ZAFER OPSAR/BURSAPORT
İstanbul Bilgi Üniversitesi Bursa Merkezi, “Bursa Konuşmaları” kapsamındaki ikinci seminerini dün akşam gerçekleştirdi.
Nilpark AVM'deki Bilgi Üniversitesi Bursa Merkezi'ndeki seminerin konuşmacıları olan Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan ve Prof. Dr. Emre Gönen, "Türkiye’nin uluslararası ilişkileri ve dünyadan Türkiye’ye bakış" konusunda görüşlerini paylaştılar.
Dünyada ciddi bir eksen kayması olduğunu, bu kaymanın özellikle ekonomik alanda yaşandığını belirten Prof. Arıboğan, bundan Türkiye'nin de etkilendiğini söyledi. Uluslar arası çalışmaların özellikle Çin ve Hindistan üzerinde yoğunlaştığını kaydeden Arıboğan, "Batı mevzisini Çin'e dogru kurmaya, Çin de Batı'ya doğru, özellikle de Afrika'ya kaymaya çalışıyor. Bugün Afrika'nın birçok ülkesinde Çin'e rastlayabilirsiniz" dedi.
Doğu Bloku'nun yıkılmasından sonra Rusya'nın Batı'ya karşı özellikle enerjide büyük avantajlar elde ettiğine dikkat çeken Arıboğan, bu ülkenin iki vanadan birini tamamen elinde tuttuğunun altını çizdi. Avrupa'nın enerjide Rusya'ya bağımlı olduğunu kaydeden Prof. Arıboğan, bunun Rusya için önemli bir güç olduğunu vurguladı.
"MEZHEP ÇATIŞMASI TEHLİKESİ"
Ekonomik güç dengelerinin eksen kaymasında önemli etken olduğunu ifade eden Arıboğan, şu an en kritik bölgelerden birinin Basra Körfezi olduğunu söyledi. Bölgede mezhepsel gerilimin tırmandığını anlatan Arıboğan, Batı'nın bu noktada Sünniler'den yana tavır aldığını kaydetti. Bölgede en çok silahlanan ülkelerin Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) olduğuna dikkat çeken Deniz Ülke Arıboğan, "Kum-Necef çatışması tarihsel bir çatışmadır. Dini kimlik ön plana çıkarsa mezheplerin ön plana çıktığını görüyoruz. Bölgede çıkacak mezhepsel savaşta Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri İran'a karşı cephe alır" dedi.
"TÜRKİYE ÜÇÜNCÜ YOLU SEÇMEYE ÇALIŞIYOR"
Bu gelişmeler karşısında Türk dış politikasının kendisine yön bulmaya, dengeleme siyaseti izlemeye çalıştığını belirten Arıboğan, şunları söyledi:
"Sünni-Şii çatışmasının Türkiye'ye faturası çok ağır olur. Türkiye bu çatışmada Sünni tercihi yaparsa iç dengeleri bozulur, çünkü nüfusunun önemli bölümü Alevi. Türkiye üçüncü yolu seçmeye çalışıyor. Bu çatışmada laiklik önemli, bu olursa sorun olmaz. Başbakan Erdoğan'ın Arap Baharı yaşanan ülkelerde laikliği dile getirmesinin nedeni bu. Ancak aiklik Arapça'ya çevrilince 'dini olmayan, dinsiz' olarak anlaşılıyor. Mısır'da böyle anlaşıldı. Türkiye'nin bundan sonraki politikası denge politikası olacaktır. Taraf olursanız savaşa girersiniz."
"PKK BÖLÜCÜ DEĞİL, BİR DIŞ POLİTİKA ARACI"
Bölgedeki gelişmeler konusunda PKK'nin rolüne de değinen Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, örgütün temel hedefinin Türkiye'yi bölmek olmadığını savundu. PKK'nin içinde 1200 Suriyeli Kürt olduğunu ifade eden Arıboğan, karakol baskını ve diğer büyük saldırıların Suriye etkisindeki bu grup tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. Bu Kürtler'in kendilerine vatandaşlık hakkı bile vermeyen Suriye'ye karşı değil Türkiye'ye karşı terörist eylemler içinde olduğuna dikkat çeken Arıboğan, bu grubun İmralı'daki Abdullah Öcalan'ı dinlemediğini söyledi. PKK'nin saldırılarının arkasındaki amacın Türkiye'yi Irak'a ve mezhep çatışmasına çekmek olduğunu ileri süren Arıboğan, "Örgütün amacı Türkiye'yi bölmek değil, Kürtlerle ilişki kurdurmamak. Bu nedenle PKK bir dış politika aracıdır" diye konuştu.
"HÜKÜMET GENEL AFFI DÜŞÜNÜYOR"
Türkiye'nin bölgesinde Kürtler'le iyi ilişkiler kurmak istediğini hatta PKK içindeki kendi Kürtlerine af çıkarmayı düşündüğünü dile getiren Arıboğan, şöyle devam etti:
"Hükümet'in Ergenekon davasını da kapsayan bir genel af düşüncesi var. Devlet kendi Kürdünü affedecek ancak 1200 Suriyeli Kürdü ne yapacak? Büyük saldırılar Suriye ve İran kaynaklı geliyor. İran, Murat Karayılan'ı yakaladı fakat 'o mu değil mi' tartışması yaşandı. İran 'Kandil benim kontrolümde' diyor. Bahoz Erdal Suriye, Karayılan İran, Abdullah Öcalan Türkiye'de. Türkiye Öcalan'la görüşmesi halinde birçok şeyi halledebilir."