25 Kasım 2020 Çarşamba

Erdoğan'dan Fransız mallarına boykot çağrısı

erdogandan-fransiz-mallarina-boykot-cagrisi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mevlid-i Nebi Haftası açılış programında yaptığı konuşmada, “Batı’da yükselen İslam karşıtlığı bugün artık kitabımıza, Peygamberimize ve tüm kutsallarımıza yönelik topyekûn bir saldırıya dönüşmüştür. Esasen farklı din mensuplarına yönelik tehcir, engizisyon ve soykırım uygulamaları, Avrupa’nın yabancısı olduğu bir pratik değildir” dedi.
26 Ekim 2020 Pazartesi 16:47

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Mevlid-i Nebi Haftası Açılış Programı'nda yaptığı konuşmaya, Filistin'den Arakan'a Türkistan'dan Afrika'ya kadar dünyanın dört bir ucundaki Müslümanlara selam ve muhabbetlerini göndererek başladı.

Diyanet İşleri Başkanı ve ekibini Mevlid-i Nebi Haftasını başta Türk milleti ve tüm insanlık için öğretici bir fırsata, tefekkür ve teneffüs imkanına tahlil ettikleri için kutlayan Erdoğan, haftanın hayırlı ve bereketli geçmesini diledi.

Yunus Emre'nin Hazreti Muhammed için kaleme aldığı "Canım kurban olsun senin yoluna" şiirini okuyan Erdoğan, İslam aleminin, çarşambayı perşembeye bağlayan gece ulaşacağı Mevlid Kandili'ni de tebrik etti.

Bu mübarek gecenin günahların kefaretine vesile olmasını dileyen Erdoğan, "Rabbim bu gece hürmetine yaptığınız duaları, kıldığınız namazları, hayır ve hasenatınızı dergahı izzetinde kabul buyursun. Yüce Allah bizleri, kardeşin kardeşi, ananın evladını tanımayacağı ruz-i mahşerde işte bugün burada olduğu gibi Peygamber Efendimizin livaül hamd ismiyle müsemma sancağı altında toplanan takva sahiplerinden eylesin. Rabbim hepimizi Hazreti Nebi'nin şefaatine nail olanlardan eylesin." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, bu sene Mevlid-i Nebi'yi gerek tüm dünyayı etkileyen koronavirüs salgını gerekse bölgede yaşanan sıkıntılar sebebiyle buruk yaşadıklarını ifade etti.

Şimdiye kadar dünya genelinde 1 milyon 200 bin insanın hayatına mal olan salgının dalgalar halinde yayılmaya devam ettiğini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

"Güçlü sağlık altyapımız, vakitlice aldığımız tedbirler ve sağlık çalışanlarımızın fedakarlıkları sayesinde diğer ülkelere göre hamdolsun bu sağlık krizini daha hafif geçiriyoruz. 'TAMAM' diyerek sloganlaştırdığımız temizlik, maske, mesafe kurallarına riayet ederek hastalıkla mücadelemizi sürdürüyoruz. Rehavete kapılmıyor, tedbiri asla elden bırakmıyoruz. Ülkemizi, milletimizi, rızkının peşindeki insanlarımızı sıkıntıya sokmadan dengeli, önü arkası iyi hesaplanmış adımlarla yönetiyoruz. Genel tabloya göre sıkıntı gördüğümüz alanlarda gereken müdahaleleri yapmaktan çekinmiyoruz. İlgili bakanlarımız tam bir koordinasyon içinde meseleyi takip ediyor. Biz de şahsen bu alanda uzman arkadaşlarımız aracılığıyla anbean durumu izliyor, bilgilendirmeleri alıyor, gerekli talimatları veriyoruz.

Tüm dünyada hasta sayılarının ürkütücü boyutlara ulaştığı bugünlerde milletimden tedbirlere daha fazla hassasiyet göstermelerini özellikle rica ediyorum. Mücadelemizi birlikte zafere dönüştürmek için hepimize, 83 milyonun her bir ferdine burada görev düşüyor. Bir süre daha sabredecek, sebat edecek, kurallarına uyacak, ondan sonra inşallah hep birlikte felaha erişeceğiz."

Hasretini çektikleri o güzel günlere he beraber kavuşacaklarını vurgulayan Erdoğan, salgında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet hastalara acil şifalar diledi.

Millet olarak bu dönemde hüzünlerini artıran tek şeyin koronavirüs salgınında yitirdiklerinin acısı olmadığına işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bizleri asıl endişeye sevk eden, yüreklerimizi asıl dağlayan başta gönül coğrafyamız olmak üzere Müslümanların içinde bulunduğu ahvaldir. İslam alemi gerçekten sancılı imtihan ve zorluklarla dolu günler yaşıyor. Zulmün, terörün, işkencenin ve daha nice dinimizce ve Peygamberimizce yasaklanmış fiilin her gün, her an işlendiği bir dönemin içindeyiz.

Suriye'de rejimin ve teröristlerin saldırıları sebebiyle 1 milyon kardeşimiz hayatını kaybetti, 12 milyon kişi de evlerini terk etmek zorunda kaldı. Yemen'de 6 yıldır süren kirli savaşın tüm bedelini bir lokma ekmeğe, bir tas çorbaya muhtaç olarak ölen yüzbinlerce masum çocuk ödedi. Libya'nın zengin yeraltı kaynakları darbeciler ve batılı emperyalist güçler tarafından talan edildi."

Erdoğan, asırlar boyunca barışla, ilimle, hikmetle anılan İslam beldelerinden bugün göğe ezan seslerinin değil, anaların feryatlarının, çocukların çığlıklarının bombalarla enkaza çevrilen camilerin dumanlarının yükseldiğini söyledi.

Tüm dünyanın gözleri önünde Filistin'de zulmün, Arakan'da şiddetin, Türkistan'da baskının, Irak ve Afganistan'da terörün can almaya devam ettiğine dikkati çeken Erdoğan, "Sırf Müslüman oldukları için öldürülen, evlerinden, yurtlarından kovulan yüz binlerce Müslüman kardeşimiz var. Misyonerler tarafından din değiştirmeye zorlanan, evlatları kendilerinden koparılan milyonlarca Müslüman, etnik ve dini kimliğinden dolayı şiddet gören, baskı gören, ayrımcılığa uğrayan milyonlarca kardeşimiz var. " diye konuştu.

Fransa'da ve Almanya'da yaşananların bütün dünyanın gözü önünde olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Batı, özellikle Hristiyan dünyasına sesleniyorum, Musevilere sesleniyorum, her şeyden önce insanız. İnsan olarak bizim dinimizde Hristiyan olmak suç değildir. Biz ona da sahip çıkıyoruz. Aynı şekilde Musevi'ye de sahip çıkıyoruz. Gelin, Fransa'da eğer Müslümanlara bir zulüm varsa hep birlikte biz oraya da sahip çıkalım diye buradan dünya liderlerine sesleniyorum." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Avrupa ülkelerinde İslam ve Müslüman düşmanlığının adeta veba gibi toplumlara sirayet ettiğine dikkati çekerek, Müslümanlara ait iş yerlerinin, evlerin, ibadethanelerin, okulların hemen her gün ırkçıların ve faşist grupların saldırısına maruz kaldığını söyledi.

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Şimdi ben, buradan milletime sesleniyorum. Nasıl ki Fransa 'Türk markalı mal satın alınmayın' diyorsa ben de şimdi buradan milletime sesleniyorum. Sakın Fransız markalara asla iltifat etmeyin, bunları sakın almayın. Düşünebiliyor musunuz? Müslüman kadınlar, kılık kıyafetlerinden dolayı sokakta, çarşıda, otobüste, vapurda ya hakarete ya da fiili tacize uğruyor. Müslüman çocukların hiç olmadık bahanelerle eğitim, öğretim hakları ellerinden alınıyor. Gün geçmiyor ki Müslümanlara ait bir ibadethaneye, mescide, derneğe yapılan saldırı haberini almayalım. Son olarak Almanya ve Avustralya. Daha önce Avustralya'da büyük bir felaketi görmüştük. Şimdi yine ibadethanelere, oralarda saldırı gördük. Aynı şeyi, Almanya'da gördük. Ben buradan, Şansölye Merkel'e de sesleniyorum, hani sizde dini özgürlük vardı? Hani sizde, din veya dinini yaşayanlara karşı devletinizin güvencesi vardı. Peki bir sabah namazında nasıl oluyor da 100'ü aşkın polis, camiye saldırıyor? Bunların tam tersini siz bugüne kadar Türkiye'den duydunuz mu? Hayır. Niye? Çünkü bizde gerçek din özgürlüğü var. Ama bunlarda bu yok."

Erdoğan, "Gün geçmiyor ki Müslümanların inanç ve ibadet hürriyetlerini kısıtlayan bir uygulamayla karşılaşmayalım. Peygamber Efendimizi mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim'i hedef alan bir edepsizlikle, alçaklıkla muhatap olmayalım. Duvarlarda, Fransa'nın akli noktada kontrole muhtaç olan liderinin teşvikiyle bu saldırılar yapılmaya başlandı." dedi.

Demokrasiyi kimseye bırakmayan birçok Batılı devlette Müslümanlara yönelik hukuksuzlukların adeta sıradan hale geldiğinin altını çizen Erdoğan, "İslam ve Müslüman düşmanlığı kimi Avrupa ülkelerinde bizzat devlet başkanı seviyesinde teşvik edilen, desteklenen bir politika haline gelmiştir. Irkçı terörizm. Şimdi buradan sesleniyorum, işte siz gerçek manada faşistsiniz, siz gerçek manada Nazi'nin adeta zincir halkalarısınız. Irkçı terörizm, medya ve siyaset eliyle çoğu zaman da güvenlik birimlerinin göz yummasıyla toplumda yaygınlaşıyor." diye konuştu.

2. Dünya Savaşı öncesinde Avrupa'daki Musevilere karşı yürütülen linç kampanyasının bir benzerine bugün Müslümanların maruz kaldığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Avrupalı Müslümanlar bilinçli, planlı, kasıtlı bir şekilde kandan ve şiddetten beslenen yapıların kucağına itiliyor. Kardeşlerim, Peygamberimiz bir hadisi şeriflerinde, günümüzü tasvir edercesine şöyle buyuruyor; 'Öyle bir zaman gelecek ki dininin gereklerini yerine getirme konusunda sabırlı davranıp Müslümanca yaşayan kimse avucunda ateş tutan kimse gibi olacaktır.' Fransa başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinde şahit olduğumuz manzara işte budur.

Açıkça söylüyorum, günümüzde Batı'da Müslüman olmak, Müslümanca yaşamak İslam'a göre hayat sürmek giderek imkansız hale geliyor. FETÖ gibi örgütler en üst düzeyde korunurken dininin gereğini yapmaktan başka gayesi olmayan samimi müminler dışlanmakta, ötekileştirilmektedir. Müslümanların canına kast eden grupların önü açılırken, meşru zeminde faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşları baskıya uğramaktadır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEAŞ gibi teröristlerin işlediği cinayetlerin faturasının İslam dinine ve müminlere kesilmeye çalışılarak, Müslümanlara yönelik kin ve nefret ikliminin körüklendiğini söyledi.

Müslümanlara farklı isimler ve kisveler altında İslamsız bir dindarlık, profan bir din anlayışı dayatıldığına dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

"Batı'da yükselen İslam karşıtlığı, bugün artık kitabımıza, Peygamberimize ve tüm kutsallarımıza yönelik topyekun bir saldırıya dönüşmüştür. Esasen farklı din mensuplarına yönelik tehcir, engizisyon ve soykırım uygulamaları Avrupa'nın yabancısı olduğu bir pratik değildir. Alışkınlardır bunlar. 80 yıl önce Musevilere karşı işlenen insanlık suçları, daha 25 sene önce Srebrenitsa'da Bosnalı kardeşlerimize yapılanlar halen hafızalardadır. Son günlerde yaşanan hadiseleri, devlet başkanı düzeyinde sergilenen hadsizlikleri, sabah namazı vaktinde camilerimize yapılan polis baskınlarını sıradan vakalar olarak görmüyoruz. Bu olaylar oldukça tehlikeli, Avrupalı Müslümanlar için çok vahim sonuçlar doğurabilecek bir sürecin işaret fişeğidir."

Ciddi bir inanç buhranı içinde olan Batı toplumlarının İslam'ı ve Müslümanları hedef alarak buradan çıkış yolu aramak gibi bir yanlışa düştüğünü ifade eden Erdoğan, "Batılı siyasetçiler iç ve dış politikadaki başarısızlıklarını Müslümanları hedef haline getirerek örtmeye çabalıyor. Koronavirüs salgınının sebep olduğu ekonomik sıkıntıların faturası bile Müslümanlara ve göçmenlere kesilmeye çalışılıyor. Bu nefret ikliminin günlük siyasetin olağan gerilimleriyle hiçbir bağının olmadığı açıktır. Korkarım çok daha karanlık, çok daha sinsi bir planın çarkları işlemektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Batı'da Müslümanlara karşı izlenen politikaların yanlışlığına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Buradan bir gerçeği çok net bir şekilde ifade etmek istiyorum. 6 milyon insanı Avrupa'da yaşayan bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak muhataplarımıza şu ikazı yapmakta fayda görüyorum. Müslümanları düşmanlaştırarak elde edebileceğiniz hiçbir kazanım yoktur. Çapsızlığınızı perdelemek amacıyla girdiğiniz bu yolun sonu felakettir. İkinci Dünya Savaşı'nda yaşanan katliamlardan herkes ders çıkarmalıdır. Irkçı terörizm Avrupa'ya kan, gözyaşı ve iç çatışmadan başka bir şey getirmemiştir, getirmeyecektir. 2011'de Norveç'te Breivik denen bir caninin katlettiği 77 masum, izlediğiniz bu politikaların ne tür acı sonuçlar doğuracağını göstermiştir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin vatandaşlarının hak, hukuk ve güvenliğini korumakla kararlı olduğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti:

"İslam düşmanlığını ve ırkçı terörizmi bir milli güvenlik meselesi olarak değerlendiriyor, planlarımızı buna göre yapıyoruz. DEAŞ'tan PKK'sına terör örgütlerine nasıl bakıyorsak, neonazi terör örgütlerine de aynı nazarla bakıyoruz. Avrupa'nın kanser hücresi gibi yayılan bu örgütlerle ilgili artık daha tutarlı, kararlı ve medeni bir tavır alması gerekiyor. Irkçı terör tehdidiyle mücadelede özellikle Avrupa Birliği kurumlarına çok ciddi sorumluluk düştüğüne inanıyorum. Avrupa Konseyi, İslam düşmanlığını daha fazla görmezden gelemez. Ülkemizle ilgili olur olmaz her konuda görüş bildiren Avrupa Parlamentosu üç maymunu oynayarak bu meseleyi geçiştiremez. Avrupa'nın basiret, ahlak, vicdan sahibi liderleri korku duvarlarını yıkmalı, İslam ve Müslüman düşmanlığı hakkında konuşmaya başlamalıdır."

Aşırı sağcı fikirlerin Avrupa'nın ana akım siyasetini esir almasına izin verilmemesi gerektiğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

"Avrupalı siyasetçiler, Fransa Devlet Başkanı Macron'un başını çektiği nefret kampanyasına artık 'dur' demelidir. Her ne kadar Macron'un hoşuna gitmezse de önceki gün yaptığım çağrıyı, buradan az önce ifade ettiğim, tekrarlamak istiyorum. Irkçılık ve İslam düşmanlığı görevi, konumu, makamı ne olursa olsun insanın akli ve vicdani melekelerini yok eden bir psikozdur. Reddederek, yokmuş gibi davranarak bu sorunun üstesinden gelinmez. Ülkesinin ve vatandaşlarının geleceğini düşünen her siyasetçi bunu kabul etmeli, yüzleşmeli, sorunu çözmenin yollarını aramalıdır."

"Müslüman, şahit olduğu kötülükler karşısında, sessiz ve tepkisiz kalamaz. Müslüman, etrafında yaşanan adaletsizliklere gözlerini kapayamaz." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Suriye'den Libya'ya, Afrika'dan Avrupa'ya kadar dünyanın birçok yerinde hakkaniyeti, adaleti, barışı savunan tavrımızın gerisinde işte bu hakikat vardır. Şartlar ne olursa olsun biz mazlumun yanında durmak zorundayız. Hakkın hatırını edep, ahlak yoksunu insanlık fukaralarının hoyratça çiğnenmesine izin veremeyiz. Zulmü alkışlamamak, hak namına haksızlığa takmamak, üç buçuk soysuzun ardından zaarlık yapmamak bizim milletimizin karakteridir. Bunun için dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, hangi inanca, kökene, kültüre sahip olursa olsun haksızlık ve hukuksuzluk karşısında sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz."

Erdoğan, aileden başlayarak toplumda iyiliğin, güzelliğin, İslam'i ve insani değerlerin yaygınlaşması için çaba harcadıklarını, özellikle gençleri, çocukları en güzel şekilde yetiştirmenin mücadelesini verdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Millet olarak bir dönem çocuklarımıza dinimizi hakkıyla öğretememenin, kendi kültür ve geleneklerimizle yetiştirememenin sıkıntısını çok çektik. Camilerin emlak niyetine satıldığı, ibadethanelerin ahıra çevrildiği, Kur'an kurslarının kapatıldığı günlerimiz oldu. Kuran'ı Kerim'in tren vagonlarında, ahırlarda, derme çatma binalarda gizli saklı şekilde öğretildiği süreçlerden geçtik. Milletin desteğiyle, duasıyla, parasıyla kurulan Kur'an kursları, imam hatip okullarımızın kapısına kilit vuruldu. Üstat Necip Fazıl'ın ifadesiyle, bu ülkede 'Allah ve ahlak' demenin yasak olduğu zorlu, sıkıntılı, utanç verici dönemler yaşadık." diye konuştu.

Son 18 yılda attıkları kararlı adımlarla sadece bu faşist zihniyeti tasfiye etmekle kalmadıklarını, aynı zamanda 15-20 sene önce hayal dahi edilemeyen birçok reformu hayata geçirdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, katsayı, okul katkı puanı gibi engelleri ortadan kaldırarak, her öğrencinin eşit şartlarda yükseköğrenime geçişini sağladıklarını kaydetti.

Erdoğan, "Okul kapılarında yavrularımızın çıkışlarını, kızlarımızın çıkışlarını bekledik. İçimizde birçok anne herhalde bu sıkıntıyı yaşadı. Aynen bizler de bunları yaşadık. Ama daha sonra bahar iklimi geldi ve bunlardan sıyrıldık." ifadesini kullandı.

Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarırken, "4+4+4" sistemiyle de meslek liseleri ve imam hatip okullarına yapılan haksızlığa son verdiklerine işaret eden Erdoğan, ortaokuldan itibaren Kur'an-ı Kerim, Siyer-i Nebi, Arapça gibi dersleri seçmeli şekilde öğrencilerin istifadesine sunduklarına değindi.

Erdoğan, bugün isteyen her öğrencinin, erken yaşlarda öğrenilmesi daha kolay olan Kur'an-ı Kerim'i artık okullarda özgürce öğrenebildiğini, dileyen her öğrencinin Peygamber'in hayatını öğrenme imkanı bulduğunu aktardı.

Bir dönem öğrenci sayısı 60 binlere kadar düşen imam hatip okullarında şu anda 1 milyon 300 bin civarında öğrencinin eğitim-öğretim gördüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaz Kur'an kurslarından da faydalanan öğrenci sayısının da giderek yükseldiğini, dini değerleri ve İslam tarihini anlatan yenilikçi projeleri teşvik ettiklerini anlattı.

- "Cahiliye toplumunu, tüm insanlığa örnek gösterilecek seviyeye yine o taşıdı"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hazreti Muhammed'in bir yetim ve öksüz olarak, en çok da çocukların peygamberi, sadece torunları Hasan ile Hüseyin'in değil, Medine ve Mekke'deki bütün çocukların sevgilisi olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

"Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir cahiliye toplumunu, tüm insanlığa örnek gösterilecek seviyeye yine o taşıdı. Cömertlik, tevazu, muhabbet, uhuvvet, cesaret, ahlak, şefkat, merhamet, adalet, anne babaya hürmet gibi insanın özüne ait bütün iyi hasletleri bize hep sevgililer sevgilisi Peygamberimiz öğretti. Peygamber efendimizin hayatında ne bizim çocuklarımız ne de başka dinlere mensup dinlerin çocukları için bir tek olumsuz an, bir tek olumsuz sahne görmek mümkün değildi. Kendi çocuklarımız gibi dünyadaki bütün çocukları da böyle güzel bir örnekten, böyle güzel bir hayatı öğrenmekten mahrum etmemeliyiz. Mevlid-i Nebi Haftası'nın bu anlamda hayırlara, yeni ve özgün çalışmalara vesile olmasını diliyorum."



Haber okunma sayısı: 456

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÜLKE GÜNDEMİ

CHP Pelikan yapılanmasını meclise taşıdı

Eski Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’nun görevden alındığı dönemde yayınladıkları bildiri ile tanınan ve

Pandemi kadınların yükünü artırdı

Araştırmalar pandemi döneminde kadınların daha fazla şiddete maruz kaldığını, işini kaybetme riski ile daha

Aşı hakkında doğru bilinen 8 yanlış

Covid-19 enfeksiyonu hızla yaygınlaşırken, sonbahar ve kış aylarında influenza ve dünyada milyonlarca çocuğu

30 Yıl sonra kız kardeşine kavuştu

Esra Erol’da kayıplar aranmaya devam ederken bugün bir mucize daha gerçekleşti. Hayat hikâyesini gözyaşları

Ticaret Bakanı'ndan pembe tablo

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Ticaret Bakanlığının 2021 yılı bütçe görüşmelerine başlandı.

Minik ortaktan öğretmenlere destek

Cumhur İttifakı'nın minik ortağı Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, “Öğretmenlerimizin

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL