19 Mayıs 2019 Pazar

Kıyafet yasasının amacı neydi?

kiyafet-yasasinin-amaci-neydi

Türk milletini emperyalizmin etkisinden uzak, inancın temsiliyetinin üstünlüğü olmaksızın tüm yurttaşlar arasında eşitliği sağmaya yönelik çağdaş uygarlığa götüren uygulamalardan biri de 3 Aralık 1934 tarihinde kabul edilen 'Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun!dur.
05 Aralık 2018 Çarşamba 08:03

 MUSTAFA SOLAK Tarihçi Yazar

 

‘Bazı Kisvelerin Giyilmeyeceğine Dair Kanun’da görüldüğü gibi, ibadet yeri haricinde, yani, sokakta, caddede dinsel kıyafet ile dolaşmak yasaktır. Ama bugün bırakalım sokakları, okullarda bile cüppe ve sarık gibi dinsel kıyafetlerle dolaşılabilmektedir

 

Türk milletini emperyalizmin etkisinden uzak, inancın temsiliyetinin üstünlüğü olmaksızın tüm yurttaşlar arasında eşitliği sağmaya yönelik çağdaş uygarlığa götüren uygulamalardan biri de 3 Aralık 1934 tarihinde kabul edilen “Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun”dur. Yönetici kadroların kıyafet meselesine bakışı buydu.



 

KIYAFETTE EMPERYALİZMİN ETKİSİNDEN ARINMAK

 

“Emperyalizmin etkisinden uzak olmanın kıyafet ile ne ilgisi var” denebilir ancak, izcilik, sporculuk, avcılık gibi maksatlar için kurulan toplulukların kıyafetlerinin hükümetçe belli şekillere tâbi tutulması; yasanın gerekçesinde “ecnebi siyaset ve emperyalistlik ve askerlik teşekkülleri ile iltibaslı alamet ve kıyafetleri” taşıyamamaları ile açıklanır.[1] Bundaki bir diğer amaç, “Millî birliği incitici ve millî duyguyu tahrik” edici vaziyetlere mâni olmaktı.[2]

 

Hatta bu amaç doğrultusunda “Memlekete misafir olarak gelecek ecnebi teşekküllerin ziyaretlerinin müsaadeye tâbi tutulması ve memuren yahut ruhsatlı olarak Türkiye’de bulunan ecnebi kara, deniz ve hava kuvvetleri mensuplarının resmî kıyafetlerini taşıyabilmeleri hususunun dahi hükümetçe tanzim ve tayin edilmesi” de düşünülmüştür.

 

ATATÜRK’E GÖRE KIYAFET KANUNU

 

Atatürk, 30 Ağustos 1925 tarihinde Kastamonu’da halka hitaben yaptığı konuşmada kendisini din görevlisi olarak tanıtan kimilerinin, kendilerini milletvekili, belediye başkanlarının önüne koyarak halkın temsilcileriymiş gibi yansıtmalarını eleştirerek, resmi yetkililerin halkla doğrudan doğruya ilişki kurmaya engel olduğunu belirtmiştir. Dahası “Yetki sahibi olmayan bu gibi kimselerin, görevli olan kişilerle aynı kıyafeti taşımalarındaki sakıncayı hükümetin dikkatine sunacağım” diyerek konuyu hükümetin gündemine getirmiştir. [3]

 

Atatürk kıyafet konusuna ayrıca fen, sağlık ve medeniyet açılarından yaklaşır ve medeni kıyafet giyilmesinden yanadır. Bu hususta kendini dinleyen bir vatandaşı göstererek şunu söyler:

 

“Başında fes, fesin üstünde bir yeşil sarık, sırtında bir mintan, onun üstünde benim sırtımdaki gibi bir ceket, daha alt tarafını göremiyorum. Şimdi bu kıyafet nedir? Medeni bir insan bu tuhaf kıyafeti giyip dünyayı kendine güldürür mü?”[4]

 

Dahası medeni kıyafeti, kadın-erkek eşitliğinin de bir aracı olarak görmüştür. “Olabilir mi ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin?”[5]diye soran Atatürk, şu örneği verir:

 

“Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başına bir bez veya bir peştemal veya buna benzer bir şeyler atarak yüzünü gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu davranışın anlam ve işareti nedir? Efendiler, medeni bir millet anası, millet kızı bu garip şekle, bu ilkel duruma girer mi? Bu durum milleti çok gülünç gösteren bir görüntüdür.”[6]

 

DİNSEL KIYAFET YASAĞI

 

3 Aralık 1934 tarihinde “Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun” şu önemli maddelerle kabul edildi:

 

Madde 1: Herhangi din ve mezhebe mensup olurlarsa olsunlar ruhanilerin mabet ve ayinler haricinde ruhani kisve taşımaları yasaktır.

 

Hükümet her din ve mezhepten münasip göreceği yalnız bir ruhaniye mabet ve ayin haricinde dahi ruhani kıyafetini taşıyabilmek için geçici izinler verebilir. Bu müsaade müddetinin hitamında onun aynı ruhani hakkında yenilenmesi veya bir başka ruhaniye verilmesi caizdir.

 

Madde 2: Türkiye’de kanuna uygun teşekkül etmiş ve edecek olan izcilik ve sporculuk gibi topluluklar ve cemiyet ve kulüb gibi heyetler ve mektepler özel kıyafet, alamet ve levazım taşımak istedikleri zaman yalnız nizamname veya talimatname ile muayyen tiplere uygun kıyafet, alamet ve levazım taşıyabilirler.

 

Madde 3: Türkiye’de bulunan Türklerin ve yabancıların, yabancı memleketlerin siyaset, askerlik ve milis teşekkülleri ile münasebetli kıyafet ve alametlerini ve lavazımını taşımaları yasaktır.

 

Madde 4: Ecnebi teşekkül mensuplarının kendi kıyafet, alamet ve levazımları ile Türkiye’yi ziyaret etmeleri, Bakanlar Kurulu’nca tayin olunacak mercilerin müsaadesine tabidir.

 

Madde 5: Türkiye Devleti nezdine memur bulunanların kıyafetleri beynelmilel yürürlükteki adetlere tabidir.

 

Özel izin ile gelen yabancı memleketler kara, deniz, hava kuvvetlerine mensup kimselerin resmi üniformalarını nerelerde ve ne zaman taşıyabilecekleri Bakanlar Kurulu kararıyla tayin olunur.”

 

Yasada görüldüğü gibi ibadet yeri haricinde, yani, sokakta, caddede dinsel kıyafet ile dolaşmak yasaktır. Ama bugün bırakalım sokakları, okullarda bile cüppe ve sarık gibi dinsel kıyafetlerle dolaşılabilmektedir.

 

DİYANET İŞLERİ BAŞKANININ KADİR MISIROĞLU ZİYARETİ

 

Yasanın 1. maddesiyle mabed ve ayin haricinde dahi dini kıyafeti taşıyabilme yetkisi, İslâm dini açısından Diyanet  İşleri Başkanı’na tanınmıştır. Ama bu kıyafetin resmi işlerde giyilmesi gerekir. Kurumun başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Keşke Yunan galip gelseydi” diyen Kadir Mısıroğlu’nu 10 Kasım’dan bir gün önce ziyaret etti. Erbaş’ın bu ziyareti dini kıyafetle yapması, göreviyle bağdaşan bir hareket olmadığından Kıyafet Kanununa aykırıdır.

 

Elbette mesele bu tek örnekle geçiştirilemeyecek kadar ciddi. Bugün Diyanet, verdiği fetva ve uygulamalarla dinsel, hatta mezhepsel yönde ayrıştırarak Türk milletinin birliğine aykırı davranmaktadır. Bir an önce Atatürk dönemindeki konumuna getirilmelidir.

 

Kaynakça:

 

1- TBMM ZC, D.4, c.25, s.1

 

2- Aynı yer.

 

3- Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C.I, 3. Baskı, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayınları, Ankara, s.225-226.

 

4- Age, s.226.

 

5- Aynı yer.

 

6-Age, s.227.

Haberin etiketleri:

kıyafet kanunu, diyanet, atatürk


Haber okunma sayısı: 203

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

kemal-gitme-vapuru-batiracaklar

'Kemal gitme, vapuru batıracaklar'

19 Mayıs 2019 Pazar 18:14
ataturke-hakarete-goz-yumuldu

Atatürk’e hakarete göz yumuldu!

19 Mayıs 2019 Pazar 10:54
sov-yapmaya-devam

Şov yapmaya devam

19 Mayıs 2019 Pazar 10:17
yazlik-saraya-sarayciklar-eklendi

Yazlık saraya saraycıklar eklendi

19 Mayıs 2019 Pazar 10:10
dag-fare-dogurdu

Dağ fare doğurdu

19 Mayıs 2019 Pazar 09:27

ÜLKE GÜNDEMİ

Atatürk’e hakarete göz yumuldu!

Ankara’da bir ortaokulda rehber öğretmeni olan bir kişinin öğretmenler odasında Atatürk’e hakaret etmesinin

Ankara’nın su parası dinozorlara gitmiş!

Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (ASKİ) halktan topladığı su paralarını, milyarlar yutan Ankapark’ın

Ekrem İmamoğlu: Evet bir projeyim

Ekrem İmamoğlu, Okan Bayülgen’in TV100’deki “Uykusuzlar Kulübü” programına katıldı. Okan Bayülgen,

İstanbul seçimini soruşturan savcının eşine kıyak atama

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da sandık kurullarındaki usulsüzlük iddiasını soruşturan başsavcı

Bebek katili 'sayın' Uygur Türkleri 'terörist'

Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal, Pekin’de yaptığı görüşmeler esnasında, Çin'in baskı altında

Binali Yıldırım’ın seçim kampanyası sloganı da mı çalıntı?

Ekrem İmamoğlu’nun söylemlerini kullanmasıyla dikkat çeken AKP adayı Binali Yıldırım’ın yeni seçim

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL