14 Temmuz 2020 Salı

Uzayda hayat var mı?

uzayda-hayat-var-mi

Uzay’da hayat var mı? Canlı var mı? Bizimle iletişim halindeler mi? Asıl hikaye, Sovyetler’in 1957′de Dünya’nın ilk yapay uydusu Sputnik-1′i uzaya göndermesiyle başladı. Dünya ilk kez tepeden görüldü. O günden buyana uzay keşiflerinin ardı kesilmiyor, astrofizik buluşmalarda devrimler yaşanıyor. Evren ve yıldızlarla ilgili gizemleri öğreniyoruz. Mars’a gidecek ilk koloniyi merakla bekliyoruz. Oysa bir tür olarak insanoğlu Dünya’da, Dünya ile, Dünya için gelişmedi mi? Kaynakları yanlış kullanarak sonumuzu getirdiğimizi hissettiğimiz için mi evrende başka yaşam alternatifleri arıyoruz? Bize benzeyen canlı var mı, öğrenmek istiyoruz. Mars’ta hayat ışığı istiyoruz.
01 Haziran 2020 Pazartesi 18:50

   Prof. Ersin Göğüş

 

Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi, astrofizikçi Prof. Ersin Göğüş’ün tüm bu arayışlara yanıtı çok net: Başka kapımız yok!

 

NASA başta olmak üzere yapılan uzay çalışmaları Güneş Sistemi’nde yaşam için elverişli bölge aramaya odaklanmış durumda. Bizlere uygun yaşam nerede olabilir?



Dünya’da! Çok hassas bir dengeye oturmuş bir gezegende yaşıyoruz. Güneş’e hassas bir mesafede, ne çok yakın ne de çok uzak. Yüzeyinde sıvı su bulunduran bir ortam, uygun sıcaklık, uygun basınç… Yaşamı insanla dar bir eksene sıkıştırmayalım. Yaşam; mikroorganizmadan insan gibi çok karmaşık sistemlere kadar her türlü yapının varlığını devam ettirebilmesidir, ki bunun içinde gerekli tek madde sudur. Teknik olarak su bulunan yerde yaşam olabilir. Bizim gidebileceğimiz yerler içinde, günümüz teknolojisiyle gidebileceğimiz, iki yer var: Mars ve Ay. Mars’a gitmek kolay değil. Dünya’ya yakın, içeriğinde yüzey altında devasa su katmanları bulunduran bölgeler var.

 

Mars’ta yaşam mümkün mü? Gerçekten gidilecek yer Mars mı? Mesela siz gider misiniz, cazip geliyor mu?

Asla, niye gelsin? Gittiğiniz yerde atmosfer yok ya da çok ince. Bu ne demek? Bir anda güneşin her türlü zararlı radyasyonuna maruz kalıyorsunuz. Daima astronot kıyafetleriyle dolaşmak zorundasınız. NASA’nın önemli yatırımlar yaptığı Mars’a yolculuk, 2030 – 2040 için planlanıyor. Dünyanın dışına çıktığımız anda sizi uzun, meşakkatli bir yol bekliyor. Üstelik uzay aracı, 3 oda 1 salon değil. Daracık kapalı bir ortamda, altı ay süren bir yolculuk…. Vardınız ve umduğunuz gibi bir yer çıkmadı diyelim. “Vazgeçtim, dönüyorum” diyemeyeceksiniz. Çünkü Dünya gibi Mars da güneş çevresinde yörüngede. Mars’ın Dünya’yla eşit konumda olduğu bir noktada yola çıkabilirsiniz. Bu açı en erken bir buçuk yıl sonra yakalanabilir. Yoksa yakıtınız Dünya’yı yakalamaya izin vermez. Tüm şartları oluşturduğunuzda geri dönmeniz en erken 2,5 yılı alır. Ve Mars’ta, gece sıcaklığı -110 C derecelere varıyor. O yüzden kimsenin yaşamayı arzu edeceği bir yer değil ki!

 

Mars’ta niye koloniler kurmaya çalışıyoruz o zaman? Uzay boşluğunda koloniler kurmak yerine, bir gezegende yapay bir “biyosfer” yaratarak yaşam alanı oluşturma fikrini daha akla yatkın bulunuyor.


Mars’ta sıvı halde su var ama çok tuzlu. Arıtmak lazım. Temel besin maddelerini yetiştireceğiz. Suyun kaynaklarını bulmaya çalışacağız. Ve genel olarak bu bize neyi gösterecek? Giden insanlardan çok, burada kalıp onları seyredenler; bu dünyanın kıymetini anlatacak. İşte eğer Mars’ı bu kadar arzu ediyorsanız şunu yapın: Banyo küvetinin içine uzanın, üzerinizi örtün ve orada bir gün geçirin. Mars’taki yaşam odur

 

Yine de Uzay’da yaşam ihtimali kimi heyecanlandırmaz? Niye bu merak? Muhtemelen siz de en çok bu soruya maruz kalıyorsunuzdur?

Ben bu soruyu kendime de soruyorum. Hayatımız sayılar üzerine kuruludur. Sayıları ortaya dökelim. Biz koca bir sistemde yaşıyoruz. Buna biz galaksi ya da Samanyolu diyoruz. Samanyolu’nda 100-200 milyar Güneş gibi yıldız var. Yaklaşık 200 milyar galaksi var. Şimdi sayıları üst üste koyun. Bu devasa boyut içinde bir tek ben mi varım?

 

Başka yaşam formlarının olduğuna inanıyor musunuz? Bilimsel bir kanıt henüz bulunamasa da…

Tabi ki, olduğunu da olmadığını da kanıtlamadık.

 

Siz yaşam arayacak olsaydınız nereye gitmek isterdiniz?

Satürn’ün uydusu Enceladus’a! Ben önce şunlara bakarım: kayaç bir gezegen olmasını isterim ki üzerinde durayım, boşlukta olmasın. Su olsun ve kullanılabilir seviyedeki sıcaklığı dünyadaki gibi 0 dereceden yüksek, 100 dereceden aşağıda olsun. Yıldızsız da yaşayamayız. Enerjimizin yüzde 100 ‘ünü güneşten temin ediyoruz. Koruyucu kalkanlar olarak atmosfer ve manyetosfer de olsun. Satürn, Dünya’nın Güneş’e uzaklığının 10 katı mesafede. Çok uzakta yani. Ama çok ilginç, İzlanda’da bir gayzer vardır. Yüzeyinden sıcak hidrotermal etkilerle su püskürtür. Bu bize yüzey altı katmanlarının sıcak, o sıcak katmanın üzerinde de sıvı halde su olduğunu söyler. Aynı görüntü Enceladus’ta var. Yüzeyin altında yaşam formları olabilir. Bu olasılık bile beni heyecanlandırıyor.

 

Satürn’e gitmek mümkün mü? Diyelim gittik, başka bir gezegende yaşamaya fiziken, ruhen hazır mıyız?

Satürn’e gitmek, Mars’a gitmekten çok çok daha zor. Bir uzay aracının yaklaşık olarak 10 yıl seyahat etmesi gerekiyor. Bu seyahatin de önemli bir kısmı gezegen çevresinde sapan etkisi dediğimiz bir hızlanmayla geçiyor. Çünkü günümüz teknolojisinde bizi Satürn’e götürecek yakıt yok. Ne yapacaksınız? Yol üzerindeki cisimlerin sapan etkisini kullanacaksınız. O cisimler nedir? Dünya, Ay, Mars… 10 senede gidilir mi? Gidilir. Ama insanoğlu bu yoluculuğa hazır değil. Mars’a da hazır değil.

 

 

NASA astronotları hazır olabilir, “Ben tüm olumsuzlukları göğüsleyeceğim” diyen insanlar olabilir.

Maalesef, NASA’nın en eğitimli astronotları bile bu yolculuklara hazır değil. Mars’a öncelikle belli bir seviyede koloninin yaşayabileceği inşayı gerçekleştirecek robotlar gidecek. Bu robotlar da sıradan robotlar değil, insan gibi karar alabilme yetisine sahip. Mars’ta besin üretimleri de insanoğlu gitmeden sağlanmalı.

 

“Mars’ın yüzeyinde insana benzeyen bir canlı görüldü” … NASA’dan aralıklı servis edilen böyle haberler var… Yaşam belirtisi mi o görüntülerde canlıya benzettiğimiz şeyler? Niye servis ediyorlar?

Aslında onlarda bir nevi PR yapıyorlar. Algı oluşturmaya çalışıyorlar ki; merakı biraz daha güçlendirsinler. Bizim öncelikli baktığımız yerler, yüzeyinde su bulunduran yerler. Peki suyu uzaktan görebiliyor muyuz? Uzaktan algılamayla görüyoruz. Su molekülünün izlerini görüyoruz. Ama her su hayat demek mi? İşte orası büyük bir soru işareti. Çünkü 4 milyar yıl önce Mars yüzeyinde de muhtemelen su vardı. Mars’ın yüzeyi, özellikle kuzey yarım küresi suyla kaplıydı. Peki şimdi nerede yaşam? Eğer yüzeyde yoksa, yüzeyin altında cereyan edilebilir. Ancak bunun izini uzaktan algılamayla sürmek mümkün değil. Ama onun dışında başka biyolojik izler var. Eğer uzak bir gezegende metan gözlüyorsak, canlılık faaliyetinden olması muhtemel. Ama en önemlisi olan; oksijen. Eğer çevrede reaksiyona girebileceği bir şey varsa hemen bağlanıyor. Ama soluduğumuz oksijeni besleyen bir mekanizma daha var: Fotosentez. Yani yeşil yapraklı bitkiler, havadan karbondioksiti alıp, suyla sentezleyerek oksijen yayıyor. Bir milyon yıl süresince eğer fotosentez olmazsa, bu süre sonunda dünyada oksijen kalmaz. Eğer uzak bir gezegenin atmosferinde oksijeni varsa, geri planda fotosentezi olmalı. Orada insan var mıdır? Belki vardır. Belki yoktur. 4,5 milyar yıldır dünya burada, insan dediğimiz tür sadece 200 bin yıldır var. Ve sadece 400 yıldır dünya dışında bir şeyler olduğundan haberdarız. Ve sadece 50 yıldır dünyanın dışına çıkabiliyoruz.

 

Peki uzayın derinliklerinden alınan o sinyaller?  Bu düzenli sinyallerin hala kökeni ve anlamı araştırılıyor.

Elbette, elektromanyetik dalgayı uzayda görünce “Acaba” diyoruz. Çoğu katastrofik astrofiziksel olay radyo dalgası yayar. Mesela güneş patlamaları da radyo dalgaları yayıyor. Ama periyodik gelen sinyaller “Acaba bir teknolojik uygarlık mı var?” sorusunu aklımıza getiriyor. Son iki yıldır bu tür sinyaller daha çok gözlenmeye başladı. Çünkü bu olayları takip eden teleskoplar inşa edildi. Ama gelen sinyaller uzak galaksilerden, en yakını 150 milyon ışık yılı mesafede. Yani o sinyal 150 milyon yıldır yoluna devam ediyor. Ve astrofiziksel. Yani bir teknoloji ürünü değil. Haberleşmemiz için bir mesaj yollasak, en yakın yıldıza bile dört yıl sonra ulaşacak. Yani o sinyaller sizi heyecanlandırmasın, “orada bir uygarlık var ve kurtarılmayı bekliyor” demek değil.

 

 

Uzayın vereceği dersi, virüs verdi

Sadece bilim insanlarının değil, dünya yüzeyinde yaşayan herkesin aklını binlerce yıldır Uzay’da yaşam olup olmadığı sorusu kurcalıyor. Şimdi salgın yüzünden “Dünya artık yaşanılacak bir yer değil, uzayda yaşam olsaydı, kaçardık” diyenlerin sayısı da hiç az değil. Bu salgın bize daha da geç kalınmadan uzayda alternatif yaşam alanları yaratmamız gerektiğini mi gösteriyor?

Tam tersi.  Böyle yaşamaya devam edersek dünya elimizden gidecek. Bunu bize Mars öğretecekti. Şimdi onun öğreteceği şeyi bize virüs öğretiyor. Eski alışkanlıklarla devam edersek kendi sonumuzu getirdik, getiriyoruz. Dünyayı çok sömürmeye başladık. Mesela içme suyuna, atık su atmak nedir? Dünyada bugüne kadar yaşamış ve yaşayan 10 milyonu aşkın canlı türü var. Bu 10 milyon değişik türün hiçbiri insan kadar hoyratça davranmadı. Özellikle son yüzyılda… Bu virüs 100 sene önce bu denli etki yapar mıydı? Yapmazdı. Artık şunu daha sevinerek söyleyebiliyorum; eğer dünyada kalıcı olmak istiyor isek, eski alışkanlıkları yani “eski biz”i terk etmemiz lazım. Bu şekilde yoluna devam edemeyecek dünya. Bunu bize bir virüs göstermiş oldu. Benim tahminim; uzayın göstermesiydi. Uzay bize; dünyanın en güzel yer olduğunu söylüyor. Bizim başka kapımız yok.

 

Kaynak: scienceup.online

Haberin etiketleri:

Prof. Ersin Göğüş, scienceup, uzay, yaşam


Haber okunma sayısı: 4363

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

can-sikici-reklamlar-geri-dondu

Can sıkıcı reklamlar geri döndü

10 Temmuz 2020 Cuma 16:18
uzay-ve-havacilik-sirketleri-hedefte

Uzay ve havacılık şirketleri hedefte

17 Haziran 2020 Çarşamba 18:33
uzayda-hayat-var-mi

Uzayda hayat var mı?

01 Haziran 2020 Pazartesi 18:50
bilgisayara-kotu-hizmetci-saldirisi

Bilgisayara kötü hizmetçi saldırısı

01 Haziran 2020 Pazartesi 18:36
kimlik-avcilari-kobileri-vuruyor

Kimlik avcıları kobileri vuruyor

27 Mayıs 2020 Çarşamba 23:14
siber-dolandiricilara-dikkat

Siber dolandırıcılara dikkat

20 Mayıs 2020 Çarşamba 21:20

ÜLKE GÜNDEMİ

Ünlü yazar Adalet Ağaoğlu hayatını kaybetti

Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden Sayın Adalet Ağaoğlu Liv Hospital Ulus’ta 3 gündür yoğun bakımda

Atatürk ile ilgili sözleri gündem oldu

Yaşlı bir yurttaşın sosyal medyada yer alan videoda Atatürk hakkında yaptığı konuşma gündem oldu. Mustafa

'Katmerli piyango' diye buna denir

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed el-Sani’nin annesi Şeyha Moza’nın Kanal İstanbul’un çevresinden satın

Ecevit'in açıklaması paylaşım rekorları kırıyor

Eski merhum Başbakan Bülent Ecevit'in, Kıbrıs Harekâtı'ndan bir kaç ay sonra BBC'de Yunanistan'a bakışını

Koronavirüsten sonra eğitimin geleceği

Kovid-19 salgını nedeniyle yaşanan dijital devrim ve uzaktan eğitim süreci, okul ve meslek tercihlerini de

Bilsinler ki biz bunun peşini bırakmayız

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM'de düzenlendiği basın toplantısında, gündeme ilişkin

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL