24 Şubat 2021 Çarşamba

10 Korkunç arkeolojik keşif

10-korkunc-arkeolojik-kesif

Arkeologlar, insan kalıntılarının gün yüzüne çıkarılmasına oldukça aşinadır. Ancak zaman zaman tuhaf ve rahatsız edici gömülerle de karşırlar - Frankenstein tipi iskeletler, tahta kazıklarla yere tutturulmuş 'vampirler', ağır taşlarla mezarlarında tutulan 'cadılar' ve ağızlarına taş sıkıştırılmış bireyler. , boğazlarına karşı demir oraklar ya da kafataslarında kötü ruhları kovmak için açılan delikli kim oldukları belli olmayan insanlar, bu tuhaf ve tüyler ürpertici keşifler, doğrusunu söylemek gerekirse diğer arkeolojik buluntulardan fazla ilgi çekiyor.
24 Ocak 2021 Pazar 21:09

 Biz bu tuhaf, korkutucu ve anlaşılmaz buluntular arasında bulunan 10 tanesini sizler için derledik.

 

Arkeologlar İtalya'da 'cadı' cenazesini ortaya çıkardı

 

Arkeologlar 2014 yılında, İtalya'nın Albenga kentinde yüzüstü gömülü bir genç kızın eski bir iskeletini ortaya çıkardılar. Araştırmacılar, bir kişiyi bu şekilde gömmenin, muhtemelen büyücülükle ilgili olduğunu açıkladılar. Büyücükle uğraşanların toplum tarafından reddedildikleri, tehlikeli olarak değerlendirildikleri içinde bu şekilde gömüldükleri o dönemlerde toplumsal bir davranış biçimiydi. Bilinmeyen tek şey ise, garip şekilde gömülmüş olan bu kişinin normal bir ölümden sonra mı, yoksa toplum tarafından linç edildikten sonra mı gömüldüğüydü. 



 

Ligurya Rivierası Albenga'da bulunan, MS 5. ve 6. yüzyıllarda inşa edildiği tahmin edilen bir kilisenin mezarlığı olan San Calocero kompleksinde Vatikan'ın Papalık Hıristiyan Arkeolojisi Enstitüsü tarafından yapılan keşif sırasında bu ceset bulundu. Kazı müdürü Stefano Roascio, bu tür mezarların ölüleri küçük düşürmek için bir ceza olarak yapıldığını ve bu tür keşiflerin nadir görüldüğünü söyledi. Araştırma ekibine göre, aşırı durumlarda, kurbanlar yüzüstü pozisyonda diri diri gömülürdü, ancak yeni keşfedilen cenaze töreninde durum oldukça farklıydı

 

"Yüzüstü cenaze töreni, ruhun bedeni ağızdan terk ettiği inancıyla bağlantılıydı. Ölüleri yüz üstü gömmek, saf olmayan ruhun yaşayanları tehdit etmesini önlemenin bir yoluydu ”diyor antropolog Elena Dellù Discovery News'e.

 

Eski Yunanlılar, görünüşe göre zombilerden o kadar korkuyorlardı ki, ölüleri ezdiler.

 

Modern insanlar, ölümsüzler tarafından büyülenen tek kişi değil. Bir araştırmacı, Sicilya adasındaki antik Yunanlıların, göçmenlerden korktuklarını, mezarlarından yükselip canlıları rahatsız etmelerini önlemek için bedenleri kayalar ve amfora parçalarıyla sarılarak denizin dibine indirdiler, diyor. Öte yandan ve paradoksal olarak, Carrie L. Sulosky Weaver  "Yunanlılar büyücülük adı verilen bir uygulama aracılığıyla kehanet için ölülerle temas kurmaya çalıştılar." ifadelerini kullanıyor.

 

Bu yılın başlarında, Sicilya'nın güneydoğusundaki eski bir sahil kasabası olan Kamarina yakınlarındaki büyük bir mezarlıkta çalışan arkeologlar, 2.905 ceset ve kazı malzemeleri ortaya çıkardılar. Araştırmacılar, MÖ 5. yüzyıldan 3. yüzyıla kadar kullanılan Passo Marinaro adlı nekropolde (“ölüler şehri”) madeni para, figürin ve pişmiş toprak vazolar gibi mezar eşyaları buldular. Ayrıca, yattıkları yerden kalkmamaları için baş, ayak ve gövdeleri üzerine taşlar yığılmış iki cesette ortaya çıkardılar. 

 

“Eski Yunanlılar için ölüler hem korkuya hem de yakarışa maruz kalıyordu. Nekrofobi veya ölülerin korkusu, Neolitik dönemden beri Yunan kültüründe var olan bir kavramdır. Bu fobinin temelinde, cesetlerin yeniden canlanabileceği ve ne canlı ne de ölü değil, daha çok 'ölümsüz' bir durumda var olabileceği inancı yatıyordu ”. Weaver, Popüler Arkeoloji Magazin'de yayınlanan makalesinde “Bu sınır figürleri, canlılara zarar vermek amacıyla geceleri mezarlarından çıktıkları anlaşıldığı için tehlikeli sayılıyor. Bir koruma aracı olarak, ölümsüz olduğu iddia edilenler ya diri diri mezarlarına kapatıldılar veya ritüel olarak "öldürüldüler" diye yazıyordu

 

Bulgar arkeologlar 'vampir' mezarını ortaya çıkardı

 

2013 yılında, Bulgaristan'ın Perperikon sahasında çalışan arkeologlar, Orta Çağ'da bireyin `` ölümsüz hale gelmesini '' önlemek için göğsüne demir bir kazık saplanmış gömülü bir erkek iskeletini buldular. Cesetle birlikte bulunan madeni paralar, geçici olarak 13. ve 14. yüzyıla tarihlenmektedir. Aslında bu Bulgaristan'da ortaya çıkarılan ilk 'vampir mezarı' değil. Bu keşif, Sozopol'da yapılan başka bir keşfin benzerini yansıtıyordu. Bulgaristan genelinde, vampir oldukları iddia edilen 100'den fazla erkeğin kalıntıları bulundu. Pagan inanışlarına göre, bir vampir tarafından ısırıldıkları yada saldırıya uğradıkları düşünülen kişilerin, öldükten sonra tekrar dünyaya gelerek kötülüklerine devam etmemesi için gömülmeden önce göğsüne demir veya tahta bir kazık çakılarak gömülürdü. Bunu yaparak, gömülen vampirin tekrar dünyaya dönmesinin önleneceğine inanılıyordu. 

 

Filmlere konu olan vampir efsaneleri, eski dönem  folklorunun önemli bir bölümünü oluşturur.

 

Bulgar çiftçi mühürlü bir kutuda kurt adama benzeyen kafatasını keşfetti


Ekim 2014'te, Bulgaristan doğumlu bir çiftçi olan Trayche Draganov, Makedonya Cumhuriyeti'nin Novo Selo köyünde tarlasını sürerken, içinde kurt adam benzeri bir kafatası bulunan zincirle kapatılmış bir kutu bulduğunu iddia etti. Hikaye, Balkan Savaşları hakkındaki kitabı için araştırma yaparken Novo Selo'da zaman geçiren tarihçi Filip Ganev tarafından da duyuldu.Sıradışı bir kutu ve kafatası bulduğunu iddia eden köylüyü bularak onunla tanıştı. Ganev kutuyu ve içindeki garip kafatasını görünce uzun süre şaşkınlığını gizleyemedi. Kafatası sadece primat türlerde bulunan bir genişliğe sahipti. Ama ağzı ve dişleri bir kurta benzeriyordu. göründüğünü bildirdi.


Ganev kafatasının fotoğrafını çekerek yetkililere gönderip araştırılmasını istedi. Fotoğrafı inceleyen yetkililer, kafatası boyutunun artmasına ve daha insan benzeri görünmesine neden olan Paget Hastalığından muzdarip bir kurt olduğu sonucuna vardıktan son vahşi yaşam yetkililerine bildirdi 

 

Ganev, kurtadamların kaydedilen tarihten önce Balkan folklorunun temelini oluşturduğunu söyledi. Nasıl ve neden kurt adam haline geldikleri ise bölgeden bölgeye değişiklik gösteriyordu. Bazıları, bir kişinin kurda dönüşme yeteneği ile doğduğuna inanırken, bazılarıda saç ile doğan bebeklerin de bir gün kurtadama dönüşeceğine inanıyordu. Başka bölgelerde ise, büyük bir günahla ölenlerin veya şeytanla birliktelik kuran bir kişilerin kurt adam olarak yeniden doğacağına inanıyorlardı. 


Arkeologlar İskoçya'da bilinen son cadı mezarını buldular mı?


İskoçya'daki arkeologlar, cadı olmakla suçlanan Lilias Adie'nin son dinlenme yerini bulduklarına ve hapishanede öldükten sonra üzerine ağır düz bir taş yerleştirilerek derin çamura gömüldüğüne inanıyordu. Eski çağlarda cadıların ağır bir taşla gömülmedikleri taktirde mezarlarından çıkarak kötülüklerine devam edeceklerine inanılıyordu.


Valleyfield Toplum Merkezi  Fife, İskoçya, merkezli Lilias hikayesi anlatıyor:


"Fife'nin batısındaki küçük Torryburn köyünde 29 Ağustos 1704'te yaşlı bir kadın olan Lillias Adie, komşularından Jean Nelson'a hastalık getirmekle suçlandı. Torryburn kilisesi yetkililerinin huzuruna çağrılan yaşlı Lillias, günlerce süren ağır işkenceler sonunda, işkencelerden kurtulmak için bir cadı olduğunu söyledi. Nasıl cadı olduğu sorulduğunda ise, şeytanla bir mısır tarlasında tanıştığını ve onu sevgilisi ve efendisi olarak kabul ettiğini açıkladı. İşkenceler sonunda aklını kaybetme noktasına gelen yaşlı kadın, kafasında tasarladığı hikayeleri anlatmayı sürdürdü. Birçok kişiyi şeytanla yapılan dinsizlerin yer aldığı dansa nasıl götürdüğünü anlattı. Lillias'a göre tuhaf, mavi bir ışık ortaya çıktı ve mısır tarlasındaki dansçıları takip etti. Sonunda hikayelerini öylesine vahşi bir hale getirdi ki, kilise yetkilileri, onun şeytanla olan ilişkisini kabulendiler."


BBC Radio Scotland'da yayınlanan 'The Walking Dead' adlı program için, araştırmacılar 2014 yılında Lilias'ın mezarını bulmak için araştırmalara başladılar. Lilias hikayelerini inceleyen araştırmacılar mezarın bulunabileceği bölgeyi belirlediler. 19. yüzyıl tanımlamalarına dayanarak Lilias'ın orijinal mezar alanının izini sürmeye çalıştılar . İnceleme sırasında, mezarın hem alanının hem de özelliklerinin açıklamasına uygun, büyük, deniz yosunuyla kaplı bir taş levha buldular. Taşı İnceleyen ve temizleyen Fife arkeolog Douglas Speirs, levhanın sahil için doğal olmadığını, ancak taş ocağından çıktığını ve kasıtlı olarak oraya yerleştirildiğini doğruladı. Burada tam anlamıyla arkeolojik bir kazı yapılmamış olsa da, İskoçya'da ki bu taş levhanın altında türünün tek cadısı olan Lilias'ın yattığına inanılıyor. 


İskoçya'nın 'Frankenstein' Mumyaları


2001 yılında, bir arkeolog ekibi, İskoçya'daki Outer Hebrides'deki Güney Uist adasındaki bir arkeolojik alanda dört iskelet buldu. İlk başta, tipik bir Bronz Çağı keşfi gibi göründü, ancak araştırmacılar kısa süre sonra bulgunun normalden çok uzak olduğunu keşfettiler. Bir erkek ve bir dişi cenin pozisyonunda gömülmüştü. İlk testler, erkeğin MÖ 1600 civarında öldüğünü ve dişinin ise yaklaşık MÖ 1300'de öldüğünü ortaya çıkardı. Bununla birlikte, yaklaşık on yıl sonra, kalıntıların daha fazla DNA incelemesi şaşırtıcı bir keşfe yol açtı - iki iskelet aslında altı farklı bireyin vücut parçalarından oluşuyordu, arkeologlar buna 'frankenstein mumyaları' adını verdiler.


'Erkek iskeletinde' gövde, kafatası ve boyun ve alt çene üç ayrı erkeğe aitti. 'kadın iskeleti' de bir erkek kafatası, bir kadın gövdesi ve üçüncü bir kişinin kolundan oluşan bir kompozitti. Arkeloglar her iki buluntununda cinsiyetini belirliyememişti.


Karbon tarihlemesi, 'dişi' mumyaya eklenmiş olan kafatasının gövdeden 50 ila 200 yıl daha yaşlı olduğunu ortaya çıkardı. Görünüşe göre mumyalar aynı aileden gelen insanlardan oluşuyor ve daha sonra tek bir kişi gibi görünmesi için yapboz gibi bir araya getiriliyordu. Kalıntıların neden mumyalanmış ve sonra birbirine karıştırılmış olduğu konusunda arkeologların hiçbir fikri yoktu. Bununla birlikte, Parker Pearson, kalıntıların karıştırılmasının, farklı soylardan gelen özellikleri tam anlamıyla somutlaştıran 'sembolik bir ata' yaratmak için farklı aile atalarını birleştirmek için yapıldığına inanıyordu.


Ortaçağ adamı bir şeytan çıkarma işleminde kafasını delmiş olabilirler

 

İngiltere, Hampshire'daki bir Roma villasında iskeleti bulunan bir ortaçağ ya da Sakson adamının çene deformitesi nedeniyle , toplum tarafından dışlandığını yada ruhlar tarafından lanetlediğini söylemek mümkün. Ayrıca topluluğun, kötü ruhları kovmak için adamın kafatasını ölmeden önce kırdığını düşünmekte mümkün.

 

35-45 yaşlarında öldüğü tahmin edilen, çenesi deforme olmuş adamın sağ eli  ve ayak kemikleri mezarda bulunamamıştı. Genç adam ya el ve ayakları kesidikten sonra mezara konulmuştu yada mezar soyguncularının gazabına uğramıştı. Kafatasında bulunan deliğin hangi amaçla ne zaman ve kimler tarafından açıldığı ise tam bir gizemdi.

 

Arkeologlar, iskeleti, 1965 yılında sığ bir mezarda yüzüstü bulunan adamın yaklaşık 170 cm (5 fit 7 inç) boyunda olduğunu ve cesedinin üzerine taş yığılmış olduğunu açıkladılar.

 

Dave Allen'ın Hampshire Arkeolojisi adlı bloğunda, "Kafatasının sol tarafında, temporal sırtın hemen altında, ön kemikte bir delik var" diyor. "Alt çene için kas bağlantısının yakınındaki bu trepanasyon, muhtemelen kronik ağrıyı hafifletmek veya deformitesiyle ilişkili kötü ruhları kovmak amacıyla yapıldı. Operasyondan sağ kurtuldu ve kemiği iyileşti, ancak bu kadar yalnız bir yere gömülmesi, yüzüstü ve taşlarla ağır basması, topluluğun, onun sorunlarına neden olan kötü etkinin hala ortalıkta olabileceğinden endişe duyduğunu gösteriyor. " açıklamasını yaptı

 

Araştırmacılar, Polonya'daki 17. yüzyıl vampir mezarlarını inceliyor

 

2014 yılında araştırmacılar, kuzeybatı Polonya'daki 17. yüzyıl mezarlarının iskelet kalıntılarını incelediler ve vampir oldukları iddiasıyla değişik bir biçimde gömülenlerin aslında kolera kurbanları olabileceğini ileri sürdüler. Köylülerin kolerayı bilmemesi nedeniyle ölenleri vampirlere özgü bir şekilde gömdüklerini açıkladılar. 

 

Popüler olarak adlandırılan bu tür "vampir mezarları", ağırlıklı olarak ortaçağ sonrası dönemde ve Avrupa'da ki - Çek Cumhuriyeti, Slovakya, İtalya, İrlanda ve Yunanistan'da ortaya çıktı. Vücutların genellikle yanlarında veya üzerlerinde gömülü tuhaf öğeler bulundu. Bazılarının gövdelerine demir kazıklar saplanmış, bazılarının ağızlarına tuğla veya taş konmuştu. Bazılarının boyunlarına ise ağır bir taş yerleştirilmişti. Bu apotropaik semboller ve eserler, tarih boyunca kötü etkileri önlemek için kullanıldı. Polonya'nın kuzeybatısındaki Drawsko'da bulunan mezarlar da dahil olmak üzere bu mezarların çoğunu, salgın hastalıklar birbirine bağlıyordu.

 

PLOS One dergisinde bir çalışma yayınlayan Güney Alabama Üniversitesi'nden Lesley Gregoricka, mezarlarla ilgili şunları yazıyor: “Bu altı kişiden beşi, kafasını mezardan çıkarmaması veya ağzını açmaması için karın üzerine yerleştirilmiş bir orakla defnedilmişti. Mezardan çıkmaya çalıştıkları anda karınlarının üzerine konulmuş olan orak bağırsaklarını deşecekti. " Bu uygulamalar, vampir olma riskiyle karşı karşıya olduğu düşünülen kişiler için geçerliydi.Vampir oldukları düşünülerek gömülen kişilerin cenaze töreninden dönüldükten sonra verilen ziyafetler nedeniyle, gömdükleri kişilerde bulunan hastalık köyde yaşıyanlarada hızla bulaşıyordu 

 

İngiltere'de Bulunan 'İnsanları Taşa Döndüren Cadı' İskeleti

 

Efsaneye göre, yüzyıllar önce bir cadı İngiltere'ye hükmeden sözde bir kral haline geldi. Gerçek krala bağlı bulunan adamları ve şövalyeleri hala ayakta duran ve Warwickshire'daki Rollright Stones çemberi arasında yer alan taşa çevirdi. Yakın zamanda bölgede ortaya çıkarılan MS 7. yüzyıl iskeleti hırslı adamları taşa çeviren cadı olarak adlandırılınca yeni bir efsane ortaya çıktı: 

 

Yaklaşık 152 cm boyunda olan kadın, tanrılara adaklar pişirmek için kullanılan bir Roma tavası, bronz bir kap, büyük bir kehribar boncuk ve gümüş bir ametist ile gömüldü. Bugüne kadar İngiltere'de beş Roma tavasının bulunduğunuda söylemekte fayda var. Ayrıca yanında büyük bir ağırşakta vardı. Patera ile birlikte, "Rita," adıyla anılan Sakson pagan Rollright Cadısı, yüksek statüde ruhani bir kadın olduğunu gösteriyor.

 

Bronz Çağı Rollright Taşları, bugüne kadar onları çevreleyen çok fazla efsaneye sahiptir. Britanya Adaları'ndaki pek çok taş çemberin, Şubat'ta dans edip oynadığı ya da Tanrı ya şalgam topladığı için şeytan tarafından taşlaşmış insanlar olduğu söyleniyordu.

 

Kazı, insan ve hayvan melez kemik düzenlemeleriyle tuhaf Kelt cenazesini ortaya çıkardı

 

İngiltere'nin Dorset kentindeki küçük, bir Demir Çağı yerleşiminde bulunan Kelt sakinlerinin, garip kemik düzenlemesini yapmadan önce genç bir kadını boğazını keserek kurban ettiklerine inanılıyor. Arkeologlar ayrıca, farklı hayvanların kemiklerinin kasıtlı olarak eski kültürlerin mitolojik canavarlarını anımsatan şekilde bir araya getirildiği bir dizi tuhaf melez hayvan ortaya çıkardılar.

 

Alandaki melez hayvan kemiklerinin cenazeleri, Akdeniz ve Yakın Doğu'dan kuş-kadın harpiler, keçi-aslan kimeralar, kartal-aslan griffinler, erkek-keçi satirler, erkek-boğa minotorlar ve insan-at sentorları hakkındaki mitleri hatırlatıyor. Eski insanlar, çeşitli hayvan ve / veya insan parçalarını tek bir fantastik ve bazen de grotesk canavar olarak birleştirmeyi tercih ettiler. Bazıları canavar olarak, veya çobanları kırsal bölgede korumaları için yerleştirildi.


The Independent, "Hayvan kemiklerinin özellikle tuhaf bir düzenlemesinde bir insan iskeleti de vardı" diyor. “Genç bir kadın kurban edilmiş gibi görünüyor (muhtemelen boğazının kesildiğine dair bir işaret vardı) ve daha sonra özel olarak düzenlenmiş sığır, koyun, köpek ve at kemiklerinden oluşan bir 'yatağa' gömüldü. Bu hayvan kemikleri, ölü kadının kemiklerini yansıtacak şekilde kasıtlı olarak sınıflandırılmıştı. Hayvanların kafatası parçaları başının dayandığı yüzeyi oluştururken, hayvanların bacak kemikleri bacaklarının dayandığı yüzeyi oluşturdu. "


By  Nisan Holloway

Kaynak: ancient-origins.net

Haberin etiketleri:

arkeoloji


Haber okunma sayısı: 3951

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

on-inanilmaz-antik-metin

On inanılmaz antik metin

31 Ocak 2021 Pazar 18:41
10-korkunc-arkeolojik-kesif

10 Korkunç arkeolojik keşif

24 Ocak 2021 Pazar 21:09
beyaz-sarayin-hayaletleri

Beyaz sarayın hayaletleri

23 Ocak 2021 Cumartesi 16:29
kral-midas-efsane-mi-gercek-mi

Kral Midas efsane mi, gerçek mi?

20 Ocak 2021 Çarşamba 18:00
mary-celeste-gemisinin-laneti

Mary Celeste gemisinin laneti

18 Ocak 2021 Pazartesi 11:33

ÜLKE GÜNDEMİ

Tek doz aşı Covid-19’a karşı korumada yeterli mi?

Covid – 19 aşısının türüne göre değişmekle birlikte yüzde 65 ile yüzde 98 oranında koruduğu ve

Demir yolu ile ihracat yüzde 33 arttı

Ares Logistics CEO’su Engin Kırcı, pandemi dönemde demir yolu ile ihracatın yüzde 33 artarak rekor seviyeye

Bu vergi herkesi zorlayacak

Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) Özel İletişim Vergisi’nin (ÖİV) %10’a

İstanbul Valiliği'den yasak kararı

İstanbul Valiliği bugün Boğaziçi Üniversitesi önünde sivil toplum kuruluşlarınca yapılması planlanan

Eski belediye başkanı, yeni trol

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, gazeteci Nevşin Mengü'yü "Sana öyle bir illüstrasyon

Yavaş'tan ücretsiz internet atağı

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, internete erişim hakkının temel bir hak olduğunu belirterek

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL