11 Aralık 2019 Çarşamba

İç Güvenlik Paketi anneleri ağlatacak

ic-guvenlik-paketi-anneleri-aglatacak

CHP Milletvekili Melda Onur, Meclis’te görüşülen İç Güvenlik Paketi’nin özellikle kadınları mağdur edeceği görüşünde. “Yüzü kapalıydı diyerek çok çocuk ve genci öldürecekler. Bu daha çok annenin ağlamasıdır” dedi.
02 Mart 2015 Pazartesi 10:57

 CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur, TBMM’nin en aktivist milletvekillerinden. Kimi zaman “çArşı” tişörtüyle TBMM kürsüsünde, kimi zaman İkizdere’de HES eyleminde… Muhafazakâr bir iktidar döneminde “öteki- leştirilen” kadınları da, kadına yönelik şiddeti de konuştuk.

 

OLSA OLSA LALE HAREKETİ BAŞLATIRLAR

 

Türkiye’de kadınlar çok mu öfkeli?



 

Tabii ki bir öfke birikmesi var. Kadın cinayetleri, bir süredir sürekli olarak kadın örgütlerinin çok sahiplendiği ve gündemde tutmaya çalıştığı bir gerçeklik. Özgecan’ın öldürülüş şekli insanların çok canını acıttı. Yani sanki artık biz ölümlerden ölüm beğenme noktasındayız. Biz, artık “madem ölüyorlar, bari acı çekmeden ölsünler” noktasına gelemeyiz. Kadın cinayetlerinin ardından hemen “Acaba mini mi giymişti? Niye o saatte oradaydı” diye soruyorlar. Velev ki öyle, mahkemede nasıl tahrik, iyi hal indirimi var, bu da toplum vicdanında bir tahrik indirimi için yapılıyor. Böyle bir şey olamaz. Toplum bu noktaya getirilemez.

 

İktidar kadına şiddete karşı seferberlik başlattı.

 

İktidar Özgecan’ı milat kabul edip, kadın hareketi başlatmaya kalktı ama ertesi gün feministleri, Meclis’teki kadınları hedef gösterdi. Senelerdir kadın mücadelesinde çalışan, yasanın geçmesi için uğraş veren feminist grupları dışlayarak bir kadın hareketi başlatılamaz. Bu olsa olsa lale hareketi olur, o lalelerin de kime ihale edildiğini biliyoruz.

 

YENİ BAKAN ÖLEN KADINLARLA İLGİLENMİYOR

 

”Kadın cinayetleri eskiden de vardı ama toplum bilinçlendiği için daha görünür hale geldi” gibi değerlendirmeler yapılıyor.

 

Bu tartışmalar çok anlamsız. Eğer geçmişten bugüne bir gelişme kaydetmeyeceksek o zaman kapatalım bu ülkeyi. Adalet Bakanı’nın geçen dönem bir soru önergesine verdiği cevaba göre, yüzde bin 400’lük artış var. Onun ardından da yapılmış bir araştırma yok. Sağlıklı bir veri olmadan, doğru bir tartışma yapmak mümkün değil. Yeni bakanın, “Bunu bana değil Adalet Bakanlığı’na sorun” gibi bir ifadesini hatırlıyorum. Yani, onun için kadın öldükten sonra onun için adli bir vaka, yaşayan kadınlarla ilgileniyor.

 

‘AİLEM İÇİN ÖLDÜRDÜM’ SAVUNMASI

 

İstanbul Sözleşmesi imzalandı.

 

İstanbul Sözleşmesi imzalandı ama orada toplumsal cinsiyetle ilgili madde çıkarıldı. Bir yasa çıkarıldı. Bu yasanın oluşması sırasında kadın örgütlerinin çoğunun sözlerini dinleme-diler. Mesela, bakanlığın isminden “kadın”ın çıkarılıp “aile” konulmasına itiraz etmişlerdi, dinlemediler. Bunlar daha sonra mağduriyetler yaratı-yor. Bir adam işlediği cinayeti, “Bu bakanlık, yasa aileyi korumak için var, ben cinayeti ailemi korumak için işledim” diye savunabiliyor. Arkasından 9 ay yönetmelik beklendi. Yönetmeliğin uygulanması sürecinde, bürokrat kadroların denetimi doğru yapılamıyor. Bunun bir örneğini biz, Samsun’da Damla Ay cinayetinde görmüştük.

 

İKTİDAR KENDİ MODELİNİ OLUŞTURUYOR

 

Mahkemelerdeki indirimlere çok tepki gösteriliyor.

 

Mahkemelerde tahrik indirimi, iyi hal indirimi gibi indirimlerin olmaması gerekiyor. Bununla ilgili benim verdiğim kanun teklifi var. Özellikle kadına kadın olduğu için aynı şekilde LGBTİ bireylere uygulanan şiddet ve cinayet, özellikle de yakınları, aile ferdi tarafından işleniyorsa, hiçbir şekilde bir tahrik ya da iyi hal indirimi uygulanmamalı. Yasa bir tedbirdir. İndirim uygulanmamalı, bu adamların çıkmamasını sağlayacak bir yasal düzenleme yapılması lazım. Bir de denetleme doğru yapılmalı. Birçok yasa teklifi var ama öyle Meclis’te bekliyor. İktidar partisi, sadece kendi istediği kadın modelini oluşturacak yasaları geçirmeyi tercih ediyor.

 

İktidar partisi nasıl bir model istiyor?

 

Eğer bir sembolse, kadını pembe otobüsün içinde tutmak istiyorlar. Kadınlar, tek başlarına, etrafı korumalı, çitlerle çerçevelenmiş, herhalde bir kadın çiftliği gibi bir şeyin içinde bütün tehlikelerden uzak yaşayacaklar. Dışarı çıktıkları zaman sokak tehlikeli.  Belki işe giderken de o pembe otobüsle gidip gelecek. Bunun dışına çıkmaya çalışan kadın da şiddetle korkutuluyor, öldürülüyor. Biyolojik olarak kadınla erkek tabii ki eşit değil, biyolojik olarak Davutoğlu ile Cumhurbaşkanı da eşit değil. Biri uzun, biri kısa. Biz, biyolojik eşitlikten söz etmiyoruz, özgürlükte eşitliği talep ediyoruz.

 

İKTİDAR STATÜMÜZÜ BOZMAYA ÇALIŞIYOR

 

Dünya ile kıyaslandığında Türkiye’deki kadınların sosyal statüsü ne durumda?

 

Kadınların sosyal statüsü giderek dayatma yasalar ve söylemlerle bir pembe otobüsün içine hapsedilmeye çalışılıyor. Bunun dışında bir kitle var. Biz, özgür ailelerde yetiştik, kızlı erkekli büyüdük, kızlı erkekli tatile gittik. Biz erkek arkadaşımıza kötü niyetle bakmadık, o da bize art niyetle bakmadı. Annemiz babamız çok şükür bizi özgür bir şekilde yetiştirdi. Bu kesimin yaşam tarzı da hedef gösteriliyor. Bizim sosyal statümüzü, kendi irademizin dışında, iktidar bozmaya çalışıyor. Huzurumuzu bozmaya çalışıyor. Bize bunu yaparken, kendi kitlesindeki kadınların da alanını daraltıyor, muhafazakâr kadınların da koşullarını daha zorlamaya başlıyor.

 

BU DİL DEĞİŞTİRİLMELİ

 

Özgürlükte eşitlik derken neyi savunuyorsunuz?

 

Sokakta yürüme, çalışma, kendi bedeni üzerinde karar verme hakkı, bunların hepsi özgürlükte eşitlik. Kadınlar bunu talep ediyor. Kadına “3 çocuk yap” diye siparişi veriyor, kadın alanda nasıl olacak? “Kızlar hemen evlensin, çok aramasınlar”,  “Kadın kürtaj yapmasın, doğursun” veya “Kürtaj yapan kadın kötü” diyerek kadın hedef gösteriliyor. “Kadın, sezaryenle doğurmasın, normal doğursun”, “Feministler bizden değildir”, “Kadın kahkaha atmasın” , “Kızlı erkekli gezmesinler” denildiğinde yine kadın hedef. Bütün bu söylem, polisinde, kaymakamında, valisinde “kötü kadın” ve “iyi kadın” ayrımına yol açıyor. “İyi kadınlar pembe otobüsün kadınları,  sokakta, arabada gezen kadın ise kötü kadın” algısı yaratılıyor. Bu algı da hem cinayete hem de cinayete yol veren bürokrasiye neden oluyor. Bu dil değiştirilmeli.

 

KADININ GÜVENLiĞi ÜZERiNE ÇALIŞILMALI

 

Töre, namus cinayetlerinde bir düşüş olduğu gözleniyor.

 

Töre saikiyle işlenen cinayetlerde indirimin kaldırılmasının önemli etkisi oldu. Güneydoğu’daki töre cinayetlerinin azalmasında HDP’nin, yani Kürt siyasetinin çok önemli bir katkısı var. Bugün HDP’nin Türk siyasetine kattığı en önemli şey, kadını siyasette eşit konuma getiren anlayış. HDP farklı şekilde eleştirilebilir ama kadın eş başkanlıklarla birlikte Doğu ve Güneydoğu’da daha güçlü kadın profili oluşturdu. Ayla Akat Hanım ile konuşuyorduk, bir dönem Batman’daki kadın, genç kız intiharları inanılmaz derecedeydi. Bunu ciddi bir programla aştıklarını söyledi. Her sorunlu bölgede, o bölgeye dönük butik çalışma yapmak gerekiyor. Bugün, Meclis’te, insanları, bizi ve özellikle de kadınları mağdur edecek bu güvenlik paketini tartışmak yerine, kadının güvenliği üzerine bir çalışmayı tartışmamız gerekiyordu.

 

MUHAFAZAKÂRLARIN ÖZGÜRLÜK TALEPLERiNi BASTIRMAK iÇiN

 

Toplumda şiddetin artmasını neye bağlıyorsunuz?

 

Cumhuriyet tarihinde görülmedik bir kutuplaşma. 1980 öncesi kutuplaşma belli bir ideoloji üzerindeydi, şu an yaşam tarzı üzerinden kutuplaşma yaşanıyor. Bu toplumu ortadan böldü, ikiye ayırdı. Toplumun bir kısmı, yarısı seküler yaşıyor, yarısı daha muhafazakâr yaşamı tercih ediyor. Bu iktidar, muhafazakâr yaşamdaki özgürlük taleplerini bastırmak için, seküler yaşam sürenleri şeytanlaştırıyor, hedef gösteriyor, kriminalize etmeye çalışıyor. Böylelikle, muhafazakârlardan doğacak hak ve özgürlük talebini de bastırmış olacak. Bu da şiddete neden oluyor. Bu şiddet sarmalına en azından kadınlar olarak “dur” diyeceğiz. Bugün karşı tarafın yaşam tarzını beğenmediğiniz için başınızı çevirirseniz, yarın o çember sizi de içine çeker.

 

Seküler kadınlar da bir zaman muhafazakâr kadınların yaşadıkları zorluklara başlarını çevirmediler mi?

 

Birileri baş çevirmiş olabilir ama bu hiçbir zaman kitlesel bir şey olmadı.

 

Mesela, başörtülü öğrenciler coplanırken seküler kadınlar onların bu yaşadığı ile ilgilendi mi?

 

Kadın feminist hareketi, hiçbir zaman başörtüsünün karşısında durmuş bir hareket değildir. Muhafazakâr düşünce yapısında kadının, o yaşam içerisinde bir eşitsizlik durumunda olduğunu görüyoruz. Erkekler gayet güzel yaşıyor, istediği her yere gidiyor, uzun süre tartışma kadının başörtüsü üzerinden yürüdüğü için en çok eziyeti çeken kadınlar oldu. Bunu en çok sömüren de yine aynı kesimin erkekleri oldu.

 

ÇOK ÇOCUK ÖLECEK

 

İç Güvenlik Paketi’nin neden kadınları mağdur edeceğini düşünüyorsunuz?

 

Çünkü anneler ağlayacak. Çünkü çok çocuğun canı yanacak, çok çocuk ölecek, Allah korusun. Polis daha çok adam öldürecek. Polis şu anda zaten istediğini çekip vuruyor, şu anda gelen yasa ile artık yargı yolu da açılmayacak. Belki böyle demiyor ama gideceği nokta bu olacak. Fiili durumu yasal hale getiren düzenlemeler yapılıyor. Bu daha çok annenin ağlamasıdır. “Yüzü kapalıydı, anarşist gibi görünüyordu” diye daha çok çocuk, genç öldürecekler.

 

Röportaj: Seda ŞİMŞEK- BUGÜN GAZETESİ



Haber okunma sayısı: 276

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

adalet-sinavini-gecemediler

Adalet sınavını geçemediler

11 Aralık 2019 Çarşamba 09:02
akp-suriyelilere-vatandaslik-verecek

AKP Suriyelilere vatandaşlık verecek

10 Aralık 2019 Salı 18:37
yeni-bir-referanduma-cesaret-edemezsiniz

Yeni bir referanduma cesaret edemezsiniz

10 Aralık 2019 Salı 15:50
osonun-maaslarini-kim-oduyor

ÖSO’nun maaşlarını kim ödüyor?

10 Aralık 2019 Salı 15:16
erdogandan-nobel-tepkisi

Erdoğan'dan, 'Nobel' tepkisi

10 Aralık 2019 Salı 14:35

ÜLKE GÜNDEMİ

Hafızayı sildirmek mümkün mü?

Bozulmuş beyin işlevlerinin düzenlenmesinde kullanılan bir yöntem olan Transkraniyal Manyetik Uyarım (TMU)

Evlilik sebebi ile iş akdini fesheden kadın ....

Askere giden erkek, evlenen kadın, haklı nedenle iş akdini fesheden çalışan ve 3600 prim günü (15 yıl içinde

Asgari ücrete zam sokağın rakamlarıyla yapılmalı

Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman, Mecliste düzenlediği basın toplantısında asgari ücret

O dizideki bilgi yanlış çıktı!

İstanbul Arkeoloji Müzesi Ertuğrul Gazi'nin babasının Süleyman Şah değil Gündüz Alp olduğunu tespit etti

Türkiye'nin ilk kadın mitingi 100 yaşında

10 Aralık 1919 tarihinde Kastamonu’da 3 bin kadının katılımı ile Anadolu işgalini protesto etmek üzere

Ülkeyi açık cezaevine çevirdiler

TBMM Genel Kurulunda, 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL