27 Ocak 2021 Çarşamba

17 tehlikeli ve tuhaf ağaç

17-tehlikeli-ve-tuhaf-agac

Dünyanın dört bir yanına dağılmış, sakatlayabilen, şiddetli mide bulandırıcı hastalıklara neden olabilen ve hatta bazı durumlarda bir insanı öldürebilen bitkiler ve ağaçlar var. Bu bitkilerden bazıları zararsız görünse de; bazıları renkli ve güzel görüntülerine rağmen ölümcül olabiliyor
27 Aralık 2020 Pazar 15:40

Milyonlarca yararı olan bu ağaçlar tarih boyunca pek çok mitoloji ve bölgesel gelenek kavramlarında da önemli olmuşlardır. Peki ya bu çok fazla yararı olabilecek ağaçlardan hiç “ölüm ağacı” diye söz edilebilenlerinin olduğunu biliyor muydunuz? Mitolojiyle ilgilenenler az çok bilir: bazı ağaçlar bazı mitolojilerde uğursuzluk getirirler, bazıları ise lanetlidirler. Buna ek olarak bazı cins ağaçlar geleneksel olarak pek beğenilmedikleri için o toplumun yaşadığı ortamda istenilmez. Toplumun istemediği bu ağaçlar tarihten beri ya görüldüğünde kesilip yakılır ya da hükümlülerin mahkum edildiği kafesleri yapmak için kullanılırdı. Mitolojik ve kültürel bir çok anlam atfedilen bu ağaçların çoğu aslında zararsızdır, sadece insanlar onlara uğursuzluk, kötü şans v.b. anlamlar atfettiğinden zararlı ağaçlar olarak adlandırılırlar. Bu son derece zararsız olmasına karşın ölüm ağacı diye adlandırılan ağaçlara ek olarak gerçekten insan sağlığı açısından son derece zararlı olan ağaç cinsleri de bulunmaktadır.

 

Ağaçlar etkileyici, tuhaf, komik ve bazen biraz korkutucu olabilir. İşte size yapraklı yoldaşlarımıza yeni bir takdir vermek için en garip ve harika ağaç gerçeklerimiz .

 

1. İntihar eden bir palmiye ağacı var




Tahina spectabilis isimli ağaç Madagaskar için Endemiktir. 


Bölgenin inişli çıkışlı tepelerinde ve düzlüklerinde, şu anda antropojenik otlakların hakim olduğu otlaklarda yetişir. Bölgede yaklaşık 250 m uzunluğunda, yarı doğal bir bitki örtüsü taşıyan küçük kireçtaşı çıkıntısı var. Tahina, 10 ila 20 m yükseklikte, kireçtaşı tepenin eteğinde mevsimsel olarak sular altında kalan toprakları sever


Ağaçların doğal olarak yetiştiği yerlerin yerleşim alanlarına gönüştürülmesi, sık şekilde yangınların çıkması ağaçlar için en büyük tehdit olmaktadır. Ayrıca Çiftlik hayvanlarının otlamasıda ağaç türlerinin yetişmesi ve yenilenmesi için başlı başına bir tehdit durumundadır. 


Botanik bahçelerinde tohum dağıtımı ve ekim yoluyla bu türün korunması için çalışmalar devam etmektedir. Ağaçlar resmi olarak korunmasada düzenli bir şekilde izlenmesi gerekiyor. 


Adı, kaşifinin kızı Anne-Tahina Metz'in adı olan "korunacak" veya "kutsanacak" anlamına gelen Malagasy kelimesi "Tahina" dan türemiştir. "Spectabilis" Latince'de muhteşem anlamına gelir.


Bu ağaç cinsi Uluslararası Tür Araştırma Enstitüsü tarafından 2008'in en iyi on keşfinden biri sayıldı.

 

2. En tehlikeli ağaç 


Manchineel ağacı, ağaç olarak bir elma ağacını andırmakla birlikte meyvesi de elmaya benzemektedir. Fakat bu elmaya benzeyen meyveye sahip olan ağaç aslında son derece tehlikelidir. Ağacın sadece meyvesini yemek insana zarar vermez. Yağmurlu bir günde bu ağacın altında yağmurdan kaçmak için sığınmanız sizin derinizde ciddi yanıklar oluşturabilir. Hatta duruş zamanınıza bağlı olarak bu yanıklar ölümcül dahi olabilmektedir. İspanyolcada ölümcül küçük elme olarak adlandırılan bu ağaçlar genellikle Orta ve Güney Amerika’da bulunmaktadırlar. En yoğun Florida ve Meksika‘da bulunan Manchineel ağacı Karayip Kıyıları’ndaki en tehlikeli ağaç türüdür.

 

Manchineel ağacı, elma ağacına o kadar benzemektedir ki bir bakışta ayırt etmek neredeyse imkansızdır. Daha çok plaj bölgelerinde bulunduğundan plaj elması olarak bile adlandırılan bu ağaç daha tam olarak çözülemeyen bir toksik kimyasala sahiptir. Ana maddesi phorbol olan son derece karsinojenik (kanser yapıcı) ve zehirleyici bu salgı ağaçla doğrudan temas halinde cilde aşırı acı verir ve cilt yüzeyinde derin yanıklar oluşmasına neden olur. Bu ağacın meyvesi olan plaj elmalarının yutulması da genellikle ölüme sebebiyet vermektedir. Dahası bu ağaca dokunmasanız ve meyvesini yemeseniz bile bir yağmurda ya da bir rüzgarda az miktarda bile salgısına maruz kalmanız ciddi zararlara yol açabilmektedir. Araştırmalara göre Manchineel ağacının odunlarının yakılmasında dumana maruz kaldığında geçici ya da kalıcı görme kaybına uğrama ihtimaliniz son derece yüksektir.

 

3. Karolinanın meleği

 

Güney Karolina’da yer alan bu melek meşesinin 400 ya da 500 yaşında olduğu tahmin ediliyor. 20 metre uzunluktaki ve 8.5 metre çapındaki bu dev meşenin dalları yerden aldığı desteklerle ayakta tutuluyor. Karolina’nın Meleği, yerlere kadar uzanan dalları ile 1.600 metrekarelik bir alanı kaplıyor.

 

4. Mor salkımağacı

 

Japonya’nın Ashikaga Çiçek Parkı’nda yer alan morsalkım dünyanın en güzel ağacıdır dersek, abartmış olmayız. Yerlere kadar uzanan mor çiçekleri ve ilmek ilmek örülmüş gibi görünen zarif gövdesi, gün ışığının oyunlarıyla bir araya gelince, kendisine bakan gözleri güzelliğiyle kamaştırıyor. Japonya’nın en büyük ve yaşlı ağacı, bahar aylarında Ashikaga Çiçek Parkı’nın ziyaretçi akınına uğramasının da başlıca nedeni. 143 yaşındaki morsalkımın dalları, ahşap kirişlerle destekleniyor.


5. Cüce söğüt, 

 

Cüce söğüt dünyadaki en küçük odunsu bitkilerden biridir. Tipik olarak sadece 1-6 cm (0.4-2.4 inç) yüksekliğe kadar büyür, sadece dalları yayılır, kırmızımsı kahverengi ve ilk başta çok seyrek tüylü, sadece yeraltında genişleyerek açık matlar oluşturur. Yaprakları solgun, 0,3-2 cm uzunluğunda geniş dişli, parlak renkli kenarı tırtıllıdır. Diğer söğütler gibi, erkek ve dişi olarak iki evciklidir.  İki evcikli olması bitkinin görünümünü değişitirir. Dişi tohumlar olgunlaştığında kırmızı renkte ve erkek tohumlar ise sarı renklidir. söğüt

 

6. Hyperion ağacı, 


25 Ağustos 2006'da doğa bilimciler Chris Atkins ve Michael Taylor tarafından keşfedilmiştir. Stephen Sillett ise ağacın  boyunu ölçerek 115.55 metre uzunluğunda olduğunu doğrulamıştır. 


Ağaç, Redwood Ulusal ve Eyalet Parkı'nın uzak bir bölgesinde bulunmuştur.


Ağacın kesin konumu, insanların yoğun ziyareti nedeniyle orman ekosisteminin zarar göreceği endişesiyle kamuoyuyla paylaşılmamış olsa da; 41.20491 kuzey ve 124.01556 batı koordinatlarında olduğuna inanılmaktadır. Ağacın 530 metreküp dolaylarında odun içerdiği ve yaşının tahminen 700 ila 800 aralığında olduğu tahmin edilmektedir


Şubat 2012'de, Hyperion hakkında James Aldred tarafından çekilen James and the Giant Redwoods adlı belgesel BBC Radyo 4'te yayımlanmıştır..

 

Hyperion, Kangaroo Point yarımadasında büyüyor olsaydı, Story Köprüsü'nün üzerinden 40 metre yükselirdi.

 

7. Bristlecone çamı

 

Methuselah Korusu, dünyanın en eski ağacına ev sahipliği yapıyor

 

Üç türü bulunan Bristlecone çamı dünyada bilinen ilk ağaç türü olma özelliğini taşıyor. Pinaceae familyasının pinus cinsinden olan ağacın kökeni Amerika’nın kurak bölgeleri özellikle Nevada’dır.


Bristlecone çamları, kalsiyum açısından zengin dolomit topraklarda 1,700 – 3,400 metre yükseklikler arasında, orman alt sınırının hemen altında bahçelerde yetişir. Ağaçlar genellikle dolomit başta olmak üzere, kireçtaşı, kumtaşı veya kuvarsit topraklarda yetişir. Dolomit toprak alkalidir, yüksek kalsiyum ve magnezyum içerir fosfor açısından fakirdir. Soğuk ve sıcaklık farkları, kurak topraklar, fırtınalar ve hemen değişen iklim nedeniyle ağaçlar yavaş büyür.


Bristlecone çamının kökleri çok dallı ve sığdır. Dallı sığ kök sisteminde bulunan, mumlu ve kalın iğneler suyu depolayarak kuraklığa dayanıklı olmasını sağlar.


Bol reçineli ve kalın kabukludur. Bu özelliğiyle böcekler, mantarlar ve diğer zararlıların istilasına ve iklim koşullarına karşı dirençlidir.


İğne yaprakları yeşildir, bükülmüş dallara bir fırça görünümü verir. Özellikle yükseklerde yetişenler bodurdur ve derin çatlaklara sahip kırmızımsı-kahverengi kabuğa sahiptir.


Türleri

Bristlecone çamının üç türü de uzun ömürlüdür. Pinus longaeva türü, 5 bin yaşın üstünde olma ünvanına sahiptir. Üç tür de her türlü toprak ve hava koşuluna uyumludur.


Bristlecone çamı, özellikle Pinus longaeva Utah, Nevada ve doğu California’da ( Beyaz Dağlarında) yetişme alanı bulmuştur ve en uzun ömürlü türdür. Adını dişi kozalaklarındaki püsküllerden almıştır.


Diğer iki tür, Pinus balfouriana ve Pinus aristata da uzun ömürlüdür, ancak P. longaeva türüne göre daha az yaşarlar. 3.000 yaşına kadar yaşayanlar tespit edilmiştir. Ağaçların ömrünün uzun oluşunda kalın kabuk ve reçine açısından zengin olması ve çevredeki diğer ölü ağaçların çamın köklerini beslemesine bağlı olduğu düşünülüyor.


Pinus aristata türü New Mexico, Arizona ve Colorado’da Rocky Dağları’nda yetişir. Diğer iki türden daha çok yetiştirilen türdür.


Pinus balfouriana türü Klamath Dağlarında ve güney Sierra’da yetişmektedir.


Yetiştirilen üç tür melezleştirilerek yaygınlaştırılabilir fakat doğal olarak yetişenler melezleştirilememektedir.


Bristlecone çamı doğası gereği yavaş büyüme ve üreme gösterdiğinden türler Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) kırmızı listesindedir. Inyo, California ve Nevada’da bristlecone çam ormanları koruma altına alınmıştır. (bitkicenter.com)

 

Dünyanın en uzun ağacı Hyperion'da olduğu gibi, Methuselah'ın konumu da onu hasardan korumak için gizli tutulur.

 

8.Titrek kavak, 

Dünyanın en eski ve en ağır yaşayan organizmasıdır

 

Titrek kavak (Populus tremula), söğütgiller (Salicaceae) familyasından 25 m'ye kadar boylanabilen, silindirik gövdeli, sık dallı, geniş konik tepeye sahip bir kavak türüdür.


Kabuklar yeşilimtırak-gri renkli olup parlak ve düzdür. Sürgün ve tomurcukları kızıl kestane rengindedir. Aynı zamanda cilalanmış gibi parlaktır. Tomurcukları terminal durumda olup, sürgünlere sarmal dizilmiştir. Çiçek taşıyan tomurcuklar büyük, dolgun ve küt uçlu iken, yaprak tomurcukları sivri uçlu, daha küçük, hafif ve yapışkandır.


Uzun sürgünler üzerindeki (özellikle kütük sürgünlerindeki) yapraklar sivri uçlu yumurta biçiminde, dip tarafları yürek şeklindedir. Yaprak kenarları düzensiz çift sıralı dişli olup, alt yüzleri yumuşak tüylüdür. Kısa sürgünler üzerindeki yapraklar ise uzunluğu genişliğine eşit denecek şekilde 3-7 x 3–7 cm büyüklüğünde, dairemsi, küt uçlu, dip tarafı hafif yürek biçimindedir. Yaprakların üst yüzü koyu yeşil, alt yüzü grimsi yeşilve çıplaktır; yaprak ayasının kenarları dilimli dişlidir. Yaprak sapı uzundur (6–8 cm), yanlardan basılmış olduğundan hafif bir rüzgarda bile yaprak ayasının sallanmasına neden olmaktadır. Yaprak sapı izi daire dilimi şeklinde olup, üzerinde üç iletim demeti izi bulunmaktadır.


Erkek çiçek başakçıkları (çiçek kurulları) hafif kıvrık olup ortalama 4–10 cm boyunda; 1 cm çapında olup uzun tüylerle kaplıdır. Erkek çiçeklerin her birinde 4-12 etamin bulunur. Etamin sayısının çoğunlukla 8 olduğu, sonradan renklerini kaybeden anterlerin ise koyukırmızı veya kırmızımtırak, erguvan renkte olduğu belirtilmektedir. Yumurtalık (Ovaryum) canlı yeşil renkte konik sivri uçlu, kısa saplıdır. Tabanında az tüylü (kirpikli) brahte bulunur. Tepecik (stigma) kırmızı renktedir ve ikiye ayrılmıştır.


Ağaçlar yapraklanmadan ortalama bir ay önce Mart ayında, önce erkek çiçekler, 8-10 gün sonra da dişi çiçeklerin görüldüğü, Mayıs- Haziran aylarında ise dişi çiçeklerin olgunlaştığı gözlenmektedir. Yuvarlak kapsüllerin ikiye ayrılmasıyla tohumlar saçılmakta ve rüzgarla uzaklara taşınmasına yarayan ipek tüylü kanatları bulunmaktadır. Dişi çiçek kediciklerinin (kurulu) ortalama boyu 4–12 cm; her kedicikteki dişi çiçek sayısı ise 160-200 olabilmektedir. (wikipedia)

 

9- Sandbox ağacı 

 

Sandbox ağaçları, benzersiz ve korkunç görünümleriyle kolayca tanımlanır. Pürüzsüz, koyu kahverengi veya yeşilimsi kabukları küçük sivri uçlarla kaplıdır. Sanki ağaç yaklaşan herkese bir tehlike mesajı veriyormuş gibi. Ayrıca, kum havuzu ağaçları çok büyük boyuttadır. Tamamen geliştirildiklerinde, tabanlarında yaklaşık iki fit genişliğinde gövdeleri ile iki yüz fit yüksekliğe ulaşabilirler ve bu da onları Amerika'daki en büyük tropikal ağaçlardan biri yapar. Yapraklar kalın, yumurta şeklindedir, sivrilen bir noktaya sahiptir ve en geniş kısımları yaprak sapına yakındır. Diğer ağaçların çoğunun aksine, kum havuzu ağaçları monokülerdir, yani hem erkek hem de dişi çiçekleri vardır. Baştaki fotoğrafta görüldüğü gibi erkek çiçekler uzun bir başakta büyür. Dişi çiçekler akslarda büyür.


Tohum kapsülleri patladıklarında o kadar gürültülüdür ki, Sandbox ağacına "Dinamit Ağacı" denir. Balkabağı şeklindeki meyve muazzam bir kükreme çıksın; her yöne ölümcül bir hızla yassı, sert tohumları ayırmak ve fırlatmak. Ağaç gerçekten kimseyi almak için dışarıda değil. Patlayıcı bölünme olarak bilinen benzersiz bir yöntemle yayılır . Daha basit bir ifadeyle, 15 bölüme yivli ve yaklaşık 3 inç çapında olan tohum kapsüllerinin, tohumların büyük bir mesafeden itileceği bir kuvvetle ayrıldığı anlamına gelir.


Korkunç dış imaja rağmen, kum havuzu ağacının bazı kurtarıcı nitelikleri var. Tohumlardan çıkarılan yağ, müshil olarak kullanılır. Tentürler bağırsak kurtlarını ve romatizmayı tedavi etmek için kullanılır ve yapraklar egzama tedavisi olarak kullanılır.

 

10. Tule Ağacı

 

Meksika’nın Oaxaca eyaletinde bulunan Árbol del Tule isimli dev selvi de dünyanın en meşhur ağaçları arasında. Árbol del Tule İspanyolca’da tül ağacı anlamına geliyor. Árbol del Tule dünyanın en “tombul” ağacı. Yaşının 1.200 ila 3.000 yıl arası olduğu tahmin edilen Tül Ağacı ilk bakışta birden çok ağacın bir araya gelmesiyle oluşmuş gibi görünse de yapılan DNA testleri, tek bir ağaç gövdesi olduğunu kanıtlanmış durumda.


Gövdesinin çevresi 42 metre 12'dir ve  bu ortalama bir insanın etrafta dolaşması yaklaşık 30 saniye sürer. Ağacın tabanını örtmek için yaklaşık 105 kişinin omuz omuza durması gerekiyordu.


11-İntihar ağacı

 

İsminden de anlaşılacağı üzere intihar ağaçları çok ölümcül olabilecek ağaçlardan sadece bir tanesidir. Dış görünüşü oldukça masumane olan bu ağacın çiçeklerinin içinde bulunan zehirli kimyasallar ile bir insanı saniyeler içinde öldürme kapasitesindedir. Hatta bazı filmlerde bu çiçeğin bir cinayet silahı olarak kullanıldığı da görülmüştür. Özellikle Hindistan bölgesinde mülklerini korumak isteyen zengin insanlar evlerinin çevresine tıpkı bir çit gibi bu ağacı dikmektedirler. Toksik olmasına rağmen kokusunun ve tadının hiç bir ayırt edici özellik göstermemesi bu ağacı diğerlerinden daha tehlikeli bir pozisyona sokmaktadır.

 

Doğal olarak Hindistan’a özgü olan bu intihar ağacı zehirli bir ağaç olarak davetsiz misafirleri caydırıcılık yetenekleri nedeniyle özel peyzaj projelerinde sıklıkla çit şeklinde kullanılmaktadır. Toksik olmasına rağmen bu ağacın salgısı ne kokuda ne de tat olarak farklı keskin bir farklılığa sahip olmadığından maruz kalındığında fark edilmesi son derece güçtür. Tarih boyunca birçok cinayette yemeğin içine katılan zehir olarak kullanıldığından, öldürücü bir dozunun baharatlı bir yemeğin içerisinde sunulmasıyla yiyen kişi neye maruz kaldığını anlayamadan hayata veda etmiştir. Hatta zamanında Madagaskar’daki cadı çatışmaları sırasında bu intihar ağacının yutulmasının söz konusu olduğu durumlarda birçok cadı o zamanın terimiyle avlanmış yani öldürülmüşlerdir.

 

12- Bumya çamı

 

Yılbaşlarında birer süs olarak kullanılan masum çam ağaçlarının öldürücü etkisi olduğunu biliyor muydunuz? Bumya çamı olarak bilinen bu çam ağacı, üzerinde bulunan devasa kozalaklar ile öldürme potansiyeli yüksek bir ağaç olarak literatürde yerini almıştır. Diğer ağaçlardan daha yükseğe kadar uzanan bu ağacın üzerinde bulunan kozalakların insanların üzerine düşmesi ile yılda birçok insan hastaneye kaldırılmaktadır. Bu ağaçların kozalaklarının yere düşmesi ise tahmin edebileceğiniz gibi rüzgar değildir. Bu ağaç üremek için kozalaklarını dışarıya doğru fırlatmaktadır.

 

13- Yaygın porsuk ağacı

 

Sokrates'i öldüren bitki olarak bilinen Yaygın Porsuk ağacı, havuçgiller ailesine ait zehirli bir bitkidir. Yenildiğinde ve hatta çok az bir miktarda yutulduğunda hayatı sona erdirme potansiyeli bulunan bu ağaç, bu zehirli özelliğinin dışında okçuluk ürünleri ve ahşap yapımında da kullanılmaktadır. Avrupa, Kuzey Afrika ve Batı Asya'da yaygın olan bu ağaç insanları zehirlemesinin dışında etrafında bulunan diğer ağaçlara da ciddi zararlar vermektedir. Bu ağacı zararlı olduğunda kesseniz dahil, kesilmiş olan ağacın dallarında ve yapraklarında bu zehir hiç bir zaman yok olmaz. Bunun için bu ağaçla karşılaştığınızda çok tedbirli olmalısınız.

 

14- Strychnine Ağacı

 

Strychnine Ağacı’nın eski zamanlardan beri ölüm iksiri olarak kullanıldığını bilmek insanın tüylerini diken diken yapmaya yeter. Latin bölgelerde daha çok bulunan bu ağaç eski zamanlarda suikast için sıklıkça kullanılırmış. Ağacın ilk öldürücü etkisi üzerine tırmanan böceklerin ve konan kuşların öldüğünün gözlemlenmesiyle ortaya çıkmıştır. Hindistan ve Güneydoğu Asya bölgesinde de bulunan bu ölümcül ağaç türü bir zaman böcek ilaçlamasında da kullanılmıştır. Kimyasal böcek ilaçlarının piyasada bu kadar kolay bulunamadığı zamanlar insanlar mahsullerini böceklerden korumak için Strychnine Ağacını kullanmasına karşın insan sağlığı için de çok tehlikeli olabileceğini düşünmemişlerdir.

 

Strychnine Ağacının korkutucu olmayan ve sıradan görüntüsü dolayısıyla çok kişiyi zehirlediği bilinmektedir. Zehirsiz gibi görünen aldatıcı, sıradan dallar, kalın yapraklar ve zehrin asıl kaynağı olan koyu renkli çekirdeğiyle oldukça olağan bir görünüme sahip olan ağaç aslında çok zehirlidir. Tohumların yutulması halinde acılı bir ölüm insanın karşısına çıkabilmektedir. Zehirlenme belirtileri de çok tipik olan göz ağrısı, baş dönmesi ve kas kramplarıdır. İlerleyen süreçte ağız ve dil çevresinde başlayan ve çevreye doğru yayılan felç ortaya çıkabilmektedir. Bu kadar yüksek toksisitesine rağmen günümüzde bu ilaç kanser tedavisinde de kullanılmaktadır. Tabii ki kanser hastalarının bilinçsiz tüketiminin son derece sakıncalı olması sadece yüksek ilaç araştırma merkezlerinde üretilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.

 

15- Sütlü Mangrov

 

Mangrov ağaçları, tarih boyunca korsan topluluklarına ve günümüzde sahil düzenlemesi işiyle uğraşan çevre mühendislerine ve peyzaj mimarlarına çok yardımcı olmuş bir ağaç türüdür. Köklerine yapışan yengeçlerle birlikte tropik sahil şeridinin simgesi olarak yeni ve sevilen bitkiler olarak düşünülebilir. Ama çok geniş bir grubu temsil eden bu ağaçların bazıları çok tehlikeli olabilmektedir. Doğu Asya, Güneydoğu Asya ve Avusturalya sularında yaygın olarak bulunan, insanın zehirli bileşimi nedeniyle dokunması, tırmanması veya başka bir şekilde temas etmesinin son derece sakıncalı olduğu sütlü Mangrov ağaçları da bu türün içindendir.

 

65 metreden fazla yüksekliğe ulaşabilen parlak yapraklı ağaçların çiçekleri keskin bir koku yayar. Beyaz, sütlü bir öz, herhangi bir hasar ya da çatlamada hemen yüzeye çıkmaya başlayacaktır. Yayılan kostik kimyasallar, herhangi bir yabancıya veya bitkinin potansiyel tüketicisine, insanlara veya başka tür canlılara zarar verebilecek bir lateks çözeltisi içinde yer alır. Yemyeşil görünümlü sütlü Mangrov’un sapı, şişkinlik ve ağrılı kabarcıklara neden olarak insan cildini tahriş eden bir maddedir. Aynı zamanda bu öz insan göz dokusuna temas ederse geçici ama uzun süre süren körlüğe neden olan kimyasalların korkunç bir karışımını içerir.

 

16- Namibya Şişe Ağacı

 

En ölümcül ağaçlar, genel görünümlerinde yenilebilir bir bitkiymiş gibi görünen veya en azından tipik gölge ağaçlarına benzer aldatıcı bir şekilde normal görünmektedir. Yine de Namibya Şişe Ağacı, normal bir ağaç gibi görünmesine karşın bir çöl ağacı olmasının getirileriyle farklı yapıya sahiptir. Namibya Şişesi Ağacı, hem aralıklı hem de seyrek su kaynaklarının bulunabilirliği ve kolay bir içeceğin tadını çıkarabilecek çöl hayvanlarının dikkatini üzerine çekmektedir. Çünkü bir içgüdü olarak hayvanlar çölün çevresinde bir ağaç gördüklerinde çevresinde su aramaktadır.

 

Yeşilliklerden daha fazla su birikintisine su depolamaya adanmış olan Namibya Şişesi Ağacı türleri çok zehirlidir ve 6 metre yükseklikte yetişen tuhaf görünümlü çöl ağacından elde edilen ekstraktlar yerli ormancı kabileleri tarafından avcılık okları içinbir zehir olarak kullanılmıştır. Bu kadar zehirli olan bu ağaç, ağacın yetersiz ahşap arzından çıkan kaselerin suyla doldurulduğu dönemler olmuştur. Bu dönemlerde hem bu kaseleri kullanan insanlarda hem de bu işlemde ortaya çıkan atıkların çevresinde dolaşan hayvanlarda ciddi hasarlar oluşmuştur. Şiddetli dikenler tarafından korunan dalları, ağaç gövdesi, zehirli öz suyunu korumak için dikkatlice depolanmış su kaynağını oluşturur, aksi takdirde bu su biriktiren çöl ağacına susuz hayvanlar tarafından baskın yapılır.

17- Baob hapishanesi

Broome Otoyolu üzerinde bulunan ve Derby’ye 7 km uzaklıkta yer alan Boab Hapishane Ağacı, oldukça büyük ve bu ağacın yaklaşık 1,500 yaşında; 14,7 metre uzunluğa sahip olduğuna inanılıyor. Mahkumların ilk günlerde Derby'ye girmesi için başlangıç noktası olarak kullanıldı. Hapishane Ağacı esasında kayıtlarda da yer alan bir Aborijin bölgesi. Ziyaretçilerin bu bölgenin kültürel hassasiyetine saygılı olmaları ve ağaçlara tırmanmamaları veya ağaca yaklaşmamaları istenir.

Kaynaklar:

bilgiustam.com
Vipleseyahat.com

wikipedia

 

Haberin etiketleri:

ağaç


Haber okunma sayısı: 2296

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÜLKE GÜNDEMİ

Aşılar nerede, neler dönüyor?

Meclis’te basın toplantısı düzenleyen HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, İrfan Fidan’ın AYM'ye

Diyanet'ten Berhan Şimşek’e yalanlama

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, 22. Dönem Milletvekili Berhan Şimşek’in Cuma

CHP’den yeni sistem önerisi

CHP’nin yeni parlamenter sistem önerisi çalışmalarında son aşamaya gelindi. MYK'ye sunulan çalışmada seçim

Yetişkin işsizler işe, çocuk işçiler okula!

DEVA Partisi Gençlik Politikaları Başkanı Doğa Şanlıoğlu "Çocuklar bir iş gücü değil, hayalimizdeki

Erkekler yüzde 84, kadınlar yüzde 73 oranında 'online'

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması 2020”

Korona hastası 2.442.350 vefat 25.344

Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı 26 Ocak Salı gününün corona tablosuna göre son 24 saatte 134 kişi

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL