23 Ekim 2019 Çarşamba

Kimdi bu Avrupayı titreten Barbarlar?

kimdi-bu-avrupayi-titreten-barbarlar

Günümüzde, genellikle medenileşmemiş veya kötü insanları ve bu insanların kötü edimlerini belirtmede kullanılan “barbar” kelimesinin kökeni Antik Yunan’a dayanıyor ve ilk olarak yalnızca, çevreden olmayan veya Yunanca konuşmayan kişileri nitelediği biliniyor.
03 Ekim 2019 Perşembe 22:48

 Ancak, artık bu kelimenin anlamı Yunanca kökeninden çokça uzakta. ABD Başkanı Barack Obama, 2012’de New York’ta yaptığı konuşmada isabetli bir şekilde bu kelimeye değinerek “Küçük bir oğlan kaçırılır da ölmeye ve öldürmeye zorlanıp bir çocuk askere dönüştürülürse bu kölelik olur. Yoksulluk çeken ailesi tarafından satılan küçük kızlar-benim kızlarımla yaşıt olanlar- evden kaçar veya daha iyi bir hayata kavuşma vaatleriyle tuzağa düşürülür, sonra genelevlerde hapsedilir, direndiklerinde de işkence görürlerse bu yine kölelik olur. Bu barbarcadır, kötüdür ve medenileşmiş bir dünyada bunun yeri yoktur.” diyor.

Elbette ki Obama “barbarca” ifadesini kullandığında, New York dışındakileri veya Yunanca konuşmayan kişileri kastetmiyordu, burada söz konusu genel anlamda kötüler ve onların kötü edimleriydi. Gerçekte, barbar kelimesinin anlamı zaman içerisinde ciddi ölçüde değişti, öyle ki bu kelime herkes için istisnasız negatif bir anlam ifade etmiyor.

 

Yunanca Kökeni



Salamanca Üniversitesi’nden Klasik Çalışmalar profesörü Juan Luis Garca Alonso’nun “Kimlik(ler): Multikültürel ve Multidisipliner Bir Yaklaşım” (Coimbra University Press, 2017) adlı kitapta yayımlanan bir çalışmasında belirttiği üzere “barbar” kelimesi, 3.200 yıl önce günümüz araştırmacılarının “Miken” olarak adlandırdıkları medeniyetin Yunanistan’ın büyük bir bölümünü kapladığı dönemde kullanılan antik Yunanca kelime βάρβάρος’tan (varvaros) türedi.

 

Yunan anakarasındaki yer alan büyük bir Miken kenti olan Pilos’ta bulunan kil tabletlerde bu kelimeye rastlanıyor. Alonso “Pilos’ta ele geçirilen kil tablet koleksiyonunda, kelimenin şehir dışından olan kimseleri nitelediğini görüyoruz” diye yazıyor.

 

Bazı araştırmacılar “barbar” kelimesinin muhtemelen, Yunanca konuşan kimselerin Yunanca konuşmayanların kekelemeye benzettikleri seslerini taklit etme amacıyla oluşmuş olabileceğini öne sürüyor.

 

Crete Üniversitesi’nden Tarih ve Arkeoloji profesörü Konstantinos Vlassopoulos “Yunanlar ve Barbarlar” adlı kitabında (Cambridge University Press, 2013), “ Hiç şüphe yok ki Arkaik dönemde (2.700 yıl önce) kelimenin en temel anlamlarından biri dilbilimseldi: barbarlar Yunanca konuşmayanlardı.” diye yazıyor.

 

Yunanca konuşmayan insanlar iyi niyetli veya tam tersi düşmanca olabilirlerdi. Herodot Yunanistan’ı istilan eden Perslerin Termopil geçidinde Spartalı askerlerle savaşını anlatırken onlardan “barbarlar” olarak bahseder.

 

Vlassopoulos Antik Yunanların kelimeyi bazen kafa karıştırıcı ve çelişken bir tarzda kullandığını belirtiyor. Bu durum Antik Yunanların, en azından Büyük İskender’in zamanına kadar, kimin Yunanca konuşup kimin konuşmadığı hususunda bir anlaşmaya varamamış olmalarından kaynaklanıyor. Vlassopoulos, kitabında o dönemde belirli derecelerde karşılıklı olarak anlaşılabilir çeşitli yerel ve bölgesel lehçelerin varlığından da bahsediyor.

 

Barbarlar ve Roma

Barbar kelimesinin anlamı, birçoğu Yunanca konuşmayan Romalılar kelimeyi tüm yabancıları, özellikle de imparatorluk sınırlarını ihlal eden büyük çeşitlilikteki insanları nitelemek için kullandıklarında bir dereceye kadar değişmişti.

 

Barbarlar asla tam olarak bir arada bulunmuyordu. Bazıları Roma İmparatorluğu’nu talan ederken diğerleri müttefikçe davranıyordu. Çok sayıda farklı grup vardı ve bu grupların imparatorluğa bağlılıkları zamanla değişiyordu.

 

Yale Üniversitesi’nden kıdemli araştırmacı ve okutman Walter Goffart “Barbar Akınları: Göç Çağı ve Sonraki Roma İmparatorluğu” (University of Pennsylvania Press, 2006) adlı kitabında, “ Roma, diğerlerinin yanı sıra, aktif olarak Gotlarla, Vandallarla, Herullarla, Suebilerle, Saksonlarla, Gepidlerle ayrıca Sarmatlarla, Alanlarla, Hunlarla, Avarlarla, Piktlerle Carpilerle ve İsauralılarla uğraşıyordu” diye yazıyor. Bu gruplardan biri olan Bavariilerin, yumurtaya benzer bir şekli olması için kafataslarını modifiye ettikleri biliniyor.

 

O dönemdeki en ünlü “barbar” hiç şüphesiz, Hun İmparatoru Attila’ydı. Diğer barbar grupları da denetim altına alan büyük bir imparatorluğu yöneten Attila, hükümdarlığının ilk zamanlarında diğer bir barbar grup olan Burgundiyalılar karşısında Romalılara müttefik oldu. Ancak, daha sonra Romalılara düşman olarak Fransa’da karşılarına yürüdü. Romalılarsa bunun ardından yine barbar olan Vizigotlarla müttefik oldu ve Attila’yı bozguna uğrattı.

 

“Barbar” kelimesi Roma İmparatorluğu’ndaki herkes için olumsuz bir anlam ifade etmiyordu. Hristiyan rahip Salvian, MS 440’lerde, “neredeyse tüm barbarlar, en azından tek bir ırktan ve soydan olanlar, birbirlerini sever, oysa Romalılar birbirlerine zulmederler” diye yazar.

 

Yoksul Romalıların barbarlardan yardım dilediğini de belirten Salvian’ın yazdıkları arasında “Şüphesiz, barbarlarda Romalı insaniyetini arıyorlar, zira Romalılarda barbar insaniyetsizliğine dayanamazlar.” ifadesi ayrıca dikkat çekiyor.

 

Yüzyıllar boyunca yakıp yıkmanın, harap ve mahvetmenin yerine kullanılan Barbar (Vandal) kelimesi günümüzde tahrip etmenin eş anlamlısı sayılıyor. Gerçekte, bir Germen kabilesi olan ve 455’de Roma’yı hakimiyetleri altına alan Vandallar böylesi bir ifadeyi hak etmiyor.

 

Romalı doğa bilgini, tarihçi ve ansiklopedi yazarı Büyük Plinius’un MS 77’de barbarlii (Vandilii) olarak bahsettiği kabile Vandallara ilişkin ilk yazılı atıf olarak kabul ediliyor. Ancak, kökenleri bilinmeyen barbarların (Vandalların) erken tarihleri de tartışmalı. Günümüzde Almanya’nın bulunduğu topraklara İskandinavya’dan göç ettikleri düşünülüyor. Hatta şu an Polonya’nın kapladığı bölgede yaşanmış bir Demir Çağı kültürü olan Przeworsk kültürünün üyeleri olabilecekleri de söyleniyor.

 

Vandallar MS 2. yüzyılda Roma İmparatorluğu’yla savaşmaya başladı. İki taraf arasında Tuna Nehri boyunca MS 160’lardan 180’e kadar süren Markomani Savaşları da dahil birçok savaş yaşandı.

 

Hareket halinde bir halk

 

Roma’ya doğru daha da büyük bir göç Hunların MS 370’lerin ilk yıllarında barbarların da içinde olduğu “barbar” kabilelerini güneye ve barıya doğru itmesiyle başladı. Bu dönem sırasında Barbarlar Hristiyanlığı kabul edip Ariusçuluk’u benimsedi. İsa’nın tanrısallığının reddedildiği bu inanç Barbarların kiliseyle karşı karşıya gelmesine neden oldu.  

 

Göçe devam ettikçe, gittikleri yerlerde yerel halkla rekabete giriyor ve giderek daha fazla toprak kazanıyorlardı.  MS 406’da Ren Nehri’ni geçerek önce Galya’ya daha sonra ise Kuzey Afrika’ya gittiler. MS 439’da günümüz Tunus’unda yer alan Kartaca’yı ele geçirdiler.

 

 

Vandal (barbar) kralı Gaiserik’in siliquası


Genserik olarak bilinen Vandal kralı Gaiserik, Kartaca’yı barbarların başkenti yaparak yıllar geçtikçe daha fazla Roma toprağı ele geçirmeye başladı. Kartaca’nın Akdeniz’deki stratejik konumundan büyük bir avantaj kazanan barbarlar kısa sürede dişli bir deniz kuvveti haline geldi.  Tarihçi Thomas J. Craughwell Romalılar Gaiserik’in Kuzey Afrika’daki halkına denizden bir saldırı düzenleyecek olsaydı Akdeniz’deki barbar donanması Roma gemilerini daha Karaca’ya bile gelmeden alıkoyabilirdi” diye yazıyor.

 

Böylesi bir gücün karşısında çaresiz kalan Roma İmparatorluğu barbarların Roma’yı rahat bırakacaklarını garanti eden bir anlaşma yapmak durumunda kaldı.  barbarlar ise Roma’nın giyim ve sanatı da dahil birçok yönünü benimsedi.

 

Anlaşmanın ihlali

 

Ancak açıkgözlü barbar kralı parçalanan Roma’yı iyi gözlemliyordu.  Petronius Maximus’un 455’de Roma imparatoru III. Valentinianus’u öldürmesiyle Gaiserik de aradığı fırsatı buldu ve Roma’yla varılan anlaşmanın geçersizliğini ilan ederek Roma’ya yürümeye başladı.

 

Barbarların Roma’ya yaptığı vurgun tarih kitaplarına konu olmuşsa da birçoklarının sandığı gibi vahşet dolu bir olay değildi. Kilise kendilerini kâfir ilan etmiş olsa da Roma’yı harap etmemeleri konusunda ikna eden Papa I. Leon’la görüşerek anlaşmaya varmışlardı. Kenti yağmalamışlar, ancak binalara zarar vermeden yurtlarına dönmüşlerdi.

 

Barbarların Roma’yı yağmalarken gösteren illüstrasyon.


Vurgunu yıllar süren çatışmalar izledi. MS 460 ve 475 yılları arasında Vandallar, kaybettiğini geri almaya niyetli bir Roma’yı geri püskürttü. Ancak, Gaiserik’in ölümü yaklaşan sonlarının habercisi oldu. Romalılar 533’de Kuzey Afrika’yı geri alarak barbarları temelli defettiler.

 

Krallıkları son bulmuştu, ancak mirasları hiçbir zaman yok olmadı. Zamanla olumsuz bir anlam kazanan  Barbar (vandal) kelimesi günümüzde, belki de adaletsizce, bu ilginç halkın Roma’ya yaptığı vurgunla ilişkilendiriliyor.

 

Danimarka’daki geniş bir sulak alanda çalışan arkeologlar, kuzey Avrupa’daki “barbar” savaşları hakkında geleneksel fikirlere meydan okuyan 2000 yıllık insan kalıntılarını ortaya çıkardılar. Araştırma, aynı zamanda, Cermen kabilelerin savaşlarını nasıl andıklarına dair de benzersiz bir bakış sunuyor.

 

Neler bulundu?

Arkeologlar, Danimarka’nın Jutland Yarımadası’ndaki Mossø Gölü’nün kıyısındaki 185 dönüm sulak alan boyunca en az 82 kişinin kalıntılarını içeren 2.095 insan kemiği ve kemik parçası buldu.

 

Bilimsel çalışmalar, bireylerin çoğunun genç erkek yetişkinler olduğunu ve hepsinin MS 1. yüzyılın başlarında tek bir olayda öldüğünü gösterdi. Kalıntılar üzerinde iyileşmemiş travma yaraları ve aynı zamanda silah buluntuları da bireylerin savaşta öldüğünü gösterdi.

 

Ekip, 185 dönümün tamamını kazmadı, ancak araştırmacılar kazılan kalıntıların dağılımına dayanarak, yaklaşık 2.000 yıl önce, 380’den fazla insanın göl kıyısındaki vahşi sulara karışmış olabileceğini tahmin ettiler.

 

Keşif neden çok önemli?

Bulgular, Demir Çağı Avrupa’sındaki tahmin edilen ordu büyüklüklerini önemli ölçüde artırıyor.

 

Antik Romalı yazarların Germania’nın “vahşi ve zalim” “barbarlar” hakkındaki tüm kayıtlarına rağmen, Cermen kabilelerin savaş kabiliyetleri hakkında çok az şey biliyoruz.

 

(Kimdi Bu Barbarlar?)

 

Almanya’da (özellikle Teutoburg Ormanı Savaşı çevresinde yoğunlaşan) bilinen az sayıdaki savaş alanı, çok iyi korunmuş kalıntıların arasında çok az yer kaplıyor ve büyük “barbar” orduların gerçekte ne kadar organize oldukları ve nasıl organize edildiğiyle ilgili soruları yanıtlayamıyor.

 

 

Yetişkin bacak kemikleri, savaş alanından alınmış ve bataklık alanına getirilmiş. C: PNAS

 

Yüzlerce insandan oluşan bir ordunun bölgedeki Demir Çağı köylerinin nüfus ölçeğini aşması, bir savaş bandına bu kadar çok erkek savaşçıyı uzak mesafelerden almak için doğru örgütlenme ve liderlik becerilerini gerektirdiğini düşündürüyor.

 

Arkeolog Peter Bogucki (bu çalışmada yer almıyor) şimdiye kadar, Demir Çağı güney İskandinavya’sındaki savaş gruplarının yaklaşık 80 kişi olduğunun düşünüldüğünü, bunun Hjortspring’de bulunan ritüel silahlara dayanan bir tahmin olduğunu belirtiyor.

 

“Eğer bu makalenin tahminleri doğruysa, bu ordular birkaç kat daha büyük olabilir.”

 

İnsanlar neden bataklıkta savaşıyordu?

Burada gerçekten ilgi çekici olan nokta şu: İnsan kalıntılarının birçoğu, sulak alanın içine girmeden altı ay ya da bir yıl önce kemirgen hayvanlar tarafından yapılmış çiğneme izlerini taşıyor.

 

Diğer kemikler kasıtlı olarak diğer bölgelerden getirilen taşlarla bir araya toplanmış ve bir durumda, dört farklı şahıstan kalça kemiği parçaları bir ağaç dalı üzerinde işlenmiş.

 

Bu durum araştırmacıları, bir süre sonra kalıntıların henüz keşfedilmemiş bir savaş meydanından toplandığını ve ritüel olarak bataklığa atıldığından şüphe etmelerine yol açıyor. Ancak, buranın güney bölgelerinde, iskelet kalıntıları toplanırken kolayca göz ardı edilebilecek birçok küçük kemik ortaya çıkarılmıştı. Bu durum, arkeologlara, gerçek savaş alanına çok yakın olabileceğini gösterebilir, diyor çalışmanın eş yazarı Mads Kähler Holst.

 

Bogucki, kuzey Avrupa’daki bataklıkların ve sığ göllerin binlerce yıllık ritüelistik ve törensel önemine dikkat çekerek, bir süre sonra savaş alanından cesetlerin kaldırıldığına inanıyor ve bataklıktaki müdahalelerin büyük olasılıkla onların anılarını anmaya çalışan insanlar tarafından yapıldığını söylüyor.

 

“Bu, savaştan sonra yapılan bir anma durumu. Kasıtlı olarak olayın toplu bir şekilde anısını yaratmaya çalışıyorlardı.”

 

1. yüzyılda Avrupa’nın çoğunda Cermen kabileleriyle savaşmış olsalar da, Roma orduları bu savaşları hiçbir zaman güney İskandinavya kadar kuzeye taşımamıştı ve ekip bu savaşta doğrudan Roma’nın katılımı için kanıt bulamadı.

 

Holst, “İskeletlerdeki travmalar izleri, iyi donanımlı bir Cermen ordusuyla karşılaşmalarından beklediğimiz gibi gerçekleşmiş.” diyor.

 

Barbar diye kime denir?

Barbar kelimesinin tanımı modern zaman araştırmacıları ve halk arasında daha da karmaşık ve kafa karıştırıcı bir hal alıyor. İleri Araştırmalar Enstitüsü’nden Nicola Di Cosmo “Antik Çin ve Düşmanları: Doğu Asya Tarihinde Göçebe Güçlerin Yükselişi” adlı kitabında (Cambridge University Press, 2002), “Medeniyetlerin paylaştığı ortak bir özellik varsa o da kendilerini yalnızca kendi düşmanlarına karşı değil aynı zamanda medeniyetin düşmanlarına, barbarlara, karşı korumaya dair ideolojik ihtiyaçlarıdır” diye yazıyor. “Medeniyet ve düşmanları arasındaki bu zıtlık, dünya tarihinde rastladığımız hala sürmekte olan büyük mevzulardan biri olarak kabul edilebilir.”


Örneğin Çinliler, Yi halkı gibi savaştıkları insanları nitelemek için İngilizceye kimi zaman “barbar” olarak çevrilen ifadeler kullanıyor.


Bazı insanlar, İzlanda’yı kolonileştirmelerine ve Yeni Dünya’ya açılmalarına olanak sağlamış gelişmiş denizcilik tekniklerine sahip olmalarına rağmen Vikinglerin barbar olduklarını düşünüyor.


Hatta günümüzde bazıları, antik dönemlerde kullanılan tıbbi yöntemleri, hala kullanılıyor olsalar da “barbarca” olarak niteliyor.


Antik Yunanlar için barbar, çevreden olmayan veya Yunanca konuşmayan kimselere deniyordu, bu kimselerin iyi veya kötü niyetli olması işi değiştirmiyordu. Zamanla bu kelime Antik Yunanların muhtemel artık tanıyamayacağı bir noktaya kadar değişti.

 

Haberin etiketleri:

roma, barbar, vandal, hunlar


Haber okunma sayısı: 82

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

enkinin-14-tableti

Enki'nin 14 Tableti

19 Ekim 2019 Cumartesi 18:35
antik-cin-mezarinda-gizemli-bulgu

Antik Çin mezarında gizemli bulgu

16 Ekim 2019 Çarşamba 10:38
dunyanin-altindaki-sehirleri-kim-yapti

Dünyanın altındaki şehirleri kim yaptı?

12 Ekim 2019 Cumartesi 20:20
berber-cerrahlarinin-kanli-tarihi

Berber Cerrahlarının Kanlı Tarihi

08 Ekim 2019 Salı 22:07

ÜLKE GÜNDEMİ

Yargı paketi dördü bulabilir

Meclis’e sunulması beklenen yeni yargı paketindeki teklif sayısının dörde çıkabileceği belirtildi. Pakette,

İktidar 'yargı reformu' diyerek göz boyuyor

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Barış Atay Mengüllüoğlu, Meclis'te düzenlediği basın

İstanbul'da su sıkıntısı yok

İstanbul'da barajların doluluk oranı normal değerlerde ve bir su sıkıntısı bulunmuyor.

İran'dan bazı çatlak sesler geliyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya ziyareti öncesi yaptığı açıklamada, Barış Pınarı Harekâtı’nın,

Liyakatın önemini gördünüz mü sayın Erdoğan?

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Prof. Dr. Gülnur Aybet'in ABD medyasına Barış Pınarı

Eğitim alanı TÜRGEV'e mi verilecek?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Denizli'de eğitim alanı olarak

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL