16 Aralık 2019 Pazartesi

Çocukların cezaevinde olduğu ülke geleceksizdir!

cocuklarin-cezaevinde-oldugu-ulke-geleceksizdir

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin, sadece kadınların katıldığı TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle kadın grubunu topladıklarını söyledi.
19 Kasım 2019 Salı 15:50

 HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Parlamento Kadın Grubu Toplantısında konuştu. Buldan, şunları söyledi: 

Bu hafta, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü haftası nedeniyle

 kadın grubumuzu toplamış bulunmaktayız. Umudun, cesaretin partisi, eşitlik için mücadele edenlerin partisi, kadınların yani bizlerin partisi adına hepinizi en içten sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Bu arada önceki gün hayatını kaybeden tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter’e Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm tiyatro camiasına başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

 

Evet, aramızda ismini zikretmeden geçemeyeceğim arkadaşlarımız var. Tecridin kalkması için 200 günlük açlık greviyle adalet ve barış mücadelesine öncülük eden DTK Eşbaşkanı ve Hakkâri Milletvekilimiz Sevgili Leyla Güven aramızda. Yine Sevgili Figen Yüksekdağ'ın annesine çok özel selamlarımı iletiyorum. Hoş geldiniz.



 

Artvin’den Antep’e, Van’dan İzmir’e, Hakkâri’den Edirne’ye, Amed’den Ankara’ya ülkenin dört

 bir yanındaki bütün kadınları ve sesimizin ulaştığı tüm dünya kadınlarını Halkların Demokratik Partisi adına mücadele ve dayanışma duygularımla selamlıyorum.

 

Onurlu mücadeleleri uğrunda yaşamını yitiren tüm kadınların anısı önünde saygıyla eğiliyorum

 

Kadın özgürlüğüne mücadelesiyle, direnişiyle, yaşamıyla güç katmış Mirabel kardeşlerden; Behice Boran’lara, Sakine’lerden Sêvê’lere, Türkiye feminist hareketi içerisinde büyük emekler ve bedeller ödeyen kadınlara, AKP iktidarının desteklediği çetelerce katledilen Hevrin Xelef’e onurlu mücadeleleri uğrunda yaşamını yitiren bütün dünya kadınlarının anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Ayrıca kadın cinayetlerinde katledilen tüm kadınları buradan saygıyla anıyorum.

 

Zindanların karanlığını özgür bilincin, özgür siyasetin, cesur yoldaşlığın ışığıyla aydınlatan, o esaret ortamından dahi dışarıya mücadele azmi, zafer inancı gönderen Sevgili Figen Yüksekdağ’ı, Gültan Kışanak’ı, Sebahat Tuncel’i, Selma Irmak’ı, Gülser Yıldırım’ı, Çağlar Demirel’i ve burada adını sayamayacağım bütün HDP emektarlarını ve özgürlük tutsağı bütün kadın yoldaşlarımı sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. 

 

Yine kadın direnişinin sembolü beyaz leçekli anneleri, Cumartesi Annelerimizi ve Barış Annelerimizi kadın özgürlük mücadelesi için yılmadan birçok alanda mücadele yürüten bütün kadın arkadaşlarımı en içten duygularımla selamlıyorum. Buradan ev emekçisi kadınları, tarlada, fabrikada, kamuda çalışan tüm kadınları, güvencesiz şartlarda çalışmak zorunda bırakılan göçmen kadınları da ayrı ayrı selamlıyorum.

 

AKP-MHP iktidarı yaşamın her alanında şiddet üretmekte, şiddeti beslemektedir

 

Kadına yönelik şiddetle mücadele haftasındayız. Ne yazık ki kadına yönelik şiddetin dünya ölçeğinde en yüksek düzeylerde yaşandığı bir ülke gerçekliğine sahibiz. Toplumsal cinsiyet eşitliği, toplumsal adalet, şeffaflık, demokrasi ve hukuk devleti hedefi olmayan AKP-MHP iktidarı yaşamın her alanında şiddet üretmekte, şiddeti beslemektedir. Bakınız, 2016’da 304, 2017’de 353, 2018’de 280, 2019’da 299 kadın öldürüldü.  

 

Artık tekil cinayetleri aşan toplu bir kadın katliamıyla karşı karşıyayız

 

Son 3 yılda bin 236 kadın katledildi. Kadınlar, depremde, kazada, savaşta ölmedi. Göz göre göre sokak ortasında, devletin, polisin, yargının, siyasetin, Meclis’in gözleri önünde işlenen cinayette katledildiler. Ne yazık ki artık tekil cinayetleri aşan toplu bir kadın katliamıyla karşı karşıyayız. Hal böyleyken AKP hükümeti, şiddeti önleyeceğine kadınları şiddete karşı koruyan yaptırım ve tedbirleri kapsayan İstanbul Sözleşmesi’ni ortadan kaldırmanın yolunu aramaktadır. Yani istiyorlar ki daha fazla şiddet olsun, kadınlar korumasız kalsın.

 

Nafaka hakkına göz koyanlara sesleniyoruz: Kadınların hiçbir kazanımını insafınıza teslim etmeyeceğiz!

 

İktidar benzer şekilde kadın yoksulluğu korkunç boyutlardayken, kadın işsizliği yüzde 40’lardayken kadınların nafaka hakkına da göz dikmiş durumdadır. Onlara şunu söylemek istiyorum: Kadınların hiçbir kazanımını sizin insafınıza teslim etmeyeceğiz! Bu kazanımlar kadınların ağır bedel ödeyerek elde ettiği kazanımlardır. Bunlara gözümüz gibi bakmaya ve korumaya devam edeceğiz. Bütün kadınların Meclis’teki sesi ve itirazı olmaya devam edeceğiz. HDP oldukça kadınlar asla korumasız ve yalnız kalmayacaktır.

 

Taciz, tecavüz ve şiddet failleri yargı tarafından açıkça korunmaktadır

 

Bir suçun önlenmesinde, caydırılmasında yargı hayati öneme sahiptir. Ancak biliyoruz ki taciz, tecavüz ve şiddet Türkiye’de yargı tarafından görmezden gelinmekte, failler açıkça korunmaktadır. Nadira Kadirova ve Şule Çet başta olmak üzere birçok kadın cinayeti davasında yargının faili koruyan tutumu açıkça görülmektedir. Rabia Naz davasında da aynı şekilde gerçekler karartılmaya çalışılmaktadır. 

 

Devletin gücünü, silahını arkasına alan erkek; kadına yönelik suç işlemeyi kendisinde hak görüyor

 

Hele bir de fail polis, asker, özel tim, korucuysa... Devletin gücünü arkasına alan, devletin silahını beline takan erkek; kadına yönelik her türlü suçu işlemeyi kendisinde hak görüyor. Çünkü ceza almayacağını biliyor, sırtını erkek yargıya dayadığını biliyor. Çünkü kendisinden öncekiler hiç ceza almamış, bunun rahatlığıyla kadına yönelik her türlü suçu işliyor. En son Bingöl, Mardin ve Dersim’de kamu görevlileri tarafından kadınlara yönelik olarak işlenen suçlarda görüldüğü gibi... Fail öldürüyor, cinsel istismarda bulunuyor, yargı koruyor, iktidar şiddet kültürüne sahip çıkıyor. Kadınlara karşı adeta faillerin korunduğu bir adaletsizlik üçgeni kurulmuştur.

 

Çocukların cezaevinde kaldığı bir ülke geleceksizdir!

 

Bugün kadınların karşı karşıya kaldığı önemli bir başka sorun da cezaevinde anneleriyle birlikte kalmak zorunda kalan çocuklarımızdır. 800’e yakın çocuk anneleriyle dört duvar arasında kalmaktadır. Çocukların cezaevinde kaldığı bir ülke geleceksizdir! Bu iktidar geleceği karartmaktadır. Ama kadınlar mücadelesiyle buna izin vermeyecektir. Erkek adalet değil, kadınlar lehine gerçek adalet tecelli edinceye kadar bu davaların takipçisi olmaya devam edeceğiz. Unutmayacağız, unutturmayacağız, kadın cinayetlerinin hesabını mutlaka soracağız!

 

Bu bütçe savaş bütçesidir, erkek bütçesidir

 

Kadına yönelik şiddetin bir diğer ayağı da ekonomik şiddettir. Biliyorsunuz Meclis’te bütçe görüşmeleri devam ediyor. Erkekler oturmuş bütçe yapıyor. Bu bütçe, planlamasından, hazırlanmasına ve içeriğine kadar tamamen savaş bütçesidir, erkek bütçesidir. Ne yaşama, ne refaha, ne de kadına ayrılan bir pay yoktur. Tam tersine cinsiyetler arası eşitsizliği derinleştirecek faaliyetlere bütçe ayrıldığına tanık olmaktayız. Halkın sorunlarına değinen bir bütçe bugün Meclis’te çıkarılmıyor.

 

Kadınların bütçede devre dışı bırakılması kadınlara uygulanan ekonomik şiddettir

 

Bu bütçe Saray’ın, AKP yandaşlarının ve ailelerinin bütçesidir. Halkın bütçesi değildir. Oysa bu bütçede en çok kadınların emeği, kadınların hakkı, kadınların payının olması gerekir. Kayıt altında olan emeğinin kat be kat üzerinde de kayıt dışı çalışarak bu ülkenin ekonomisine büyük katkıda bulunan, evin içinde mutfakta, çocuk bakımında toplumun neredeyse bütün yükünü üstlenen kadınların bütçede devre dışı bırakılması kadınlara uygulanan bir ekonomik şiddettir ve yine aynı zamanda kadın düşmanlığıdır. 

 

Kadınları sembolik olarak Bakan yapan; her iki lafından birinde kadını 'evinin hizmetkârı', erkeği de 'eve para, ekmek getiren kişi' olarak tarifleyen bu iktidardır. 'Kadınlar çalıştığı için işsizlik var' diyen bu iktidardır. 'Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum' diyen bu iktidardır. 'Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar' diyen bu iktidardır! 'Medya olayları abartıyor. Kadına yönelik şiddet algıda seçicilik' diyen yine bu iktidardır! 'Kızlar okuyunca erkekler evlenecek kız bulamıyor' diyen bu zihniyettir. 'İş istiyoruz' diyen kadınlara küstahça alaylı bir şekilde 'Evdeki işler yetmiyor mu?' diyen bu iktidardır.

 

Kamu spotunuzu başınıza çalın! Kadınlar erkeklerin hizmetçisi değildir

 

Biliyorsunuz Diyanet Vakfı hazırladığı kamu spotunda kadını eve hapseden basmakalıp yargıları pekiştiren, erkeğe hizmet eden ve erkekten ilgi dilenen bir kadın imajı çizdi. Halkın vergilerini, kadınların vergilerini kadınları aşağılamak için kullanıyorlar. Kadınlara uygulanan cinayetle, kadını aşağılayan Diyanet birbirini beslemektedir. Biz de diyoruz ki; alın o kamu spotunuzu başınıza çalın! Kadınlar erkeklerin hizmetçisi değildir olmayacak da!

 

AKP iktidarı ekonomiyle ilgili gerçekleri de yasaklamanın yollarını aramaktadır

 

AKP iktidarı her şeyi yasakladığı gibi ekonomiyle ilgili gerçekleri de yasaklamanın yollarını aramaktadır. İşsizlik, kriz, yoksulluk, yolsuzluk konuşulmasın istiyorlar. Bakın ben size kadın işsizliği ve yoksulluğuyla ilgili gerçek tabloyu vermek istiyorum. Kadın işsiz sayısındaki artış, erkeklere kıyasla çok daha fazladır. Okur yazar olmayanlar dışında (okuryazar olmayan her 100 kadından 70’i tarımda çalışmaktadır) kalan tüm eğitim seviyelerinde kadın işsizliği erkek işsizliğinden daha yüksektir. Lise ve üzeri eğitimli her beş kadından biri işsizken bu oran lise ve üstü eğitimli erkekler için onda birdir.

 

AKP iktidarı kadını eve hapsederek kadın yoksulluğunu derinleştirmektedir

 

İşsizliğin yanı sıra güvencesiz ve kayıt dışı çalışma çok daha yaygın bir hal almaktadır. Özellikle ülkemizde bulunan göçmen kadınların güvencesiz ve zor şartlarda çalıştığı da bir gerçektir. Kadın istihdamını artırmak ve kadın yoksulluğuna karşı politikalar geliştirmek, kadınların bağımsız biçimde yaşamlarını sürdürebilmeleri ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi için büyük önem taşımaktadır. Ancak AKP iktidarı kadını eve hapsederek kadın istihdamını, kadını işsiz bırakarak kadın yoksulluğunu derinleştirmektedir. 

 

Özkıyım salgınının ortaya çıkmasının tek sebebi çürümüş iktidar politikalarıdır

 

Bunun yarattığı toplumsal yıkım da ağır olmaktadır. Önce İstanbul, sonra Antalya ve sonra yine İstanbul’da ve en son da Diyarbakır’da AKP iktidarı ocakları söndürmeye devam ediyor. Yaşama umudu tüketilmiş, geçim zorluğu içinde olan, ekonomik iflasın içinde olan insanlar cinayet ve intiharın birlikte gerçekleştiği son derece trajik bir şekilde canlarına kıyıyorlar. Güvencesiz çalıştığı iş yerinde mobbinge uğrayan genç bir kadın öğretmen yaşamına kıyıyor. Böylesi bir özkıyım salgınının ortaya çıkmasının tek sebebi çürümüş iktidar politikalarıdır. 

 

Bu intiharların sorumlusu, zenginlik ve şatafat içinde yaşayan iktidardır

 

Bu intiharların sorumlusu, zenginlik ve şatafat içinde yaşayan iktidardır. İtibardan tasarruf olmaz deyip Saray için günlük 4.5 milyon TL harcayanlardır. Halk, ekmek parası bulamazken saraylarda saltanat sürenlerdir. Kendisi 46 yaşında emekli olurken EYT’lilere mezarda emekliliği reva görendir. 

 

Yolsuzluklarınız ülkeyi batırmıyor da EYT’lilerin haklı, meşru talebi mi batıracak?

 

Ülkenin kaynaklarını S400’lere harcarken Emeklilikte Yaşa Takılan vatandaşların talepleri karşısında “İskandinav ülkeleri bu şekilde battı”  diyebiliyorlar. Batırmışsınız batıracağınız kadar! Savaş ve silah harcamalarınız, yolsuzluklarınız ülkeyi batırmıyor da EYT’lilerin haklı ve meşru talebi mi batıracak?

 

Halkı kenara atmışlar, sadece kendilerini, ailelerini, yandaşlarını yaşatıyorlar

 

Ahmed Arif’in dediği gibi, ‘Bunlar engerekler ve çiyanlardır, bunlar aşımıza ekmeğimize göz koyanlardır.’ İktidarların asli görevi insanları yaşatmak, toplumu ayakta tutmaktır. Ama bunlar sadece kendilerini, ailelerini ve yandaşlarını yaşatıyorlar. Halkı bir kenara atmışlar! Sarayın duvarlarından perişanlık  içinde yaşayan halkı görmüyorlar.

 

Ne zaman ağızlarını açsalar ölüm, savaş, mermi, kurşun; yaşama dair tek cümleleri yok

 

Yaşama dair tek bir cümle duyabiliyor muyuz Cumhurbaşkanından? Yaşama dair tek bir programı var mı bu iktidarın? Ne zaman ağızlarını açsalar ölüm, savaş, mermi ve kurşundan başka ağızlarından bir şey çıkmıyor. Neyi çözeceksiniz savaş politikalarıyla? Ekonomik kriz mi çözülecek? Kredi kartı borçları mı silinecek? Halkımız iş, aş mı bulacak? Emekçiye düşman, kadına düşman, Kürde düşman, hak arayana düşman bir iktidarın topluma vereceği bir şey yoktur. Tek yaptıkları toplumu kutuplaştırmak, ayrıştırmaktır. 

 

Yok oluşu bir tercih olarak görmeyin, çıkış yolu intihar değil itirazdır, mücadeledir

 

Buradan yurttaşlarımıza bir çağrı yapmak istiyorum: İçine düşürüldüğünüz şartlar ne kadar zor olursa olsun, asla ve asla kendinize, yaşamınıza kıymayın, yönelmeyin! Yok oluşu bir tercih olarak görmeyin. Bu berbat sistem nasıl yaratıldıysa aynı şekilde sonlanmaya da mahkûmdur. Tek seçenek; halkı açlığa, yoksulluğa, işsizliğe mahkûm eden bu iktidara karşı hep birlikte mücadele etmektir, yüksek sesle itiraz etmektir. Biz kadınlar sokak, sokak, ev ev mücadeleyi örgütleyerek bu iktidardan kurtulmanın sözünü veriyoruz. Çıkış yolu intihar değil itirazdır ve mücadeledir diyoruz.

 

Kadınlar, IŞİD karanlığını yenmiş, aydınlık geleceğin yolunu açmıştır

 

İçeride kayyımla, tutuklamayla, işkenceyle, soruşturmayla, fezlekeyle Kürtlere ve kadınlara yönelen, dışarıda ise Kuzey ve Doğu Suriye’de barış içerisinde bir arada yaşayan halklara karşı yoğun bir saldırı içerisinde olan bir iktidarla karşı karşıyayız. Kürtlerin, kadınların yaşadığı hiçbir yerde sözleri olmasın, kendisini yönetme iradesi olmasın istiyorlar. Şunu çok iyi bilsinler ki; kadınlar, mücadelesiyle bütün dünyayı tehdit eden IŞİD karanlığını yenmiş, aydınlık geleceğin yolunu açmıştır. Dünya halklarına ve tüm dünya kadınlarına böylesi kıymetli bir kazanımı hediye etmiştir. Kadınlar dünyanın neresinde olursa olsun, karanlığa asla izin vermeyecektir. Kadınların olduğu her yer aydınlıktır, özgürlüktür. İşte bundan dolayı panikleyen AKP iktidarı ve Erdoğan, halkları dinlemek, diyalog kurmak yerine soluğu Amerika’da alıp, Moskova’ya gitmekle meşgul.

 

Erdoğan Kürtleri yurdundan etmenin derdinde, Trump da F-35 satmanın peşinde

 

Geçen hafta Erdoğan Amerika’da Trump’la bir görüşme yaptı. İki erkek zihniyet kafa kafaya vermiş halklar, ülkeler adına karar vermeye çalıştılar. Dünya barışı mı gündemlerinde? Hayır. Halkların huzur ve refahı mı gündemlerinde? Buna da kocaman bir ‘hayır’ diyoruz. Erdoğan ne pahasına olursa olsun bir şekilde Kürtleri yurdundan etmenin derdinde. Trump da fırsat bu fırsat F-35 ve silah satmanın peşinde. Diğer taraftan üçüncü erkek Putin ise silahı benden alacaksın diye bir köşeye çekilmiş bekliyor. Bunlar silah tüccarıdırlar. Dünyaya savaş ve yıkımdan başka bir şey getirmiyorlar. 

 

Bu ülkede her gün ölen kadınların hiçbirini sınır ötesinden kurşunlar vurmuyor

 

Ülkede her gün kadın cinayetleri, çocuk istismarları, ekonomik kriz intiharları yaşanıyor. Hiçbir insanın bir saatlik güvenliği, güvencesi dahi yoktur. Bunlar, gitmiş sınır ötesinde milyar dolarlar harcayarak çetelerle beraber bir halkı kıyıma uğratarak güvenlik sağlayacak, biz de buradan öyle izleyeceğiz değil mi? Peki kimin güvenliğini? Bakınız, bu ülkede her gün ama her gün ölen kadınların, yurttaşların hiçbirini sınır ötesinden kurşunlar vurmuyor ki! Kurşunlar içeride. Her gün bir hayat sizin köhnemiş yönetim anlayışınızla sönüyor, söndürülüyor.

 

Suriye’de güvenli bölge kuracağına kadınlara güvenli bir yaşam alanı oluştur

 

Bir de çıkmış Suriye’de 'güvenli bölge' diyorlar. Oysa Türkiye’de kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere hiç kimsenin güven içinde yaşayacağı bir alan yok. Sen önce kadınlara bir güvenli yaşam alanı oluştur, oluşturabiliyorsan! 

 

Gideceksiniz ve hem kadınlar hem ülke rahat edecek

 

İnanın ki bunlar iktidardan gittiğinde bu savaş politikaları da son bulur, yaşam umudu da artar, hem kadınlar, hem ülke rahat eder. Aynı zamanda komşu da rahat eder, dünya da rahat eder! Yeter ki gidin! Buradan bir kez daha diyoruz ki gideceksiniz, Abbas yolcu bağlasan da durmaz. 

 

Bu iktidar darbecidir, irade hırsızıdır

 

Savaş politikalarıyla, darbe uygulamalarıyla iktidarını ayakta tutan AKP Saray Rejimi, kayyım darbesini, başarı ile çıktığımız 31 Mart seçimlerinden sonra kazandığımız tüm belediyelerimize dönük olarak aralıksız sürdürüyor. Üç büyükşehir belediyemizle birlikte toplam 24 belediyemize kayyım atanmış, belediye eşbaşkanlarımız görevden uzaklaştırılıp tutuklanmıştır Tutuklanan 8, görevden uzaklaştırılan 10 kadın belediye eşbaşkanımız bulunmaktadır. Maalesef bu sayı her geçen gün artmaktadır. Bu iktidar darbecidir, bunu her yerde söyledik. Bu iktidar irade hırsızıdır. Gece yarısı hırsız gibi belediyelerimize girip talan ediyorlar. Halkın iradesini gasp ediyorlar.

 

Tek adam rejimini sona erdirecek eşbaşkanlık sistemini özellikle hedef alıyorlar

 

Bileşenimiz olan DBP’nin 102 belediyeyi kazandığı 2014 yerel seçimlerinden sonra 2016 Eylül Ayında 96 belediyemize kayyım atanmıştı. Kayyım atanan belediyelerimizdeki eşbaşkanlarımızdan 39’u tutuklanmış, bu rakamdan 28’nin kadın belediye eşbaşkanı olduğunun altını bir kez daha çizmek isterim. Kayyımlar atandıkları belediyelerimizde ilk elden kadın kazanımlarımıza saldırmış, kadınların oluşturduğu bütün kadın kurum ve birimlerini kapatmışlardır. Hedeflerinde eşbaşkanlık sistemimiz, kadınların kendi kentlerini yönetme iradesi bulunmaktadır. Tek adam rejimini sona erdirecek olan sistem eşbaşkanlık sistemi olduğu için bunu özellikle hedef alıyorlar. 

 

Biz kadınlar bu ülkeyi S400 kafasına teslim etmeyeceğiz

 

Kayyım Darbesi devlet gücünün kadınlar üzerindeki bir siyasal şiddetidir. AKP hükümeti şunu çok iyi bilsin ki yıllardır mücadelesini verdiğimiz kadın kazanımlarımızı bütün tüm bu saldırılara karşı her yerde koruyacağız. Bu gasp politikalarına biz kadınlar asla boyun eğmeyeceğiz. Eşbaşkanlık mor çizgimizdir, asla ve kata vazgeçmeyeceğiz! Kadınlar bu iktidarın korkulu rüyası olmaya devam edecektir. Biz kadınlar; bu ülkeyi S400 kafasına, savaş mantığına asla teslim etmeyeceğiz. 

 

Çözüm; tek başkanlık değil eşbaşkanlıktır

 

Buradan söylüyoruz: Çözüm; tek başkanlık değil eşbaşkanlıktır! İşgal ettikleri belediyelerimizi hepsini onlardan tekrar geri alacağız. Zira bizim tarihimiz kadının mücadele tarihidir ve kadın kazanımlarıyla yazılmış bir tarihtir.

 

Kadınlar erkek rejimin kendilerine yasakladığı siyaset alanında HDP ile yer almışlardır

 

HDP bir yandan yaklaşık iki asırdır süre giden dünya kadın mücadelesini miras alırken diğer taraftan yarım asırdır Türkiye’de devam eden kadınların yürüttüğü mücadele deneyiminden gelmektedir. HDP bu deneyimleri yerel yönetimlerden siyasi partilere, mahallelerden kentlere ve parlamentoya kadar taşımıştır. HDP bir taraftan kadın mücadelesini büyütürken diğer taraftan kadın kazanımlarını tek tek garanti altına alma mücadelesi yürütmektedir. Kadınların parmak sayısı kadar yer alabildiği parlamento çatısı altında kadın parlamenterlerin sayısını artıran tek parti HDP’dir. Kadınlar erkek rejimin kendilerine yasakladığı siyaset alanında HDP ile yer almışlardır. Kadın haklarına dair sayısız yasama faaliyetinin, kadın gündemlerine ilişkin çalışmaların öncülüğünü HDP’li kadınlar yapmıştır. 

 

Kadın temsiliyetinde hedefimiz yüzde 50 hatta daha fazlası

 

TBMM çatısı altında ilk kez HDP’li kadınlar bir kadın grubu oluşturmuştur. Bizler kadın grubumuzla TBMM’yi toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı ve sorumlu bir mekanizmaya dönüştürmenin çabası içerisindeyiz. Meclis'teki kadın temsiliyetimiz yüzde 44’tür. Sevgili kadınlar, yüzde 50'ye çok yaklaştık ama yakalayamadık. Bunun için özeleştirimizi veriyoruz. Hedefimiz yüzde 50 hatta daha fazlası. Yakında yüzde 50'yi de aşacağız. Ama şu da bir gerçek ki Meclis'in kadın milletvekili oranı biz olmasak utanılacak seviyede olacaktı. HDP bu oranı onlara rağmen yükseltmeye devam edecek. Sevgili Şirin Tekeli'nin dediği gibi "Daha yapacak çok şey var. Yola devam, yılmak yok".

 

Erkek şiddetine en çok kaybettiren HDP’li kadınlardır, o yüzden HDP’li kadınlardan korkuyorlar

 

Bütün bu mücadelemizle onlara, onların erkek siyasetine, onların erkek şiddetine en çok kaybettiren bizleriz, HDP’li kadınlardır. İşte o yüzden HDP’li kadınlara saldırıyorlar, tutukluyorlar, soruşturmalar ve fezlekelerle siyasetten uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Kadınların her demokratik etkinliğine saldırıyorlar, engelliyorlar. 25 Kasım broşürlerine dahi yasak koyuyorlar. Kadınlardan bu denli korkuyorlar! Sanıyorlar ki kadınlar susacak, taleplerinden vazgeçecek. Ne gazınız, ne copunuz, ne de polis kalkanınız kadınları durduramaz, durduramayacaktır!

 

Özgürlük mücadelesi yürüten kadınları hedef alan iki güç var: IŞİD ve AKP 

 

Yakın zamanda kadın meclisimize ve TJA’ya yönelik saldırılar gerçekleşti. Çok sayıda kadın meclisi üyemiz aynı zamanda il-ilçe başkanlarımız gözaltına alındılar ve bir kısmı tutuklandı. Tek amaçları var o da kadın özgürlük mücadelesini boğmaktır. Kadının değiştiren gücünü kırmaktır. Türkiye’nin birçok kentinde, Antep’te İstanbul’da Ankara’da yanı başımızda Keçiören’de kadın ve insanlık düşmanı IŞİD’liler kadınları zorla alıkoyarken, bombalar patlatırken iktidar da eş zamanlı olarak kadın özgürlük mücadelesi yürüten kadınlara saldırıyor. Özgürlük mücadelesi yürüten kadınları hedef alan iki güç var: biri IŞİD, diğeri AKP iktidarıdır. Bunun böyle görülmesi ve bilinmesi gerekiyor

 

Hangi sınıfa, kimliğe sahip olursak olalım, erkek şiddetinin karşısında hep beraber duralım

 

Buradan ülkenin dört bir yanındaki bütün kadınlara sesleniyorum. Kadınların mücadelesi partiler üstü bir mücadeledir. Hangi partiden olursanız olun, hangi kadın mücadele geleneğinden olursak olalım; hangi sınıfa, kimliğe, inanca sahip olursak olalım kadınlara yöneltilen şiddetin karşısında hep beraber duralım. Kadınların kazanımlarına el koymaya çalışan cinsiyetçi iktidarlara karşı her yerde direnelim.

 

HDP olduğu sürece bu ülkede hiçbir kadın yalnız kalmayacaktır

 

Hiçbir baskı politikanız, hiçbir sindirme aracınız bizim özgürlük yürüyüşümüzü durduramayacak, mücadelemizi engelleyemeyecektir. HDP olduğu sürece bu ülkede hiçbir kadın çaresiz, hiçbir kadın seçeneksiz, hiçbir kadın yalnız kalmayacaktır. Kadının yaşam hakkını, güvenlik hakkını, ekonomik hakkını, seçme, seçilme ve yönetme hakkını gasp eden tekçi siyasilere karşı; kadının adalet hakkını gasp edenlere karşı; Meclis çatısı altında ve belediyelerimizde kadının temsiliyet hakkını gasp etmeye çalışan kayyımlara karşı hep birlikte kenetlenerek, itirazımızı da mücadelemizi de yükselterek karşı duracağız. Çok iyi bilinsin

 ki ne tehdit girişimleri, ne soruşturmalar ne fezlekeler ne tutuklamalar bizi haklı mücadelemizden vazgeçiremeyecektir. 

 

Nefrete karşı sevgiyi öreceğiz ilmik ilmik, ölüme karşı yaşamı savunacağız yürek yürek

 

Biz kadınlar HDP ile birlikte onların karanlığına, karanlık ve kaostaki ısrarına karşın; inançla, inatla, sabırla, kararlılıkla aydınlığa süreceğiz yelkenlilerimizi! Biz kadınlar HDP’de başardığımızı demokratik siyasal alanda ve yaşamın tamamında başaracağız. HDP’de mücadele yürüten her bir kadın arkadaşım bu mücadelesiyle aynı zamanda barışın, özgürlüğün, adaletin ve eşitliğin teminatıdır. Aydınlığa yol alacağız ve ülkenin gökyüzünü o aydınlık günlerin mutlak hakimiyetine sunacağız! Nefrete karşı sevgiyi öreceğiz ilmik ilmik, ölüme karşı yaşamı savunacağız yürek yürek,  savaşa karşı barışı haykıracağız gümbür gümbür, sömürüye karşı direnci büyüteceğiz ev ev, şehir şehir, zindan zindan! Onların bütün baskılarına karşın kendimizi de özgürleştireceğiz, toplumu da özgürleştireceğiz; an be an, gün be gün! Değişim bizimle olacak, zafer bizimle gerçekleşecek çok değerli kadın yoldaşlarım. Bunun sözünü buradan bir kez daha veriyorum. 

 

Kadınlar faşizmin oyununu bozacak, ülkeyi ve demokrasiyi kadınlar kurtaracak

 

Ülkeyi ve demokrasiyi kurtarırsa ancak ve ancak kadınlar kurtaracaktır. Kadınların mücadelesi kurtaracaktır. İnanın ki sevgili kadınlar, biz kadınların yürüttüğü bu mücadele boşuna değildir. Göreceksiniz ki, bu mücadelenin sonunda bu ülkeyi kadınlar yönetecektir. Erkek zihniyetinin yarattığı iktidar AKP iktidarıyla birlikte çökecektir. Kadınlar faşizmin oyununu bozacaktır. 

 

Kadınlar yerel yönetimlerde olduğu gibi ülke yönetiminde de söz sahibi olacaktır

 

Biz kadınlara yerel yönetimlerde, parlamentoda, siyasette, sokakta, yaşamda tahammül edemeyen, kayyım atayan tekçi erkek zihniyeti bilsin ki, kadınlar yerel yönetimlerde olduğu gibi ülke yönetiminde de söz sahibi olacaktır. Bunu mutlaka başaracaktır. Kadınları hiçbir güç engelleyemeyecektir. 

 

Son söz olarak bir hatırlatma yapmak istiyorum. Grup Yorum’un iki kadın üyesi yarın Çağlayan Adliyesinde hakim karşısına çıkacaklar. Buradan tüm kadınları duruşmaya katılmaya ve dayanışmaya çağırıyoruz. Hep birlikte Jin, Jîyan, Azadî diyoruz.

 

 

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan'ın ardından kadın örgütlerinin temsilcileri de Parlamento Kadın Grup Toplantısı'nda söz aldı.

 

Funda Ekin Sümer - Nafaka Hakkı Kadın Platformu:  HDP’ye bu kürsüyü açtığı için hem de sürecin başından beri Nafaka Hakkı Kadın Platformuna destek verdikleri için dayanışmaları için teşekkür ediyoruz.


Kadınlar daha yoksul ve boşanmanın mağduru da kadınlar. Nafaka Hakkı Kadın Platformu ne yapmaya çalışıyor? Özellikle yanlış bilinen gerçekleri açıklamak üzere bu kürsüdeyim. Nafaka hakkı çok önemli bir hak. Medeni Kanun'da kadınlar lehine düzenlenmiş bir hak. Aslında Medeni Kanun'daki düzenleme kadınlara dönük bir düzenleme değil. Boşanmayla yoksulluğa düşen herkes nafaka alabilir. Ama neden hep kadınlar alıyor? Çünkü toplumsal cinsiyet eşitsizliği var, kadınlar daha yoksul ve boşanmanın mağduru da kadınlar. Yani mağdur babalar diye bir şey yok. Bu tamamen şişirilmiş bir balon ve yalan. Haberlerde özellikle bu odaklar üzerinden kadın karşıtı odaklar üzerinden yalan yanlış gündemlerle dile getiriliyor. Nafakayı konuşacaksak şiddeti de konuşmamız lazım. Buna niye karşıyız? Zaten Medeni Kanunda süresiz nafaka diye bir şey yok. Evet süresiz diye karar verilebiliyor. Ama kadının evlenmesi halinde başka biriyle uzun ilişki yaşaması halinde, ekonomik durumunun iyileşmesi halinde zaten nafakanın kaldırılması davası açılabiliyor, nafaka kaldırılabiliyor. Yani nafaka süresiz değil, süreli. Dolayısıyla bir kaşık suda fırtınalar koparılıyor bu bilgilerin hiçbiri gerçek değil. Nafaka konuşacaksak şiddeti konuşmamız gerekiyor. Nafaka konuşacaksak toplumsal cinsiyet eşitsizliğini, işsizliği konuşmamız gerekiyor, kadın yoksulluğunu konuşmamız gerekiyor. 25 Kasım nedeniyle hepimiz buradayız hepimiz alanlardan gelen ve bu mücadeleyi sürdüren kadınlarız. Günde 3 kadın öldürülüyor, kadın cinayetleri yüzde 1400 arttı. Bunu engelleyebildik mi? Hayır. Haberlerde hala her gün 3 kadının öldürüldüğünü görüyoruz. TÜİK istatistikleri ve Hacettepe Üniversitesi çalışmalarına baktığımızda hala bu oranların devam ettiğini görüyoruz. Boşanmanın ve boşanma sonrasının şiddet istatistiklerinde oran yüzde 80’e varıyor. Kadınların işsizlik oranı yüzde 80’e varıyor. Kadınlar hem işsiz çalışırsa da güvencesiz çalışıyor. Bir kadının evlendikten sonra zaten çok zor koşullarda boşanma noktasına gittiğini biliyoruz. Çünkü bakım yükümlülüğü hep kadınlarla birlikte addedilen şeyler. Zaten kamuoyunda en yanlış algı da iştirak nafakası. Bu çocuklara verilen nafaka boşanma dosyalarında da ağırlıkla bu nafaka var. Ki o da biliyorsunuz birlikte bakım yükümlülüğünün gereği. Çocuk zaten kadının bakımında. Kadın iş bulsun diyorlar. Kadın nasıl iş bulsun? Eğitimden yoksun bırakılmış, erken evlendirilmiş, çalışması engellenmiş. Bütün haklar yokken biz nafaka hakkının kaldırılmasından bahsedemeyiz bunu konuşamayız. Konuşacaksak da gerçek verilerle konuşalım. Yoksulluk nedeniyle kim baroların adli yardım bürolarına başvuruyor? Yüzde 80’in üzerinde boşanma için başvuran ve bundan yararlanan kadınlar. Neden boşanmalarda şiddet oranları hala kadınlara dönük bunu konuşalım.

 

Adalet Kaya - Roza Kadın Derneği: Kayyım sistemi tamamen kadın kazanımlarına saldırıdır. Kadına yönelik şiddetin, bölgesel artışındaki nedenlerden söz etmek istiyorum. İktidarın hukuksuz antidemokratik uygulamaları sonucunda, hem devlet kaynaklı erkekten yönelen şiddet artıyor hem de her gün yeniden üretiliyor. Biz bunu kayyım sistemiyle yeniden gördük. Kayyım sistemi tamamen kadın kazanımlarına yönelik saldırıdır. Eşbaşkanlık sistemi, dünya kadınlarının bir kazanımıdır. Belediyelerdeki uygulama, yasal bir yer bulmuşken, kayyım uygulamalarıyla sistem illegalize edilmeye çalışıyor. Eşbaşkanlık bir kadın kazanımıdır ve bundan asla geri adım atmayacağız. Yerel yönetimlerde uygulanan kadın kotası sebebiyle, kadın istihdam oranı yüzde 20'lerdeyken, eşbaşkanlık sistemi uygulanan belediyelerde bu ora yüzde 40'lara ulaşmıştır. Bu büyük bir başarıdır ve kayyımlar tam da bu nedenle gelmiştir. Kadınların yerel yönetimlerdeki bütün karar alma süreçlerinde söz sahibi olması nedeniyle kayyım saldırıları başlamıştır. Kayyım, kadınların bu kazanımlarına dönük bir saldırıdır. Bölgede kadına yönelik şiddet oranlarına baktığımızda kayyımların gelmesinin ardından kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin arttığını görüyoruz. Çünkü kadın sistemi olarak ortaya konan yerel yönetim sistemi kadın cinayetlerini önlemiştir. Kendi sistemleri asla kadını korumuyor. Öldürülen her kadın o aşamaya gelene kadar defalarca idari ve adli makamlara başvuruyor. En sonunda hiçbiri tarafından korunamayıp ölümle karşı karşıya kalmış oluyor. Bunlar Türkiye genelinde şiddeti arttıran nedenlerden. Bölgede ise bütün bunların yanı sıra  hukuksuzca ortaya çıkan devletten kaynaklı şiddeti yeniden üreten bir sistem olan kayyımlar kadın kazanımlarına saldırıyor. Tüm kadınları, özellikle eşbaşkanlık, eş temsiliyet ve kadın kotasıyla istihdamın arttırılmasına yönelik kazanımlarına sahip çıkmaya davet ediyorum. Bölgede ve burnumuzun dibinde uzun süredir süren savaş politikaları ve geliştirilen savaş söylemleri şiddeti arttıran en önemli sebeptir. Devlet kaynaklı şiddetin körüklediği erkek şiddetine karşı cephenin bir bütün olarak genişletilmesi gerektiğini düşünüyoruz. 

 

Nevin Kızılöz - Ankara Kadın Platformu: 25 Kasım öncesinde grup toplantısını biz kadınlara açtığı için HDP’ye teşekkür ediyoruz. Ankara Kadın Platformu’nun oluşumu hakkında size bilgi vermek istiyorum. 2006'da platformumuzu ilan etik. Ankara Kadın Platformu adına her ne diyeceksek kadın emeğine, bedenine, kimliğine dönük her türlü şiddete, ataerkilliğin dayattığı toplumsal cinsiyet ayrımcılığına karşı kadın dayanışmasını yükselterek kadın bakış açısı ile duyarlılığı ile ortak tavır geliştirmek amacıyla mücadele ettik. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma Günü’nde Ankara polisinin şiddetine maruz kaldık. Direndik, mücadele ettik. Kadın dayanışmasından aldığımız güçle alanları, geceleri sokakları bırakmadık. Şimdi de bu barbarlığa karşı susmayacağımızı, seyirci kalmayacağımız haykırıyoruz. 25 Kasımlarda ve 8 Martlarda erkek devlet şiddeti karşısındaki mücadelemizi Ankara Kadın Platformu olarak sürdürdük, dayanışma ile sürdürmeye devam ediyoruz. 25 Kasım Pazartesi saat 6’da Çankaya Belediyesi önünde kadınları dayanışmaya bekliyoruz. 

 



Haber okunma sayısı: 119

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

kurtulmusu-zora-sokacak-goruntuler

Kurtulmuş'u zora sokacak görüntüler!

15 Aralık 2019 Pazar 17:54
durmak-yok-yolsuzluga-devam

Durmak yok, yolsuzluğa devam

15 Aralık 2019 Pazar 16:55
simdi-de-hz-aliye-hakaret-ettiler

Şimdi de Hz. Ali'ye hakaret ettiler

15 Aralık 2019 Pazar 16:18
vurgun-en-az-100-milyar-dolar

Vurgun en az 100 milyar dolar

15 Aralık 2019 Pazar 16:09
2-kentilyon-para-kimin-cebine-girecek

2 kentilyon para kimin cebine girecek

15 Aralık 2019 Pazar 08:50
suleyman-soylu-meclisi-karistirdi

Süleyman Soylu Meclisi karıştırdı

15 Aralık 2019 Pazar 08:35

ÜLKE GÜNDEMİ

JİTEM davasında failler yıllarca korundu

HDP Sözcüsü Günay Kubilay, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenleyerek güncel gelişmeleri

'Hayalet memur mu olur' demeyin

ANKARA Büyükşehir Belediyesi’nde geçmiş dönemdeki “bankamatikçi çalışanlar” ile ilgili soruşturma

Göz göre göre ölmüşler

İş güvenliği uzmanları 21 bin 745 okul kantininden 2 bin 648’inde uygunsuzluk tespit etti. Okullarda bulunan

Saadet Partisi'nden dikkat çeken reklam filmi

Saadet Partisi, resmi Twitter üzerinden '2019'da En Çok Arananlar' başlıklı bir reklam filmi paylaştı.

Bakanlık teröristleri böyle tanımladı

İçişleri Bakanlığı’nın  İngiliz uyruklu 4 teröristin iade edildiğini açıklarken ‘Yabancı terörist

Aşı girmeyen eve Azrail girer

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Özlem Sezen kızamık aşısının önemine dikkat

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL