27 Ocak 2021 Çarşamba

Mezarı bulunamayan 7 büyük hükümdar

mezari-bulunamayan-7-buyuk-hukumdar

Turistik bölgelerde ünlü insanların ebedi istirahat yerlerinin oldukça ilgi gördüğü çok açık. Kralların, kraliçelerin, şairlerin ve bilim insanlarının (en önde gelen Newton, Darwin ve Hawking dahil) mezarlarının yıllar boyunca milyonlarca ziyaretçiyi ağırladığı biliniyor. Örneğin Elvis Presley’in Graceland’a bulunan mezarı yalnızca bir yılda 750.000 ziyaretçi ağırlıyor.
11 Ocak 2021 Pazartesi 09:31

  Ancak tarihte daha da geriye gittiğinizde, birçok önemli figürün ebedi istirahat yerlerinin gizemini koruduğunu görüyoruz. Bu yazıda sizler için, hayatlarını çok iyi bildiğimiz fakat mezar yerleri kayıp beş önemli hükümdarı ele aldık. 

 

Asi Kraliçe BOUDİCA

 

Boudica (Boudicca ya da eski adıyla Boadicea olarak da bilinir) (ö. MS 60 ya da 61), MS 61 yılında Romalıların Büyük Britanya'daki işgalci güçlerine karşı bir isyan başlatan, Kuzey Britanya'nın Norfolk bölgesinde yaşayan Iceni kabilesinin kraliçesi.



 

Boudica'nın kocası ve varlıklı bir ön-Romalı olan Iceni kralı Prasutagus ölünce, İmparatorluğa bağlı krallıkların yaptığı gibi krallığını Roma'ya bırakmak yerine kızları ve Roma imparatoruna ortaklaşa olarak miras bıraktı. Roma kanunlarına göre kadınlar varis olamadığından İmparatorluk bu kararı reddetti ve procurator Catus Decianus tüm mülkünü el koydu. Krallık fethedilmiş varsayılarak İmparatorluğa katıldı. Prasutagus'un dul eşi Boudica kırbaçlanarak, kızlarına tecavüz edildi.

 

60 ya da 61 yılında Roma eyalet valisi Gaius Suetonius Paulinus'un Gallere doğru bir sefere çıkmasını fırsat bilen Iceni, Trinovanteler ve diğerlerini Boudica liderliğinde ayaklandılar. Vali Suetonius Paulinus ve Lejyonları tarafından kesin olarak yenilgiye uğratılmadan önce, Camulodunum (Colchester), Londinium (Londra) ve Verulamium (St Albans) şehirlerini yıkıp, talan ettiler. (Yıkılıp talan edilen üç şehirde ölenlerin toplamı aşağı yukarı 70,000-80,000 kişi arasındadır.) Britonlar sayıca Romalılardan fazla olduğu halde, Roma lejyonlarının mükemmel disiplin ve taktiği onlara mutlak bir zafer kazandırdı. Roma İmparatoru Nero'nun ortaya çıkan bu kriz karşısında adada bulunan tüm birlikleri geri çekmeyi tasarladığı sırada gelen Suetonius'un bu zaferi, adadaki Roma varlığını sağlamlaştırmıştır.

 

Bu olayların kayıtları, tarihçiler Tacitus ve Cassius Dio'nun, eserlerinden Rönesans döneminde yeniden öğrenildi ve Victoria devrinde, Kraliçe I. Victoria tarafından adaşı olarak ilan edilmesiyle birlikte Boudica'nın efsanevi ünü ortaya çıktı. Boudica, bu dönemden sonra Birleşik Krallık'ta önemli bir kültürel sembol olarak kalmıştır.

 

Mısır kralı AKHENATON

 

Akhenaton ya da IV. Amenhotep olarak da bilinir. Mısır yeni dönem 18. hanedanının bir firavunudur. Kraliçe Tiye ve III. Amenhotep'in genç olan çocuğudur. Büyük kardeşi Thutmosis babasından önce ölünce tahta önce ortak oldu, sonra da MÖ 1353-1336 ya da MÖ 1352-1334 yılları arasında 17 yıl (Mısır kronolojisinde değişir) firavunluk yaptı. Eşi Nefertiti'ydi.

 

Amenhotep Neferjeperura olarak bilinen Akhenaten (Akhenaton veya Akhenaten), saltanatının beşinci yılına gelindiğinde adını değiştirdi.

 

MÖ 15. asrın sonlarında veya MÖ 14. asrın hemen başlarında dünyaya geldi. Babası III. Amenhotep öldükten sonra tahta geçti. Tahta geçtiği ilk yıllarda aile adı olan Amenhotep'i (Amon'un hoşnut olduğu) kullandı. Beşinci senesinde adını değiştirerek Akhenaton (Aten'in hizmetkârı) ismini kullanmaya başladı ve aynı yılında geleneksel çok tanrılı Mısır dinini yasaklayarak tek tanrılı Aten dinini kurdu.

 

Kralığının 6. yılında yüz yıllardır Mısır'ın başkenti olan Teb'i terk ederek bugün Tel el Amarna olarak bilinen el değmemiş topraklara yeni bir başkent kurmaya karar verdi. Akhenaton, diğer tanrılara olan inancı yok etmek için tapınaklardan diğer tanrıların isimlerini sildirdi.

 

Akhenaton yaklaşık 15 yıl tahtta kaldı. Ölümünün ardından kurduğu din çöktü. Akhenaton'un şehri yerle bir edildi ve Horemheb döneminden itibaren "düşman" olarak kayıtlarda anıldı, daha sonraları ise onunla ilgili her şey yok edilmeye çalışıldı. Tâ ki, 19. yüzyılda keşfedilene dek yaklaşık 3000 sene Akhenaton'un ismi unutulup gitti.

 

Akhenaton'un hiç erkek çocuğu olmadığından öldüğünde yerine kızlarından biriyle evlenmiş olan Akhenaton'un isimsiz üvey kardeşi Smenkh-Ka-Re (Smenkhkare) adındaki dâmadı çok kısa süreliğine firavun oldu. Onun da ani ölümü üzerine Akhenaton'un oğlu Tutankhamon firavun oldu. Tutankhamon'un baba-bir kızkardeşi olan Ankhesenamen ile olan çocukları ya doğum öncesi ya da doğum sonrası öldü. Tutankhamon da 19 yaşında ölünce tahta Ay ya da Akhenaton'la hiçbir kan bağı ve akrabalığı bulunmayan fakat ordu komutanı olarak sahip olduğu güce dayanarak firavun olduğu zannedilen Horemheb geçti.

 

Kraliçe NEFERTİTİ 

 

Nefertiti (MÖ 14. yüzyıl), Mısır kraliçesi (hd MÖ 1379-62[1]), Mısır Firavunu IV. Amenhotep'in (sonradan Akhenaton) eşi, Firavun Tutankhamun'un kayınvalidesidir. Adının kelime anlamı "güzellik geliyor" ya da "güzelden gelen" anlamındadır.

 

Nefertiti Mısır'ın en güçlü kadınlarından biriydi. Çünkü Nefertiti kocası Akhenaton, yani firavunla aynı düzeyde bulunuyordu. Hatta firavunun uygulaması gereken cezaları ya da yapması gereken işleri yapabilme yetkisi vardı. Bu durum, Mısır'da alışkın olunan bir uygulama olmadığından halk ve din adamları hiç memnun değildi. Tahtta çok uzun süre kalamadıklarından dolayı bu memnuniyetsizlik uzun sürmedi. Akhenaton saraya yayılan salgın bir hastalıktan öldü. Nefertiti de ondan sonra bir süre tahtta kaldı ve öldü.

 

Mısır’ın en ünlü kraliçesi Nefertiti’nin mezarı yıllarca bir muammayı oluşturmuş ve hakkında binlerce lanet hikayesi uydurulmuştur. Bir yüzyıl kadar önce Krallar Vadisi’nde bulunan isimsiz üç mezardan birinin Nefertiti’ye ait olduğu gündeme gelmişse de bu yakın zamana kadar araştırılmamıştır. Birkaç yıl önce İngiliz Mısırbilimci Dr. Joann Fletcher bu tezin peşine düşmüş ve mezara girmeyi başarmıştır.

 

Yapılan incelemelerde bir kolu kesik (ya da kırık)olan mumyanın, henüz yaşarken gövdesinin sağ tarafına kesici aletle açılan bir yara sonucu öldüğü sonucuna varılmıştır. 30 yaşlarında bir kadına ait olan mumyanın sol kulağında çift küpe deliği görülmekte. Firavun dönemi Mısır’ın da Nefertiti bu şekilde kulak deldirmiş tek kadın olarak biliniyor. Mumya, özenle tahnit edilip mezarına yerleştirildikten kısa süre sonra mezar soyguncularının hedefi olmuş. Soyguncular kendilerinden beklendiği gibi mezardaki ve mumyadaki değerli mücevherleri ve eşyaları alıyor. Bunlar mumyanın mevkisi, gücü, cinsiyeti gibi özellikleri yansıtan alametler.

 

Ancak hırsızlar bir mumya için en kötü kehaneti gerçekleştiriyor. Mumyayı tahrip ediyorlar. İşlem o kadar kasti ki yüz ve özellikle ağız başlıca hedef seçilmiş. Başındaki peruk bile lime lime edilmiş. Ciddi bir öfke duyulan mumyaya en büyük kötülük yapılmış. Mumya hem canlılar aleminde hem de ölüler diyarında kimliksiz bırakılmış. Ruhun sonsuzluğa giden yolculuğu yarım kalıyor. İnanışa göre artık adını söyleyemeyecek ve tanrılar onu tanıyamayacak. İki dünya arasında kalmış bir ruh olarak sonsuza asla erişemeyecek

 

Büyük İSKENDER

 

Selanik’teki Büyük İskender heykeli.

İskender, MÖ 336’da babası II. Philip’in öldürülmesi üzerine Makedon hükümdarı oldu. 20 yaşındaki savaşçı, gücünü Yunanistan’da hızla pekiştirdi ve ardından egemenliğini genişletti. Pers İmparatorluğunu fethetti, İskenderiye de dahil 70’in üzerinde şehir kurdu ve Yunanistan’dan Hindistan’a kadar uzanan bir imparatorluk yarattı.

 

Bütün bunları neredeyse on yıldan biraz fazla bir sürede başardı. Sonrasında ise MÖ 323’te, 32 yaşındayken, kesin olmamakla beraber, yüksek ateş sebebiyle hayatını kaybetti. Önce Memphis’e gömüldü, ardından cesedi İskenderiye’ye taşındı. Birkaç yıl boyunca oldukça cömertçe tasarlanmış mezarı sanki bir tanrıymış gibi ziyaret edildi.

 

MS 356’ya geldiğimizde ise doğa, Pers ordularının yapamadığını yaptı. Bir tsunami, sonrasında gerçekleşen bir dizi deprem ve yükselen deniz seviyeleri adeta İskenderiye’yi devirmek için birleşti. O zamanlar kıyı şeridi olan çoğu bölge, şimdi sular altında kaldı. Su altında olmayan geri kalan bölgeler ise muhtemelen yeraltında kaldı. 

 

Eskinin üzerine yeni bir şehir inşa edildi. Böylece İskender’in mezarı, denizlerin altında kalmadıysa, muhtemelen toprak katmanlarının ve yakın tarihin altında kayboldu.

 

Yıllar boyunca, pek çok arkeolog, İskender’in mezarını arayan kazılara liderlik etti. Fakat konuyla ilgili ulaşılan başarılar oldukça az. Bununla birlikte, yer altı nesnelerini tespit etmek için bir elektrik akımı kullanılan, Elektrik özdirenç tomografisi (ERT) gibi yeni arkeolojik tekniklerin ortaya çıkmasıyla, ilgi çekici ipuçlarına ulaşıldı. İskenderiye’de çalışan bir arkeoloji ekibi, Büyük İskender’in mezarına yaklaştıklarını düşündüren birkaç bulguya rastladıklarını açıkladı. Ancak şu ana kadar gizemi hala çözülememiş durumda.

 

Mısır’ın son kraliçesi KLEOPATRA

 

MS 1. yüzyıla tarihlenen Kleopatra’nın ölümünden sonra yapılmış portresi. Herculaneum, Roma, İtalya

Kleopatra her zaman, krallığının bağımsızlığını Roma’dan korumaya çalıştı. Destekçisi ve belki de aşığı Julius Caesar’ın ölümünden sonra, Caesar’ın yeğeni ve varisi Octavianus’un egemenliğini Mısır’a yaymasını önlemek için, sevgilisi ve üç çocuğunun babası olan Romalı komutan Marcus Antonius ile birlikte hareket etti. Evet biraz pembe dizi tadında olduğunu söyleyebiliriz…

 

Sonunda başarısız oldu. Octavianus galip geldiğinde Marcus Antonius intihar etti. Plutarhos’a göre, kısa bir süre sonra, ister sevgilisinin kaybından dolayı (daha romantik versiyon), ister yenilginin ve ardından gelen köleliğin aşağılamasından kaçınmak için (daha muhtemel versiyon) olsun, Kleopatra kendini bir yılana ısırtarak öldürdü.

 

Romalı tarihçi Cassius Dio, Octavianus’un (yakında Augustus Caesar olacak) bir galibin nezaketiyle Kleopatra’nın sevgilisinin yanına gömülmesini emrettiğini anlatır. Ama nereye? Muhtemelen İskenderiye, ama burada zaten bildiğimiz başka bir problem var. Olasılıkla Kraliçe ve eşinin gömüldüğü alan şu anda sular altında.

 

İskenderiye’nin yaklaşık 48 km batısındaki Taposiris Magna’da çalışan bir arkeolog ekibi, kraliçenin mozolesinin orada bulunabileceğini öne sürdü. Ancak bu iddiayı destekleyecek çok az kanıt var. Liverpool Üniversitesi’nde bir Mısırbilimci olan Glenn Godenho, Kleopatra’yı bu bölgeye bağlayan kanıtların portresinin basılmış olduğu sikkelerle sınırlı olduğunu söylüyor. Bu, sadece yerin hükümdarlığı sırasında kullanıldığını doğruluyor, konumla herhangi bir kişisel bağlantısı olduğunu değil. Mısır’ın trajik kraliçesinin mezarı muhtemelen hep bir sır olarak kalacak.

 

Hunların kralı ATTİLA

Attila, Hunları MS 440’dan 453’e kadar yönetti ve Roma İmparatorluğu’nu tehdit eden birçok kabileyi mağlup etmesine rağmen, yine Romalılar için büyük bir sıkıntı olmayı da başardı. Attila, Alpler’den Hazar Denizi’ne uzanan bir imparatorluğu devraldıktan sonra, Romalılarla bir anlaşma müzakere etti ve bu anlaşma, Attila’ya koruma vergisi ödenmesini de içeriyordu. Romalılar ödeme yapmayınca Attila saldırdı ve şehirlerini yağmaladı. Baskınlarının Roma’nın düşüşünde önemli bir faktör olduğu düşünülüyor.

 

Hun liderinin taktikleri o kadar sert ve kanlıydı ki bugün bile Attila ismi bazı bölgelerde kötü bir çağrışım yapar. 

 

Şaşırtıcı bir şekilde, Attila savaşta değil yatağında ölmüştü. Tarihçi Edward Gibbon, Roma İmparatorluğu’nun Gerileme ve Düşüşü’ndeki dönemde Attila’nın korkunç, kanlı ve büyük olasılıkla doğal ölümünü şöyle anlatıyor: ‘Attila sırtüstü yatarken bir arter aniden patladı, burun deliklerinden bir geçit bulmak yerine akciğerlere ve mideye akan bir kan seliyle boğuldu.’. Dönemin tarihçileri buna sebep olarak düğün ziyafetinde tükettiğin ağır içkileri gösterdi.

 

Hikâye, Attila’nın cesedinin, biri demir, biri gümüş ve diğeri altından oluşan üç iç içe geçmiş tabuta gömüldüğünü anlatır. Onu gömen adamlar, mezar yerini ortaya çıkarmamaları için öldürüldü. Mezarın şu anda Macaristan’da bir yerde olduğuna inanılıyor, ancak tam yeri, bu liste de ele almamızdan da belli olacağı gibi, hala bir gizem. Bir başka ihtimal ise, eğer mezar çok öncesinde bulunmuş ve ölümünden sonra talan edilmişse, Roma İmparatorluğu’nu neredeyse yıkan adamın son istirahat yerini asla bilemeyeceğiz.

 

Moğolların hükümdarı CENGİZ HAN

 

Cengiz Han, 14. yüzyıldan kalma Yuan dönemi albümünde yer alan tasviri. Şu anda Tayvan, Taipei’deki Ulusal Saray Müzesi’nde bulunuyor.

Cengiz Han, savaşan düzinelerce kabileden meydana gelmiş bir yığından oluşan Moğolistan’ın tamamını liderliğinde birleştirdi. Sonra ise Asya’nın geri kalanına geçti. Öldüğü zaman, imparatorluğu Pasifik Okyanusu’ndan Hazar Denizi’ne kadar uzanıyordu.

 

Becerileri fetihle sınırlı değildi, ancak çok zeki olsa da acımasız bir savaşçıydı. Bugün bile Moğolistan’da bilindiği adıyla Büyük Han, halkına nüfus sayımı, posta servisi ve yazı dili getirdi. Hükümetine bir meritokrasi sistemi kurdu, din özgürlüğünü destekledi ve krallığında işkenceyi yasakladı. Muhtemelen avlanırken attan düştükten sonra, MS 1227’de Çin’de bir kamp sırasında öldü. Oğulları, babalarının vasiyeti üzerine, cesedini işaretsiz bir mezara gömmek maksadıyla Moğolistan’a geri götürdü. Babalarının bu isteğine saygı göstermek için biraz zahmete katlandılar. Efsaneye göre Cengiz Han bir tabutun içine kondu ve derin bir çukura gömüldü. Sonra 10.000 at, mezarı gizlemek ve hiçbir iz bırakmamak için bölgede koşturuldu. 

 

Kuzeydoğu Moğolistan’daki Khentii Dağları’nda, doğduğu yerin yakınında bir yere gömüldüğü düşünülüyor. Mezar yerini bulmak için yere nüfuz eden radar, manyetometreler, uydu görüntüleri ve insansız hava araçları gibi modern teknikler kullanılıyor.

 

Ancak, konuyla alakalı büyük bir engel var ki: Büyük Han, Moğolistan’da hala saygı görüyor. Yüksek teknolojiden destek alan bir arkeoloji yöntemi ile, 10.000 atın saklamaya çalıştığı şeyi bulabiliriz. Ama Büyük Han’ın soyundan gelenler muhtemelen bunu istemeyecek ve mezarı sonsuza kadar rahatsız edilmeyecek.

 

ARKEOFİLİ

Haberin etiketleri:

ATTİLA, Cengiz Han, Kleopatra


Haber okunma sayısı: 1278

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

10-korkunc-arkeolojik-kesif

10 Korkunç arkeolojik keşif

24 Ocak 2021 Pazar 21:09
beyaz-sarayin-hayaletleri

Beyaz sarayın hayaletleri

23 Ocak 2021 Cumartesi 16:29
kral-midas-efsane-mi-gercek-mi

Kral Midas efsane mi, gerçek mi?

20 Ocak 2021 Çarşamba 18:00
mary-celeste-gemisinin-laneti

Mary Celeste gemisinin laneti

18 Ocak 2021 Pazartesi 11:33
buyuk-giza-piramidi-ne-icin-yapildi

Büyük Giza Piramidi ne için yapıldı?

16 Ocak 2021 Cumartesi 18:20
zehir-kralicesi-giulia-tofana

Zehir kraliçesi Giulia Tofana

14 Ocak 2021 Perşembe 17:35

ÜLKE GÜNDEMİ

Aşılar nerede, neler dönüyor?

Meclis’te basın toplantısı düzenleyen HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, İrfan Fidan’ın AYM'ye

Diyanet'ten Berhan Şimşek’e yalanlama

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, 22. Dönem Milletvekili Berhan Şimşek’in Cuma

CHP’den yeni sistem önerisi

CHP’nin yeni parlamenter sistem önerisi çalışmalarında son aşamaya gelindi. MYK'ye sunulan çalışmada seçim

Yetişkin işsizler işe, çocuk işçiler okula!

DEVA Partisi Gençlik Politikaları Başkanı Doğa Şanlıoğlu "Çocuklar bir iş gücü değil, hayalimizdeki

Erkekler yüzde 84, kadınlar yüzde 73 oranında 'online'

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması 2020”

Korona hastası 2.442.350 vefat 25.344

Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı 26 Ocak Salı gününün corona tablosuna göre son 24 saatte 134 kişi

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL