23 Kasım 2017 Perşembe

Dünyanın unutmak istediği 9 ada

dunyanin-unutmak-istedigi-9-ada

Bir ada izola edilirse, kötü şeylerin olması için mükemmel bir yer haline gelir.Gemi travmalarından, yamyamlığa ve nükleer denemelere kadar bazı adalar korkunç trajedilerin merkezi olmuştur. İşte sizi ürkütecek 9 adanın akıl almaz hikayesi General Slocum faciası
25 Ekim 2017 Çarşamba 21:36

 Gruinard Adası

 

1942'de İngiliz hükümeti, Şarbon hastalığının araştırılması ve bazı deneyler yapılması için bir ada satın almaya karar verdi. Kuzeyde İskoçya'nın kıyısından yalnızca birkaç yüz metre uzaktaki Gruinard Adası seçildi ve çalışmalar başladı.

 

Yapılan deneyler tamamen ters gitti ve adanın tamamı Şarbon hastalığının pençesine düştü. Önce deney yapılan tüm hayvanlar hayatını kaybetti. Daha sonra ise az sayıdaki ada nüfusunda hızlı ölümler gerçekleşti ve yapılan araştırmalar sonucunda bu ölümlerin %95 oranında şarbondan olduğu belirlendi.



 

Tepkilerin artması üzerine İngiliz hükümeti apar topar laboratuvarları kapattı ve bilim insanlarını adadan çekti. Ama hastalık devam etti ve ada yerel halk tarafından da tamamen boşaltıldı. 1950’li yıllarda ise adanın sahibi İngiltere’ye dava açtı. 80’li yıllarda İngiliz bilim insanları özel koruma çeperleri ile adada temizlik başlattı ve 1990 yılında ada temiz ilan edildi. Buna rağmen birçok bilim insanı hastalığın tüm adanın artık DNA’sına yerleştiğini ve kapatılması gerektiğini savundu. Ada hala boş ve gelmiş geçmiş en tehlikeli ve uğursuz yer olarak kabul ediliyor. Bu boş ada çevresindeki diğer adalarda yaşayan insanlar geceleri Gruinard Adası’ndan tuhaf sesler geldiğini ve ölülerin ruhlarının çevrede dolaştığını söylüyor. Eh, bu da işin doğaüstü kısmı elbette.

 

Brown Adası

 

Sanayi devriminin sonlarında mühimmat laboratuvarları bugün olduğu kadar güvenli değildi. Henüz teknoloji tam olarak gelişmemişken bomba ya da patlayıcı özelliği olan diğer silahların nasıl saklanması gerektiği bilinmiyordu.

 

Bugün ABD sınırlarında yer alan Brown Adası da yüksek tahribat gücüne sahip birçok bomba ve silah üretimi ve depolaması için kullanılıyordu. 13 Mart 1863’te büyük trajedi gerçekleşti ve Mary Ryan adındaki İrlandalı bir göçmen temizlik yaptığı sırada istemeden de olsa depolardaki barut ve bombaların ateş almasına neden oldu.

 

Sonrasında gün boy süren patlamalar, yangınlar derken Brown Adası bugün bile anılan uğursuz lakabını elde etti. Trajedinin sonunda 45 kişi ölmüştü ama daha kötüsü birçok yaralının artık eski uzuvlarına sahip olmamasıydı. Bu trajedinin ardından ada nüfusunda ciddi azalmalar yaşandı.

 

Nazino Adası

 

Nazino Adası, Moskova'nın 2400 kilometre kuzeydoğusunda yer alan ve nüfusu yok denecek kadar az olan bir adaydı.

 

Sovyetler Biriliği döneminde  yüz kızartıcı suçlara bulaşanlar ya da sisteme karşı gelenler adalara sürülürdü. 

 

Stalin, komünizme direnen Ukraynalıları kıtlık yoluyla öldürürken, diğer pek çok halkı da sürgüne göndererek katletti. 


"Sürgün" adı altında yapılan bu uygulamalar, milyonlarca insanın hayatına mal oldu. Başta Kırım Türkler'i olmak üzere, Sovyetler Birliği içindeki pek çok azınlık, bir gecede evlerinden silah zoruyla söküldüler ve binlerce kilometre uzaklardaki ölüm tarlalarına gönderildiler. Sadece yolda ölenlerin sayısı yüz binleri bulmaktadır.

 

Bir komünist parti görevlisinin bu sürgünler hakkında kaleme aldığı aşağıdaki notlar, sürgünün Sovyet dilinde "toplu cinayet" anlamına geldiğini göstermektedir:

 

29 ve 30 Nisan 1933'te, Moskova ve Leningrad'dan trenle bize iki konvoy sınıfsızlaştırılmış unsur gönderildi. Konvoylar, Tomsk'a gelince mavnalara yüklenerek biri 18 Mayıs'ta, diğeri 26 Mayıs'ta, Obi ve Nazina ırmaklarının koylarındaki Nazino Adası'na götürüldü. Birinci konvoyda 5070, ikincisinde 1044 kişi olmak üzere, toplam 6114 sürgün vardı. Taşıma şartları korkunçtu: yiyecek çok az ve çok kötü; yer kapasitesi ve solunacak hava yetersiz; en zayıflara musallat olan hastalıklar… Sonuç: günde, ortalama 35-40 kişilik bir ölüm oranı. Bununla birlikte, bu koşullar, mahkumları Nazino Adası'da bekleyenlerle karşılaştırıldığında gerçekten lüks sayılırdı. Nazino Adası, üzerindeki tek bir ev bile bulunmayan tamamen bakir bir yer… Yiyecek, tohum, alet yok. Yeni yaşam böylece başladı. İlk konvoyun gelişinin ertesi günü, 19 Mayıs'ta, kar yağmaya başladı, rüzgar sertleşti. Acıkmış, zayıflamış, başlarında dam, ellerinde alet… bulunmayan mahkumlar, kendilerini çaresiz bir durumla karşı karşıya buldu. Soğuktan korunabilmek için, sadece ateş yakabiliyorlardı. Yavaş yavaş ölmeye başladılar… ilk gün, 295 ceset gömüldü… Sürgünlerin adaya gönderilmesinin ancak dördüncü ya da beşinci günü, yetkililer gemiyle kişi başına yalnızca birkaç yüz gram düşen un gönderdi. Bu acınacak kadar az olan tayınlarını alanlar, kıyıya koşuyor ve şapkalarında, pantolonlarında ya da ceketlerinde, bu unun birazını sulandırmaya çalışıyordu. Fakat, çoğunluğu unu olduğu gibi yutmaya çalışıyor ve çoğunlukla da boğularak ölüyordu. Adada geçirdikleri günler boyunca mahkumlar, azıcık bir undan başka bir şey alamadı. En beceriklileri, peksimet pişirmeye çalıştı, ancak ellerinde hiç kap yoktu… Kısa zamanda, yamyamlık olayları belirdi…

 

Robert Conquest The Harvest of Sorrow  (Hüzün Hasadı) adlı kitabında, Stalin dönemi sürgünlerini şöyle anlatır: 15 yaşına kadar olan çocukların yüzde 20'si, genellikle de küçük çocuklar sürgün sırasında öldü. Özellikle de 1940'larda azınlık milliyetlerin toplu sürgünlerinde bu durum yaşandı. Tabii ki sürülenler içerisinde çok farklı fiziki duruma sahip olanlar vardı, mesela hamileler. Sürgün treninde doğum yapan bir annenin bebeği öldüğünde askerler onu hareket halindeki trenden aşağı atardı. Bu sürgünler varacakları yere nadiren varabilirlerdi. Genellikle bölgesel kasabalarda kalırlardı…

 

Sorok Adası

 

Park Sun-ji, yetkililer kendisini alıp Sorok Adası'na zorla götürmeden önce Kore'deki Güney Jeolla çiftliğinde yaşıyordu. Fakat bir gün çalıştığı ameliyathanede cüzzam kaptı ve Sorok Adası’na sürüldü.

 

Sorok, savaş öncesi Japonya’ya bağlı bir adaydı ve Japonlar iyileştirilemez hastalığa sahip herkesi özellikle de cüzzamlıları bu adaya sürüyordu. Onbinlere varan cüzzamlı nüfusu iyileşmeyi bırakın genelde ölüp kurtulmak için yalvarıyordu. 100 yıl süren Japon yönetiminin ardından Kore yeniden adayı ele geçirdiğinde ise trajedinin boyutları arttı. Adaya bu kez hem cüzzamlı hem de akli dengesi yerinde olmayan insanlar gönderildi. Birçok cinayet, kavga ve hastalığa bağlı bazı ölümler gerçekleşti. Bugün de başka hastalıkları tedavi amaçlı kullanılan adanın sakinlerinin yüzlerine bakan herkes geçmişte yaşanan trajediyi görüyor ve henüz bu acı geçmişle pek de hesaplaşılmadığını düşünüyor.

 

Tiburon Adası; Altın ve Yamyamlık


Tiburon Adası, Meksika'nın en büyük adasıdır. Zehirli hayvanlarla dolu, sıcaktır ve uzun süredir yamyam olarak etiketlenen Seri adlı bir gruba ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca uzun zamandır söylenmemiş zenginlikleri ve değerli metalleri içerdiğide biliniyor. Arizonalı madenci Tom Grindell, 1903'te adaya ilk gezisini yaptı. Arama operasyonuna değer olup olmadığını görmek için yalnızca adanın kıyılarında ufak ölçekli bir araştırmada bulundu. Sahil kesiminden topladığı meteryaller ile Arizona'ya geri döndü. Ama daha kapsamlı bir araştırma fikrini kafasından bir türlü silemedi.  1905 yılında yanına aldığı üç madenci ile 10 haziranda yola çıktılar


Temmuz ayının sonuna kadar geri dönmeleri gerekirken, hiçbir zaman geri dönmediler. Grindell'in kardeşi Edward, guruba neler olduğunu öğrenmek için Eylül ayında adaya ayak bastı. Kötü talihli keşif ekibi kasabaya geldiğinde küçük bir grup avcıdan adada bir grup Amerikalının öldürüldüğüne dair bilgi aldı. Yaptıkla araştırma sonunda bulabildikleri tek ağaçlara bağlı duran isketlerdi. Ağaçların etrafındaki bulgular tutusakların küçük parçalara ayrılarak yenildikleri izlemini veriyordu.


Edward Grindell, iskeletlerin bağlı ellerinde onların tanınmasını sağlayacak yüzük ve künye gibi objelerin olmadığını görünce bu iskeletlerin başka bir gurubaait olduğuna karar verdi.


Edward ve küçük gurubu, bir süre sonra Tom Grindell'in isminin baş harflerini taşıyan kamera kayışını ve kardeşiyle beraber adaya gelen madenci gurubun ellerine ait kalıntıları buldular.  


Edward ve gurubu bir madenci katırı, bir tüfek, hatta Tom'un okumak için yanında getirdiği kitabıda buldular Ancak tüm aramalara rağmen cesetleri bulmayı başaramadılar. 


Tom Grindell'in kalıntıları iki yıl sonra bulundu; el yazısıyla yazılmış harflerle tanımlanan bir yığın kemikten başka bir şey bulunamadı. 


Bir asır sonra, bu sözde vahşi adayı tanımak amacıyla adaya yeni bir keşif ekibi gönderildi. Keşif ekibi adayı paylaşmaya istekli, nazik bir kabile buldular. Yamyamlık dedikodularının doğru olup olmadığı sorulduğunda, oların yanıt şu oldu: "Tadını en heyecanlı oyundan daha güzel bulduk"  Meksika hükümetinin yamyam aktivitelerine kısıtlamalar getirdiğini ve kendilerini ölümle tehdit ettiğini iddia ederek adanın askerler tarafından kontrol altında tutulduğunu söylediler. 


Meksika hükümetinin tüm denetlemelerine rağmen adayı ziyaret edenlerin bazıları da geriye bir daha dönmediler

 

San Servolo 


San Servolo adası, İtalya kıyılarında yer almaktadır. Oldukça rahatsız edici bir geçmişe sahip olmasına rağmen bugün üzerinde bir müze barındırıyor. Müze binası, 18. yüzyılda savaş sırasında yaralan askerlerin tedavisi için hastahane olarak kullanılıyordu.


Ancak, 19. yüzyılın ilk döneminde, bir "morokomio" ya da diğer adıyla delilerin tedavisi için tımarhane haline getirildi. İnanılmaz tedavi şekillerinin kullanıldığı bu tımarhane, tımarhane olarak değilde San Giovanni di Dio olarak bilinen eski bir dini düzen tarafından yönetilen dinsel bir tesisi olarak biliniyordu..


Çılgın hastalar için temel tedavi metotlarından biri, ada ortamını mükemmelleştiren mutlak izolasyon ve baskı yöntemiydi.Bugünkü standartlara göre acımasız kalan uygulamaları içeren "ahlaki muamele" denilen şeyleri akıl hastaları üzerinde tatbik ettiler, Hastalar üzerinde kullanılan zincirler, düz ceketler, kelepçe ve pranga gibi tutma aygıtları, dinsel bir tesis olarak bilinen bu tımarhanenin her tarafında rastlamak mümkündü. Elektroşok hastalar üzerinde uygulanan en önemli tedavi şekliydi. Elektroşok tedavisi sırasında kaç hastanın hayatını kaybettiği ise bilinmiyor. 


İtalyan hükümeti San Servolo adası konusunda oldukça ketum davranıyor. Adada araştırma ve kazı yapılmasına izin vermiyor. 


General Slocum faciası


Yandan çarklı buharlı bir yolcu gemisi olan PS General Slocum 1891’de Brooklyn’de inşa edilmişti. Geminin ismi Amerika İç Savaşı generallerinden ve New York milletvekili Henry Warner Slocum’a ithafen verilmişti. 1.284 GT ağırlığında ve 72 metre omurga uzunluğu olan, beyaz meşe ve çam ağaçlarından inşa edilen gemi üç güverteli olup tek silindirli bir buhar makinesi ve 9,5 metre çapında bir çark gücü ile hareket etmekteydi. General Slocum’un teslim edilip sefere başladığı tarihten itibaren şanslı bir gemi olduğu söylenemezdi, başından irili ufaklı bir sürü kaza geçmişti ve bunların bazıları da oldukça ciddi boyutlarda idi. 25 Haziran 1891’de sefere başladıktan dört ay sonra Rockaway, New York’da karaya oturmakla başlayan kazalar General Slocum’un peşini bırakmadı, 29 Temmuz 1894’de 4.700 yolcu ile Rockaway’den dönerken karaya oturma, ağustos ayında Coney Island civarında fırtınalı bir havada tekrar karaya oturma, Eylül 1894’de römorkör ile çarpışma; Temmuz 1898’de Battery Park civarında Amelia gemisi ile çarpışma, Ağustos 1901’de 900 mahkumu taşırken gemide isyan, Haziran 1902’de tekrar karaya oturma ve nihayet 15 Haziran 1904 tarihi gelip çatmıştır. Gemi St Mark’s Lutheran kilisesinin yıllık pikniği için kilise tebası tarafından kiralanmıştır. Sabah 1.400 yolcusunu Manhattan’dan alan gemi Long Island’da Eatons Neck piknik alanına doğru East River’da seyrederken saat 10:00 sıralarında lamba odasında yangın başladığı alarmı verilir. Gaz yağlarının, fitillerin ve gaz lambalarının bulunduğu odadaki yangın aniden kontrolden çıkar. Gemideki yangın hortumları çürümüş, can yelekleri kullanılmaz halde ve mürettebat yangın ile mücadeleden bihaber durumdadır. Zavallı anneler çocuklarını yangından kurtarmak için can yeleklerini giydirip nehire attıktan sonra özelliklerini yitirmiş can yeleklerinin hiçbir işe yaramadığını ve çocuklarının sulara gömüldüklerini ızdırap içinde seyretmişlerdi. Can yelekleri 1891 yılında gemi ile birlikte üretilmiş ve 13 yıldır hiçbir bakım görmeden açık havada asılı çürümeye terkedilmişlerdi. Diğer taraftan kaptan yangın çıktıktan sonra gemiyi bir yerde karaya oturtması gerekirken yoluna devam etmiş ve yangını körüklemişti. Dönemin ağır giysileri denize atlayan hanımlara hiç yardımcı olmamış ve sulara gömülmelerini hızlandırmıştı. Birkaç saat sonra General Slocum, Bronx’da sığ sularda batarken 1.021 kişi yanarak veya boğularak hayatını kaybetmiş ve ancak 321 kişi hayatını kurtarabilmişti. Olay sonucu açılan Federal davalarda kaptan dahil sekiz kişi aşırı ihmalleri görülerek 10 yıla mahkum edilmişler ama 1912’de çıkarılan Federal Af’tan yararlanarak tahliye edilmişlerdi. Ölenlerin anısına Manhattan Tompkins Park’ta bir çeşme anıt yapılmıştır. General Slocum, 11 Eylül’de New York’da kulelerin bombalanması olayına kadar can kaybı açısından New York bölgesindeki en büyük felakettir.


General Slocum faciasına şahitlik eden North Brother Adası, New York’un en korkunç insan trajedilerine sahip olan bir yerdi. Bu nedenle ada  New York’un ortasında olmasına rağmen üzerinde kimse yaşamıyor


Thilafushi 

Çöp Ada

 

Maldivler, dünyadaki tropik bir cennet olarak adlandırılır, Beyaz kumsalları ve pırıl pırıl deniz suyuna sahiptir..

 

Maldivler'de bulunan Thilafushi adası, toprak doldurularak yapılmış suni bir adadır. Devamlı sel felaketleriyle uğraşan Maldivler'e her hafta 10.000'den fazla turist gelir. Ve bu turistler arkalarında inanılmaz çöp yığınları bırakır.Bu çöpleri stoklayacak uygun bir yer olmadığı içinde, yetkililer çöpleri stoklamak için suni bir ada yapmayı uygun bulmuşlar. 

 

Sözde Çöp Adası, yaklaşık 150 kişiye ev sahipliği yapıyor, Bu kişilerin görevi adaya getirilen çöplerin içindeki geri dönüşüm maddelerini ayrıştırarak, ülke ekonomisine geri kazandırmaktır. Hergün adaya 330 tondan fazla çöp dökülmesi işin zorluğunu ortaya çıkartmaktadır. 

 

Adada çalışan işçilerin çoğu bir süre sonra zehirli atıklar nedeniyle hayatlarını kaybederken, bazı işçilerde sakat kalmaktadır.

 

Kaktüs Kubbesi 

 

Enewetak mercan atolü, Pasifik Okyanusunda nefes kesici bir tropik ada halkasıdır. Bununla birlikte,bugün İkinci Dünya Savaşı'ndan önce olanlardan daha az sayıda ada vardır; ABD Hükûmeti, cennet adaları dizisini bir nükleer deneme zemine dönüştürmek için.adalarda yaşayan yerli halkları tahliye etti.

 

1946'da Bikini Atoll'da gerçekleştirilen ilk nükleer denemeden sonra, Enewetak Atoll'daki herkes Ujelang Atoll'a taşındı. Kumtaşı Operasyonu 1948'de başladı ve on yıl boyunca ada zincirinde toplam 43 adet nükleer silah denemesi yapıldı.. Kod adı Ivy Mike olan kimyasal silah Hiroşima'ya bırakılan bombadan 500 kat daha büyüktü. Elugelab Adası'nı tamamen yıktı ve adanın ortasında1 kilometre (0.6 mil) çapında bir kraterden başka birşey bırakmadı. Aynı patlama iki yeni plütonyum izotopu yarattı ve iki yeni ağır element keşfedilmesini sağladı Ancak, adaları ve çevredeki suları kullanılmayacak hale getirdi. Nükleer denemeler başlamadan önce adalardan tahliye edilen yerli halk 1970'li yılların başlarında adalara geri dönmeye başladılar Ancak 

 

1979'da adalardaki nükler atıkların ve radyoaktif kirlenmenin temizlenmesi için dekontaminasyon uygulanmaya başlandı. 


Kirlenmiş toprakları kazındıktan sonra, beton ile karıştırılarak, kraterlerin içine dolduruldu üzerleride kalın beton kubbelerle kapatıldı. Ama 2008 yılında rayoaktif toprakların üzerini kapatan kalın beton kubbeler çatlamaya başladı.

 

Haberin etiketleri:

ölüm adaları


Haber okunma sayısı: 117

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

gizemi-cozulemeyen-13-olay

Gizemi çözülemeyen 13 olay

19 Kasım 2017 Pazar 16:27
10-antik-seri-katille-tanisin

10 Antik seri katille tanışın

13 Kasım 2017 Pazartesi 09:38
dehset-veren-10-arkeolojik-buluntu

Dehşet veren 10 arkeolojik buluntu

06 Kasım 2017 Pazartesi 10:08
bulunan-mumyalar-uzayli

Bulunan mumyalar uzaylı

04 Kasım 2017 Cumartesi 11:07
gizemi-cozulemeyen-25-arkeolojik-bulgu

Gizemi çözülemeyen 25 arkeolojik bulgu

30 Ekim 2017 Pazartesi 22:07
uzun-hayatin-sirri-onlarda-mi

Uzun hayatın sırrı onlarda mı?

29 Ekim 2017 Pazar 11:49

ÜLKE GÜNDEMİ

O küfürü midemiz bulanarak hepimiz izledik

CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, Boşnaklara yönelik açıklamalarından dolayı Rasim Ozan

28 Şubatçıların hesap verecekleri günü bekliyoruz

AKP Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakcı, Ankara Adliyesi önünde, bazı AK Partili milletvekilleri, sivil

İzmir için ne gerekiyorsa yaparız

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, İzmir milletvekilleri, Mahmut Atilla Kaya, Nükhet Hotar, Hüseyin

NATO terör yuvası haline dönüştürüldü

AKP Denizli Milletvekili Cahit Özkan, NATO tatbikatındaki "Atatürk ve Erdoğan düşmanlığı" skandalına

Rasim Ozan Kütahyalı gibi şarlatanlar ....

MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, dini, ahlaki, vicdani tüm değerleri hiçe sayarak, Boşnaklara yönelik

Kahraman'dan CHP'li Şeker'e cevap

TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı'ndan yapılan basın açıklamasında 20 Kasım 2017 Pazartesi

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

ANKET

Fenerbahçe - Bursaspor maçı ne olur ?

Fenerbahçe - Bursaspor maçı ne olur ?

Ankete Katıl Sonuçlar