorumluluk gereği, giydiklerinden giydir. İyi bil ki bunları diyen peygamberindir. Zalim olan kişiler haksızlık edenlerdir." (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

 

2019 yılında toplam vergi gelirlerinin bir önceki yıla göre artışı yüzde 20'nin üzerinde, gelir vergisinin artışı ise yüzde 24'lerin üzerinde. Bu vergiler vatandaşı perişan edecek. 2017 yılından itibaren vergisini düzenleyen ödeyen mükelleflere yüzde 5 vergi indirimi getirdiniz, asgari ücretlilerin gelir vergisinin ikinci diliminin yüzde 20'ye yükselmesi nedeniyle asgari ücreti 1.603 lirada sabitlediniz; doğru da yaptınız. Ancak aynı işlemi memurlar ile kadrolu işçiler için neden yapmadınız? Bugün bütün memurların vergi dilimlerinden dolayı maaşları azalıyor. Memurlar ile diğer kadrolu kamu işçileri de vergilerini düzenli ödüyorlar, kayıp kaçakları yok. Neden memurların gelir vergilerindeki yüzdelik dilim kapsamındaki matrahlarından dolayı düşen gelirleri telafi edecek bir düzenleme yapmıyorsunuz? Bugüne kadar bütün Maliye Bakanları "Biz memurları enflasyona ezdirmedik, onlara enflasyon kadar zam verdik." dediler. Kâğıt üzerinde doğru ancak memurun cebine giren hep eksik. Bugün sözleşmeli memurlar ile diğer memurların tamamı her yıl vergi dilimleri matrahı yüzünden yıllık enflasyonun yüzde 3, 4 eksiği oranında gelir kaybına uğruyorlar. Bu nedenle ülkeyi yönetenlerin "Biz memurlarımızı enflasyona ezdirmiyoruz." sözü havada kalıyor.

 

Emeklilerimize gelince, 2008 yılında 5510 sayılı SGK Kanunu yürürlüğe girdiğinde Hükûmet şöyle demişti: "SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı'nı bir çatı altında toplayarak çalışma hayatında norm ve standart birliği sağlayacağız." Vatandaşa böyle müjde verdiniz ancak aradan on yıl geçti ne çalışanların ne de emeklilerin norm ve standart birliği sağlanmadı. Sözler ve vaatler havada uçtu, gitti.

 

Hükûmet uzun zamandır emeklileri ikiye ayırdı, memur emeklileri ve diğer emekliler. Memur emeklilerine, çalışan memurların artışı kadar zam yapılırken diğer emeklilere ise SSK, BAĞ-KUR gibi farklı oranlarda artışlar yapıldı. Maalesef emekliler arasında bile ayrım yaptınız çünkü ayrımcılık sizin maalesef on altı yıllık iktidarınızın en temel ilkesi.

Asgari ücretliler için Hükûmete tekrar soruyorum: Sayın Cumhurbaşkanımızın maaşı 2019 yılında yüzde 26 oranında artacak, ya asgari ücretlinin zam oranı ne olacak? "Ya, onu biz ne bilelim, orada komisyon var, bir yanda işveren, bir yanda işçi var, canım onlar anlatsın." mı diyeceksiniz? Siz nesiniz? "Hükûmetiz." İsterseniz yüzde 26'yı da yaparsınız, yüzde 30'u da yaparsınız.

 

Diğer yandan, çok güzel işler yaptınız, yüz binlerce taşeronu kadroya geçirdiniz -bak, hakkınızı da veriyorum- çok da doğru yaptınız. Ancak öyle bir yanlış yaptınız ki, bu taşeronlara dediniz ki: "2020 yılına kadar size 4+4 her yıl zam, başka yok." Yahu, enflasyon yüzde 20, yüzde 30; olsun, siz o 4+4'le idare edin. Niye? Efendim, bu kararı biz vermiyoruz iktidar olarak, işimize de öyle geliyor. Kim veriyor? Yüksek Hakem Kurulu veriyor. Acaba, şimdi, 2019'da enflasyonun yüzde 20'leri aştığı bu yılda, bu insanlara hakkını verecek misiniz, yoksa kaderlerine razı olsunlar mı diyeceksiniz?

 

Değerli milletvekilleri, esnaf ve çiftçilerimizin durumu hepinizin malumu. Çiftçilerin yüzde 100'e var gübre, tohum, ilaç ve yem girdileri nedeniyle çiftçilerimiz burunlarından soluyorlar. Çiftçilerimizin ve besicilerimizin feryadına Tarım Bakanı ve Hükûmet kulaklarını tıkamış durumda. Esnaf siftah yapamamakta, sattığı malı yerine koyamamakta. Her yıl on binlerce esnaf iflas ediyor. 2014-2018 yılları arası iflas eden esnaf sayısı 430 bin. Yani her yıl 100 bin esnaf sayenizde iflas ediyor. Sosyal kesimlerin feryadını duyan Hükûmet yok, meslek odaları yok, borsalar da yok. "Korku, dağları bekler." diye bir söz var. Sendikalar, sivil toplum örgütleri, meslek odaları kör, sağır olmuş durumdalar. Daha ötesi, dillerini yutmuş, ahraz olmuş durumdalar.

 

Değerli milletvekilleri, memurlar devletin görünen yüzüdür. "Memurların yüzü gülmez ise devletin de yüzü gülmez." denir. Bugün ülkemizde en mutsuz ve en huzursuz sosyal kesimin başında devlet memurları gelmektedir. Sebebi ise sadece aldıkları ücretlerin yetersizliği değildir. Onun ötesinde, kamuda AK PARTİ iktidarıyla birlikte yerle yeksan edilen liyakat, tecrübe ve birikimin yerine yandaş, cemaattaş, akrabadaşların almasıdır. Hak, hukuk ve adalet kamuda rafa kaldırılmıştır. Ayrıca ayrımcılık sadece siyasi ve ideolojik olmaktan öteye geçmiş, sendikal ayrımcılığa, mezhep ve meşrep ayrımcılığına kadar uzanmıştır. On beş yılı aşkın bir süredir iktidarın uygulamalarını bizzat yaşamış biri olarak bunları açık bir yüreklilikle söylüyorum ve kamuda örgütlü işçi ve memur sendikalarını da hakem olarak sözlerimi teyit noktasında burada söylüyorum. Gidin TÜRK-İŞ'e sorun, Türkiye KAMU-SEN'e sorun, DİSK'e sorun, KESK'e sorun, kamu iş yöneticilerine bir sorun Allah aşkına, kamuda işçi ve memur ayrımcılığını on altı yılda hangi noktaya getirdiğinizi bir sorun. Ha sormanıza gerek yok, zaten beraber yaptınız, el birliğiyle yaptınız, her birini beraber yaptınız, günahı beraber işlediniz, onlara niye soracaksınız?

 

Değerli milletvekilleri, millet olarak 15 Temmuz ihaneti sonrası yaşadığımız acıların tek sorumlusu siyasi iktidardır. 15 Temmuz; liyakat, tecrübe ve ehliyet yerine, cemaat ve yandaş tercihinin bir sonucudur. O ihanet sonrası İstanbul Yenikapı'dan söylenen bir söz vardı, ne güzel sözdü o: "Yenikapı ruhu." O gün muhteşem bir tablo vardı Yenikapıda, milyonlar oradaydı, siyasi lidereler oradaydı. O güzel tabloda tek yürek, tek ruhta bütünleşmişti Türk milleti: "Başka Türkiye yok, başka Türk milleti yok, hepimiz kardeşiz. Ayrımcılık olmayacak, kayırmacılık olmayacak, Türkiye birlik olacak." denildi. Ancak, Yenikapı ruhu İstanbul Boğazı'nın sularında kaldı. Yenikapı ruhu bir türlü başkente uğramadığı gibi, kamu kurumlarının yanından dahi geçmedi. İktidarın bakanlarının kenarından, kıyısından bile geçmedi; aynı tas aynı hamam. Geldiniz orada yine ayrımcılık, yine kayırmacılık, yine yandaş atamaları aldı başını gidiyor.

 

AKP Hükûmeti daha berbat bir şey yaptı, OHAL'in arkasına sığınarak Anayasa'yı ve yasaları çiğnedi. 657 sayılı Yasa'yı paspas yaptı. Ülkede ve kamuda korku cumhuriyeti düzeni kurdu. KHK nedeniyle on binlerce çalışanı yargısız infaza tabi tuttu. Bugün 17 bini aşkın beraat etmiş kamu görevlisinin işlerine iadeleri yapılmıyor. Zulüm boyutlarını göstermesi bakımından bu, sizin için önemli bir sonuçtur.

 

Gelir İdaresi Başkanlığı, biliyorsunuz, ülkemizin vergilerini toplayan en önemli kurumumuz. Kamu hizmetini en iyi şekilde yerine getiren çalışanlardan oluşmaktadır. Maliye Bakanlığında yetişmiş memurlar, gittikleri her yerde farkındalık yaratan kamu görevlileridir. Ancak, onlara hakları hiçbir zaman verilmez. Yani Gelir İdaresinde, Maliyede şöyle bir anlayış vardır: Mum dibine ışık vermezmiş, onlar çok çalışırlar, az kazanırlar. İnşallah, yeni Bakanın döneminde o Maliye çalışanlarının, Gelir İdaresi çalışanlarının sorunları bir nebze çözülür.

 

Gelir uzmanlığı için özel sınav mutlaka açılmalı. Eski Bakan Sayın Naci Ağbal'ın sözü var, verilen sözler tutulmalı çünkü devlette devamlılık esastır diye bize öğretildi. Gelir uzmanlarına 3600 ek gösterge verilmeli, merkez ve taşra uzmanı ayrımcılığı gelir idaresinde sonlandırılmalı. Ankara'da servisi olmayan tek kurum Maliyedir. Bakanlıkta var ama diğer vergi dairelerinde yok. Böyle bir adaletsizlik vallahi de billahi de Maliyeye yakışmıyor, gelir idaresine yakışmıyor.

 

Eğer ülkemizde ekonomik bir sıkıntı yoksa, her şey yolundaysa, Cumhurbaşkanımızın maaşına 2019 yılında yapılacak artış oranında memura, emekliye, asgari ücretliye, işçiye, taşeron çalışan işçilere de aynı oranda yani yüzde 26 zam uygulaması talep ediyoruz. Memuruyla, çiftçisiyle, emeklisiyle beraber yürüdünüz siz bu yollarda, şimdi söylediğiniz "Kriz yok." şarkısıyla, ıslandı vatandaş zam yağmurlarıyla, şimdi dinlediğiniz tüm şarkılarda…

 

Memuruyla, çiftçisiyle, emeklisiyle beraber yürüdünüz siz bu yollarda.

 

Şimdi söylediğiniz "Kriz yok." şarkısıyla ıslandı vatandaş zam yağmurlarında, şimdi dinlediğiniz tüm şarkılarda, "Saraya bütçe var, vatandaşa yok" diyor.

 

 Saraya bütçe var da emekliye yok mu, işçiye yok mu, memura yok mu, EYT'liye yok mu; saraya var da vatandaşa yok mu? Sizin adaletiniz bu mu?

 

Haberin etiketleri:

İYİ Parti, bütçe, fahrettin yokuş


Haber okunma sayısı: 114

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

cnn-turke-sert-tepki

CNN Türk'e sert tepki

17 Temmuz 2019 Çarşamba 10:35
chp-iyi-parti-iki-sene-sonra

CHP-İyi Parti iki sene sonra...

17 Temmuz 2019 Çarşamba 10:27
evlad-i-fatihana-hakaret-etmek-akp

Evlad-ı Fatihan'a hakaret etmek AKP....

17 Temmuz 2019 Çarşamba 10:02
imamoglunu-ilk-kutlayan-sp-adayi-oldu

İmamoğlu'nu ilk kutlayan SP adayı oldu

16 Temmuz 2019 Salı 22:37
chpden-issizlik-degerlendirmesi

CHP'den işsizlik değerlendirmesi

16 Temmuz 2019 Salı 22:08
fetonun-siyasi-ayagi-nerede-

FETÖ’nün siyasi ayağı nerede?

16 Temmuz 2019 Salı 21:55

ÜLKE GÜNDEMİ

CNN Türk'e sert tepki

CHP Parti Meclis üyesi Gökhan Günaydın, CNN Türk canlı yayınında kendisini hedef alan sözlere yanıt vermek

CHP-İyi Parti iki sene sonra...

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdiği destekle bilinen yazar Ömer Turan, erken seçime ilişkin dikkat çeken

Evlad-ı Fatihan'a hakaret etmek AKP....

Meclis Genel Kurulu'nda konuşan İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, AKP'li ilçe yöneticisinin Balkan

İmamoğlu'nu ilk kutlayan SP adayı oldu

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı'nın İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu ziyareti ilginç anlara sahne oldu.

Her evde üniversiteli bir işsiz var

CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, tarım dışı işsizliğin yüzde 16 olduğunu, her 4 gençten birinin

'Örgütten kurtarın, imam peşini bırakmıyor'

Üsteğmen oğlunun 15 Temmuz sonrası örgütten ayrılmak istediğini, ancak sorumlu imamın peşini

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL