21 Ekim 2020 Çarşamba

Antik çağda korkunç kurban cinayetleri

antik-cagda-korkunc-kurban-cinayetleri

Bugün, bebek öldürme düşüncesi ve bebeklerin kasıtlı olarak öldürülmesi bizi dehşete düşürse de, birçok eski toplumda bu çocuk öldürme uygulaması için izin gerekmiyordu, hayatın olağan bir gerçeği olarak görülüyordu.
10 Ekim 2020 Cumartesi 14:50

 Kehanetlerden  ve utançtan kaçınmaya kadar, antik dünyada yaşayan ailelerin küçücük çocuklarını öldürmek veya onları 'doğal' bir ölüme terk etmek için sayısız nedenleri vardı.

 

Mitolojide Bebek Katliamı

Bebek öldürme, antik Yunan mitolojisinde tekrar eden bir motiftir. Örneğin, Hesiod'un Teolojisinde Titan Cronus, kendi çocukları tarafından tahttan indirileceği kehanetinin gerçekleşmesini önlemek için çocuklar doğar doğmaz  onları yiyerek  bebek katliamı yapar. 



 

Cronus oğullarından birini Peter Paul Rubens tarafından yiyor ( kamu malı )

 

Kehanet ve bebek öldürme arasındaki ilişki, diğer Yunan mitlerinde de mevcuttur. Örneğin, Thebes kralı Oedipus ve kahraman Perseus'unkiler . İlkinde, Oedipus'un babası Thebes kralı Laius, bir gün kendi annesi ile evlenecek olan öz oğlu tarafından öldürüleceği konusunda ortaya çıkan bir kehaneti gerçek sanarak karısı Jocasta tarafından doğurulan Oedipus adında ki oğlunu ölmesi için hizmetçisine vererek ıssız bir dağda  terketmesini istedi. Ancak ıssız dağda terkedilen çocuk Oidipus isimli bir çoban tarafından kurtarıldı ve çocuk büyüdükten sonra kehaneti yerine getirerek babası kral Laius'u öldürdü.

 

Perseus'un büyük babası Akrisios bir kahine gidip bir erkek çocuğunun olup olamayacağını sorar. Kahin ona kızı Danae'nin bir erkek çocuğu olacağını ve bu çocuğun onu öldüreceğini söyler. Kehanetin gerçekleşmesinden korkan Akrisios, yeraltına tunçtan bir oda yaptırarak kızını oraya hapseder. Zeus tunç odanın tavanındaki bir yarıktan altın damlası şeklinde içeriye sızar ve genç kızla beraber olur. Bu birleşmeden Perseus doğar. Ancak Akrisios bunun üzerine kızı Danae ile Perseus'u bir sandığa kilitler ve denize atar. Poseidon'un denizi sakinleştirmesi ve Zeus'un yardımı sonucu balıkçılar tarafından bulunur. Ve sonunda bu kehanette gerçekleşir.

 

Çocuk öldürme sadece Yunan mitolojisinde bulunmaz. Çocuk öldürme aynı zamanda Yunanlılar tarafından farklı nedenlerle de uygulanmaktadır. 

 

 Sparta'nın efsanevî kanun koyucusu Lycurgus çıkardığı bir kanunla bebeklerin yaşamına yön vermeye çalıştı. Lycurgus Sparta'da yeni doğan bebeklerin kabilenin yaşlıları tarafından muayene edilecekleri Lesche adlı bir yere götürülmesini emreder. Burada muayene edilen Bebek sağlıklı bulunursa, babanın onu büyütmesine izin verilir. hasta veya deforme olduğu tespit edilen çocuklar ise Taygetos Dağı'na gönderilerek  burada Apothetae ('Mevduat' anlamına gelen) adı verilen bir uçurumun içine atılırdı. Bu vahşeti uygulayan Spartalılar, toplumlarında sadece sağlıklı bireylerin yer almasını sağladılar.

 

Kartaca toplumu, antik dünyadaki en zengin ve en güçlü medeniyetlerden biri olsa da “barbar” çağdaşlarının bile korkunç olduğunu düşündüğü bazı ritüeller gerçekleştirmiştir. Bu ritüeller, bebek kurban etmeyi bile içeriyordu. Birçok uzman, bebeklerin tanrı için kurban edilmesini, Kartacalıların artan nüfuslarını kontrol etmesine yardımcı olduğuna inanıyor. Ayrıca, bebek kurbanının zenginliklerini korumak için varlıklı Kartaca aileleri tarafından kasıtlı olarak yapıldığına inanırlar. Tahminlere göre M.Ö. 800 ile M.Ö. 146 arasında, yani Romalılar’ın Kartaca’yı fethettikleri zamana kadar  yaklaşık 20.000 bebek kurban edilmiştir. Ancak, uzmanların tümü Karatacalıların bebek kurban ettiği konusunda uzlaşmıyor. Kimileri keşfedilen bebek kalıntılarının aslında doğal nedenlerden öldüğünü iddia ediyorlar. 

 

Romalı yazarların yanı sıra ilk Hıristiyan yazarlara göre Kartacalılar bebekleri diri diri yakarak tanrılarına kurban ederlerdi.

 

Kartacalıların gerçekten çocuklarını kurban edip etmediği, yada bunun sadece Roma propagandası olup olmadığı hala tartışmaya devam ediyor

 

Bebekleri ateşe atarak Molech'e teklif etme ( kamu malı )

 

ASYA'DA BEBEK KURBANI

 

Antik Çin’de, özellikle Shang Hanedanlığı döneminde, yani yazılı kayıtlara sahip ilk Çin hanedanlığında, insan kurban etme pratiği çok yaygındı. Arkeolojik kanıtlar Shang hanedanlığı sırasında insan kurban etmenin büyük ölçekte uygulandığını göstermektedir. Amaç iki yönlüydü: Siyasi kontrol ve dini iletişim. Uzmanlar, Shang hanedanlığında uygulanan üç tür insan kurban etme ritüeli olduğuna inanıyor. Çukur kurbanlarında genç erkekler kurban edilirdi. Bunların vücutları parçalanır ve kişisel eşyaları olmadan gömülürlerdi. Temel kurbanlarında çocuklar ve bebekler kullanılırdı. Arkeolojik kanıtlar, bu kurbanların şiddete uğrayarak öldürüldüklerini ve mülkleri olmadan gömüldüklerini göstermektedir. Sonuncu grupta ise kurban edilen genç kızlar vardı. İlk ikisinden farklı olarak, onlar standart gömülme pozisyonunda gömülmüşler ve bedenlerine zarar verilmemiştir.

 

Çin'de bebekleri gömmek ( kamu malı )

 

Birçok akademisyen, antik  İsraillilerin Molok adlı eski bir Kenanlı tanrısına -yakarak- çocuk kurban ettiğine inanmaktadır. Eski İsraillilerin hepsi bu ritüeli uygulamamıştır – uzmanlar bu ritüelin sadece hayatlarını Moloch’a ibadet etmeye adamış bir İsrailli kült tarafından uygulandığını ve Kenan asıllı olduğunu düşünmektedir.Bazı akademisyenler, Molok’un antik İsrail toplumunda hiçbir zaman var olmadığını ileri sürerek bu iddiaya karşı çıkarlar. Bu akademisyenlere göre Molok kelimesinin türetildiği mlk kelimesi “tanrı” anlamına gelmez, daha ziyade “kurban” anlamına gelir. Bu nedenle, kurban törenleri daha genel anlamda yapılmış olabilir veya belki de hiç yapılmamıştır. Bilim insanları konu üzerinde hemfikir değiller ve tartışmalar bugün de devam etmektedir.

 

Etrüskler, günümüzde Toskana (İtalya) olarak bilinen bölgede yaşayan eski bir halktı. Hem Yunanistan hem de Kartaca ile ticaret yapan çiftçiler ve tüccarlardı. Uzun yıllar boyunca, akademisyenler, Etrüsklerin insan kurban etme pratiğine giriştiklerini kabul etmek istemediler. Ancak, Milano Üniversitesi’ndeki arkeologlar, İtalya’nın Tarquinia kentinde ortaya çıkardıkları önemli kanıtlar aracılığıyla, Etrüsklerin gerçekten de insan kurban ettiklerini kanıtladılar. Arkeologlar, kurban edilmiş yetişkinler, bebekler ile yabancı, hasta ya da aşağı sosyal sınıflardan çocukların kalıntılarını keşfettiler. İnsan kalıntılarının yanı sıra, arkeologlar ayrıca bir kutsal yapı, bir taş sunak, bir trompet, bir balta ve bir kalkanın yer aldığı bir “dünyevi güç kazanma alanı” keşfettiler.

 

Keltler, insan kurban etmeyi dini törenlerinin bir parçası olarak gerçekleştirdiler ve bunu kanıtlayacak epey veri var. Romalı ve Yunan tarihçilerinin yazılı eserleri, ortaçağda yazılı İrlanda metinleri ve son arkeolojik kanıtlar bunun doğruluğunu göstermektedir. Örneğin, Yunan bir coğrafyacı ve filozof olan Strabon, Coğrafya adlı kitabında insan kurban etmeyi bir Kelt ritüeli olarak gösterir. “Onlar [Keltler] kurban etmek üzere kutsanmış bir adamı arkasından kılıçla vurur ve ölüm-spazmlarına dayanarak kehanette bulunurlar ve Druidler orada olmadan tören gerçekleşmez. ”Dahası, hasır adamdan (bunun filmini izlemişsinizdir) Keltlerin bunu kurban töreni için nasıl kullandığını aktarılmıştır. “Saman ve odundan büyük bir insan biçimi inşa ederler ve sığırları, her türlü vahşi hayvanı ve insanı bunun içine atarlardı.” Pek çok akademisyen, Strabon’un aktardıklarının ve diğer Yunan ve Roma tarihçilerinin söylediklerinin doğruluğuna kuşkuyla bakıyor, çünkü onların çalışmaları politik propagandayla doluydu. Bununla birlikte, Lindow bataklığında bir erkek vücudunun keşfi, Keltlerin bir dereceye kadar insan kurban ettiklerini  kanıtladı. Lindow adamının “boğulduğu, kafasına vurulduğu ve boğazının hızlı bir şekilde kesildiği, sonra bataklığa atıldığı” söylenmektedir.

 

Antik Hawaililer, insanları kurban ederek savaş ve savunma tanrısı Ku’nun lütfunu kazanabileceklerine ve savaşlarında zafere ulaşabileceklerine inanıyorlardı. Kurban törenleri, Heiau denilen tapınaklarda yapılırdı. Bu törenlerde diğer kabilelerin şefleri kullanılır, “tahta raflar üzerinde baş aşağı olacak şekilde asılırlardı.” Rahip, kurbandan toplanan terle sıvanır ve kutsanırdı. Daha sonra kurban etleri yumuşayana kadar defalarca dövülürdü. Sonunda, iç organları çıkarılırdı ama tören bitmezdi. Organlar çıkarıldıktan sonra ceset rahip ve kabilenin şefi tarafından “çiğ ya da pişmiş” olarak yenirdi.

 

Aztek toplumu, güneşin ölmesini engellemek için insan kurban ederdi. Aztekler, insan kanında “kutsal yaşam gücü” olduğuna ve güneş tanrısı Huitzilopochtli’nin besine ve yatışmaya ihtiyaç duyduğuna inanıyordu. Aztekler, hem gönüllüleri hem de savaş sırasında yakalanan diğer kabilelerin üyelerini acımasız ve vahşi biçimde kurban ettiler. Bir tür ritüelde, kurbanların tapınağın merdivenlerinden yukarı çıkması gerekiyordu. Zirveye ulaştıklarında, bir rahip boğazlarından karınlarına doğru onları keserek gövdelerini açıyordu. Rahip daha sonra yürekleri tanrılara sunuyor, bedenler ise tapınağın dibinde parçalanıyordu. Bu kurban törenlerinin kapsamı ile ilgili tahminler, az sayıda tarafsız kaynak olması nedeniyle hayli tartışmalıdır.

 

Mezopotamyalılar, kraliyet ve seçkin ailelerin gömülme ritüellerinin bir parçası olarak insan kurban ettiler. Saray görevlileri, savaşçılar ve hizmetçiler efendilerinin sonraki yaşamlarına eşlik etmeleri amacıyla kurban edildi. Bu kimseler öldürüldükten sonra vücutları sistematik ve dekoratif bir düzen içine konuldu. Savaşçıların silahları yanlarında olurdu, hizmetçiler ise başlıklarla süslenirdi. Uzmanlar, uzun yıllar boyunca bu kurbanların zehirle öldürüldüğüne inanıyordu. Ancak, yeni incelemeler, ölümlerinin çok daha acımasız olduklarını gösteriyor – kafalarına bir mızrak saplanıyordu.

 

Birçok Mısırbilimci, eski Mısırlıların insan kurban ettiğini düşünüyor. Buna katılmayan bazı uzmanlar olsa da, Abydos’ta bulunan kurban mezarları, eski Mısırlıların en azından bir tür ritüel olarak tutukluların kurban ettiklerini kanıtlıyor. Buradaki buluntular firavunların veya diğer önemli kişilerin hizmetkarlarının öteki dünyada onlara hizmet etmek üzere öldürüldüğünü ortaya çıkarıyor. Ünlü Mısırbilimci George Reisener, Kral Djer ve Kral Aha’nın mezarlarının, araç-gereçleriyle canlı gömülerek kurban edilen hizmetkarlarla dolu olduğunu ileri sürdü. Reisener ayrıca Kral Djer’in karısının da canlı gömüldüğünü öne sürdü. Ancak, bu hizmetçi kurbanları aşamalı olarak sonlandı ve yerlerini sembolik insan figürleri aldı.

 

İnkalar, insan özellikle de çocuk kurban etmeye doğal felaketleri önlemenin bir yolu olarak başvurdular. İnka İmparatorluğu volkanik patlamalar, depremler ve seller de dahil olmak üzere birçok doğal felaketle boğuşuyordu. İnkalar, bu doğal felaketlerin tanrılar tarafından kontrol edildiğine ve onların lütfunun fedakarlık yoluyla kazanılması gerektiğine inanıyordu. Kurbanlarının pek çoğu  mahkumlar olsa da, fiziksel olarak sağlıklı çocuklar da İnkalar’ın sunabileceği en yüksek fedakarlık olduğu inancıyla ritüel olarak öldürülmüştür. İnkalar, kurban edilen çocukların daha iyi ve mutlu bir yerde yaşayabilecekleri sonraki bir yaşamın olduğuna inanıyorlardı. Buna ek olarak, kurbanlarına çoğunlukla öldürmeden önce çok iyi muamele ettiler – onları çok iyi beslediler, onurlarına birer şölen düzenlediler ve hatta İmparatorla buluşturdular.

 

Cahiliye döneminde Araplar arasında erkek çocuklarını katledenler de karşımıza çıksa da genellikle bu muameleyle ailenin en zayıf üyesi olarak görülen kız çocukları muhatap olmaktaydı. Aile reisi olan erkekler bir veya en fazla iki tane kız çocuklarının olmasına tahammül gösterebiliyorlar; kız çocuklarının sayısı arttığında bunu çevresine karşı bir ar meselesi olarak kabul ederek yeni bir kız çocuğu doğduğunda onu katletme yoluna gidiyorlardı.


Kız çocuğun doğumu onlar için sevinç ve mutluluk yerine utanç, üzüntü ve keder manasına geliyordu. Karısı doğum yapan erkek heyecanla haber beklerdi. Erkek çocuk haberi geldiğinde aşırı sevinirken kızı olduğunu öğrendiğinde ise üzülürdü. Bir kişiye “Kız çocuğun oldu.” dendiğinde, utancından ne yapacağını ve insanlardan nasıl saklanacağını bilemezdi.


Arap kabilelerinin geneline bakıldığında kız çocuklarını gömme âdeti toplumun tamamına yayılmamıştı. Kız çocuğunu gömerek katletme meselesi şehirden çok çölde yaşayan bedevi Araplar arasında yaygındı. Arapların efendileri olarak kabul edilebilecek olan Kureyş kabilesi içinde bu âdeti görmek son derece zordu. Câhiliye ve İslâm Tarihi kaynakları incelendiğinde bu çirkin âdet ile ilgili örneklerin genellikle İslâm’a yakın dönemde gerçekleştiği görülmektedir. Bu konuda toplum hafızasının yorum yapacak kadar zengin olmadığı anlaşılmaktadır. Bunun temel sebebi ise Arap toplumunun yazılı değil şifahî bir kültüre sahip olmasıdır.


Cahiliye Arapları için kızları utanç vesilesiydi. Onlar kızları zinaya bulaşmadan nikahla dahi evlense çocuklarını başkası ile evlendirmekten ise onu toprağa vermeyi daha hafif görüyorlardı. Temel sebeplerinden biri kıskançlık idi. Eldeki veriler bu âdetin daha çok bedeviler arasında ve özellikle de kız çocuklarını gömme âdetinin başladığı kabul edilen Temim kabilesi ile ona yakın civar kabilelerde daha yoğun bir şekilde uygulandığını göstermektedir.  Arap kabileleri arasında en kıskançlarının Rebia' kabilesi olduğu da söylenir. Bu özelliğinden dolayı kız çocuğunu diri diri gömme âdetinin ilk olarak bu kabilede başladığı kabul edilir.


Kız çocuklarını diri diri gömmenin dışında, kız çocuğunu katletmenin çok çeşitli yolları bulunmaktaydı. Bunlar arasında en yaygını, onu daha önce kazdığı çukura itip üzerine toprak atarak canlı canlı gömmekti. Kız çocuklarını kazılan çukurlara atarak öldürmeleri en çok kullanılan yöntem olmakla birlikte, onların suda boğularak, kuyuya atılarak veya boğazlanarak katledildikleri de olurdu.

 



Haber okunma sayısı: 670

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

insan-eliyle-gelmis-en-korkunc-11-felaket

İnsan eliyle gelmiş en korkunç 11 felaket

19 Ekim 2020 Pazartesi 16:27
ortacagin-hayvan-mahkemeleri

Ortaçağ'ın hayvan mahkemeleri

14 Ekim 2020 Çarşamba 22:12
deniz-kizlarinin-tuhaf-hikayeleri

Deniz kızlarının tuhaf hikayeleri

11 Ekim 2020 Pazar 20:02
antik-cagda-korkunc-kurban-cinayetleri

Antik çağda korkunç kurban cinayetleri

10 Ekim 2020 Cumartesi 14:50
somerton-adami-gizemi

Somerton Adamı gizemi

27 Eylül 2020 Pazar 19:24
zaman-ve-uzay-boyunca-on-tuhaf-gizem

Zaman ve uzay boyunca on tuhaf gizem

24 Eylül 2020 Perşembe 17:38

ÜLKE GÜNDEMİ

AKP'li vekiller çileden çıktı !

CHP Milletvekili Veli Ağbaba meclis genel kurulunda yaptığı konuşma ile Türkiye'nin ekonomik boyutlarını

HDP, legalite ile illegalite arasında durmaktan vazgeçmeli

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi.

Biz Türkiye'yiz Tayyip Erdoğan sen kimsin?

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baş, askıda ekmek kampanyasına

Sarayın demiryolu politikası raydan çıktı

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi Türkiye

Yeryüzü, yeniden İslam ilkelerini aramaktadır

İslam İşbirliği Teşkilatı Üye Ülkeleri Diyanet İşleri Bakanları, Başmüftüleri İstişare

Müsavat Dervişoğlu'ndan Ümit Özdağ'a yanıt

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ'ın Buğra

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL