alanya escort bayan
Porn
milas escort ankara escort ortaca escort
antalya escort bayan

05 Haziran 2020 Cuma

Antik Mısır'ın 15 gerçeği

antik-misirin-15-gercegi

Tarihimizdeki en büyük medeniyetlerden biri eski Mısırlılara aitti. Dünyanın en uzun nehrinin verimli vadileri ile çevredeki kumların üzerinde muhteşem bir medeniyet yükseldi ve yaklaşık 3.000 yıl varlığını sürdürdü.Gelişmeleri nereden aldıkları hala anlaşılamayan bu insanlar dünyanın en eşsiz bir kültürü inşa ettiler.
25 Nisan 2020 Cumartesi 17:01

  Eski Mısırlılar çeşitli tanrı ve tanrıçalara ibadet ederek hayatlarını geçirdiler. Yaşam boyunca ibadet ettikleri bu tanrılar sayesinde kendilerine renkli ve doğal bir mitoloji yarattılar. Zaman geçtikçe ve ilerlemeleri büyüdükçe, Mısırlılar  matematik, papirüs yapımı, yazı sistemleri, tıp ve piramit yapımı ile dünyanın ilk teknolojilerinden bazılarına öncülük etti  

 

Mısırlılar yaptıkları çalışmalarla insanlığın en büyük başarılarından bazılarını bizlere bıraktılar.

 

Ve bu büyük antik uygarlığı tekrar hatırlamak için eski Mısır'ın  15 ilginç gerçeğini sizler için derledik.



 

Bu listeyi oluştururken, dünyaya önemli eserler ve bilgiler bırakmış olan bir uygarlığın zengin, geniş ve ilham verici taraflarını seçmeye önem verdik.

 

Sanat ve eğlenceden, dine ve hukuka, savaş ve bilime kadar - dünyanın en şaşırtıcı antik uygarlıklarından birinin en şaşırtıcı başarılarına derinlemesine bakacağız. Tabii ki, 3 bin yılı tek bir sayfada anlatmak kolay değil. Eski Mısır hakkında derlenen bu 15 gerçekten daha fazlasınında bulunduğunu ifade etmek gerekiyor.

 

Panteon (Tanrılar)

Eski Mısır uygarlığının en şaşırtıcı özelliklerinden biri panteonları yani tanrıları. Arkeloglar yıllar süren çalışmalarına rağmen eski Mısır tanrılarının tamamının adları bulmaları mümkün olmadı. Bu tanrılardan 1.500 kadarının adları hiyografiklerde ve mezarlarda ortaya çıkartıldı

 

Eski Mısır tanrıları (Amun-Ra ve tanrıça Mut sağda görülebilir) ve Khonsu Tapınağı'nda bulunan firavunlar . (kairoinfo4u / CC BY-NC-SA 2.0 )

 

Mısır tanrıları halkın günlük yaşamlarıyla yakından ilgiliydi ve genellikle günlük eşyaların, olayların ve doğal olayların kişileştirilmesiydi. Dahası, çoğunlukla Nil vadilerine hakim olan hayvanların kişileştirilmesiydi. Ve küçük tanrılar genellikle görünüşte önemsiz, günlük şeylerle bağlantılıydı.

 

ANTİK MISIR'DA MUMYALAMA

 

Eski Mısır’da, mumyalama geleneği daha geçmiş bir tarihe uzanan bir dini ritüel olsa da en gelişkin haline Yeni Krallık Dönemi’nde(M.Ö.1549-1069) ulaşmıştır. Günümüze kadar birçok insan mumyası ulaşmış olsa da Mısırlılar sadece insanları değil, kedi ve köpek gibi hayvanları da mumyaladılar.

 

British Museum’da sergilenen bir kedi mumyası

 

Mısır’ın dini literatüründe öte dünya inancı oldukça önemli bir yer kaplıyordu. Bu yüzden bedenin tam bir şekilde korunması önemliydi. Hatta herhangi bir uzvu eksik olan kişilere, mumyalanırken öte dünyada zorluk çekmemesi için tahtadan yapılma protezler takılırdı.

 

Mısır’da bir mumyada kullanılan ve şu an için bilinen en eski protez örneği

 

Yeni Krallık Tekniği

Daha önce bahsettiğimiz gibi Yeni Krallık Dönemi hem Mısır’ın gelişimi, hem de mumyalama işlemi açısından oldukça önemlidir. Bu dönemden sonra mumyalamanın kalite standartları düştü ve mumyalama işlemi Ptolemaioslar dönemine kadar devam etti.

 

Bu örnek ise, II.Ramses’e ait

 

Bir cesedi, belirli aşamalardan geçirerek, mumya haline getirme işlemi yaklaşık 70 gün sürüyordu. Başlangıçta, ölen kişinin cesedi 3 gün bekletilirdi. Daha sonra vücut potasyuma batırılırdı ve bir hafta geçmesi beklenirdi. Bir haftadan sonra organların vücuttan çıkarılma işlemine başlanırdı. İlk olarak beyne, burun deliğinden bir metal çubuk sokuluyor ve beynin burundan akıtılması sağlanıyordu. Bağırsak, akciğer ve mide ise çıkarılan diğer organlar arasındaydı. Bunun için vücudun sol tarafında bir delik açılıyordu. Mısır’da kalbin öte dünyada yargılama işleminde kullanılacağına inanılıyordu. Bu yüzden kalp çoğu zaman çıkarılmazdı. Kalp çıkarılsa bile ayrıca mumyalanıp geri yerleştirildi. Çıkarılan iç organlar dört adet çömleğe konuluyordu. Bu çömlekler kaponik olarak bilinir.

 

En soldaki çömlek Duamutef adında bir çakalın tasviridir. Bu kaba mide konurdu. İkinci sıradaki silüet ise bir insan olan, İmseti’ye aittir. Bu kaba karaciğer konurdu. Sağdan ikinci olan, Kebehsenuef adındaki şahinin tasviridir. Bu kaba bağırsaklar yerleştirilirdi. En sağdaki ise Hapi adındaki bir babuna aittir. Bu kaba da ölünün akciğerleri konurdu.

 

Organları çıkarılan ceset, mumyacılar tarafından nemi de emen koruyucu bir madde olan natron tuzuyla kaplanırdı. Bu tuzun içinde bekleyen ceset 40 gün sonra kururdu. Kuruyan ceset, daha sonra Nil Deltası’na götürülür ve suya batırılırdı.Vücudun tamamen kurumaktansa esnek kalması yerine yağlar kullanılırdı. Daha sonra, vücudun şeklini koruması için yağa ve reçineye batırılan talaş,saman gibi maddeler  vücuda yerleştiriliyordu. Maddeler doldurulduktan sonra vücuttaki delik palmiye ipliğiyle dikiliyor ve sargı işlemine geçiliyordu.

 

Mumyalama görevlisi, bedeni tuzla kaplarken

 

Sargı işlemi sırasında, kişiyi öte dünyada koruyacak eşyalar ve değerli mücevherler, her sargı katmanında aralara yerleştiriliyordu. Ayrıca, her kata reçine ve güzel koku sürülüyordu. Sarılma aşamasında kullanılan yağ ve reçineler yoğunlaşarak, neredeyse katran kıvamına geliyordu. Bu maddeye bölgede zift anlamına gelen “mumiya” adı veriliyordu. Mumya ismi de buradan gelir.  Son olarak mumyanın başına, Mumyalama Tanrısı olarak bilinen Anubis’in maskesini takan bir görevli tarafından, bir maske yerleştiriliyordu. En son olarak, baş mumyacı ölünün etrafında dualar okuyordu. Mumya böylece tabuta koymaya hazır hale geliyordu.

 

 

Eski Mısır mumya. ( Jaroslav Moravcik / Adobe hisse senedi)

 

ESKİ MISIR'IN YAŞI

 

Eski Mısır uygarlığının yaşı ve yayıldığı zaman çizelgesi, oldukça hayret edilecek bir gerçeğe sahiptir.

 

Mısır'ın Erken Hanedan Dönemi veya Arkaik Mısır birinci ve ikinci hanedanlar döneminde MÖ 2920'de Mısır'ın İlk Hanedan Dönemi ardından, MÖ 2575 yani Eski Krallık döneminin başlangıcına kadar olan dönemdir. Bazı mısırbilimciler Üçüncü Hanedanı da bu döneme eklemektedirler.

 

Antik Mısırlılar kökenlerini Punt Toprakları olarak kaydetmişlerdir, şu anki Eritre veya Sudan olduğu düşünülmektedir. Kendilerini "İki Toprağın İnsanları" olarak saymaktadırlar, bu topraklar Yukarı ve Aşağı Mısır'dır

 

Manetho'ya göre, ilk kral Menes'tir. Ancak, Birinci Hanedan'ın en erken kayıtlı kralı Hor-Aha'dır ve iki toprağı birleştirdiğini iddia eden ilk kral Narmer'dir (İlk Hanedan Dönemi'nin son kralı). Antik Mısırlıların gözlerinin kenarlarına sürdükleri göz sürmesini oluştururken, minerallari karıştırmak için kullandıkları bir adak paleti  sayesinde Narmer'in ismini biliyoruz. Hanedan öncesi zamanlarda köylüler için yapılan cenaze uygulamaları bu dönemde de aynıdır, fakat zenginler daha fazla şey istemektedir. Böylece Mısırlılar mastabaların yapımına başlarlar. piramitlerin dünya dışı uygarlıklar tarafından yapılmış olabileceğini gösteren bazı işaretler vardır. Dünyanın o sıra bakır çağında olmasına karşın inşaatın olağanüstü yüksek teknolojisi, piramitlerin konumunun dünya karalarının hassas bir şekilde orta noktasında bulunması ve başka bir takım olağanüstülükler bu iddiaları güçlendirmektedir.

 

Yukarı ve Aşağı Mısır'ın birleşmesinden önce yaklaşık MÖ 3100'lerde, topraklarda özerk köyler bulunmaktaydı. İlk hanedan ile beraber, yöneticiler ulusal bir yönetim kurmuşlardır ve kraliyet valileri atamışlardır. Merkezi yönetimin binaları genellikle tahtadan veya kumtaşından yapılmış açık-hava tapınakları şeklindeydi.

 

Ünlü Mısır Kraliçesi Kleopatra ile de hanedanlık dönemleri sona ermiştir.

 

PİRAMİTLER

 

Herkes eski Mısır'ın ölümsüz mirası piramitleri bilir . Hala gizemleri keşfedilmemiş olan bu yığılmış taş yapılar kraliyet mezar odaları olarak inşa edildi. 

 

Mısır Piramitleri, Mısır’da yer alan piramit şeklindeki yapılardır. Mısır’da 100’den fazla piramit vardır. Piramitlerin çoğu Eski Krallık Dönemi'nden Orta Krallık Dönemi’ne kadar hüküm süren firavunların mezarları olarak inşa edilmiştir. Bilinen en eski piramit 3. Hanedan döneminde inşa edilen Zoser Piramididir. Bu piramit ve etrafını çevreleyen bloklar; mimar İmhotep tarafından tasarlanmıştır. Mısır Piramitleri dünyanın en eski şekilli taşlardan inşa edilmiş yapılarıdırlar. Yapımda çalışan işçiler piramitlerin sırrını bildikleri için yapım bittikten sonra öldürülmüşlerdir. Gize piramitleri tarih boyunca inşa edilen en büyük yapılar arasındadır. Dünyanın 7 Harikasından yalnızca Gize'de bulunan ve en büyük piramit olan Keops Piramidi ayakta kalabilmiştir.

 

*Basamak piramidi

*Gize Piramitleri

*Keops Piramidi (145,75 metre, M.Ö. 2550)

*Mikerinos Piramidi(66,5 metre)

*Kefren Piramidi (143,56 metre M.Ö. 2520)

*Sfenks Piramidi

*Zoser Piramidi (63,17 metre M.Ö. 2650)

*Maldum Snefru Piramidi (93,26 metre MÖ. 2000)

*Dahahur Piramidi (104,85 metre M.Ö. 2600)

*Dahahur Snefru Piramiti (103,95 metre M.Ö. 3000

*Sakkara Pepi II Piramidi (52,555 metre M.Ö. 2250)

 

Bugün bile, piramitler tüm ziyaretçileri şaşırtmaya devam ediyor. Eski Mısırlıların ve endüstrilerinin zenginliğini ve saf gücünü mükemmel bir şekilde sergiliyorlar ve yaşam sonrası inançlarına açıkça vurgu yapıyorlar.

 

Mısır'daki Giza Piramitleri ve Sfenks. ( merydolla / Adobe hisse senedi)

 

ESKİ MISIR'DA İLAÇ

En erken tıbbi gelişmelerden bazıları eski Mısır'dan geldi. Ayakta kalan hiyeroglif yazılar, yara ve hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı teknik ve yöntemleri detaylandırır. Dahası, en eski tıbbi uzmanlıkların bazıları Mısır'da ortaya çıktı ve bazı doktorlar sadece belirli rahatsızlıklara odaklandı.

 

Amputasyon, yara dikişi ve enfeksiyonun önlenmesi gibi yaygındı. Ayrıca, en eski yapay uzuvların bazıları, ahşap oymaların kesilmiş uzuvların yerini aldığı Mısır'da ortaya çıktı. Her ne kadar modern standartlara göre ilkel olsa da, Mısır'daki tıp zamanına göre çok gelişmişti ve geniş bir uzmanlık alanını kapladı.

 

Antik Mısır’da günümüzün eczaneleri gibi ilaç yazılabiliyordu. Neredeyse her şeyden yapılan ilaçlar, insanlara yazılıp kullanılıyordu. Hatta kullanım talimatına kadar bilgiler verilerek hastanın rahatsızlığının tedavi edilmesi için uğraşılıyordu. İlaçlar bakır, kil, kurşun, tuz, rezene, soğan, tohum, keten, kan, dışkı, deri ve saç gibi çok geniş bir seçenek havuzundan oluşuyordu. Örneğin kabız hastalığı için birçok ilaç çeşidi bulunuyordu. Kimileri bol bol incir yemeyi önerirken, kimileri ise hint yağı reçetesini soğuk bira ile karıştırarak içmesini söyler. Bunlar günümüzde bile çözüm olarak görülebilir. Bazı durumlarda rahatsız birisini yeni doğuran bir kadının sütü ile ovma durumları olmuştur.

 

ANTİK MISIR'DA MATEMATİK

 

Daha tarih döneminin başlangıcında (İ.Ö. III. binyıl) Mısır’da, onlu bir sayı siste­mi (hiyeroglif) vardı, ilk dokuz sayı, her bi­rim için bir tane olmak üzere, düşey çiz­gilerle belirtiliyordu; onun kuvvetlerinden her birinin (onluk, yüzlük, binlik, vb.) farklı bir simgesi vardı. Örneğin mısır dilinde bi­ne, ka deniyordu ve bu lotus anlamına ge­liyordu. Böylece lotus resmi bini gösteri­yordu. Simgeler, toplama ilkesine göre sı­ralanıyordu, yani her simge, gerektiği ka­dar tekrarlanıyor ve bütünün değerini bul­mak için bu simgelerin değerleri toplanı­yordu.

 

Hiyeroglif sisteminin yanı sıra Mısırlılar, daha başlangıçta, sayıları kendine özgü bir biçimde gösteren ve işlek bir yazı olan hieratikos sistemini kullandılar. Bu sistem de onluydu, ama hiyeroglif sistemdeki aşı­rı tekrarlardan kaçınmak için özel işaret­ler kullanıyordu.

 

Firavunlar krallığı’nda örgütlenmenin ol­dukça merkezileşmiş olması, ülke kaynak­larının kralın ve din adamlarının elinde toplanmış olması ve para kullanılmadığı için ekonominin değiş tokuşa dayanma­sı, geniş kapsamlı bir muhasebeyi gerek­tiriyordu; bu işi de yazıcılar üstlenmişti. Mı­sır aritmetiği, bu maddi gereksinimlere sıkı sıkıya bağlıydı. Toplamaya dayandığın­dan, bellek çabası gereksizdi. Çarpma ve bölme, iki katını almaya ve toplama seri­lerine indirgenmişti. Örneğin, 14’ü 9’la çarpmak için yazıcı şu yöntemi izliyordu:

 

1      9

 

2   18

 

4     36

 

8     72

 

Her satır, bir öncekinin iki katını alarak el­de ediliyordu. Böylece 14, 2’nin kuvvet­lerinin toplamı olarak yazılabiliyordu, 14 = 2 + 4 + 8 ve yazıcı çarpmanın sonucu­nu bulmak için sağ sütunda bunlara denk düşen sayıları ekliyordu:

 

18 + 36 + 72 = 126

 

Papirüslerde, bugün birinci ve hatta ikinci dereceden denklemlerle ifade edi­lebilecek problemler vardır, ancak eğreti çözüm kuralından yararlanan çözüm yön­temlerinin, aritmetik yöntemler olduğu an­laşılmaktadır.

 

Mısır geometrisinin kökeni de, tıpkı arit­metiğin kökeni gibi maddi gereksinimle­re dayanır. Heredotos bu geometrinin, Nil ırmağının her taşkınından sonra toprağı, topluluk üyelerine hakça dağıtma zorun­luluğundan kaynaklandığını ileri sürer. Mı­sırlılar karenin, dikdörtgenin, üçgenin, ya­muğun alanını doğru olarak hesaplayabi­liyorlardı ve dairenin alanını da görece iyi bir yaklaşıklıkla bulmuşlardı:

 

π =3,1605 değerine denk düşüyordu.

 

Tarihçiler, π nin bu değerinin kökenini açıklamakta güçlük çekiyorlar ve çeşitli yorumlar ileri sürüyor­lar. Yapıların inşasında kullanılan malze­menin hacmini hesaplamak, ambarlarda bulunan ürünü belirlemek, küpün, priz­manın, silindirin, vb., hacmini veren for­müllerin ortaya konmasını gerektiyordu. Yazıcılar, bir piramidin hacmini ve kenarlarının eğimini, yatay tabanın yüksekliğe oranını (sekt) hesaplamayı biliyorlardı. Moskova papirüsünde, tabanı kare olan bir kesik piramidin hacmi somut sayılarla veriliyor, ancak hiçbir açıklama yapılmıyor­du

 

Ramses ll’nin babasının mezar odasın­da bulunan tamamlanmamış dekorlar Mı­sırlıların benzerlik ve oranlılığın temel özelliklerini çok iyi kavradıklarını ortaya koymaktadır

 

Rhind Matematiksel Papirüsü. (British Museum /  CC BY-NC-SA 4.0 )


ANTİK MISIR'DA YAZI

 

Mısırlılar yazı sistemleri - hiyeroglifler - tanınırlardı . Hiyeroglif yazı MÖ 3000'e kadar uzanıyor ve birkaç yüz sembolden oluşuyordu. Ama hiyerogliflerin eski Mısır'daki tek yazı biçimi olmadığını biliyor muydunuz? Genellikle sadece resmi bir şekilde kullanıldı - mezarlar ve anıtlar üzerinde yazıtlar olarak.


Ama aslında, günlük durumlarda, yazarlar, rahipler ve yetkililer tarafından kullanılan, hiyerarşik olarak adlandırılan daha basit bir senaryo vardı . Hiyerogliflerden yazmak çok daha kolay ve hızlıydı. Demotik senaryo, belki de daha basit bir senaryo ele geçirildiğinde yaklaşık M.Ö 1000'e kadar baskındı .


Mısırlılara ait ilk yazı örneklerine MÖ 3.200 dolaylarından başlayarak Hanedan Öncesi Dönemi mezarlıklarının üzerinde rastlanır. Bu durum bize yazının Mısır’da ölü kültüyle ilişkili olarak geliştiğini gösterir. Mısır yazısı sembollerden oluşuyordu. Bu semboller bazen bir heceyi, bir kelimeyi hatta bir cümleyi bile ifade edebiliyordu. Bu nedenle Mısır yazısında sembollerin sayısı 700 civarındadır. Şiir ve düz yazı halinde din, hukuk, hikâye, efsane gibi pek çok edebi eser yazılmıştır. Yazının günlük kullanımlarında, hieratik denilen daha hızlı ve daha kolay yazmayı sağlayan bir alfabe kullanıldı. Hiyeroglif normal olarak sağdan sola yazılmakla birlikte sütunlar ya da satırlar halinde yazılabilirken hieratik, daima sağdan sola, genellikle de yatay olarak yazıldı. Yazı malzemesi olarak taş, tahta, deri ve papirüs kullanılmıştır. Papirüs bitkisi, Nil kıyısındaki bataklıklarda çokça yetişen bir bitkiydi.


MS 1. yüzyıldan itibaren Koptik alfabeyle Demotik yazı da kullanılmaya başlandı. Koptik alfabe, Mısır'da Hıristiyanlığın yayılması sırasında, altı demotik simgenin eklenmesiyle değiştirilmiş olan Grek alfabesidir. Her ne kadar resmi hiyeroglif, MS 4. yüzyıla kadar törensel olarak kullanıldıysa da az sayıda rahibin okuyabildiği bir yazıydı. Geleneksel dini kurumlar dağıtılınca hiyeroglif yazı bilgisi, büyük ölçüde kayboldu. Gerek Bizans'ta, Eski Mısır yazınından bazı iyi bilinen parçalare hiyeroglifleri çözme girişimleri olmuştu. Fakat ancak 1822 yılında Rosetta Taşı'nın bulunuşu ardından, Thomas Young ile Jean-François Champollion tarafından çözülmüştür.


Antik Mısır hiyeroglif oymaları 


EN ESKİ BARIŞ ANTLAŞMASI

 

Tarihin ilk barış anlaşmasının Mısırlılar tarafından yapılmış olması da çok önemli tarihi bir olgudur. Bu antlaşma M.Ö. 1259 civarındadır ve neredeyse iki yüzyıl süren çatışma ve düşmanlıktan sonra Mısırlılar ve Hititler arasında yapılmıştır . 


Kadeş Antlaşması, MÖ 13. yüzyılın başında, Kadeş Savaşı'nı sonlandıran, Mısır Firavunu II. Ramses ile Hitit Kralı III. Hattuşili arasında yapılmıştır. Bazı kaynaklara göre MÖ 1285, bazı kaynaklara göre MÖ 1280, bazı kaynaklara göre ise MÖ 1286 yılında imzalanan ve Suriye topraklarının paylaşılması ile neticelenen barış antlaşmasıdır.


Yakın Doğu’da imzalanmış ilk antlaşma olma niteliğini taşır. Şu güne kadar kaydedilmiş-bulunmuş en eski uluslararası antlaşma olmasına karşın daha eski antlaşmaların varlığı kanıtlanmıştır. Orijinal olarak Akad dilinde yazılmış Mısır dili ve Hititçe'ye de kopyalanmış eşit koşullar altında imzalanmış olan antlaşmanın kil tabletten kopyası Hitit İmparatorluğu'nun başkenti Hattuşa (Boğazköy) antik kentinde yapılan kazılar sonucu 1906 yılında bulunmuştur. O zaman, her iki tarafın da çatışmaları durdurmak ve barış için çok sayıda nedeni vardı, çünkü Mısırlılar meşhur 'Deniz Halkları' nedeniyle hem Asur İmparatorluğu hemde Hititler'in tehditi altındaydı. Antlaşma metninin her iki versiyonu da bugüne kadar hayatta kaldı, tamamen tercüme edildi. Bu barış anlaşması Ebedi Barış olarak bilinir.


ANTİK MISIR'DA FAYANS


Eski Krallık'tan bile önce Mısırlılar fayans olarak bilinen bir cam malzeme geliştirmişlerdi. Fayansı, yarı değerli bir taş olarak kabul ediyorlardı. Kil olmayan seramik olarak fayans, silikon dioksit, az miktarda kalsiyum oksit ve sodadan (sodyum oksit) yapılır ve renklendirici olarak bakır kullanılır. Bu malzeme tespih tanesi, çini, heykelcikler ve diğer küçük eşyaların yapımında kullanıldı. Bu malzeme tespih tanesi, çini, heykelcikler ve diğer küçük eşyaların yapımında kullanıldı. Fayans üretmek için çeşitli yöntemler kullanılabilir, fakat tipik üretim tekniği, kilden bir kalıp üzerine sıvanan toz malzeme daha sonra fırınlanmasıdır. Mısırlılar, bu tür işlerde kullandıkları "Mısır mavisi" olarak bilinen bir boya maddesi ürettiler. Eski Mısırlılar büyük bir beceriyle camdan çok çeşitli eşyalar üretebildiler. Fakat işlemin tüm üretim süresi boyunca bağımsız olarak yürütülüp yürütülmediği çok net değildir. Ham camı kendilerinin üretip üretmediği de bilinmiyor. Külçe halinde dışarıdan getirmiş, işlemiş de olabilecekleri düşünülüyor. Oysa cam eşyalar yapma konusunda teknik ustalıkları olduğu gibi, tamamlanmış camın rengini belirlemek için eklenecek mineraller konusuna da yabancı değillerdi. Sarı, kırmızı, yeşil, mavi, pembe ve beyaz renkleri elde edebiliyorlardı ve camı, şeffaf ya da opak (buzlu cam) olarak yapabiliyorlardı.


ANTİK MISIR'DA GEMİ İNŞAASI


Eski Mısırlılar, MÖ 3.000 yıllarından itibaren bir gemi gövdesinin içine kalasların nasıl yerleştirileceğini biliyorlardı. Amerikan Arkeoloji Enstitüsü raporunda, Abidos'ta yapılan kazılarda en eskilerinin henüz kazılıp çıkarılmadığı 14 gemi kalıntısının bulunduğunu, çıkarılan geminin tahta plakaların bir araya getirilerek adeta "dikilmesi" suretiyle inşa edilmiş olduğu bildirilmektedir. Kalasları birbirine bağlamak için örülmüş kayışlar, bağlantı yerlerini yalıtmak için kamış ya da kuru otlar kullanıldığı,  New York Üniversite'nden Mısır bilimci David O'connor tarafından bulundu. Gemi, firavun Khasekhmwy'nin kişisel mezarı yakınlarında, bir bütün halinde gömülü bulunduğu için tümünün O'na ait olduğu düşünüldü. Fakat bu gemilerden biri, MÖ 3.000'li yıllara tarihlenmektedir ve gemilerle ilişkili çanak çömlekler daha eski tarihleri göstermektedir.  MÖ 3.000'li yıllarda yapılmış olduğu düşünülen tekne, yaklaşık 23 metre uzunluğundadır ve artık daha eski bir firavuna ait olduğu düşünülmektedir. Profesör O'Connor'a göre, 5 bin yıllık olan bu teknenin, firavun Hor-Aha'ya ait olması bile mümkündür.


Ayrıca eski Mısırlılar ahşap çivilerle kalasları birbirine nasıl tutturacaklarını biliyorlardı. Bağlantı yerlerini kalafatlamak için de reçine kullandılar. Keops gemisi, 43,6 metre uzunluğunda bir gemiydi. MÖ 2.500 dolaylarında Dördüncü Hanedanlık döneminin Keops Piramidi'nin altında bulundu. Tüm parçalarıyla sağlam kalan bir örnektir ve muhtemelen güneş tanrısı sembolünü ifade etmektedir. Eski Mısırlılar ayrıca parçaları, geçme parçalar halinde yapmayı da biliyorlardı. Eski Mısırlıların gemi inşası konusundaki bu teknik gelişmişlik düzeyleri, yine de çok büyük tekneler yapmak için yeterli değildi. Yaptıkları tekneler, Nil'de kolayca seyir yapabiliyordu fakat, hem iyi denizci olarak biliniyor değillerdi hem de, Akdeniz ve Kızıl Deniz'de denizcilik faaliyetlerinde bulunmuyorlardı.


Khufu muhteşem tekne, Güneş Tekne Müzesi, Giza, Mısır.  (David Berkowitz / CC BY 2.0)


ANTİK MISIR'DA ASKERİYE


Mısır ordusunun işlevi, ülkeyi dış istilalara karşı savunmak ve Mısır'ın Yakın Doğu üzerindeki hakimiyetini sürdürmekti. Ordu, Eski Krallık dönemi boyunca Sina'daki maden seferlerini askeri yönden destekledi ve Birinci ve İkinci Ara Dönemler'de iç ayaklanmaları bastırdı. Ayrıca, önemli ticaret yolları üzerinde ulaşımın güvenliğini sağlamak için kurulmuş olan ana müstahkem mevkileri (kalelerin) korumayı da üstlenmişti. Nubya yolundaki Buhen bunlara örnek gösterilebilir. Diğer önemli bir örnek Levant'a yapılan seferlerde operasyon üssü olarak kullanılan Sile'deki kaledir. Yeni Krallık döneminde bazı firavunlar Mısır ordusunu, Kuşan İmparatorluğu'nun ve Doğu Akdeniz'in bir kısım topraklarını istila etmek için kullandılar.


Orduda standart teçhizat, ok, yay, mızrak ve yuvarlak bir ahşap çerçeve üzerine hayvan derisi gerilerek yapılan kalkandı. Yeni Krallık döneminde, daha önce Hiksos ordularında gördükleri savaş arabaları da kullanıldı. Bronzun yaygın kullanımına başlanmasından sonra silah ve zırhlarda kullanılması yaygınlaştı. Artık kalkanlar bronz bir toka ile som ahşaptan, mızrakların temrenleri tunçtan yapılmaya başlanmıştı. Ayrıca genelde kullanılan ters orak şeklindeki kılıçlar terk edilerek, Asyalı askerlerinkilere benzer kılıçlar kullanılmaya başlandı. Firavunlar sanatta ve edebiyatta, genellikle ordunun başında ilerlerken betimlendi ve en azından Sekenenra Taa ve oğulları gibi birkaç firavunun bu tarzı benimsediği görülmektedir. Askerler yerli nüfustan alındı. Fakat Yeni Krallık döneminde ve özellikle de sonrasında Nübye'dem ve Libya'dan paralı asker alınmıştır


ANTİK MISIR'DA DİYET


Mısırlıları uyguladığı diyet oldukça basit olmasına rağmen şaşırtıcıydı En yaygın olarak ekmek, bira ve büyük miktarlarda sebzeden oluşuyordu. Çoğunlukla soğan ve sarımsak kullanılıyordu. Sarımsağın sağlığa son derece faydalı olduğunu biliyorlardı. İncir, karotlar ve diğer meyveler de  diyet sırasında kullanılıyordu.


Alt tabaka halk, eti çoğunlukla şenliklerde yerken, üst sınıflar istedikleri zaman et yiyebiliyorlardı. Balıklar ve kümes hayvanları,  yaygın gıdalardı. İlginç bir şekilde, Mısır birası diyetlerin en yaygın ve temel kısmıydı ve oldukça sık tüketiliyordu. Ama yanılmayın, bugünkü biradan uzaktı. Zengin ve besleyiciydi, bir püre veya yulaf ezmesine oldukça benzerdi.


Bira bira Eski Mısırlıların Temsil. ( Mary Harrsch / CC BY-NC-SA 2.0 )


ANTİK MISIR'DA EĞLENCE

 

Popüler inanışın aksine, eski Mısırlılar nasıl eğlenileceğini biliyorlardı. Harp, flüt, simbal, davul, trampet ve çeşitli borular gibi müzik aletleriyle yapılan Antik Mısır müziği gelişmiş bir sanat koluydu.

 

Antik Mısır'da müzik tapınaklarda sıkça duyulurdu. Bunun dışında havanın kararmasıyla birlikte yapacak işleri olmayan insanlar beraber oturup şarkı söylerlerdi.

 

Müziğin ekonomik önemi de vardı: İşçiler çalışırken yapılan müzikler, onların daha istekli çalışmalarını ve böylelikle daha verimli olmalarını sağlıyordu.

 

Sanatın dinden ayrılmasını Akhenaton başlatmıştır.

 

Akhenaton’un ölümünden sonra, eski dinin rahipleri yeni dini yasakladılar. Devrimci firavunun sanatta yapmak istediği yenilikleri ortadan kaldırma çabasına giriştiler. Ama, sanatçıların büyük çoğunluğu gerçekçi üsluptan, yeni ifade özgürlüklerinden, hiciv ve mizahtan vazgeçmedi.

 

Müzik dışında Mısırlılar tahta oyunlarından keyif aldılar. Bugün piyonların taşındığı tahta oyunları olan senet ve mehen gibi birçok farklı tür bilinmektedir . Bir başka oldukça benzersiz masa oyunu, Mısır'dan uzak yerlere yayılan “Hounds and Jackals” idi. Senet'in bilinen en eski masa oyunlarından biri olduğunu biliyor muydunuz ?

 

Faunence senet tahtası ve Amunhotep III adında yazılı eserler.  Bildirildiğine göre Thebes'ten ve muhtemelen mezarından.  (Keith Schengili-Roberts / GNU Ücretsiz Dokümantasyon Lisansı)

 

 

ANTİK MISIR'DA EDEBİYAT

 

Mezopotamya –özellikle Babil- edebiyatından sonra tarihin ikinci büyük edebiyatı Mısır’da doğup gelişmiştir. Türlerinin çeşitliliği, günümüze kadar gelen örnekleri, sanat kalitesi ve başka ülkelerin edebiyatına etkisi bakımından, aslında, Mısır Babil’den çok daha fazla önem taşımaktadır.

 

Mısır edebiyatının ilk örnekleri, din yazıtları, ilahiler, hükümdar övgüleri ve zafer kutlamalarıdır.

 

Mısırlılar, yazı ve şiirlerini genellikle duvara kazırlar, papirüs üstüne ya da defterlere geçirirlerdi.

 

Mısır edebiyatında pek çok tür bulunmakla beraber, bazı türler gelişmemiştir. Örneğin, yazılı dram ve komedi ile ilgili metinlere rastlanmamıştır. Tarih ve Coğrafya alanında bulunan metinler de son derece yetersizdir.

 

Dil ve güzel söz Mısırlılar için günlük hayatta ve dinde büyük önem taşırdı. Mısırlılar “Söz hünerlerin en zorudur.” kanısına varmışlardı. Katip ve memurlara önem vermeleri, hiyeroglifi güzelleştirmeleri ve edebiyatla ve özellikle şiirle uğraşmaları bu düşünceden ötürüdür.

 

Hiyeroglif resim yazısı da, Mısır kültürünün ilginç özelliklerinden biridir. Sağdan sola, soldan sağa, yukarıdan aşağı, aşağıdan yukarıya yazılabilen bu yazı büyük bir ihtimalle Mısırlıların kendi icadıdır. Sümerliler Mısırlılarda önce yazı kullanıyorlardı ama, Mezopotamya’daki çivi yazısıyla Mısır’ın Hiyeroglif yazısı arasında bir ilişki ve benzerlik yoktur.

 

Yazıtlar en eski ve en ilginç dinsel edebiyat metinleridir. Bunlar arasında ilahiler, dualar, yakarılar, zafer övgüleri, efsaneler vardır.

 

Atasözleri, ahlak kuralları ve öğütler bakımından Mısır kaynakları bir hayli dolgundur.

 

En eski ahlaki öğütler kitabı Ta-hotep tarafından yazılmıştır.

 

Mısır edebiyatının ölümsüz eserlerinden biri Ölüler Kitabı’dır. MÖ 1600 yılında başlayan Yeni Krallık döneminde ve daha sonra mezarlara ve türbelere yerleştirilen çeşitli büyü metinlerinden meydana gelmiş bir derlemedir.

 

Mısır şiirlerinin en güzel örnekleri kuşkusuz sevgi şiirleridir. Çoğu kısa olan bu şiirlerde satırlar da genellikle kısa ve ritmiktir. Sevgi şiirleri, şölen ve eğlencelerde okunduğu gibi, mezar ve türbelere ölüleri keyiflendirmek amacıyla kazılır ve yazılırdı.

 

Ostracon CG 25216, şimdiye kadar bulunan en büyük ostraconlardan biri.  1886'da Sennedjem'in mezarında (Deir el-Medina, Mezar No. 1) bulunan, bugün Kahire Mısır Müzesi'nde, iki parçaya bölünmüş, bir tarafı Sinuhe'nin Hikayesi ve diğeri özel bir mektup içeriyor.  (Georges Daressy / Kamusal alan)

 

ANTİK MISIR'DA HUKUK SİSTEMİ

 

Hukuk sisteminin başı resmi olarak firavundu. Firavun, yasama işlemlerinden (yasa çıkarma), adalet dağıtmaktan, hukuku ve düzeni korumaktan sorumluydu. Firavun bir bakıma doğruluk ve adalet tanrıçası Ma'at'ın yeryüzündeki temsiliydi. Antik Mısır'dan elimize ulaşan yasal düzenlemeler yoksa da, mahkeme kayıtları Mısır yasal düzeninin, doğru ve yanlışa ilişkin sağduyuya dayandığını göstermektedir. Bu sağduyu, konuyu karmaşık yasal düzenlemelere uydurmak yerine uzlaşmaya varmaya, anlaşmazlıkları çözmeye yönelmiştir. Yeni Krallık döneminde, Kenbet olarak adlandırılan yerel yaşlılar meclisleri, mahkemelerde ufak çekişmeleri ve küçük davaları çözümlemekle görevliydiler. Daha büyük davalar ise, örneğin cinayet, büyük emlak işlemleriyle ilgili uyuşmazlıklar ve mezar soygunculuğu gibi, Büyük Kenbet olarak adlandırılan, vezir ya da firavunun başkanlık ettiği mahkemede görülürdü. Davalı ve davacı kendilerini savunabilirlerdi ve gerçeği söyleyecekleri üzerine bir dini yemin etmeleri gerekirdi. Bazı davalarda devlet, davacı ve yargıç rollerini birlikte üstlenir ve işkence / dayak ile suçludan bir itiraf ya da suç ortaklarının adının alınması yoluna gidilebilirdi. Dava önemli ya da önemsiz de olsa mahkeme kâtipleri, suçlamaları, tanıklıkları ve mahkeme kararını, gelecekteki davalara dayanak olmak üzere kayda geçirirlerdi.

 

Küçük suçlara verilen ceza, suçun ağırlığına göre para cezası, dayak, burun ya da kulak vb. kesme ve sürgün olabilirdi. Cinayet ve mezar soygunculuğu gibi ciddi suçlar, başın kesilmesi, suda boğma ya da kazığa oturtma suretiyle idamla cezalandırılırdı. Cezalandırma, suçlunun ailesini de kapsayabilirdi. Hukuk sisteminde, hem sulh hem de ağır ceza davalarında adalet dağıtmada kahinlerin büyük rol oynaması, Yeni Krallık'la başladı. Kahin, tanrıya bir konu hakkında, cevabı "evet" ya da "hayır" olabilecek bir soru sorardı. Yargılama, bir grup rahibin hazır bulunduğu bir oturumda, tanrının birini ya da diğerini seçmesi, ileri ya da geri hareket ettirmesi ya da bir papirus ya da çömlek parçası üzerine yazılmış yanıtlardan birini işaret etmesiyle yapılırdı.

 

ANTİK MISIR RÜYASI

 

Ve böylece eski Mısır hakkında ki 15 ilginç gerçekle ilgili kısa listemizi bitiriyoruz. Hiç şüphe yok ki, bu muhteşem medeniyet gerçekten dünyamızda muazzam izler bırakmış ve bu izlerde bu güne kadar gelmiştir. Tarihte bu dönemin hikayeleri bizi uzun yıllar meşgul edebilir ve ortaya çıkacak çok sayıda arkeolojik buluşta, bizi ve gelecek nesilleri  ilgilendirmeye devam edecektir.

 

En iyi görüntü: Eski Mısır hakkında en ilginç 15 gerçek. Kaynak: Maurizio / Adobe stock

 

Haberin etiketleri:

Eski mısır, piramitler, kleopatra


Haber okunma sayısı: 2320

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

kaybolan-cocugun-cozulemeyen-gizemi

Kaybolan çocuğun çözülemeyen gizemi

13 Mayıs 2020 Çarşamba 09:57
antik-misirin-15-gercegi

Antik Mısır'ın 15 gerçeği

25 Nisan 2020 Cumartesi 17:01
perudaki-lanetli-piramitler

Peru'daki lanetli piramitler

22 Ocak 2020 Çarşamba 14:54
antik-tarihte-ileri-teknoloji

Antik tarihte ileri teknoloji

19 Ocak 2020 Pazar 20:16
kara-olumun-felaket-getiren-fetihleri

Kara Ölümün Felaket getiren fetihleri

04 Ocak 2020 Cumartesi 19:26

ÜLKE GÜNDEMİ

Bugün milli iradeye kumpas kuruldu

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, Meclis'te düzenlediği basın

Tohumculuk Kanunu'nu 'Türk tarımının Sevr Anlaşması'

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, tarım sektörünün

Tele-sağlık hizmetleri yaygınlaşacak

Covid-19 pandemisinin Türkiye ve dünya sağlık sektöründe yarattığı etkiler ve gelecek öngörüleri EY (Ernst

Yaşamak için yaşatmak zorundayız

Birleşmiş Milletler tarafından 5 Haziran’da kutlanan Dünya Çevre Günü kapsamında TEMA Vakfı, herkesi bugün

Leyla Güven irademizdir

Leyla Güven'in milletvekilliğinin düşürülmesine tepki gösteren HDP Kadın Meclisi, iktidara seslendi: "Leyla

Sayıştay’ın raporları ‘sır’

Kamu zararına yol açan işlemlerle ilgili hesap yargılaması yapan Sayıştay’ın Yargılama Raporları bugüne

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL