16 Temmuz 2019 Salı

Mu kıtası efsanesi yeniden tartışılıyor

mu-kitasi-efsanesi-yeniden-tartisiliyor

Mu, Büyük Okyanus'ta yer aldığı ve 14 bin yıl önce batarak yok olduğu ileri sürülen, hakkında birçok kişinin araştırma yaptığı efsanevi kıta. İşte bu MU kıtası yeniden tartışmaya açıldı
09 Şubat 2019 Cumartesi 08:52

 Halit Kakınç’ın yeni kitabı “Yazılmamış Bir Tarih” Destek Yayınları tarafından yayımlandı. Odatv yazarı Kakınç, Sodom Gomora’dan geçmişteki nükleer ve termonükleer savaşların mirası jeolojik kanıtlara, tarihe geçmiş devlerden piramitlerin gizemine kadar birçok konuyu ele aldı.

 

Kakınç, kitabında Mustafa Kemal Atatürk’ün üzerinde durduğu ve araştırdığı Mu Efsanesi’ne de değindi. “Türklerin Anayurdu” başlığında Eski Türklerin ilk vatan ve kökenlerinin kayıp “Mu” kıtası olduğu anlatıldı. Bu başlıkta 1936 yılında, Mu kıtası ve efsanesi üzerine hazırlanmış raporlar da okuyucuya sunuldu.

 

İşte “Türklerin Anayurdu” başlıklı o kısım:



 

Atatürk’ün Cumhuriyet’in ilk yıllarında başlattığı araştırmalar, özellikle 1930’ların başında yoğunlaştı. 1930’da Tarih Heyeti’ni oluşturarak Türk Tarihi’nin Ana Hatları adlı kitabı hazırlattı. 1931’de ise Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nin kuruluşuna önayak oldu ve adı daha sonra Türk Tarih Kurumu olarak değiştirilen cemiyetin çalışma alanını Türk ve Türkiye tarihi olarak belirledi. Kurumun bir yıl sonra gerçekleştirilen ilk genel kurulunda Türk Tarih Tezi kabul edildi. Tez, iki ana eksen üzerine oturuyordu: “Türk Uygarlığı, tarihin en eski uygarlıklarından biridir ve bu uygarlığın kökeni Orta Asya’dır.”

 

Bu çalışmaların bir ayağının eksik olduğunu düşünen Atatürk, Türk Dil Kurumu’nu da kurdurarak, ulusçuluğun ana öğelerinden olan dil konusunda da derin bir çalışma başlattı. Onun Türk Tarih Kurumu’nun İkinci Dil Kurultayı’nda yaptığı konuşmada yer alan “Güneş” yaklaşımı, sonradan tanışacağı Mu Efsanesi’nin Güneş Kültü ve kendi tezi Güneş Dil Teorisi’yle doğrudan ilintiliydi. Tarih ve Dil kurumlarının varlık nedeni de bu temellere yaslanıyordu. Atatürk, uzmanların yabancı meslektaşlarına ihtiyaç duymadan arkeolojik kazılardan çıkacak yazıları inceleyebilmesi ve bu yoldan elde edilecek bilgilerle eski uygarlıkların gerçeğine ulaşmak amacıyla eski dillerin öğrenilmesi için de Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ni kurdurdu.

 

Raporlara dönelim:

 

Mayatepek’in 29 Şubat 1936 tarihli 7. Raporu, çarpıcı bir biçimde başlıyor ve şaşırtıcı iddialarla devam ediyordu: “Uygur, Akad, Sümer Türklerinin Pasifik Denizi’nde ilk insanların zuhur ettiği Mu’daki büyük medeniyet, dil ve dinlerini cihana yaydıklarına dair yepyeni ve mühim malumatı ihtiva eden raporda: Kuzey Amerika âlimlerinden Colonel James Churchward ‘4 Kıta’ eserinde dünyada ilk insanların ilk zuhur ve saadet diyarı olarak Tevrat’ta ‘Gan Edn’ ve Kuran’da ‘Cenneti Adn’ namı altında zikri geçen ve Pasifik Denizi’nde bulunan ‘Mu’ kıtasında ortaya çıktığı ve bu büyük kıtanın 11 bin 500 sene evvel müthiş depremler ve patlamalar neticesinde 24 saatte 64 milyon nüfusuyla denize battığı ve ilk yüksek medeniyetin, dilin ve vahdaniyete dayalı dinin ve fen ilimlerinin Mu kıtasından 70 bin sene önce Maya namıyla çıkarak Asya’da Uygur, Hindistan Naga-Maya, Fırat Nehri deltasında Akad, Mezopotamya’da Sümer, Kızıldeniz’in batısındaki arazisindeki Mayu ve Etiyopi kıtasında Tamil namlarını almış olan Mu çocukları tarafından bütün cihana yayılmış olduğu vesaire hakkında, şimdiye kadar Doğu’da ve Batı’da yayımlanan kitapların hiçbirinde görmediğim çok derin ve 50 sene süren incelemeler mahsulü malumata tesadüf ettim.”

 

Mayatepek, Churchward’ın kitabından esinlenerek şunları naklediyordu:

 

“Eski Türklerin ilk vatan ve kökenlerinin şimdiye kadar bildiğimiz üzere Orta Asya olmayıp, Pasifik Denizi’nde 200 bin sene mevcudiyetten sonra batmış olan Mu kıtası olduğu ve Orta Asya’ya, Mezopotamya’ya, Yukarı ve Aşağı Mısır kıtasına ve Etiyopi’ye Mu kıtasından binlerce sene evvel gelip Mu’daki yüksek kültür ve medeniyetlerini, dil ve dinlerini yaydıkları anlaşılıyor.”

 

Raporda Mu’ya ait bazı sembolleri açıklayarak dünyanın dört bir yanına dağılan uygarlıkları da anlatıyordu:

 

“1. Kol: Bu kolu Mu’dan ‘Maya’ namıyla çıkarak Asya’nın doğu kıyılarına ayak bastıktan sonra ‘Uygur’ namı alan Mu çocukları teşkil etmektedir.

 

2. Kol: Bu kolu teşkil eden Mu çocukları gemilerle ve ‘Maya’ namıyla çıkarak Hindi Çini kıyılarına çıkmışlar ve oradan ‘Burma’ kıtası istikametinden Hindistan’a girerek oralarda, ‘Naga Maya’ namını alıp, bu namda büyük bir imparatorluk vücuda getirmişlerdir ve bu devlet 200 bin sene devam ettikten sonra yok olmuştur.

 

Bu insanların bir kısmı Hindistan’ın batısından gemilerle Basra Körfezi’nin kuzeyinde Fırat Nehri deltasına girerek, bu yerlere ‘Akad’ ve daha kuzeye ilerleyerek bu havaliye de ‘Sümer’ adını vermişler ve kendileri de bu namı almışlardır.” Biliyorum... Kulağa çok hoş geliyor ama, bazı iddiaların ayakları yere basmıyor. Sözgelimi Batılı kaynaklarda Uiger, kimi zaman da Uigur olarak zikredilen ve Mu kolonisi olarak betimlenen uygarlığın, Türk kökenli Uygurlarla bir ilgisi yoktur.



 ODATV



Haber okunma sayısı: 246

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

seni-17nci-kattan-atarim

Seni 17’nci kattan atarım

16 Temmuz 2019 Salı 18:49
yandas-derneklere-yardim

Yandaş derneklere yardım

16 Temmuz 2019 Salı 09:20
pedallar-demokrasi-icin-cevrildi

Pedallar demokrasi için çevrildi...

15 Temmuz 2019 Pazartesi 13:07
satafatli-sofralara-son

Şatafatlı sofralara son

15 Temmuz 2019 Pazartesi 08:49

ÜLKE GÜNDEMİ

İmamoğlu'nu ilk kutlayan SP adayı oldu

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı'nın İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu ziyareti ilginç anlara sahne oldu.

Her evde üniversiteli bir işsiz var

CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, tarım dışı işsizliğin yüzde 16 olduğunu, her 4 gençten birinin

'Örgütten kurtarın, imam peşini bırakmıyor'

Üsteğmen oğlunun 15 Temmuz sonrası örgütten ayrılmak istediğini, ancak sorumlu imamın peşini

Hafıza 15 Temmuz Müzesi açıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hafıza 15 Temmuz’un açılış töreninde yaptığı konuşmada, “15 Temmuz, demokrasi

TİP'den 15 Temmuz'a karşı 4 madde

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM Genel Kurulu'nda düzenlenen 15 Temmuz Özel Oturumu'nda yaptığı konuşmada

88 bin kapasiteli 137 cezaevi yolda

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel, cezaevlerine ilişkin yaptığı CİMER

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL